---
type: "Akademik Makale Analizi"
title: "Preeklampsi Öyküsü ve Lohusalık Döneminde Serebrovasküler Hastalık ile Bilişsel Bozukluk Riski: Olası Mekanizmalar"
description: "Gebelikte ortaya çıkan preeklampsi, eklampsi ve gestasyonel hipertansiyon gibi hipertansif bozukluklar, anne ve fetüs mortalitesinin ana nedenleri arasındadır. Son yıllarda yapılan klinik ve epidemiyolojik araştırmalar, gebelikte yaşanan hipertansif süreçlerin yalnızca doğum anıyla sınırlı kalmayıp,"
resource: "https://makaleanalizi.com/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/preeklampsi-oykusu-ve-lohusalik-doneminde-serebrovaskuler-hastalik-ile-bilissel-bozukluk-riski-olasi-mekanizmalar"
doi: "10.3389/fphys.2023.1141002"
authors: ["Ashtin G. Beckett", "Mia D. McFadden", "Junie P. Warrington"]
citation: "Beckett, A. G., McFadden, M. D., Warrington, J. P. (2023). Preeclampsia history and postpartum risk of cerebrovascular disease and cognitive impairment: Potential mechanisms. Frontiers in Physiology, 14, 1141002-1141002. https://doi.org/10.3389/fphys.2023.1141002"
publicationType: "narrative-review"
discipline: "Sağlık Bilimleri"
subDiscipline: "Klinik ve Halk Sağlığı"
evidenceCount: 11
tags: ["preeklampsi", "inme", "ak madde lezyonları", "postpartum", "vasküler demans", "Alzheimer hastalığı", "kan-beyin bariyeri"]
timestamp: "2026-08-21T14:13:33.624Z"
---

# Preeklampsi Öyküsü ve Lohusalık Döneminde Serebrovasküler Hastalık ile Bilişsel Bozukluk Riski: Olası Mekanizmalar

Özgün başlık: Preeclampsia history and postpartum risk of cerebrovascular disease and cognitive impairment: Potential mechanisms
DOI: https://doi.org/10.3389/fphys.2023.1141002
Künye (APA 7): Beckett, A. G., McFadden, M. D., Warrington, J. P. (2023). Preeclampsia history and postpartum risk of cerebrovascular disease and cognitive impairment: Potential mechanisms. Frontiers in Physiology, 14, 1141002-1141002. https://doi.org/10.3389/fphys.2023.1141002

Bilim alanı: [Sağlık Bilimleri](/okf/saglik-bilimleri/index.md) › Klinik ve Halk Sağlığı

# Alan bağlamı

Gebelikte ortaya çıkan preeklampsi, eklampsi ve gestasyonel hipertansiyon gibi hipertansif bozukluklar, anne ve fetüs mortalitesinin ana nedenleri arasındadır. Son yıllarda yapılan klinik ve epidemiyolojik araştırmalar, gebelikte yaşanan hipertansif süreçlerin yalnızca doğum anıyla sınırlı kalmayıp, lohusalık dönemi ve kadının ilerleyen yaşamında inme, ak madde lezyonları, vasküler demans ve bilişsel bozukluklar gibi uzun vadeli serebrovasküler komplikasyon riskini belirgin biçimde artırdığını göstermektedir. Ancak bu kalıcı hasarların altındaki hücresel, vasküler ve nöroinflamatuar mekanizmalar henüz tam olarak aydınlatılamamıştır.

# Akademik özet

Gebelik hipertansiyonu ve preeklampsi, maternal ve fetal morbiditenin başlıca nedenleri arasında yer almakta olup son yirmi yılda preeklampsi teşhisinde belirgin bir artış gözlenmiştir. Preeklampsi, gebeliğin 20. haftasından sonra yeni başlayan hipertansiyon ile birlikte böbrek, karacığer, akciğer ve beyin gibi birden fazla organı etkileyen sistemik bir tablodur. Klinik uygulamada antikoagülan ve profilaktik aspirin kullanımı yaygın olsa da plasenta ve fetüsün erken doğurtulması temel müdahale yöntemi olmayı sürdürmektedir. Gebelik esnasında yaşanan baş ağrısı, görsel bozukluklar ve serebral ödem gibi akut nörolojik belirtiler hastaların önemli bir kısmında görülmekte, ölümlerin yaklaşık %40'ı inme gibi serebrovasküler olaylardan kaynaklanmaktadır.

