Küresel halk sağlığı dinamiklerinde yeni ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları (EID) ve yeniden tehdit oluşturan bulaşıcı hastalıklar (REID), biyolojik ve toplumsal faktörlerin karmaşık etkileşimi sonuçu yayılım göstermektedir. Doğal yaşam alanlarının tahribatı, iklim değişikliği ve insan-hayvan temasının artması zoonotik patojenlerin insan popülasyonlarına geçişini kolaylaştırmaktadır. Savaşlar, siyasi istikrarsızlıklar ve doğal afetler gibi olağanüstü durumlar, toplumların kırılganlığını artırarak enfeksiyon ajanlarının kontrolünü zorlaştırmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre iki milyardan fazla insanın yoksulluk ve kırılganlık koşullarında yaşaması, kriz anlarında bulaşıcı hastalık salgınlarının yıkıcı etkilerini daha belirgin hale getirmektedir. Bu makale, krizlerin halk sağlığı üzerindeki ampirik ve kuramsal yansımalarını incelemektedir.
Çalışmanın amacı, savaş ve doğal afetlerin patojen yayılımı üzerindeki doğrudan ve dolaylı mekanizmalarını tarihsel ve güncel salgın örnekleri üzerinden sistematik bir yaklaşımla çözümlemektir. Derleme niteliğindeki bu araştırmada; literatürdeki ampirik gözlemler, uluslararası halk sağlığı kurumlarının raporları ve küresel salgın veri tabanları nitel bir senteze tabi tutulmuştur. İncelemede, krizlerin vektör popülasyonları üzerindeki ekolojik etkileri, laboratuvar ve sürveyans sistemlerindeki aksamalar, aşılanma oranlarındaki düşüşler ve ilaç direnci gelişimi gibi çok boyutlu etkenler detaylıca analiz edilmiştir. Araştırma tasarımı, çatışma ve afet bölgelerinde ortaya çıkan tüberküloz, sıtma, leishmaniasis, kolera ve ebola gibi spesifik hastalık epidemilerini vaka bazlı tablolarla destekleyerek sunmaktadır.
Bulgular, savaşların ve doğal afetlerin bulaşıcı hastalık riskini hem doğrudan hem de dolaylı yollarla katlayarak artırdığını göstermektedir. Savaşlar sırasında sağlık altyapısının yıkılması, su ve sanitasyon hizmetlerinin çökmesi ve kitlesel nüfus hareketleri salgınların temel sürükleyicisi olmaktadır. Örneğin Suriye krizinin ardından Türkiye ve Lübnan gibi komşu ülkelerde kutanöz leishmaniasis ve tüberküloz vakalarında belirgin artışlar kaydedilmiştir. Benzer şekilde sel, deprem ve kuraklık gibi doğal afetler sonrasında vektör üreme alanlarının genişlemesi ve kemirgen popülasyonlarının insan yerleşimlerine yaklaşması sıtma, leptospiroz ve zika virusu gibi salgınlara yol açmaktadır. Ayrıca kriz durumlarında antiviral ve antibiyotik tedavilerinin yarıda kalması, Acinetobacter baumannii ve dirençli tüberküloz gibi antimikrobiyal dirençli patojenlerin yayılımını hızlandırmaktadır.
Tartışma ve sonuç bölümünde yazar, krizlerin etkilerinin ülkelerin gelişmişlik düzeyine ve mevcut kırılganlık yapılarına bağlı olarak değişiklik gösterdiğini vurgulamaktadır. Az gelişmiş ülkeler yetersiz altyapı nedeniyle daha yüksek risk taşırken, gelişmiş ülkelerde de yaşlılar ve azınlıklar gibi kırılgan gruplar krizlerden orantısız şekilde etkilenmektedir. Makale, gelecekteki krizlere hazırlık amacıyla sektörler arası koordinasyonu, esnek sürveyans sistemlerini, mobil laboratuvar kapasitesini ve serbest dolaşan hayvan kontrolünü içeren 'Jenerik Ulusal Eylem Planı' geliştirilmesini önermektedir. Bu derleme, Türk araştırmacılar için afet ve kriz dönemlerinde halk sağlığı yönetimi, epidemiyolojik sürveyans ve bulaşıcı hastalık kontrolü konularında hazırlanacak tez ve makaleler için kapsamlı bir literatür zemini sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, halk sağlığı epidemiyolojisi, afet yönetimi ve çevresel sağlık disiplinlerinin kesişiminde yer alan 'Sağlığın Toplumsal ve Çevresel Belirleyicileri' yaklaşımını ile 'Tek Sağlık' (One Health) konseptini kuramsal temel olarak almaktadır. Kriz dönemlerinde insan, hayvan ve çevre etkileşimlerinin bozulması patojen transferinin ana nedeni olarak ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale; DSÖ, ECDC, UNHCR ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların raporları ile küresel ölçekte gerçekleşmiş tarihi ve güncel savaş/afet salgınlarını (Suriye krizi, Ukrayna savaşı, Haiti ve Nepal depremleri, Hurricane Mitch, El Niño olayları vb.) inceleyen geniş bir literatür birikimini sentezlemektedir.