Nitel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.3389/fcomm.2025.1541513Etki ve Vizyon Karşı Karşıya: 2024 Başkanlık Seçimlerinde Trump ve Harris'in Liderlik Retoriklerinin Eleştirel Söylem Analizi
Siyasi söylem çalışmaları, modern demokrasilerde liderlerin seçmen davranışlarını nasıl şekillendirdiğini ve iktidar ilişkilerini nasıl kurduğunu inceleyen dinamik bir alandır. Özellikle ABD başkanlık seçimleri, küresel politikaları, uluslararası ilişkileri ve sosyo-ekonomik dinamikleri doğrudan etkilemesi bakımından kritik bir öneme sahiptir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Dalia M. Hamed & Naif Alqurashi
- Yayın
- Tarih
- 2025
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Siyasi söylem analizi, demokratik süreçlerde liderlerin kitleleri yönlendirme, güç ilişkilerini meşrulaştırma ve toplumsal gerçeklikleri yeniden inşa etme mekanizmalarını anlamada kritik bir araç sunmaktadır. Özellikle kutuplaşmış toplumsal yapılarda ve ekonomik belirsizlik dönemlerinde gerçekleştirilen seçimler, liderlerin retorik stratejilerinin sınırlarını ve etkililiğini test eden doğal laboratuvarlar niteliğindedir. 2024 ABD Başkanlık Seçimleri, derinleşen sosyo-ekonomik bölünmeler, kurumlara duyulan güvenin erimesi ve enflasyonist baskılar altında gerçekleşmiştir. Alan yazında, bu tür kriz dönemlerinde popülist ve doğrudan hitap şekillerinin mi yoksa kurumsal ve ilerici vizyonların mı seçmen üzerinde daha konsolide edici bir güç oluşturduğu sorusu tartışılmaktadır. Bu çalışma, söz konusu tartışmayı Donald Trump ve Kamala Harris'in kampanya retorikleri üzerinden ele alarak, dil ile iktidar arasındaki etkileşimi derinlemesine analiz etmeyi hedeflemektedir.
Araştırma, her iki adayın seçim sürecinde gerçekleştirdiği beşer adet olmak üzere toplam on adet kritik kampanya konuşmasını ampirik veri seti olarak belirlemiştir. Bu metinlerin analiz edilmesinde, dil ile toplumsal yapılar arasındaki diyalektik ilişkiyi ortaya koyan Norman Fairclough'un üç boyutlu Eleştirel Söylem Analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma tasarımı kapsamında adımlanan metinsel analiz aşamasında adayların sözcük seçimleri, metaforları ve anaphora gibi retorik araçları incelenmiştir. İkinci boyut olan söylemsel pratikler aşamasında metinlerin nasıl üretildiği, çerçevelendiği ve kitleler tarafından nasıl tüketildiği tartışılmıştır. Son aşamada ise sosyal pratikler boyutuyla söylemler; post-pandemi dönemi ekonomik krizler, göç dalgaları ve Amerikan muhafazakarlığı ile ilericiliği gibi makro düzeydeki sosyo-politik bağlamla ilişkilendirilerek yorumlanmıştır.
Yürütülen çözümlemeler sonuçunda Donald Trump'ın 'Etki Liderliği' olarak adlandırılan söylem modelinin, basit dilsel yapılar, aciliyet hissi ve doğrudan duygu uyandıran retorik araçlarla örüldüğü tespit edilmiştir. Trump, özellikle göçmen krizi ve ekonomik durgunluğu varoluşsal bir tehdit olarak çerçevelemekte, savaş metaforları ve dinsel göndermeler aracılığıyla kendisini 'koruyucu ve kurtarıcı' bir lider olarak konumlandırmaktadır. Öte yandan Kamala Harris'in 'Vizyöner İlericilik' olarak tanımlanan söylemi ise sosyal adalet, kurumsal reform ve kapsayıcılık temalarını ön plana çıkarmaktadır. Ancak Harris'in entelektüel derinliği yüksek, detaylı politika önerilerine dayanan ve soyut demokratik değerlere atıf yapan dilsel tercihleri, geniş seçmen kitlelerinde acil eyleme geçme motivasyonu yaratmakta yetersiz kalmıştır. Bu durum, Trump'ın somut kriz anlatısının Harris'in soyut gelecek vaatlerine kıyasla seçmen nezdinde daha güçlü bir mobilizasyon sağladığını göstermektedir.