Gebelikteki klinik müdahalelerin ve plasentanın çıkartılmasının hastalığı tamamen sonlandırdığı yönündeki geleneksel görüş, son yıllarda yapılan uzun süreli izlem çalışmalarıyla geçerliliğini yitirmiştir. Derlemede incelenen epidemiyolojik ve klinik veriler, preeklampsi öyküsü olan kadınların doğum sonrası lohusalık ve ileri yaş dönemlerinde hemorajik ve iskemik inme geçirme olasılıklarının sağlıklı gebelik geçiren kadınlara kıyasla iki ila dört kat arttığını göstermektedir. Ayrıca, bu hastaların manyetik rezonans görüntülemelerinde doğumdan aylar ve yıllar sonra dahi frontal lob ağırlıklı ak madde lezyonlarına ve beyin hacminde küçülmelere rastlanmaktadır. Bilişsel değerlendirmelerde ise işlemleme hızında yavaşlama, dikkat dağınıklığı ve çalışma belleğinde belirgin gerilemeler saptanmaktadır.

Preeklampsi sonrasında gözlenen kalıcı nörolojik ve bilişsel bozuklukların patofizyolojik temelinde, kan-beyin bariyerinin endotel hasarı nedeniyle geçirgenleşmesi ve nöroinflamatuar süreçler yatmaktadır. Gebelik sırasındaki yüksek kan basıncı dalgalanmaları serebral mikrovasküler yapıya basınç ileterek kan-beyin bariyeri bütünlüğünü bozmakta; plazma proteinlerinin ve inflamatuar sitokinlerin beyin parankimine sızmasına yol açmaktadır. Preklinik hayvan modellerinde (RUPP ve Dahl-SS sıçan modelleri) yapılan araştırmalar, gebelik bittikten ve kan basıncı normale döndükten sonra bile mezenterik ve serebral damarlarda vasküler disfonksiyonun, pial mikroglia/makrofaj aktivasyonunun ve posterior kortikal ödemin devam ettiğini kanıtlamaktadır.

Sonuç olarak, preeklampsi yalnızca gebeliğe özgü geçici bir metabolik bozukluk değil, kadının yaşam boyu serebrovasküler ve nörodejeneratif hastalıklara yatkınlığını artıran kronik bir vasküler risk faktörüdür. Gebelik sırasında oluşan posterior serebral hasarların lohusalıkta frontal lob odaklı ak madde lezyonlarına dönüşmesi, anterior ve posterior damar yapılarının anatomik remodeling farklarıyla açıklanmaktadır. İleride yapılacak araştırmalar, lohusalık döneminde kan-beyin bariyerini koruyucu ve inflamasyonu sınırlayıcı spesifik terapötik hedeflerin geliştirilmesine ve preeklampsi öyküsü olan kadınların uzun vadeli serebrovasküler takibine odaklanmalıdır.

# Araştırmanın amacı

Bu derlemenin amacı, gebelikte hipertansif bozukluk veya preeklampsi öyküsü bulunan kadınlarda erken ve geç lohusalık dönemlerinde gelişen serebrovasküler ve bilişsel değişimleri klinik, epidemiyolojik ve preklinik çalışmalar ışığında değerlendirmek ve bu patolojilerin arkasındaki patofizyolojik mekanizmaları ortaya koymaktır.

# Yöntem ve tasarım

Çalışma, preeklampsi ve diğer gebelik hipertansiyonu öyküsünün doğum sonrası dönemde yol açtığı serebrovasküler ve bilişsel bozuklukları inceleyen narratif literatür derlemesidir. Çalışmada klinik, epidemiyolojik ve preklinik hayvan modeli araştırmaları sentezlenerek patofizyolojik mekanizmalar açıklanmaktadır.

