Anlatı derlemesi incelemesi
DOI: 10.3389/fpubh.2023.1123024Ebola Virüsü Teşhis Yöntemleri: Moleküler Testler, Hızlı Tanı Kitleri ve Ayırıcı Tanı Yaklaşımlarının Derlemesi
Ebola virüsü hastalığı, yüksek ölüm oranları ve insan-insan temasıyla hızlı yayılma potansiyeli nedeniyle küresel halk sağlığı acil durumlarına yol açan ciddi bir filovirüs enfeksiyonudur.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Aurora Bettini et al.
- Yayın
- Frontiers in Public Health
- Tarih
- 2023-02-23
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Ebola virüsü hastalığı, Afrika genelinde yüksek vaka ölüm oranlarıyla seyreden ve zayıf sağlık altyapısına sahip bölgelerde hızla yayılan ölümcül bir filovirüs enfeksiyonudur. Endemik coğrafyalarda BSL-4 seviyesindeki yüksek güvenlikli laboratuvarların kısıtlı olması, şüpheli vakaların doğrulanması için numunelerin uzak merkezi referans laboratuvarlarına taşınmasını zorunlu kılmaktadır. Numune nakli ve test süreçlerindeki zaman kaybı, pozitif vakaların izolasyonunu geciktirmekte ve toplum düzeyinde ikincil bulaş riskini artırmaktadır. Bu bağlamda halk sağlığı literatüründe, merkezi moleküler testlerin tanısal doğruluğu ile saha şartlarında hız sağlayan hasta başı tanı sistemleri arasındaki teknik ve lojistik dengelerin kurulması acil bir araştırma ihtiyacı olarak öne çıkmaktadır.
Derleme çalışmasında yazar ekibi, Ebola virüsü tanısında kullanılan güncel moleküler testleri, hızlı tanı testlerini (RDT) ve ayırıcı tanı platformlarını analitik ve klinik performans ölçütlerine göre değerlendirmiştir. Araştırma kapsamında Zaire, Sudan ve Bundibugyo gibi insanı enfekte eden filovirüs türlerine yönelik geliştirilmiş ticari ve laboratuvar içi (in-house) yöntemler sistematik biçimde ele alınmıştır. Genomik hedefler olarak L geni, NP nükleoproteini, GP glikoproteini ve VP40 matris proteini odaklı tasarlanan RT-PCR ve RT-LAMP gibi moleküler yaklaşımlar ile immünokromatografik antijen tespit kitlerinin saptama limitleri (LOD), duyarlılık ve özgüllük oranları literatürdeki deneysel ve saha verilerine dayalı olarak karşılaştırılmıştır.
İncelenen bulgular, RT-PCR yöntemlerinin yüksek duyarlılık ve %100 özgüllük oranlarıyla Ebola tanısında altın standart olma konumunu koruduğunu göstermektedir. Örneğin L genini hedefleyen RealStar Altona kiti ve NP genini hedefleyen GeneXpert Cepheid sistemi oldukça düşük saptama limitleriyle yüksek analitik hassasiyet sunmaktadır. Buna karşılık, saha şartlarında izolasyon kararlarını hızlandırmak amacıyla geliştirilen antijen bazlı hızlı tanı testlerinin (RDT) duyarlılık değerleri %53.0 ile %93.2 arasında değişmekte olup hiçbiri DSÖ'nün tavsiye ettiği %99 duyarlılık eşiğine ulaşamamaktadır. Ayrıca hızlı testlerde elde edilen negatif sonuçların doğrulanması için moleküler testlere ihtiyaç duyulmaya devam edildiği ve OraQuick gibi kitlerde saha çalışmalarında yalancı pozitiflik oranlarının görüldüğü belgelenmiştir.
