Nitel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.56133/intermedia.1099340Türk Korku Filmlerinde Kadın Temsili: Ötekilik Kavramı Bağlamında Göstergebilimsel Bir Analiz
Sinema, toplumsal belleğin merkezinde yer alan ve kültürel dönüşümleri yansıtan bir sanat dalı olarak, toplumsal cinsiyet rollerinin inşa edildiği temel alanlardan biridir. Korku sineması ise erkek egemen kodların ve heteronormatif bakış açısının en belirgin olduğu türlerden biri olarak öne çıkar.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Mustafa Özer Özkantar
- Yayın
- Intermedia International e-journal
- Tarih
- 2022-11-11
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Sinema sanatı, toplumsal belleğin merkezinde yer alarak bireysel ve kitlesel deneyimleri yansıtan, aynı zamanda ideolojik mücadelelerin yürütüldüğü kritik bir alan olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda korku sineması, erkek egemen kodların ve heteronormatif bakış açısının en yoğun hissedildiği türlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle toplumsal cinsiyet rollerinin inşasında, kadın kimliğinin kurban, canavar veya tehdit edici bir öteki olarak kodlanması, bu türün evrensel bir eğilimi haline gelmiştir. Türk sinemasında ise 2000li yıllardan itibaren yükselişe geçen korku türü, yerel inançlar ve dini motiflerle harmanlanarak kadının bu metafizik tehditlerin merkezine yerleştirilmesi sorununu derinleştirmiştir.
Bu çalışmanın temel amacı, 2021 yılında Türkiyede izleyiciyle buluşan seçili korku filmi afişleri üzerinden kadın kimliğinin görsel olarak nasıl ötekileştirildiğini çözümlemektir. Araştırmada nitel bir yaklaşım benimsenmiş ve Ferdinand de Saussureün öncülük ettiği göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen Enna: Karabüyü, Azamet, Lübbeyin Laneti: İfritler ve Defin-Ecin Zulman filmlerinin afişleri; ikonik analiz, düz anlam, yan anlam, ikili karşıtlıklar, metafor ve metonimi katmanlarında incelenmiştir. Bu yöntem, afişlerdeki gizli ideolojik yüklemeleri ve ataerkil söylemin görsel kodlarını bilimsel bir titizlikle açığa çıkarmayı hedeflemektedir.
Yapılan analizler sonuçunda, incelenen tüm afişlerde kadın figürünün dehşet ve korkunun temel kaynağı olarak resmedildiği tespit edilmiştir. Kadınlar ya metafizik varlıklar tarafından ele geçirilmiş iradesiz kurbanlar ya da canavarlaşmış tehdit unsurları olarak görselleştirilmektedir. Özellikle Arapça yazılar, yılan sembolizmi ve dini ritüellerle ilişkilendirilen kadın figürü, toplumun bilinçaltındaki dini korkuların bir taşıyıcısı haline getirilmiştir. Afişlerde erkek figürünün nadiren yer alması veya hiç bulunmaması, kadını tekil bir dehşet öznesi olarak konumlandırmakta ve onu rasyonel dünyadan dışlanmış bir öteki olarak sabitleyerek toplumsal cinsiyet hiyerarşisini pekiştirmektedir.