# Bulgular ve önermeler

1. Preeklampsi öyküsü olan kadınlar, normotansif gebelik geçirenlere kıyasla doğum sonrası ve ilerleyen yaşam dönemlerinde hemorajik ve iskemik inme açısından iki ila dört kat daha yüksek risk taşımaktadır; özellikle eklampsi intraparenkimal kanamaların en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.
2. Doğum sonrası dönemde preeklampsi öykülü kadınlarda saptanan serebral ak madde lezyonları ağırlıklı olarak frontal lobda yoğunlaşırken, gebelik esnasındaki nörolojik ve radyolojik bulgular çoğunlukla oksipital ve parietal bölgelerde ortaya çıkmaktadır.
3. Preeklampsi sırasındaki akut kan basıncı artışları ve sistemik inflamasyon, kan-beyin bariyerinin geçirgenliğini artırarak plazma bileşenlerinin beyin parankimine sızmasına, nöroinflamasyona ve uzun vadeli vasküler ile nöronal hasara yol açmaktadır.
4. Preklinik plasental iskemi ve spontan hipertansif kemirgen modellerinde, doğum sonrası dönemde kan basıncı normale dönse bile mikrovasküler disfonksiyon, serebral ödem ve nöroinflamasyon belirtilerinin kalıcı olarak devam ettiği gösterilmiştir.

# Yazarın tartışması

Preeklampsi ve eklampsi öyküsü bulunan kadınlarda doğum sonrası erken ve geç dönemlerde vasküler disfonksiyon, ak madde lezyonları ve bilişsel gerileme riski artmaktadır. Klinik ve epidemiyolojik kanıtlar, gebelikte yaşanan kan basıncı artışının ve sistemik inflamasyonun doğum sonrasında da devam eden subklinik serebrovasküler hasara zemin hazırladığını açıkça göstermektedir.

Yazarlar bu patolojinin arkasındaki temel mekanizma olarak kan-beyin bariyeri bütünlüğünün bozulmasını ve nöroinflamasyonu öne sürmektedir. Gebelik sırasındaki basınç dalgalanmaları ve sirküle eden anti-anjiyojenik ile pro-inflamatuar faktörler, mikrodamar yapısını zayıflatmakta; sızan plazma bileşenleri ise nöronal hasarı ve frontal lobda ak madde lezyonlarının oluşumunu tetiklemektedir.

Literatürdeki önceki çalışmalarla kurulan ilişkilerde, gebelik esnasındaki nörolojik lezyonların posterior bölgede yoğunlaşmasına karşın doğum sonrasında frontal bölgede ak madde lezyonlarının görülmesi anterior ve posterior serebral damarların yapısal farklarıyla açıklanmaktadır. Ayrıca Postma (2014) ve Soma-Pillay (2017) çalışmalarına atıfla, lezyonların yıllar boyu kalıcılık gösterdiği vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak çalışma, gebelikte plasentanın çıkarılmasıyla hastalığın tamamen iyileşmediğini, aksine gebeliğin bir stresör görevi görerek ikinci bir darbe modeliyle yaşlılıkta inme ve vasküler demans riskini artırdığını vurgulamaktadır. Bu durum, preeklampsi öykülü hastaların uzun dönemli kardiyovasküler ve nörolojik takip protokollerine dahil edilmesi gerektiğini göstermektedir.

# Yazarın sonucu

Plasenta ve fetüsün doğurtulmasının preeklampsinin kesin tedavisi olduğu yönündeki geleneksel anlayışın aksine, epidemiyolojik ve klinik bulgular preeklampsi öyküsünün yaşamın ilerleyen dönemlerinde inme, ak madde lezyonları, bilişsel bozulma ve vasküler demans gibi uzun vadeli nörolojik bozukluk riskini belirgin şekilde artırdığını göstermektedir. Bu nedenle, kalıcı serebrovasküler hasarı önlemeye yönelik uzun süreli takip stratejileri ve patofizyolojik mekanizmaları hedef alan yeni terapötik yaklaşımların geliştirilmesi zorunludur.

# Literatürdeki işlevi

Bu derleme, gebeliğin hipertansif bozukluklarının (preeklampsi ve eklampsi) yalnızca doğum eylemiyle sonlanan geçici bir klinik tablo olmadığını, aksine doğum sonrası erken ve geç dönemlerde kalıcı serebrovasküler ve bilişsel hasarlara zemin hazırlayan sistemik bir patoloji olduğunu literatürde sentezlemektedir. Yazar, klinik vakaları, epidemiyolojik cohort araştırmalarını ve rodent bazlı hayvan modellerini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak kan-beyin bariyeri yıkımı, endotel aktivasyonu ve persistent inflamasyon süreçlerini entegre etmektedir.