Tartışma ve sonuç bölümünde yazar ekibi, semptomların ortaya çıkmasından itibaren vakaların %60'ının ilk 24 saat içinde teşhis edilmesi durumunda salgın atak hızının %80'den %0'a düşebileceğini vurgulayarak hasta başı tanı araçlarının epidemiyolojik kritik rolüne dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, salgınlar sona erdiğinde ticari üreticilerin hızlı tanı kitlerinin üretimini durdurması ve yüksek maliyetler, endemik bölgelerde sürekli sürveyans faaliyetlerini engellemektedir. Bu derleme, Türk araştırmacılar için enfeksiyon hastalıkları, moleküler biyoloji ve halk sağlığı alanlarındaki tez ve araştırma projelerinde tanı kitlerinin analitik performans kıyaslamaları ve saha uygulanabilirliği konularında kapsamlı bir referans tabanı sunmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu derleme çalışmasının temel amacı, Ebola virüsünün genel biyolojik ve epidemiyolojik özelliklerini aktardıktan sonra, Ebola teşhisinde kullanılan moleküler testlerin, hızlı tanı testlerinin ve ayırıcı tanı yöntemlerinin duyarlılık ile özgüllük parametrelerini karşılaştırmalı olarak incelemektir(Bettini et al., 2023).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışma, Ebola virüsü tanısında kullanılan moleküler platformlar, antijen tabanlı hızlı tanı kitleri ve ayırıcı tanı teknolojilerinin teknik performansını ve saha uygulanabilirliğini değerlendiren narratif bir derleme yaklaşımı sunmaktadır(Bettini et al., 2023).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tanı teknolojileri için belirlediği ASSURED ve güncellenmiş REASSURED (Karşılanabilir, Duyarlı, Özgül, Kullanıcı Dostu, Hızlı, Ekipmansız ve Teslim Edilebilir) ilkesel çerçevesine ve halk sağlığı salgın yönetimi ile bulaşıcı hastalıkların saha epidemiyolojisi kuramlarına dayanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, 1976'dan günümüze gerçekleşen 32 Ebola salgınının epidemiyolojik verilerini, RealStar Altona, GeneXpert Cepheid, BioFire FilmArray gibi WHO ve FDA onaylı moleküler tanı platformlarını, ReEBOV, OraQuick, SD Q Line gibi hızlı tanı kitlerini ve SERS ile TaqMan Array Card gibi gelişmiş ayırıcı tanı literatürünü kapsamlı bir şekilde incelemektedir.
Araştırmanın Bulguları
Gerçek zamanlı ters transkripsiyon polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) yöntemleri yüksek özgüllük ve duyarlılıkları nedeniyle Ebola tanısında altın standart kabul edilirken, Altona RealStar ve Cepheid GeneXpert gibi onaylı platformlar hedeflenen gen bölgesine göre farklı analitik hassasiyet sınırları sergilemektedir(Bettini et al., 2023).
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2014 yılında belirlediği ASSURED ve REASSURED rehber ilkeleri doğrultusunda geliştirilen antijen tabanlı hızlı tanı kitleri (RDT), altyapısız sahalarda hızlı tanı olanağı sunsa da ticari ürünlerin hiçbiri önerilen %95 üzeri duyarlılık ve %99 özgüllük standartlarına ulaşamamıştır(Bettini et al., 2023).
İzotermal amplifikasyon yöntemlerinden RT-LAMP platformu, reaksiyon başına 1 kopya analitik hassasiyeti ve hassas ısı döngü cihazlarına ihtiyaç duymaması sayesinde saha tipi nokta bakım tanı aracı olarak yüksek gelişme potansiyeline sahiptir(Bettini et al., 2023).
Ebola virüsü enfeksiyonunun erken evre febril semptomları sıtma, Lassa ateşi ve Sarı Humma gibi endemik enfeksiyonlarla çakıştığından, TaqMan Array Card (TAC) ve SERS immünolojik yöntemleri tek numuneden çoklu patojen tespiti olanağı vererek klinik karmaşayı çözmektedir(Bettini et al., 2023).
