Yükseköğretim sistemleri küreselleşme, teknolojik gelişmeler, bilginin artan ekonomik değeri ve azalan kamu kaynakları neticesinde son yıllarda köklü bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu dönüşüm ortamında üniversite yönetişimi; öğretim, araştırma ve toplumsal hizmet kalitesini doğrudan etkileyen en kritik unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde üniversitelerin nicel olarak hızla genişlemesi, nitelikli hizmet sunumu konusundaki kaygıları artırmıştır. Etiyopya kamu yükseköğretim sisteminde de benzer bir genişleme yaşanmış, ancak yönetişim ilkelerinin eğitim hizmet kalitesine ampirik yansımalarını inceleyen araştırmaların sınırlı kaldığı görülmüştür. Bu durum, üniversite yönetişim boyutlarının eğitim hizmeti kalitesi üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde çözümlenmesi gereksinimini doğurmuştur.
Araştırmada, Etiyopya'daki kamu üniversitelerinde yönetişim ilkelerinin eğitim hizmet kalitesine etkisini belirlemek amacıyla nicel ampirik bir araştırma deseni benimsenmiştir. Araştırma evrenini temsil etmek üzere araştırmacılar tarafından bölgesel dağılım ve üniversite kategorileri dikkate alınarak çok aşamalı örnekleme yöntemiyle altı kamu üniversitesi seçilmiştir. Yamane formülü kullanılarak belirlenen örneklem büyüklüğü çerçevesinde, bölüm başkanları, dekanlar ve direktörleri içeren 378 akademisyen ve yöneticiden 5'li Likert ölçeğine dayalı kapalı uçlu anket aracılığıyla veri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 20 yazılımında betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi teknikleriyle incelenmiş, ölçeğin güvenilirliği Cronbach Alpha katsayısı (0,8676) ile doğrulanmıştır.
Çözümlemeler sonuçunda, hesap verebilirlik ve akademik özgürlük boyutlarının eğitim hizmet kalitesiyle pozitif ve güçlü bir korelasyona sahip olduğu saptanmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi bulguları ise akademik özgürlüğün eğitim hizmet kalitesini anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Buna karşılık, hesap verebilirlik ve sorumluluk değişkenlerinin eğitim hizmet kalitesi üzerinde negatif yönlü anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Özerklik ve şeffaflık değişkenlerinin ise modelde hizmet kalitesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir doğrudan etkisi tespit edilememiştir. Betimsel istatistik ortalamaları genel olarak üniversitelerdeki yönetişim uygulamalarının henüz gelişim aşamasında olduğunu ve kurumsal genişlemenin gerisinde kaldığını göstermektedir.
Elde edilen bulgular, yükseköğretimde yönetişim ilkelerinin katı bürokratik denetimler yerine akademik özgürlüğü ve esnek karar alma mekanizmalarını destekleyecek biçimde kurgulanması gerektiğini göstermektedir. Yazarlar, hesap verebilirlik ve sorumluluk boyutlarının negatif etki üretmesini merkezileşmiş yönetim anlayışının akademisyenler üzerindeki baskısından kaynaklanabileceği şeklinde değerlendirmektedir. Bu sonuçlar, Vekalet Kuramı çerçevesinde denetim mekanizmalarının aşırı ağırlaşmasının vekil konumundaki akademisyenlerin özerkliğini kısıtlayarak hizmet kalitesini düşürebileceğine işaret eden literatürle örtüşmektedir. Araştırma, yükseköğretim politikası yapıcılarına ve üniversite yöneticilerine akademik özgürlüğü, şeffaflığı ve katılımcı karar alma süreçlerini güçlendirecek idari düzenlemeler yapmaları yönünde somut çıkarımlar sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, özerk kurumlar ile devlet arasındaki ilişkileri açıklamak için Vekalet Kuramına (Agency Theory) dayanmaktadır. Vekalet kuramı çerçevesinde devlet asil (principal), üniversite yönetimi ise vekil (agent) konumundadır. Devletin üniversiteye devrettiği öğretim ve araştırma görevleri, tahsis ettiği kaynaklar ve denetim mekanizmaları arasındaki denge yönetişim yapılarını şekillendirmektedir. Ayrıca karar alma süreçlerine öğretim elemanlarının katılımını vurgulayan Paylaşımlı Yönetişim (Shared Governance) yaklaşımı da kuramsal arka planı desteklemektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Yazar, uluslararası alanda Pham (2012), Dobbins (2017), Kretek ve Kehm (2015) ile Stensaker ve Harvey (2010) tarafından yürütülen yükseköğretim reformu ve yönetişim çalışmalarına atıf yapmaktadır. Afrika bağlamında Bingab ve diğerleri (2018), Mzenzi (2022), Asiimwe ve Steyn (2013, 2014) ile Asongu ve Odhiambo (2020) çalışmalarına dayanarak yönetişimin karar alma süreçlerini ve hizmet tutarlılığını nasıl etkilediğini tartışmaktadır. Etiyopya özelinde ise Dea ve Zeleke (2017), Mekonnen ve diğerleri (2022), Melu (2022) ve Tamrat (2022) çalışmalarını ele alarak ülkedeki ampirik boşluğa işaret etmektedir.