Önceki çalışmalarla ilişkisi: Çalışma, önceki literatürde yer alan ve plasentanın doğurtulmasının preeklampsinin nihai tedavisi olduğu yönündeki geleneksel anlayışı doğrudan sörgülamakta ve genişletmektedir. Ak madde lezyonlarının gebelik sırasında posterior bölgede, lohusalıkta ise frontal bölgede yoğunlaşması çelişkisini anterior ve posterior serebral damarların histopatolojik ve yapısal farklarına bağlayarak önceki çalışmalara özgün bir mekanizmatik izah getirmektedir. Ayrıca post-preeklamptik süreçte vasküler reaktivite kaybı ve nöroinflamasyon üzerine kurulu ikincil darbe kuramını pekiştirmektedir.

Literatür taramasına katkısı: Derleme, gebelik hipertansiyonu öyküsü bulunan kadınlarda doğumdan yıllar sonra gelişen inme, vasküler demans, erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı ve dikkat/bellek bozulmalarını tek bir patofizyolojik çatı altında birleştirmektedir. Klinik ve preklinik verilerin karşılaştırmalı analizi sayesinde, doğum sonrası lohusalık döneminde kan basıncı normale dönse dahi devam eden subklinik mikrodamar hasarını ve serebral kan akım hızı artışını literatür taraması yapan araştırmacılara sistematik olarak sunmaktadır.

# Tez ve makale araştırmalarında kullanım

- **Preeklampsi öyküsü olan kadınlar, doğum sonrası dönemde normotansif gebelik geçirenlere kıyasla inme ve uzun vadeli bilişsel bozukluklar açısından anlamlı derecede daha yüksek risk taşımaktadır.** — Tezin literatür taraması bölümünde, preeklampsinin yalnızca anlık bir gebelik komplikasyonu olmadığını, yaşam boyu süren kardiyovasküler ve nörolojik bir risk faktörü olduğunu argümante etmek için doğrudan alıntılanabilir.
- **Gebelikte yaşanan akut kan basıncı artışları kan-beyin bariyeri geçirgenliğini artırarak nöroinflamasyona ve serebral ak madde lezyonlarına zemin hazırlamaktadır.** — Kavramsal çerçeve bölümünde, hipertansif gebeliklerin beyin mikrodamar yapısı ve kan-beyin bariyeri üzerindeki yıkıcı etkilerini açıklayan mekanizmatik modeli desteklemek amacıyla kullanılabilir.
- **Preeklampsi sonrası lohusalık döneminde ortaya çıkan serebral ak madde lezyonları, gebelik esnasındaki posterior yerleşimin aksine ağırlıklı olarak frontal lobda yoğunlaşmaktadır.** — Tartışma bölümünde, klinik veya radyolojik bulguların bölgesel dağılımını tartışırken anterior ve posterior serebral damarların yapısal ve histopatolojik farklarına dikkat çekmek için referans verilebilir.