ELISA ve immünofloresan gibi serolojik tanı yöntemleri, humoral immün yanıtın gecikmesi ve türler arası antikor çapraz reaksiyonları nedeniyle akut vaka yönetiminden ziyade epidemiyolojik sürveyans ve aşı sonrası bağışıklık takibinde elverişlidir(Bettini et al., 2023).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Moleküler testlerin yüksek analitik duyarlılık ve özgüllük sunarak altın standart kabul edilmesine karşın, yüksek biyo-güvenlikli laboratuvar altyapısına gereksinim duyması sebebiyle kırsal saha şartlarında tanı gecikmelerine yol açtığı anlaşılmaktadır.
Yazarlar bu durumu, Ebola virüsünün endemik olduğu bölgelerde BSL-4 düzeyinde yüksek containment tesislerinin ve yetişmiş personelin kıtlığı ile numune nakil süreçlerinin günler sürmesinin hastaların izolasyonunu geciktirmesiyle açıklamaktadır.
Tartışma bölümünde Dhillon ve arkadaşlarının epidemiyolojik verilerine atıfta bulunarak hızlı tanı kitlerinin vaka tespit hızı üzerindeki etkisi gösterilmiş; Duan ve ekibinin saha verileriyle mevcut RDT araçlarının %15'e varan yanlış pozitiflik oranları örneklendirilmiştir.
Cnops ve arkadaşlarının çalışmasıyla paralellik kurularak, tanı teknolojilerinin yalnızca analitik hassasiyetinin değil, salgın sonrası ticari üretilebilirliğinin ve erişilebilirliğinin küresel halk sağlığı sürveyansı açısından hayati bir boyut taşıdığı değerlendirilmiştir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, Dhillon ve arkadaşlarının (2015) epidemiyolojik simülasyon modellemesine atıfta bulunarak, şüpheli vakaların %60'ının semptom başlangıcından itibaren 24 saat içinde hızlı tanı kitleriyle tespit edilmesinin salgın bulaş eğrisini %80'den %0 seviyesine düşürebileceğini vurgulamakta ve hızlı tanı kitlerinin erken izolasyondaki kritik etkisini doğrulamaktadır(Bettini et al., 2023).
Yazarlar, Duan ve arkadaşlarının (2015) saha çalışması bulgularına dayanarak, DSÖ onaylı ORAQUICK hızlı antijen testinin saha kullanımında %15 oranında yanlış pozitif sonuç ürettiğini açıklamakta ve mevcut RDT kitlerinin doğrulamasız tek başına kullanımının klinik kararlarda yetersiz kalacağını göstermektedir(Bettini et al., 2023).
Yazarlar, Cnops ve arkadaşlarının (2019) anket bulgularıyla uyumlu şekilde, biyoteknoloji firmalarının salgın dönemleri sonrasında hızlı tanı kitlerinin üretimini durdurduğunu, bu durumun endemik bölgelerde sürekli sürveyans ve erken uyarı sistemlerini sekteye uğrattığını vurgulamaktadır(Bettini et al., 2023).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Yazarlar, Ebola virüsü salgınlarının etkin biçimde kontrol altına alınması için merkezi laboratuvarlara bağımlı moleküler testlerin getirdiği lojistik ve zamansal gecikmelerin aşılması gerektiği sonuçuna varmaktadır. Hızlı tanı kitleri ve izotermal amplifikasyon platformlarının saha şartlarında yaygınlaştırılması, yüksek duyarlılığa sahip monoklonal antikorlar ve mikroakışkan sistemlerle desteklenmesi elzemdir. Ayrıca salgınlar arası dönemde tanı araçlarının üretilebilirliği ve tedarik zinciri sürdürülebilir kılınmalıdır(Bettini et al., 2023).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu makale, ebolavirüs salgınlarının kontrol altına alınmasındaki en kritik darboğaz olan laboratuvar ve tanı süreçlerini derinlemesine inceleyerek literatürde bütünleştirici bir rol üstlenmektedir. Mevcut literatürdeki dağınık verileri, yani farklı moleküler yöntemlerin analitik hassasiyet değerlerini ve saha çalışmalarındaki performans bulgularını bir araya getirmektedir. Çalışma, özellikle biyo-güvenlik düzeyi 4 (BSL-4) gerektiren koşullarda yürütülen geleneksel teşhis süreçleri ile kırsal ve yetersiz altyapıya sahip alanlardaki acil tanı ihtiyacı arasındaki çelişkiyi teknik parametrelerle ortaya koyarak klinisyenler ve halk sağlığı araştırmacıları için bir rehber görevi görmektedir.