Çalışmanın sonuçları, sinemadaki feminist mücadelelere ve toplumsal dönüşümlere rağmen, Türk korku sinemasının hala katı bir ataerkil bakış açısını sürdürdüğünü göstermektedir. Kadın kimliği, bu türde kötülüğün anası veya kırılgan mağdur ikilemine hapsedilerek marjinalleştirilmektedir. Literatürde bu durum, ataerkil sistemin gücünü koruma refleksi ve erkekliğin kadını kontrol etme arzusuyla ilişkilendirilmektedir. Araştırma, Türk korku sinemasındaki görsel dilin, dini dogmalarla birleşerek kadın düşmanlığını estetik bir kılıfla yeniden ürettiğini kanıtlaması bakımından literatüre ve toplumsal cinsiyet çalışmalarına özgün bir katkı sunmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu araştırmanın temel amacı, 2021 yılında Türkiye'de vizyona giren dört farklı korku filminin afişini göstergebilimsel yöntemle inceleyerek kadın kimliğinin marjinalleştirilmesi ve olumsuz temsil edilme biçimlerini ortaya koymaktır(Özkantar, 2022).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı, 2021 yılında Türkiye'de vizyona giren dört adet korku filminin afişini Ferdinand de Saussure ve diğer göstergebilimsel kuramcıların yaklaşımlarını temel alarak, düzanlam, yananlam, ikili karşıtlıklar, metafor ve düzdeğişmece boyutlarıyla derinlemesine incelemiştir(Özkantar, 2022).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Ferdinand de Saussure'ün göstergebilimsel kuramı ve 'Ötekilik' (Alterity) kavramı üzerine temellenmektedir. Toplumsal cinsiyet teorileri ve Laura Mulvey'in erkek bakışı kavramıyla ilişkilendirilerek, korku türündeki kadın temsilinin ideolojik kökenleri sörgülanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale; korku sineması tarihi, toplumsal cinsiyet rolleri, İslam mitolojisindeki cin unsuru, Alman Ekspresyonizmi'nden modern Hollywood korku sinemasına kadar uzanan geniş bir literatür çerçevesini ele almaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 2021 yılında Türkiye'de vizyona giren ve dijital/fiziki mecralarda yayınlanan Türk korku filmlerinin afişleri bu çalışmanın evrenini/derlemini oluşturmaktadır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen Enna: Karabüyü, Azamet, Lübbey'in Laneti: İfritler ve Defin Ecin olmak üzere 4 farklı Türk korku filminin tanıtım afişleri araştırmanın materyalini oluşturmaktadır.
- Veri toplama süreci
- Araştırmanın verileri, 2021 yılı yapımı belirlenen filmlerin sinema veri tabanları (Beyazperde, Box Office Türkiye) ve resmi yapımcı sayfalarından yüksek çözünürlüklü afiş görsellerinin dijital olarak elde edilmesiyle toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Elde edilen afiş görselleri görsel göstergebilimsel analiz tekniğiyle; ikonik çözümleme, düzanlam/yananlam boyutları, ikili karşıtlıklar, metafor/metonimi ilişkileri ve kültürel/ideolojik kodlar/sloganlar çerçevesinde çözümlenmiştir.
Araştırmanın Bulguları
Enna: Karabüyü film posterinde gözleri olmayan ve çığlık atan canavarımsı bir kadın figürü kullanılarak, kadın kimliği korku ve dehşetin doğrudan kaynağı olarak resmedilmekte ve bu temsil Arapça yazılar eşliğinde dinsel bir tekinsizlik bağlamında sunulmaktadır(Özkantar, 2022).
Azamet filminin afişinde, kadının ağzından çıkan büyük bir yılan tasviriyle Şamanizm ve İslam'daki şeytan/günah sembolizmi birleştirilmekte, kadının çoklu yüz ifadeleri üzerinden haset ve kıskançlık gibi olumsuz duygular doğrudan kadın kimliğiyle özdeşleştirilmektedir(Özkantar, 2022).
Lübbey'in Laneti: İfritler afişinde kadın figürü acı çeken ve çığlık atan tekinsiz bir biçimde resmedilerek, kadınların doğaüstü güçlere ve lanetlere karşı savunmasız, zayıf olduğu ya da felaketlere yol açan 'cadı' veya 'büyücü' rolleriyle ilişkilendirildiği görülmektedir(Özkantar, 2022).
Defin-Ecin Zulman afişindeki gözsüz kadın tasviri ve ayin gerçekleştiren cübbeli silüetler, korku unsurunun taşıyıcısı olarak yalnızca kadın bedeninin seçildiğini, dinsel ritüellerin ve doğaüstü cezalandırmaların odağına kadının yerleştirildiğini kanıtlamaktadır(Özkantar, 2022).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Afiş analizlerinde elde edilen bulgular, Türk korku sinemasında kadın kimliğinin canavarlaştırılması ve şeytanileştirilmesinin sistematik bir temsil stratejisi olduğunu göstermektedir. İncelenen tüm afişlerde dehşet ögesi olarak yalnızca kadın bedenlerinin, çığlıklarının ve deforme edilmiş yüzlerinin kullanılması tesadüfi olmayan ideolojik bir tercihtir.
