Küresel salgın ve kriz dönemleri, uluslararası seyahat hareketliliğini kısıtlayarak turizm ve konaklama sektöründe ciddi ekonomik kayıplara yol açmıştır. Bireylerin uzun süreli tecrit ve kapanma tedbirleri nedeniyle hissettikleri zihinsel baskıyı hafifletme arzusu, kendi yaşam alanlarına yakın yerlerde gerçekleştirdikleri yerel tatil (staycation) konseptini öne çıkarmıştır. Literatürde yerel tatillerin ekonomik ve psikolojik işlevleri tartışılmakla birlikte, salgın riski altında turistlerin tutumlarını ve seyahat kararlarını şekillendiren çok boyutlu algısal faktörlerin ampirik olarak nasıl etkileşime girdiği yeterince incelenmemiştir. Bu doğrultuda çalışma, salgın döneminde turistlerin yerel tatile yönelik tutum ve davranışsal niyetlerini etkileyen temel öncülleri ortaya koymayı hedeflemektedir.
Araştırmanın temel amacı, azaltılmış risk algısı, iyi niyetli haset ve algılanan faydaların yerel tatile yönelik tutum ve davranışsal niyet üzerindeki etkilerini bütüncül bir model çerçevesinde incelemektir. Bu doğrultuda çalışma, bireysel bilgi işleme ve karar verme süreçlerini açıklayan zihin süngeri (mindsponge) mekanizmasını kuramsal zemin olarak benimsemiştir. Araştırma verileri, kapanma tedbirlerinin devam ettiği Hong Kong bölgesinde yaşayan katılımcılardan 19-26 Aralık 2021 tarihleri arasında çevrim içi anket yöntemiyle toplanmıştır. Toplam 263 katılımcıdan elde edilen verilerin temizlenmesi sonuçunda geçerli 213 örneklem analiz kapsamına alınmış; ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliği doğrulayıcı faktör analiziyle (DFA), hipotez testleri ise AMOS yazılımı üzerinden yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile gerçekleştirilmiştir.
Yapısal eşitlik modellemesi sonuçları, araştırmada öne sürülen yedi hipotezin tamamını doğrulamıştır. Azaltılmış risk algısı, turistlerin yerel tatile yönelik tutumlarını (standartlaştırılmış yol katsayısı = 0,392; p < 0,001) ve davranışsal niyetlerini (0,252; p < 0,01) en güçlü şekilde pozitif yönde etkileyen değişken olarak öne çıkmıştır. Sosyal medya paylaşımlarından tetiklenen iyi niyetli hasetin de tutum (0,317; p < 0,001) ve davranışsal niyet (0,213; p < 0,05) üzerinde anlamlı pozitif etkileri tespit edilmiştir. Sosyalleşme, yenilenme ve aile birlikteliğini kapsayan algılanan faydaların tutum (0,180; p < 0,05) ve davranışsal niyet (0,232; p < 0,01) üzerindeki etkisi doğrulanırken; olumlu tutumun da davranışsal niyeti pozitif yönde etkilediği (0,246; p < 0,05) saptanmıştır.
Elde edilen bulgular, kriz ve kısıtlama dönemlerinde yerel tatil seçeneğinin yalnızca zorunlu bir alternatif olmadığını, risk azaltımı, sosyal imrenme ve psikolojik fayda süzgeçlerinden geçerek olumlu tutum ve güçlü seyahat niyetine dönüştüğünü göstermektedir. Bu sonuçlar, zihin süngeri mekanizmasının turizm pazarlaması ve tüketici davranışı alanındaki uygulanabilirliğini kanıtlamakta ve yerel turizm stratejilerinin geliştirilmesine teorik katkı sunmaktadır. Uygulayıcılar açısından ise destinasyon yöneticilerinin ve otel işletmelerinin hijyen/güvenlik vurgusunu ön plana çıkarmaları, sosyal medya etkileşimlerini artıracak görsel pazarlama stratejilerine ağırlık vermeleri ve aile odaklı deneyim paketleri sunmaları gerektiği anlaşılmaktadır. Gelecek araştırmalarda farklı coğrafi örneklemler ve nitel yöntemler kullanılarak modelin genellenebilirliği geliştirilebilir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, bireylerin bilgi, düşünce ve duyguları kendi zihinsel çekirdek değerlerine nasıl kabul ettiğini veya çıkardığını açıklayan zihin süngeri (mindsponge) mekanizmasını temel kuramsal çerçeve olarak benimsemektedir. Bireylerin güvenlik ve esenlik arayışı doğrultusunda bilgi süzgeçlerini çalıştırarak yerel tatile ilişkin risk azaltımı, sosyal karşılaştırmadan doğan iyi niyetli haset ve algılanan fayda bilgilerini değerlendirdikleri varsayılmaktadır. Ayrıca sosyalleşme, kaçış ve aile birlikteliği gibi algılanan faydalar ile sosyal karşılaştırma kuramı ve genel tutum-davranışsal niyet modelleri araştırmanın kuramsal tabanını desteklemektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, turizm literatüründe kriz dönemlerinde yakın çevre turizminin (proximity tourism) rolüne odaklanan araştırmalar ile tüketici davranışlarında risk algısı (Bauer, 1960; Bae & Chang, 2020), sosyal medyada sosyal karşılaştırma ve iyi niyetli haset (Festinger, 1954; Khan et al., 2017) ve tatil deneyimlerinin iş stresi ile tükenmişlik üzerindeki yenilenme etkilerini inceleyen literatürü (Westman et al., 2008; De Bloom et al., 2017) bir araya getirmektedir. Salgın döneminde yerel tatil seçiminin arkasındaki psikolojik süreci bütüncül bir modelle açıklamayı hedefleyerek mevcut literatürdeki görgül boşluğu doldurmaktadır.