Diş hekimliğinde yapay zeka ve büyük dil modellerinin entegrasyonu, dijital sağlık teknolojilerinde önemli bir dönüşüm yaratmaktadır. Son yıllarda doğal dil işleme alanındaki gelişmeler, özellikle ChatGPT gibi sistemlerin klinik ortamlarda kullanılabilirliğini gündeme getirmiştir. Ancak, klinik tanı süreçlerinde insan gözetiminin eksikliği, yapay zeka algoritmalarının çoğunlukla klinik eğitim almamış bilgisayar bilimcileri tarafından geliştirilmesi ve modellerin halüsinasyon üretme potansiyeli, bu teknolojilerin güvenilir bir şekilde entegre edilmesini zorlaştırmaktadır. Alan yazındaki tartışmalar, yapay zekanın teşhis doğruluğu ve karar destek mekanizması olarak sunduğu fırsatların yanı sıra, veri kalitesi, model yanlılığı ve hasta gizliliği gibi etik kaygılar etrafında yoğunlaşmaktadır. Bu çalışma, söz konusu tartışmalar çerçevesinde, büyük dil modellerinin diş hekimliği teşhis ve tedavisindeki yerini kapsamlı bir şekilde sörgülamaktadır.
Bu derleme çalışmasının temel amacı, ChatGPT ve benzeri büyük dil modellerinin tıbbi ve dental araştırmalarda bir kaynak olarak potansiyelini kanıta dayalı bir şekilde değerlendirmek ve gelecekteki araştırmalar ile klinik uygulamalara yön vermektir. Metodolojik açıdan çalışma, diş hekimliğinin farklı uzmanlık alanlarında yapay zeka uygulamalarını ele alan bibliyometrik analizleri, sistematik incelemeleri ve klinik vaka çalışmalarını sentezlemektedir. Araştırma kapsamında, ChatGPT-3.5, GPT-4 ve Google Bard gibi modellerin Japonya Ulusal Diş Hekimliği Sınavı gibi çeşitli standart sınavlardaki performansları, ortodonti, endodonti ve prostodonti gibi branşlardaki tanısal tutarlılıkları ve Elektronik Diş Kayıtlarından veri çıkarma yetenekleri karşılaştırmalı bir süzgeçten geçirilerek analiz edilmiştir.
Sentezlenen bulgular, yapay zeka modellerinin radyolojik raporları basitleştirme, klinik belgeleri otomatikleştirme ve hastalarla iletişimi güçlendirme konusunda yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Örneğin GPT-4 modelinin, karmaşık koni ışınlı bilgisayarlı tomografi verilerini hastaların anlayabileceği sade bir dile dönüştürebildiği ve diş hekimliği sınavlarında yüksek doğruluk oranlarına ulaşabildiği saptanmıştır. Ancak, karmaşık cerrahi vakalarda ve açık uçlu klinik sorularda ChatGPT'nin doğruluğunun ve eksiksizliğinin hala sınırlı olduğu, referansları hatalı veya uydurma şekilde sunabildiği belirlenmiştir. Ayrıca, sistemlerin yüksek hesaplama maliyetleri ve harici veri kaynaklarını gerçek zamanlı olarak entegre edememesi, küçük kliniklerde yaygınlaşmasının önündeki teknik engeller olarak öne çıkmaktadır.
Tartışma ve sonuç bölümünde, yapay zekanın klinisyenlerin yerini almasından ziyade tamamlayıcı birer karar destek mekanizması olarak konumlandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Yazarlar, bu teknolojilerin klinik uygulamalara sorumlu bir şekilde entegre edilmesi için diş hekimlerinin gözetiminin ve etik denetimlerin kritik önem taşıdığına dikkat çekmektedir. Çalışma, Türk diş hekimliği araştırmacıları için, büyük dil modellerinin klinik belgelendirme ve hasta eğitimi süreçlerindeki rolünü anlamak adına zengin bir kuramsal altyapı sunmakta ve gelecekteki ampirik çalışmalar için somut araştırma yönleri çizmektedir. Özellikle klinisyenlerin bilişsel yüklerini azaltma ve hasta otonomisini artırma potansiyeli, dijital diş hekimliği uygulamalarının geleceğini şekillendirecek temel unsurlar olarak değerlendirilmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, yapay zekanın 'Yazılım 1.0' (kural tabanlı uzman sistemler) aşamasından 'Yazılım 2.0' (makine öğrenmesi ve derin öğrenme modelleri) aşamasına geçişini ve doğal dil akıl yürütme (NLR) ilkelerini kuramsal temel olarak almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Yapay zekanın diş hekimliğindeki tarihsel gelişimi, prostodonti, endodonti, ortodonti ve maksillofasiyal cerrahi gibi alt uzmanlık alanlarındaki uygulamaları, ChatGPT-3.5 ve GPT-4 gibi modellerin sınav ve teşhis başarıları ile Elektronik Diş Kayıtlarının (EDR) ikincil amaçlarla kullanımı hakkındaki güncel literatür ele alınmıştır.