Çalışma, siyasi iletişim ve eleştirel söylem analizi literatürüne ampirik ve kuramsal düzeyde önemli katkılar sunmaktadır. Liderlerin dilsel seçimlerinin sadece ideolojik konumları yansıtmadığını, aynı zamanda kriz anlarında seçmen kaygılarını manipüle ederek politik iktidarı nasıl yeniden ürettiğini net bir biçimde örneklemektedir. Araştırma, modern demokrasilerde kurumsal ve rasyonel dilin, duygusal ve kriz odaklı popülist söylem karşısında yaşadığı etkililik krizine ışık tutmaktadır. Türk araştırmacılar için bu çalışma, seçim kampanyaları analizi, liderlik retorikleri ve karşılaştırmalı siyaset araştırmalarında ESA yönteminin nasıl operasyonelleştirileceğine dair somut bir metodolojik kılavuz niteliği taşımaktadır. Özellikle kriz dönemlerindeki seçmen davranışlarını anlamlandırmada, dilbilimsel veriler ile makro toplumsal bağlamı bütünleştiren bu yaklaşım, gelecekteki yerel ve küresel akademik tezler için güçlü bir referans noktası sunmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın temel amacı, 2024 Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçimleri sürecinde Donald Trump ve Kamala Harris'in gerçekleştirdikleri kampanya konuşmalarını Norman Fairclough'un üç boyutlu Eleştirel Söylem Analizi modeli çerçevesinde inceleyerek, her iki adayın liderlik retoriklerini ve bu retoriklerin seçmenleri harekete geçirme ve toplumsal dinamikleri yansıtma potansiyellerini karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktır(Hamed & Alqurashi, 2025).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu araştırma, Norman Fairclough'un üç boyutlu Eleştirel Söylem Analizi modelini benimseyerek, 2024 ABD başkanlık seçimlerindeki adayların metinsel, söylemsel ve sosyal pratiklerini nitel bir yaklaşımla çözümler(Hamed & Alqurashi, 2025).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal temelini, Norman Fairclough'un 1992 yılında geliştirdiği üç boyutlu Eleştirel Söylem Analizi (CDA) modeli oluşturmaktadır. Bu model; dilsel özellikleri kapsayan 'metinsel analiz' (textual analysis), metinlerin üretimi, dağıtımı ve tüketimini ele alan 'söylemsel pratikler' (discursive practices) ve söylemi daha geniş toplumsal, ekonomik ve politik yapılarla ilişkilendiren 'sosyal pratikler' (social practices) boyutlarını entegre ederek, dilin ideolojik yapılarla ve güç ilişkileriyle olan etkileşimini çok boyutlu bir şekilde çözümlemeye olanak tanımaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, siyasi söylem analizi ve kampanya iletişimi literatüründe yer alan önemli çalışmaları ele almaktadır. Bu kapsamda, Fowler'ın eleştirel dilbilim çalışmaları, Van Dijk'ın sosyo-bilişsel söylem analizleri, Wodak'ın söylem-tarihsel yaklaşımı ve Fairclough'un sosyo-kültürel söylem modeli temel alınmıştır. Ayrıca ABD başkanlık seçimlerindeki ulusal kimlik inşası (Beasley, 2004), popülist söylem tarzı (Bonikowski ve Gidron, 2016), siyasi kriz inşası (Edelman, 1988) ve seçim kampanyalarındaki retorik stratejilere yönelik güncel ampirik çalışmalar (Schubert, 2021; Halomoan, 2024) sentezlenerek literatürdeki boşluk doldurulmaya çalışılmıştır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 2024 Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçimleri sürecinde her iki adayın gerçekleştirdiği resmi kampanya ve kongre konuşmaları, röportajlar ve yenilgi ile zafer konuşmaları.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Donald Trump ve Kamala Harris'in Temmuz-Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdikleri ve çevrimiçi medya platformlarından derlenen toplam 10 adet kritik kampanya konuşması.