Yazar bu durumu, erkek egemen sistemin ve hegemonyacı erkekliğin kadın üzerindeki kontrolünü kaybetme korkusuyla açıklar. Korku türü, kadın cinselliğini, gücünü veya bağımsızlığını tekinsiz bir tehdit olarak kodlayarak ataerkil normların sınırlarını koruma ve muhafazakar değerleri yeniden üretme işlevi görmektedir.
Tartışma bölümünde bu yönelimler, uluslararası literatürdeki 'canavar-dişil' (monstrous-feminine) kavramı ve yerel muhafazakarlaşma pratikleriyle ilişkilendirilmiştir. Hollywood ve Avrupa sinemasında kadın bedeni daha çok cinsel bir nesne olarak sömürülürken, Türk korku sinemasında İslami ve geleneksel kodların etkisiyle dini yasakların ve büyü gibi metafiziksel ihlallerin taşıyıcısı olarak konumlandırıldığı belirlenmiştir.
Sonuç olarak, sinema endüstrisindeki feminist uyanışa ve gelişmelere rağmen, korku türündeki görsel tasarım süreçlerinin ataerkil dili muhafaza ettiği görülmektedir. Afişlerdeki Arapça yazılar, yılanlar ve gözsüz figürler gibi dini/kültürel sembollerin doğrudan kadın bedeniyle eklemlenmesi, toplumsal bellek ve bilinçaltındaki kadın düşmanı algıları canlandırmakta ve meşrulaştırmaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazar, Türk sinemasında korku türünün tarihsel gelişimini ele alırken Yeşilçam döneminin melodramatik yapısına dikkat çekerek, 2000'li yıllara kadar korku filmi üretiminin neden sınırlı kaldığını Koçer (2019) tarafından yapılan sektörel saptamalarla uyumlu şekilde analiz etmektedir. Çalışmada, bütçe kısıtları ve dinsel ögelerin kullanım biçimlerinin korku sinemasının yerelleşme sürecindeki etkisi Koçer'in literatürdeki bulgularıyla paralel biçimde tartışılmıştır(Özkantar, 2022).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Araştırmanın sonuçunda, 2021 yılı yapımı Türk korku filmlerinin afişlerinde kadın kimliğinin ataerkil ideoloji, geleneksel inançlar ve İslami referanslar doğrultusunda sistemli bir biçimde ötekileştirildiği saptanmıştır. Kadın figürleri ya kötülüğün aktif tekinsiz kaynağı (canavar/şeytani varlık) ya da doğaüstü güçlerin kolayca ele geçirdiği pasif kurbanlar olarak ikili bir olumsuzluk sarmalında temsil edilmekte, bu durum da sinemada toplumsal cinsiyet rollerinin eşitsiz dağılımını pekiştirmektedir(Özkantar, 2022).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
İncelenen bu çalışma, korku sinemasının sadece bir eğlence türü olmadığını, aksine toplumsal cinsiyet rollerinin ve ideolojik baskı araçlarının görsel düzlemde nasıl yeniden üretildiğini gösteren eleştirel bir mercek işlevi görmektedir. Literatürde korku türünün ötekilik kavramı üzerinden analiz edilmesi, izleyicinin bilinçaltına yerleştirilen ataerkil kodların deşifre edilmesini sağlar. Çalışma, film afişlerini statik birer reklam aracı olmaktan çıkarıp, hegemonik erkekliğin kadın bedeni üzerindeki kontrol mekanizmalarını ve dinsel tekinsizlik üzerinden kurgulanan marjinalleştirme süreçlerini açıklayan bir belge niteliğine büründürmektedir.
Çalışma, Barbara Creed'in canavar-dişil kuramına ve Mulvey'in erkek bakışı kavramlarına dayanan uluslararası literatürle güçlü bir bağ kurmaktadır. Denzin (2005) ve Harrington (2018) gibi araştırmacıların toplumsal eşitsizliklerin sinema aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğine dair saptamalarını, Türk sinemasının yerel ve dinsel dinamikleriyle sentezler. Özellikle 2000 sonrası Türk korku sinemasında artış gösteren cin ve büyü temalı yapımların, küresel slasher türündeki cinsel nesneleştirmeden farklı olarak, dini birer ceza veya sapkınlık nesnesi olarak kadını nasıl konumlandırdığını önceki çalışmaların üzerine inşa ederek açıklar.