Makale, daha önce yayımlanmış olan ve tekil tanı yöntemlerinin (yalnızca rRT-PCR veya belirli antijenlere yönelik hızlı testler gibi) klinik geçerliliğini inceleyen dar kapsamlı ampirik çalışmaların üzerine inşa edilmiştir. Yazar kadrosu, Panning ve arkadaşları (2007) ile Trombley ve arkadaşlarının (2010) geliştirdiği öncü moleküler protokolleri temel alarak, bu yöntemlerin sahadaki güncel ticari kitlere (Altona, Cepheid, BioFire) nasıl uyarlandığını karşılaştırmalı bir düzlemde incelemektedir. Önceki çalışmaların genellikle göz ardı ettiği, salgın sonrası dönemde ticari firmaların test üretimini durdurması gibi endüstriyel ve lojistik engelleri de tartışmaya dahil ederek literatürdeki kuramsal boşluğu doldurmaktadır.
Çalışma, halk sağlığı literatürüne özellikle iki ana alanda katkı sunmaktadır. Birincisi, Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği ASSURED ve güncellenmiş REASSURED kriterlerinin mevcut piyasa koşullarında ne ölçüde karşılanabildiğini sistematik bir şekilde değerlendirerek durum tespiti yapmaktadır. İkincisi, Ebola'nın erken evre semptomlarının bölgede endemik olan sıtma veya Lassa ateşi gibi diğer febril hastalıklarla karışmasını önleyecek moleküler mikroarray ve TaqMan Array Card (TAC) gibi ayırıcı tanı teknolojilerinin duyarlılık sınırlarını listelemekte ve araştırmacıların bu teknolojilerin kısıtlarını görmelerini sağlayarak gelecekteki ürün geliştirme süreçlerine teorik zemin hazırlamaktadır.
Kaynakça
- Dhillon, R. S., Srikrishna, D., Garry, R. F., & Chowell, G. (2015). Ebola control: rapid diagnostic testing. The Lancet Infectious Diseases, 15(2), 147-148. https://doi.org/10.1016/S1473-3099(14)71035-7
- Duan, D., Fan, K., Zhang, D., Tan, S., Liang, M., Liu, Y., Zhang, J., Zhang, P., Liu, T., Lu, D., Jin, R., & Yan, X. (2015). Nanozyme-strip for rapid local diagnosis of Ebola. Biosensors and Bioelectronics, 74, 134-141. https://doi.org/10.1016/j.bios.2015.05.025
- Cnops, L., De Smet B., Mbala-Kingebeni, P., van Griensven, J., Ahuka-Mundeke, S., & Ariën, K. K. (2019). Where are the Ebola diagnostics from last time? Nature, 565(7740), 419-421. https://doi.org/10.1038/d41586-019-00212-y
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Ebola virüsü tanısında kullanılan altın standart yöntem olan gerçek zamanlı RT-PCR platformlarının analitik hassasiyet sınırları hedeflenen gen bölgesine ve virüs varyantına göre değişiklik gösterir.
Bu tez çalışmasında, moleküler tanı yöntemlerinin optimizasyonu tartışılırken Altona RealStar ve Cepheid sistemlerinin analitik duyarlılık farkları bu kaynaktan doğrulanarak temellendirilecektir(Bettini et al., 2023).