- Veri toplama süreci
- Çevrimiçi medya organları, resmi kampanya arşivleri ve konuşma deşifrelerinden elde edilen metinsel verilerin manuel olarak derlenmesi ve kaydedilmesi.
- Veri analiz yöntemi
- Metinlerin Norman Fairclough'un üç boyutlu modeli (metinsel analiz, söylemsel pratikler ve toplumsal pratikler) doğrultusunda nitel ve eleştirel söylem analizine tabi tutulması.
Araştırmanın Bulguları
Donald Trump'ın 'Etki Liderliği' yaklaşımı, karmaşık sosyo-ekonomik krizleri basitleştirerek, korku ve umut ögelerini harmanlayan son derece etkili, doğrudan ve duygusal bir retorik kullanmaktadır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Kamala Harris'in 'Vizyöner Progresivizm' söylemi kapsayıcılık, sistemik reform ve ahlaki değerlere odaklanarak ilerici seçmen grubunda karşılık bulsa da, geniş kitleleri harekete geçirecek aciliyet duygusundan yoksundur(Hamed & Alqurashi, 2025).
Donald Trump, söylemlerinde göçmenlik konusunu ve ekonomik dalgalanmaları varoluşsal tehditler olarak çerçevelemekte, böylece seçmen nezdinde güçlü bir kurtarıcı ve koruyucu imajı yaratmaktadır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Kamala Harris'in kullandığı politika odaklı, teknik ve detaylı dil, somut ekonomik krizlerle mücadele eden ve hızlı çözümler arayan kararsız seçmenler üzerinde soyut ve mesafeli bir etki bırakmıştır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Seçim sürecinde Donald Trump'ın geliştirdiği söylem stratejileri, seçmenlerin derinleşen ekonomik güvensizlik ve kültürel kutuplaşma endişelerini doğrudan hedef alarak pratik ve hızlı çözümler vaat etmiştir. Yazar, bu doğrudan ve aciliyet odaklı söylemin, kitleleri duygusal düzeyde yakalamada yüksek bir güce sahip olduğunu belirtmektedir.
Buna karşın Kamala Harris'in söylem yapısı, demokratik değerlerin korunması, kapsayıcılık ve kurumsal reformlar gibi soyut kavramlar üzerine inşa edilmiştir. Yazar, bu yaklaşımın entelektüel düzeyde güçlü bir ilerici taban oluşturmasına rağmen, gündelik geçim sıkıntılarıyla boğuşan kararsız seçmenleri harekete geçirecek somut bir karşılık üretemediğini açıklamaktadır.
Literatürle kurulan ilişkide, bu durum klasik politik iletişim kuramları ve söylem analizlerindeki kriz çerçevelemesi olgusuyla ilişkilendirilmektedir. Araştırma, seçmen davranışlarının rasyonel politika metinlerinden ziyade, duygusal rezonans ve güvenliği odağa alan tehdit odaklı anlatılar vasıtasıyla şekillendiğini göstermektedir.