Bu metin, özellikle çağdaş Türk sineması çalışmalarında afiş analizine dayalı görsel göstergebilimsel literatüre güncel bir katkı sunmaktadır. 2021 yılı yapımı filmleri odağına alarak, dijitalleşen ve muhafazakarlaşan toplumsal yapının görsel kültürdeki izdüşümlerini somut verilerle ortaya koyar. Literatürdeki boşluğu, özellikle dinsel sembollerin (Arapça yazılar, yılanlar, büyü ritüelleri) korku türünde kadının ötekileştirilmesi için nasıl araçsallaştırıldığını detaylandırarak doldurur. Araştırmacılar için korku sinemasındaki temsil pratiklerinin evrimini ve yerel dinsel kodların evrensel ataerkil sistemle nasıl eklemlendiğini anlamada anahtar bir kaynak oluşturur.
Kaynakça
- Koçer, Z. (2019). The Monstrous-feminine and Masculinity Abjection in Turkish Horror Cinema: An Analysis of Haunted (Musallat, Alper Mestçi, 2007). In S. Holland, R. Shail, & S. Gerrard (Eds.), Gender and Contemporary Horror in Film (pp. 151-165). Emerald Publishing.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · Literatür Taraması
Türk korku sinemasında kadın figürleri sistematik bir canavarlaştırma stratejisiyle temsil edilmektedir.
Ataerkil ideolojinin görsel tasarımlar üzerinden kadını nasıl 'öteki' olarak kurguladığını temellendirmek için kullanılır(Özkantar, 2022).
Yeşilçam'dan Günümüze Korku Afişlerinde Kadın Temsili
- Araştırma sorusu
- 1970-1980 dönemi Yeşilçam korku filmleri ile 2020 sonrası Türk sineması afişlerindeki kadın temsilleri arasında ideolojik bir süreklilik var mıdır?
- Yöntem taslağı
- Kesitsel ve karşılaştırmalı bir tasarım; Yeşilçam döneminden 10 ve güncel dönemden 10 film afişi seçilerek nitel göstergebilimsel içerik analizi uygulanacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Makalede Yeşilçam dönemindeki melodram ağırlıklı yapı ile günümüzdeki dinsel korku eğilimi arasındaki farklara değinilmiş olması bu araştırmayı gerekli kılmaktadır(Özkantar, 2022).
Tez veya makalede kullanım · Kuramsal Çerçeve
Görsel göstergebilim, film afişlerindeki gizil ideolojik anlamları açığa çıkarmada etkili bir yöntemdir.
Saussure'ün göstergebilim kuramının güncel sinema materyallerine nasıl uygulanacağını metodolojik olarak desteklemek için kullanılır(Özkantar, 2022).
Korku Sineması Fragmanlarında Dinsel Otorite ve Cinsiyet
- Araştırma sorusu
- Türk korku filmi fragmanlarında erkek figürler (hoca/medyum) 'kurtarıcı' otorite olarak konumlandırılırken kadınlar neden 'maruz kalan' kurbanlar olarak temsil edilmektedir?
- Yöntem taslağı
- Hareketli görüntü göstergebilimi analizi; son 5 yılda en çok izlenen 20 korku filmi fragmanındaki karakter etkileşimleri ve güç dengeleri analiz edilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarın çalışmasında afişlerdeki dinsel ritüellerin erkek odaklı bir dünya görüşüne hizmet ettiğine dair bulgusu fragman düzeyinde sınanmalıdır(Özkantar, 2022).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Dinsel motifler ve muhafazakarlaşma pratikleri, sinemadaki kadın temsillerini doğrudan etkilemektedir.
Afişlerdeki Arapça yazılar ve dinsel sembollerin kadın bedeniyle ilişkilendirilmesinin toplumsal etkilerini tartışırken kullanılır(Özkantar, 2022).
İzleyici Algısında Korku Afişlerindeki Dinsel Sembolizm
- Araştırma sorusu
- Korku filmi afişlerindeki dinsel metinlerin ve görsel sembollerin izleyici üzerindeki tekinsizlik algısı nasıl şekillenmektedir?
- Yöntem taslağı
- Nitel odak grup çalışması; farklı yaş ve inanç gruplarından katılımcılarla makalede incelenen 4 afiş üzerinden alımlama analizi yapılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Makalede afişlerin izleyici duygularını uyandırmak için dinsel korkuları istismar ettiği tezi izleyici perspektifinden doğrulanmalıdır(Özkantar, 2022).