COVID-19 küresel salgını, eğitim-öğretim süreçlerinin fiziksel mekânlardan dijital ortamlara kaymasını hızlandırmış ve insanlığın yüz yüze olmayan iletişim biçimlerini benimsemesini zorunlu kılmıştır. Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, yapay zeka, blokzincir ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerdeki hızlı gelişmeler, fiziksel dünya ile sanal dünya arasındaki sınırları eriten 3 boyutlu dijital evrenler olarak metaverse kavramını gündeme taşımıştır. Eğitim teknolojileri alanında mevcut literatür, metaverse altyapısını oluşturan teknolojileri çoğunlukla birbirinden bağımsız ve münferit araçlar olarak ele almış; eğitimciler ile araştırmacılar için bütüncül bir kavramsal zemin, eğitsel mimari ve uygulama çerçevesi sunmakta yetersiz kalmıştır. Bu çalışma, eğitimde metaverse dönüşümünün teorik temellerini ve pratik bileşenlerini açıklığa kavuşturarak söz konusu alan boşluğunu doldurmayı hedeflemektedir.
Derleme niteliği taşıyan bu araştırmada, metaverse ve eğitim teknolojileri alanındaki güncel ve temsil niteliği yüksek yayınlar sistematik bir bakış açısıyla incelenmiştir. Yazarlar, metaverse kavramının tarihsel kökeninden yola çıkarak eğitimde metaverse ifadesini, sanal ve gerçek eğitim ortamı ögelerinin birleştiği, metaverse teknolojileriyle güçlendirilmiş 3 boyutlu bir öğrenme çevresi olarak tanımlamıştır. Oluşturulan kavramsal çerçevede altyapı teknolojileri; yüksek hızlı iletişim ağları (5G/6G), hesaplama teknolojileri (bulut/uç hesaplama), veri analitik araçları (yapay zeka, veri madenciliği), modelleme ve işleme yazılımları (dijital ikizler, XR), etkileşim donanımları ve kimlik doğrulama sistemleri (blokzincir) olarak altı temel katmanda çözümlenmiştir. Gerçek dünya ile metaverse dünyası arasındaki köprü ise akıllı giyilebilir cihazlar, özelleştirilebilir avatarlar, akıllı NPC eğiticiler/akranlar, sanal öğrenme sahneleri, etkileşimli öğrenme kaynakları, öğrenme günlükleri, öğrenme analitiği ve blokzincir tabanlı doğrulama bileşenleriyle modellenmiştir.
Çalışmanın sunduğu tipolojik karşılaştırma bulguları, metaverse tabanlı öğrenmenin geleneksel yüz yüze öğrenimden ve ekran tabanlı video konferans sistemlerinden belirgin biçimde ayrıldığını göstermektedir. Metaverse ortamında öğrenenler zaman ve mekân sınırlaması olmaksızın derslere katılabilmekte, kendi dinamik ve kişiselleştirilmiş avatarlarıyla varlık göstermektedir. Etkileşim boyutu incelendiğinde, öğrenenlerin yalnızca gerçek öğretmen ve akranların avatarlarıyla değil, yapay zeka destekli akıllı NPC öğretmen ve akranlarla da çoklu duyusal ve somutlaştırılmış etkileşime girebildiği saptanmıştır. Müfredat ve öğrenme hedefleri açısından değerlendirildiğinde; geleneksel ve ekran tabanlı uzaktan eğitim öncelikle hatırlama ve anlama gibi alt düzey bilişsel becerilere odaklanırken, metaverse ortamının sunduğu senaryo tabanlı, işbirlikli ve yaratıcı görevlerin üst düzey bilişsel becerilerin (analiz etme, değerlendirme ve yaratma) gelişimini kolaylaştırdığı ortaya konmuştur. Ayrıca karma öğrenme, sanal deneyler, dil öğrenimi, yeterliliğe dayalı eğitim ve kapsayıcı eğitim olmak üzere beş temel uygulama alanı detaylandırılmıştır.
Tartışma ve sonuç bölümünde yazarlar, eğitimde metaverse kullanımının getirdiği teknolojik imkânların yanı sıra birtakım kritik risk ve zorlukları barındırdığına dikkat çekmektedir. Giyilebilir cihazların yol açabileceği siber hastalık ve görsel rahatsızlıklar, yüksek donanım maliyetleri, veri güvenliği ve gizlilik ihlalleri, etik ve ahlaki sorunlar, bağımlılık riski ile kimlik karmaşası temel engeller olarak özetlenmektedir. Bu doğrultuda çalışma, gelecekte yürütülecek tez ve makale araştırmaları için pedagojik modellerin geliştirilmesi, tutum ve algıların incelenmesi, bilişsel ve bilişsel olmayan etkilerin deneysel sınanması, farklı ortamların öğrenme etkililiği bakımından karşılaştırılması ve blokzincir tabanlı değerlendirme çerçevelerinin kurulması gibi kapsayıcı araştırma yönelimleri önermektedir. Sonuç olarak bu yayın, Türk eğitim teknolojisi araştırmacıları için literatür taraması aşamasında metaverse alanının teorik altyapısını doğrulanabilir kanıtlarla sunan nitelikli bir rehber işlevi görmektedir.