Sonuç olarak çalışma, derin sosyo-ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde basit, net ve kutuplaştırıcı anlatıların, çok yönlü ve teknik çözüm önerilerine kıyasla daha geniş kitleleri mobilize edebildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, kriz zamanlarında liderlik iletişiminin başarısında retorik pratiklerin hayati önemini kanıtlamaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Bu çalışma, Bonikowski ve Gidron'un popülizmi erdemli halk ile yozlaşmış seçkinler arasındaki mücadele olarak tanımlayan yaklaşımıyla uyumlu bir şekilde, Trump'ın söylemindeki halkın sesi olma iddiasını doğrulamaktadır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Araştırma, Fairclough'un eleştirel söylem analizi yaklaşımını kullanarak, siyasi dilin sadece mevcut güç ilişkilerini yansıtmakla kalmayıp, derin bir kutuplaşma ortamında toplumsal gerçekliği nasıl inşa ettiğini ortaya koymaktadır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Araştırmacılar, 2024 ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ın 'Etki Liderliği' adını verdikleri basit, aciliyet hissi yüksek ve korku ile umudu harmanlayan retoriğinin, Kamala Harris'in uzun vadeli reformlara ve kapsayıcılığa odaklanan soyut 'Vizyöner Progresivizm' yaklaşımına kıyasla, ekonomik istikrarsızlık ve sosyal kutuplaşma dönemindeki seçmen kaygılarını adreslemede çok daha başarılı olduğunu ve bu durumun Trump'a belirgin bir seçim zaferi kazandırdığını sonuçuna varmaktadır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu makale, modern siyaset biliminde ve iletişim çalışmalarında liderlik retoriklerinin kriz dönemlerinde nasıl araçsallaştırıldığını gösteren somut bir örnek olay analizi işlevi görmektedir. Trump ve Harris'in söylemlerini karşılaştırarak, popülist ve doğrudan anlatıların, kurumsal ve sistemik reform odaklı söylemlere karşı neden ve nasıl daha hızlı ve kitlesel bir mobilize edici etki yarattığını kuramsal düzeyde tartışmaktadır. Çalışma, özellikle derin ekonomik belirsizlik anlarında seçmenlerin teknik analizlerden ziyade duygusal rezonansa ve koruyucu lider figürlerine yönelme eğilimini dilsel kanıtlarla doğrulamaktadır.
Çalışma, Norman Fairclough'un üç boyutlu eleştirel söylem analizi geleneğini ve Teun van Dijk'in ideolojik kutuplaşma (biz ve onlar) kuramlarını doğrudan devralmaktadır. Önceki çalışmaların Amerikan başkanlık seçimlerindeki dil kullanımına dair kurduğu teorik zemini genişleterek, 2024 yılındaki en güncel siyasi gelişmeleri bu modeller çerçevesinde yeniden değerlendirmektedir. Klasik popülizm literatüründeki halk ve elit çatışması tezlerini, Trump'ın medya, kurumlar ve rakipler karşısında kendisini konumlandırma biçimiyle ilişkilendirerek ampirik düzeyde desteklemekte ve literatüre katkı sağlamaktadır.
Siyasi iletişim ve eleştirel dilbilim alanlarında yapılacak sistematik literatür taramaları için bu makale, kriz dönemlerinde yürütülen liderlik kampanyalarının karşılaştırmalı analizi açısından zengin bir kaynak sunmaktadır. Özellikle iki farklı ideolojik kampın (Cumhuriyetçi ve Demokrat) kampanya stratejilerini dilbilgisel ve söylemsel düzeyde karşılaştıran metodolojik yaklaşımı, gelecekteki araştırmalara rehberlik edecek niteliktedir. Çalışma, kriz çerçevelemesinin ve duygusal hitabetin seçmen tercihleri üzerindeki belirleyici gücüne odaklanan yeni bir perspektif ekleyerek ilgili literatür sentezlerini güçlendirmektedir.
Kaynakça
- Bonikowski, B., Gidron, N. (2016). The populist style in American politics: presidential campaign discourse, 1952–1996. Social Forces, 94(4), 1593–1621. https://doi.org/10.1093/sf/sov120
- Fairclough, N. (1992a). Discourse and social change. Polity.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Kriz dönemlerinde yürütülen seçim kampanyalarında popülist liderler, karmaşık ekonomik sorunları basitleştirerek aciliyet hissi uyandıran söylemlere ağırlık vermektedir.