Saha Şartlarında RT-LAMP ve rRT-PCR Yöntemlerinin Klinik Duyarlılık Karşılaştırması
- Araştırma sorusu
- Kısıtlı laboratuvar altyapısına sahip endemik bölgelerde RT-LAMP yöntemi, rRT-PCR ile karşılaştırıldığında ne ölçüde klinik doğruluk sağlamaktadır?
- Yöntem taslağı
- Prospektif kohort tasarımı kullanılacaktır. Endemik bölgede şüpheli hastalardan alınan kan numuneleri eş zamanlı olarak hem yerinde kurulan RT-LAMP ile hem de referans laboratuvarında rRT-PCR ile test edilecektir. Güç analiziyle belirlenecek örneklem büyüklüğünün doygunluğuna göre sensitivite ve spesifisite hesaplanacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Yazarlar, RT-LAMP yönteminin yüksek bir analitik duyarlılığa (reaksiyon başına 1 kopya) sahip olduğunu ancak henüz saha ve gerçek yaşam klinik geçerlilik verilerinin eksik olduğunu açıkça belirtmişlerdir(Bettini et al., 2023).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Mevcut antijen tabanlı hızlı tanı kitleri (RDT) Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği %95 duyarlılık ve %99 özgüllük standartlarını tam olarak karşılayamamaktadır.
Tezin tartışma bölümünde, geliştirilen yeni bir tanı cihazının klinik performans verileri karşılaştırılırken mevcut ticari kitlerin yetersizliğine dair literatür referansı olarak kullanılacaktır(Bettini et al., 2023).
Çoklu Antijen Hedefli Hızlı Tanı Kitlerinin Geliştirilmesi ve Optimizasyonu
- Araştırma sorusu
- GP ve VP40 antijenlerini eş zamanlı hedefleyen yeni bir immünokromatografik hızlı testin klinik duyarlılığı tekil antijen testlerine kıyasla anlamlı derecede yüksek midir?
- Yöntem taslağı
- Deneysel ve tanısal geçerlilik çalışması. Laboratuvarda üretilen rekombinant VP40 ve GP proteinlerine karşı geliştirilmiş monoklonal antikorlar kullanılarak prototip bir şerit test üretilecek ve klinik arşiv numuneleri üzerinde çapraz reaktivite ve analitik duyarlılık testleri yapılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Makaledeki verilere göre tekil antijen (GP veya VP40) hedefleyen mevcut hızlı testlerin duyarlılıkları düşüktür; bu kısıtın aşılması için birden fazla antijenin eş zamanlı tespiti ve monoklonal antikor optimizasyonu önerilmiştir(Bettini et al., 2023).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Kırsal kesimde ve salgın anında numunelerin referans laboratuvarlarına gönderilmesi, tanı ve karantina süreçlerinde ciddi gecikmelere yol açarak salgının yayılımını hızlandırır.
Mobil laboratuvarların ve nokta bakım (PoC) tanı ünitelerinin lojistik önemini kurgularken bu iddia kuramsal arka plan oluşturacaktır(Bettini et al., 2023).
Ebola ve Endemik Febril Hastalıkların SERS Tabanlı Ayırıcı Tanı Sisteminin Performans Değerlendirmesi
- Araştırma sorusu
- Saha şartlarında kullanılan çoklu SERS immünolojik test kiti, Ebola, Lassa ateşi ve sıtma olgularını klinik olarak ayırt etmede ne derece başarılıdır?
- Yöntem taslağı
- Gözlemsel tanısal doğruluk çalışması. Akut ateşli semptomlarla başvuran hastalardan alınan kan numunelerinde SERS ayırıcı tanı kitinin performansı, her bir patojen için altın standart moleküler PCR yöntemleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Ebola'nın erken evre semptomlarının sıtma ve diğer viral hemorajik ateşlerle çakışması, triyaj süreçlerinde büyük bir zorluk oluşturmakta ve bu alanda çoklu tanı kartlarına ihtiyaç duyulmaktadır(Bettini et al., 2023).