İnsan ömrünün uzamasıyla eş zamanlı olarak artan kronik ve yet yeti kaybına yol açan medeniyet hastalıkları, batı tarzı beslenme ve sedanter yaşam biçiminin bireysel ve toplumsal sağlık üzerindeki olumsuz yükünü artırmaktadır. Yüksek oranda hayvansal gıda ve ultra işlenmiş ürün tüketimine dayalı beslenme modelleri, bir yandan obezite ve tip 2 diyabet gibi metabolik rahatsızlıkları tetiklerken diğer yandan yüksek sera gazı emisyonu, aşırı su kullanımı ve arazi tahribatı yoluyla gezegenin ekolojik dengesini bozmaktadır. Dünya nüfusunun ezici bir çoğunluğunun bir dine mensup olduğu gerçeği karşısında, milyarlarca insan tarafından uygulanan dini oruç ritüelleri, yalnızca ruhsal bir ibadet değil, aynı zamanda bireysel ve çevresel sağlığı dönüştürme potansiyeline sahip kamusal bir sağlık varlığı olarak öne çıkmaktadır.
Bu derleme, Ramazan İslam orucu ve Yunan Hristiyan Ortodoks orucu başta olmak üzere farklı dini oruç modellerinin insan metabolizması, halk sağlığı ve gezegen sağlığı üzerindeki etkilerini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada iki aşamalı bir literatür taraması yöntemi benimsenmiş; PubMed, Web of Science, Cochrane, EBSCOhost ve Scielo veri tabanları üzerinden 27 sistematik derleme ve 53 deneysel/ampirik çalışma incelemeye dahil edilmiştir. İnceleme sürecinde antropometrik ölçümler, kan lipidleri, glukoz homeostazı, karacığer ve böbrek fonksiyon testleri, inflamasyon parametreleri, bağırsak mikrobiyotası değişimi ve çevresel sürdürülebilirlik göstergeleri sistematik biçimde sentezlenmiştir.
Derlenen kanıtlar, Ramazan orucunun sağlıklı bireylerde beden kütlesinde, bel çevresinde, LDL kolesterolde ve açlık kan şekerinde anlamlı düşüşler sağladığını, HDL kolesterolü ise artırdığını göstermektedir. Benzer şekilde, dönemsel bir vejetaryen beslenme modeli sunan Yunan Hristiyan Ortodoks orucunun toplam kolesterol ve LDL düzeylerinde kayda değer azalmalar yarattığı, doymuş yağ ve kalori alımını düşürerek kardiyovasküler koruma sağladığı saptanmıştır. Ayrıca kırmızı et ve alkol tüketiminin kısıtlandığı oruç ritüellerinin, hayvancılık kaynaklı sera gazı emisyonlarını azaltarak ve su kaynaklarını koruyarak gezegen sağlığına doğrudan olumlu katkıda bulunduğu tespit edilmiştir.
Tartışma ve sonuç bölümünde yazarlar, dini oruçların tek başına tıbbi bir tedavi olmadığını ancak halk sağlığı müdahaleleri ve çevre politikalarıyla entegre edilebilecek güçlü bir sosyo-kültürel kaldıraç olduğunu vurgulamaktadır. Dini liderlerin ve inanç temelli kuruluşların beslenme okuryazarlığı ve çevre bilinci konularında sürece dahil edilmesi, hem kronik hastalıkların önlenmesinde hem de sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının kazanılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, literatürde ilk kez bireysel klinik parametreleri küresel çevre sorunlarıyla birleştiren disiplinlerarası bir bakış açısı sunarak gelecek araştırmalar için teorik ve uygulamalı bir zemin hazırlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, bireysel, toplumsal ve ekolojik sağlığı ayrıştırılmış olgular yerine birbiriyle etkileşimli bir bütün olarak ele alan Gezegen Sağlığı (Planetary Health) yaklaşımı ile dini kurum ve pratiklerin kamu yararına kaldırabileceği Dini Sağlık Varlığı (Religious Health Asset) kuramsal çerçevesine dayanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, son otuz yılda dini oruçların lipid profili, glukoz homeostazı, inflamasyon, bağırsak mikrobiyotası, böbrek fonksiyonları, uyku kalitesi ve gebelik sonuçları üzerindeki etkilerini inceleyen 27 sistematik/taramalı derleme ile 53 deneysel/ampirik araştırmayı kapsayan geniş bir literatür birikimini çözümlemektedir.