Seçmen davranışlarını etkilemede kriz çerçevelemesinin ve tehdit odaklı anlatıların rasyonel politikalara göre daha başarılı olduğunu kanıtlamak için bu çalışmanın Trump analizi bulgularına atıf yapılacaktır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Türkiye Yerel Seçimlerinde Liderlerin Kriz Çerçeveleme Stratejileri: Karşılaştırmalı Bir Söylem Analizi
- Araştırma sorusu
- Türkiye'deki iktidar ve muhalefet liderleri ekonomik kriz dönemlerinde seçmen kaygılarını yönetmek için hangi söylemsel ve retoriksel stratejilere başvurmaktadır?
- Yöntem taslağı
- İktidar ve muhalefet liderlerinin son yerel seçimlerdeki en çok izlenen miting konuşmaları korpusa dahil edilecektir. Veri doygunluğuna ulaşana kadar analiz edilecek bu metinler, Fairclough'un üç boyutlu eleştirel söylem analizi modeline göre nitel içerik analizi yaklaşımıyla çözümlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin Trump'ın ekonomik krizleri ve göç konusunu varoluşsal bir tehdit olarak sunarak seçmen nezdinde kurtarıcı rolü üstlenmesi bulgusundan ve bu süreçte uygulanan Fairclough metodolojisinden türetilmiştir(Hamed & Alqurashi, 2025).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Siyasi adayların hitabetinde kullanılan ahlaki ve kapsayıcı dil, belirli bir ilerici tabanda güçlü karşılık bulsa da geniş kitleleri mobilize etme potansiyeli sınırlı kalabilmektedir.
Kamala Harris'in vizyöner progresivizm olarak adlandırılan söylemsel modelinin sınırlarını ve seçmen mobilizasyonundaki zayıf yönlerini açıklamak üzere bu kaynaktan yararlanılacaktır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Kadın Siyasetçilerin Liderlik Söyleminde Kapsayıcılık ve Aciliyet Dengesi: Nitel Bir İnceleme
- Araştırma sorusu
- Kadın liderler, kapsayıcı ve vizyöner politikaları savunurken aynı zamanda kitleleri harekete geçirecek aciliyet ve kararlılık algısını dillerinde nasıl inşa etmektedir?
- Yöntem taslağı
- Farklı ülkelerdeki üç kadın başbakanın kriz anlarındaki ulusa sesleniş konuşmaları nitel olarak incelenecektir. Örneklem büyüklüğü söylem çeşitliliğinde doygunluğa ulaşılması esasına göre belirlenecek olup, dilbilgisel modalite ve metafor analizleri kullanılarak çözümlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Harris'in vizyöner ve kapsayıcı dilinin geniş kitleleri harekete geçirecek aciliyet duygusundan yoksun olması sınırlılığından ve makalede önerilen gelecek araştırma yönelimlerinden türetilmiştir(Hamed & Alqurashi, 2025).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Metin, söylem pratikleri ve toplumsal pratikler arasındaki diyalektik ilişki, politik analizlerde ideolojilerin nasıl yeniden üretildiğini gösterir.
Araştırmanın eleştirel söylem analizi metodolojisini kendi çalışmamızın tartışma bölümünde kuramsal olarak temellendirmek amacıyla Fairclough modelinin entegrasyonu savunulacaktır(Hamed & Alqurashi, 2025).
Sosyal Medyadaki Siyasi Retorik ve Seçmen Alımlaması Arasındaki İlinti: Bir Karma Desen Çalışması
- Araştırma sorusu
- Sosyal medyadaki popülist ve doğrudan liderlik paylaşımları, kurumsal reform odaklı paylaşımlara kıyasla seçmenlerin duygusal rezonans ve güven algısını nasıl etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Karma yöntem tasarımında, önce liderlerin sosyal medya gönderileri eleştirel söylem analizine tabi tutulacak, ardından seçmen algısını ölçmek üzere örneklem büyüklüğü güç analiziyle belirlenecek katılımcılarla anket ve yarı yapılandırılmış odak grup görüşmeleri yürütülecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede Trump'ın basit ve doğrudan anlatılarının, Harris'in teknik ve politika odaklı söylemine göre seçmende daha hızlı ve güçlü duygusal rezonans yaratması analizine dayanmaktadır(Hamed & Alqurashi, 2025).