Günümüz ekonomik konjonktüründe girişimcilik, toplumsal ilerlemeyi ve inovasyonu tetikleyen temel bir itici güç olarak kabul edilmekte, özellikle STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) disiplinlerinin bu süreçteki rolü kritik bir önem taşımaktadır. Buna karşın, literatürde sıklıkla vurgulandığı üzere girişimcilik niyeti bağlamında belirgin bir cinsiyet uçurumu mevcuttur ve bu durum özellikle bilgi yoğunluklu teknoloji sektörlerinde daha çarpıcı hale gelmektedir. Geleneksel yaklaşımlar girişimcilik niyetini kişisel özellikler veya tutumlar üzerinden açıklamaya çalışırken, son dönemdeki akademik tartışmalar eğitimin temel çıktısı olan yetkinlik gelişimine odaklanmaktadır. İncelenen bu çalışma, STEM alanındaki potansiyel kadın girişimcilerin yetkinlik algılarını ve bu algıların niyetle olan ilişkisini, Avrupa Komisyonu'nun EntreComp çerçevesini temel alarak sorunsallaştırmaktadır.
Araştırmanın temel amacı, STEM profilli bireylerden oluşan bir kohortta öz algılanan girişimcilik yetkinliklerini analiz etmek ve bu yetkinliklerin girişimcilik niyeti üzerindeki belirleyici rolünü cinsiyet değişkeni bağlamında test etmektir. Çalışma kapsamında Madrid Teknik Üniversitesi (UPM) bünyesindeki bir kuluçka ve eğitim programına katılan 138 katılımcıdan anket yoluyla veri toplanmıştır. Metodolojik olarak, teorik EntreComp çerçevesindeki 15 yetkinlik 22 değişkenle operasyonelleştirilmiş; verilerin analizinde ise temel bileşenler analizi (PCA) ve çoklu regresyon modelleri kullanılmıştır. Bu ampirik yaklaşım, yetkinliklerin teorik gruplandırmasının istatistiksel olarak doğrulanıp doğrulanmadığını sörgürlerken, aynı zamanda hangi yetkinlik kümelerinin niyet üzerinde daha güçlü bir yordayıcı olduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir.
Elde edilen bulgular, STEM alanındaki bireylerin genel girişimcilik yetkinlik algılarının oldukça yüksek olduğunu ve niyet bakımından kadınlar ile erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığını göstermektedir. Faktör analizi sonuçunda yetkinlikler; fırsat ve fikirler, bağlılık, karar verme, organizasyonel beceriler ve spesifik bilgi olmak üzere beş temel boyutta kümelenmiştir. Cinsiyet bazlı karşılaştırmalarda ise kadınların fikir değerleme, dijital bilgi ve finansal okuryazarlık alanlarında kendilerini erkeklere oranla daha yetersiz algıladıkları, buna karşın ekip çalışması yetkinliğinde erkeklerden daha yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Özellikle fırsatları tanıma ve fikirlerin potansiyelini değerlendirme yetkinliği, tüm örneklem içinde girişimcilik niyetini en güçlü şekilde etkileyen faktör olarak belirlenmiştir.
Çalışmanın sonuçları, girişimcilik eğitiminde teknik veya hukuki bilgi gibi sert becerilerden ziyade öz-yeterlilik algısını güçlendiren yumuşak becerilerin ve fırsat odaklı düşünme yapısının niyet oluşumundaki merkeziyetini kanıtlamaktadır. Literatürdeki yaygın kabullerin aksine, STEM disiplini özelinde cinsiyetin yetkinlik-niyet ilişkisi üzerinde düzenleyici (moderatör) bir etkisinin bulunmaması, bu alandaki kadınların girişimcilik potansiyelinin erkek meslektaşlarıyla eşdeğer olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda araştırma, politika yapıcılar ve eğitimciler için STEM odaklı girişimcilik programlarının tasarlanmasında deneyimsel öğrenme yöntemlerinin ve fırsat tanımlama pratiklerinin entegre edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Makale, teknoloji tabanlı girişimcilik literatürüne ampirik bir perspektif getirerek, girişimcilik eğitiminin etkisini değerlendirmek için somut bir metodolojik temel sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırma, Sosyal Bilişsel Teori'nin öz-yeterlilik kavramına ve Avrupa Komisyonu tarafından geliştirilen Girişimcilik Yetkinlik Çerçevesi'ne (EntreComp) dayanmaktadır. Bireylerin kendi yeteneklerine dair inançlarının eylemlerini şekillendirdiği varsayılmakta, girişimcilik bir dizi eğitilebilir yetkinlik olarak tanımlanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, girişimcilik niyetinin en iyi belirleyicisi olarak niyeti gören Krueger ve Brazeal (1994) çalışmaları ile yetkinlik kategorilerini tanımlayan Man ve arkadaşları (2002) ve Mitchelmore ve Rowley (2010) literatürünü temel almaktadır. Ayrıca GEM raporları üzerinden cinsiyet uçurumu tartışılmaktadır.