Sinema sanatı, toplumsal belleğin merkezinde yer alarak bireysel ve kitlesel deneyimleri yansıtan, aynı zamanda ideolojik mücadelelerin yürütüldüğü kritik bir alan olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda korku sineması, erkek egemen kodların ve heteronormatif bakış açısının en yoğun hissedildiği türlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle toplumsal cinsiyet rollerinin inşasında, kadın kimliğinin kurban, canavar veya tehdit edici bir öteki olarak kodlanması, bu türün evrensel bir eğilimi haline gelmiştir. Türk sinemasında ise 2000li yıllardan itibaren yükselişe geçen korku türü, yerel inançlar ve dini motiflerle harmanlanarak kadının bu metafizik tehditlerin merkezine yerleştirilmesi sorununu derinleştirmiştir.
Bu çalışmanın temel amacı, 2021 yılında Türkiyede izleyiciyle buluşan seçili korku filmi afişleri üzerinden kadın kimliğinin görsel olarak nasıl ötekileştirildiğini çözümlemektir. Araştırmada nitel bir yaklaşım benimsenmiş ve Ferdinand de Saussureün öncülük ettiği göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen Enna: Karabüyü, Azamet, Lübbeyin Laneti: İfritler ve Defin-Ecin Zulman filmlerinin afişleri; ikonik analiz, düz anlam, yan anlam, ikili karşıtlıklar, metafor ve metonimi katmanlarında incelenmiştir. Bu yöntem, afişlerdeki gizli ideolojik yüklemeleri ve ataerkil söylemin görsel kodlarını bilimsel bir titizlikle açığa çıkarmayı hedeflemektedir.
Yapılan analizler sonuçunda, incelenen tüm afişlerde kadın figürünün dehşet ve korkunun temel kaynağı olarak resmedildiği tespit edilmiştir. Kadınlar ya metafizik varlıklar tarafından ele geçirilmiş iradesiz kurbanlar ya da canavarlaşmış tehdit unsurları olarak görselleştirilmektedir. Özellikle Arapça yazılar, yılan sembolizmi ve dini ritüellerle ilişkilendirilen kadın figürü, toplumun bilinçaltındaki dini korkuların bir taşıyıcısı haline getirilmiştir. Afişlerde erkek figürünün nadiren yer alması veya hiç bulunmaması, kadını tekil bir dehşet öznesi olarak konumlandırmakta ve onu rasyonel dünyadan dışlanmış bir öteki olarak sabitleyerek toplumsal cinsiyet hiyerarşisini pekiştirmektedir.
Çalışmanın sonuçları, sinemadaki feminist mücadelelere ve toplumsal dönüşümlere rağmen, Türk korku sinemasının hala katı bir ataerkil bakış açısını sürdürdüğünü göstermektedir. Kadın kimliği, bu türde kötülüğün anası veya kırılgan mağdur ikilemine hapsedilerek marjinalleştirilmektedir. Literatürde bu durum, ataerkil sistemin gücünü koruma refleksi ve erkekliğin kadını kontrol etme arzusuyla ilişkilendirilmektedir. Araştırma, Türk korku sinemasındaki görsel dilin, dini dogmalarla birleşerek kadın düşmanlığını estetik bir kılıfla yeniden ürettiğini kanıtlaması bakımından literatüre ve toplumsal cinsiyet çalışmalarına özgün bir katkı sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Ferdinand de Saussure'ün göstergebilimsel kuramı ve 'Ötekilik' (Alterity) kavramı üzerine temellenmektedir. Toplumsal cinsiyet teorileri ve Laura Mulvey'in erkek bakışı kavramıyla ilişkilendirilerek, korku türündeki kadın temsilinin ideolojik kökenleri sörgülanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale; korku sineması tarihi, toplumsal cinsiyet rolleri, İslam mitolojisindeki cin unsuru, Alman Ekspresyonizmi'nden modern Hollywood korku sinemasına kadar uzanan geniş bir literatür çerçevesini ele almaktadır.