# Türetilebilir araştırma soruları

- **Preeklampsi tanısı almış lohusaların doğum sonrası 3. ve 12. aylardaki transkraniyal Doppler ultrasonografi parametreleri ile dikkat-bellek performansları normotansif lohusalardan anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?**
  - Desen: Prospektif kohort deseni. Örneklem büyüklüğü %80 güç (power) ve alpha=0.05 düzeyinde güç analizi ile belirlenecek preeklamptik ve normotansif lohusalardan oluşacaktır. Veriler transkraniyal Doppler ultrasonografi ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MoCA) ile toplanacak; tekrarlı ölçümler ANOVA testi ile analiz edilecektir.
  - Gerekçe: Derlemede Giannina ve arkadaşlarına (1997) atıfla, preeklamptik kadınlarda doğum sonrası 6 ve 12. haftalarda serebral damarlarda kan akım hızlarının yüksek seyretmeye devam ettiği ve bu durumun mikrodamar hasarını tetiklediği belirtilmektedir.
- **Gebelikte RUPP prosedürü uygulanan dişi sıçanların doğum sonrası 3. ayda frontal kortekslerindeki mikroglia aktivasyonu ve kan-beyin bariyeri sıkı bağlantı protein düzeyleri sham kontrol grubuna göre nasıl bir değişim göstermektedir?**
  - Desen: Deneysel hayvan modeli deseni. Örneklem boyutu grup başına etki büyüklüğüne göre güç analiziyle tespit edilen dişi Sprague-Dawley sıçanlarından oluşacaktır. Gebeliğin 14. gününde RUPP veya sham ameliyatı uygulanacak; doğum sonrası 3. ayda beyin dokularında Western Blot, immünohistokimya ve Claudin-5/ZO-1 analizi yürütülecektir.
  - Gerekçe: Derlemede Clayton ve diğerlerinin (2018) RUPP rat modelinde doğum sonrası 2. ayda kan basıncı normale dönse bile posterior kortikal ödem ve nöroinflamasyon saptadıkları aktarılmaktadır.
- **Doğum sonrası 1. yılda eklampsi öyküsü olan kadınların beyin MR görüntülemesindeki ak madde lezyon hacimleri ve bölgesel dağılımları, şiddetli preeklampsi geçiren kadınlardan anlamlı şekilde farklılık göstermekte midir?**
  - Desen: Kesitsel karşılaştırmalı klinik araştırma deseni. Örneklem doygunluğu ve istatistiksel güç analizi ile belirlenecek 1. yıl lohusaları dahil edilecektir. 3 Tesla FLAIR MRI sekansları ile toplam lezyon hacmi (mL) ölçülecek ve lobar dağılımlar Mann-Whitney U testi ile karşılaştırılacaktır.
  - Gerekçe: Derlemede Zeeman et al. (2004) ve Bergman et al. (2022) çalışmalarına dayanarak eklampsi sırasındaki nöbetlerin ve bozulmuş serebral otoregülasyonun uzun vadede daha ağır ak madde lezyonlarına ve iskemik hasara yol açabileceği vurgulanmaktadır.

# Kaynak izleri

Her iddia, özgün yayının belirtilen sayfasındaki birebir alıntıya bağlıdır.

| Kanıt | Bölüm | PDF sayfası | Basılı sayfa | Alıntı |
|---|---|---|---|---|
| ev-o-1 | ABSTRACT | 1 | — | Women with a history of hypertensive pregnancy disorders have increased risk of stroke and cognitive impairments later in life. |
| ev-o-2 | 1.1 Preeclampsia is associated with neurological symptoms during pregnancy | 2 | — | In the current review, we focus on cerebrovascular and cognitive changes that occur in the early and late postpartum periods in women with a history of (pre)eclampsia |
| ev-s-1 | 1.2 A history of (pre)eclampsia is associated with increased incidence of stroke | 2 | — | Women with a history of preeclampsia are at higher risk of having a stroke during the non-pregnant, postpartum period, than women with a history of normotensive pregnancies |
| ev-s-2 | 1.6 Conundrum: Why antepartum changes are predominantly posterior cerebral and postpartum changes are predominantly anterior cerebral? | 4 | — | In the postpartum period, white matter lesions tend to occur predominantly in the frontal lobe compared to any other brain region following (pre)eclampsia. |
| ev-s-3 | 1.9 Potential mechanisms contributing to increased risk of cerebrovascular impairments following (pre)eclampsia | 5 | — | Because preeclampsia is a hypertensive disorder, increased blood pressure, especially sudden, acute spikes, results in increased transmission of pressure to the delicate cerebral m |
| ev-s-4 | 1.10 Leveraging pre-clinical studies to uncover underlying mechanisms | 7 | — | In both studies, blood pressure was no longer different between sham controls and rats subjected to RUPP in the postpartum period, demonstrating that persistent hypertension was no |
| ev-s-5 | 2 Conclusion and perspectives | 8 | — | In contrast to what was believed where delivery of the placenta and fetus was a “ cure ” for preeclampsia, emerging epidemiological and clinical studies now show increased risk for |
| ev-l-1 | 1 Introduction | 1 | — | Women with a history of hypertensive pregnancy disorders have increased risk of stroke and cognitive impairments later in life. |
| ev-l-2 | 1 Introduction | 1 | — | Preeclampsia can quickly progress to eclampsia, characterized by new-onset seizures or unexplained coma during pregnancy or early postpartum period. |
| ev-l-3 | 1.6 Conundrum: Why antepartum changes are predominantly posterior cerebral and postpartum changes are predominantly anterior cerebral? | 4 | — | In the postpartum period, white matter lesions tend to occur predominantly in the frontal lobe compared to any other brain region following (pre)eclampsia |
| ev-l-4 | 2 Conclusion and perspectives | 8 | — | emerging epidemiological and clinical studies now show increased risk for long-term neurological disorders after a pregnancy complicated by (pre)eclampsia. |

