Küresel sağlık krizine yol açan SARS-CoV-2 enfeksiyonu, asemptomatik tablodan sepsis ve akut solunum sıkıntısı sendromuna kadar değişen klinik sunumlarıyla tanılama süreçlerini zorlaştırmaktadır. Acil servislerde hastaların risk gruplarına ayrılması ve sınırlı kaynakların etkin dağıtımı için sepsisle ilişkili organ yetmezliği tahmin araçları olan SIRS, qSOFA ve NEWS skorları yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bu skorların COVID-19 vakalarındaki performansı, hastalığın kendine has patofizyolojik süreçleri nedeniyle geleneksel sepsis vakalarından farklılık gösterebilmektedir. Bu durum, acil tıp uzmanlarının hangi skorlama sistemini tarama aracı olarak seçeceği konusunda literatürde somut ve geniş ölçekli kanıtlara ihtiyaç duymasına neden olmaktadır.
Yazarlar, bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla Brezilya'daki en büyük COVID-19 referans merkezlerinden biri olan Sao Paulo Üniversitesi Klinik Hastanesi'nde retrospektif bir kohort çalışması yürütmüştür. Mart ve Ağustos 2020 tarihleri arasında acil servise kabul edilen ve RT-PCR ile COVID-19 tanısı kesinleşmiş 2.473 yetişkin hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Birincil sonlanım noktası hastane içi 30 günlük mortalite olarak belirlenirken; ikincil sonlanımlar yedi gün içindeki yoğun bakım ünitesine yatış ve kültürle doğrulanmış erken bakteriyel enfeksiyon olarak tanımlanmıştır. Skorlama sistemlerinin performans analizi için AUROC değerleri, duyarlılık, özgüllük ve prediktif değerler üzerinden kapsamlı istatistiksel modellemeler uygulanmıştır.
Araştırma bulguları, her üç skorlama sisteminin de prognostik performansının COVID-19 bağlamında düşük kaldığını göstermiştir. Mortalite öngörüsünde AUROC değerleri SIRS için 0.58, qSOFA için 0.55 ve NEWS için 0.56 olarak saptanmıştır. Bununla birlikte, NEWS skorunun hastane içi ölüm için 0.851, erken bakteriyel enfeksiyon için 0.851 ve yoğun bakım yatışı için 0.868 gibi yüksek bir duyarlılık sergilediği tespit edilmiştir. Öte yandan NEWS skorunun özgüllüğünün 0.24 gibi oldukça düşük bir seviyede kalması, bu aracın bir dışlama testi olmaktan ziyade bir tarama aracı olarak potansiyel taşıdığını kanıtlamıştır. Ayrıca hastaların yüzde 26'sında erken bakteriyel enfeksiyon görülmesi, vaka ciddiyetinin yüksekliğini ortaya koymuştur.
Sonuç olarak çalışma, SIRS ve qSOFA sistemlerinin ağır COVID-19 vakalarında mortalite ve yoğun bakım ihtiyacını öngörmede yetersiz kaldığını, ancak NEWS skorunun yüksek duyarlılığı sayesinde kritik vakaları atlamamak adına faydalı bir tarama tetikleyicisi olabileceğini savunmaktadır. Yazarlar, COVID-19 hastalarında yüksek skorların her zaman bakteriyel enfeksiyon anlamına gelmediğini vurgulayarak rasyonel antibiyotik kullanımı konusunda uyarıda bulunmaktadır. Bu çalışma, geniş örneklem hacmiyle acil servis triyaj protokollerinin güncellenmesi için önemli bir veri sağlamakta ve özellikle düşük özgüllüğe rağmen NEWS skorunun güvenli bir erken uyarı aracı olarak konumlandırılmasını önermektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, sepsisin tarihsel tanımlarındaki değişim üzerine temellenmektedir. 1991 yılındaki SIRS kriterlerinden Sepsis-3 konsensüsündeki SOFA ve qSOFA modellerine geçiş süreci, çalışmanın kuramsal zeminini oluşturur. Yazarlar, sepsisin konakçının enfeksiyona karşı düzensiz yanıtı sonuçu gelişen organ disfonksiyonu olduğu tanımından hareket ederek, acil servis triyajında kullanılan NEWS gibi erken uyarı skorlarının COVID-19 patolojisindeki geçerliliğini sörgülamaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Literatürde NEWS skorunun SIRS ve qSOFA sistemlerine göre acil servislerde daha üstün performans sergilediğine dair bulgular tartışılmaktadır. Özellikle sepsisin erken yönetiminde antibiyotik uygulama zamanlaması ve antimikrobiyal direnç riskleri arasındaki dengeye odaklanılmaktadır. COVID-19'un viral bir hastalık olması ve antibiyotik endikasyonu taşımaması, mevcut skorların sadece mortalite için değil, bakteriyel ko-enfeksiyon ayrımı için de değerlendirilmesini literatürde bir gereklilik haline getirmistir.