# İlgili kavramlar

- [Ambulans Sektörü Tarafından Sunulan Halk Sağlığı Müdahaleleri: Bir Kapsam Belirleme İncelemesi](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/ambulans-sektoru-tarafindan-sunulan-halk-sagligi-mudahaleleri-bir-kapsam-belirleme-incelemesi.md)
- [Çocuk ve Ergenlerde Aşırı Kilo ve Obezitenin Önlenmesi ve Yönetimine Yönelik Halk Sağlığı Müdahaleleri: Bir Hızlı Değerlendirme](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/cocuk-ve-ergenlerde-asiri-kilo-ve-obezitenin-onlenmesi-ve-yonetimine-yonelik-halk-sagligi-mudahaleleri-bir-hizli-degerlendirme.md)
- [Kanserle Mücadelede Diyetin Rolü: Birleşik Krallık'ta Kamu Politikalarını ve Klinik Sonuçları Biçimlendirme Potansiyeli](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/kanserle-mucadelede-diyetin-rolu-birlesik-krallikta-kamu-politikalarini-ve-klinik-sonuclari-bicimlendirme-potansiyeli.md)
- [Nijerya'da Ergen Hamileliğiyle İlişkili Faktörler ve Kamu Sağlığı Müdahaleleri: Bir Kapsam Derlemesi](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/nijeryada-ergen-hamileligiyle-iliskili-faktorler-ve-kamu-sagligi-mudahaleleri-bir-kapsam-derlemesi.md)
- [Beslenme ve Bilişsel Sağlık: Yaşam Boyu Bir Yaklaşım ve Kamu Sağlığı Perspektifiyle Literatür İncelemesi](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/beslenme-ve-bilissel-saglik-yasam-boyu-bir-yaklasim-ve-kamu-sagligi-perspektifiyle-literatur-incelemesi.md)
- [Tayvan'da Kemik Metastazı Görülen Melanom Hastalarının Cerrahi Tedavisine İlişkin Nadir Klinik Deneyimler](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/tayvanda-kemik-metastazi-gorulen-melanom-hastalarinin-cerrahi-tedavisine-iliskin-nadir-klinik-deneyimler.md)
- [Güçlü, Şeffaf ve Bilimsel Temelli Beslenme Rehberliğine Doğru: Akdeniz Diyeti Rehberinin Geliştirilmesinden Çıkarılan Dersler](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/guclu-seffaf-ve-bilimsel-temelli-beslenme-rehberligine-dogru-akdeniz-diyeti-rehberinin-gelistirilmesinden-cikarilan-dersler.md)
- [Düşük Anne Sermayesi Kız Çocuklarında Yaşam Öyküsü Ödünleşimlerini Öngörüyor: Olumsuz Sonuçlar Bireylerde Neden Kümelenir?](/okf/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/dusuk-anne-sermayesi-kiz-cocuklarinda-yasam-oykusu-odunlesimlerini-ongoruyor-olumsuz-sonuclar-bireylerde-neden-kumelenir.md)

# Şeffaflık

- Analiz tarihi: 2026-08-21T14:13:33.624Z
- Kanıt sayısı: 11
- Üretim sürümü: makale-analizi-v3.0.0
- Kanonik sayfa: https://makaleanalizi.com/saglik-bilimleri/klinik-ve-halk-sagligi/preeklampsi-oykusu-ve-lohusalik-doneminde-serebrovaskuler-hastalik-ile-bilissel-bozukluk-riski-olasi-mekanizmalar
