Anlatı derlemesi incelemesi
DOI: 10.3389/fpos.2023.1190610Antroposenin Sınırları: Jeopolitik Çatışma mı Yoksa İşbirlikçi Yönetişim mi?
Antroposen çağında insanlığın doğa üzerindeki etkilerinin ivme kazanması, sömürgecilikten bu yana gelişen genişlemeci büyüme modelinin ekolojik, ekonomik, toplumsal, siyasal ve teknik sınırlara ulaşmasına yol açmaktadır. Bu sınırlar küresel ölçekte çoklu krizleri ve jeopolitik çatışmaları tetiklemektedir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Jürgen Scheffran
- Yayın
- Frontiers in Political Science
- Tarih
- 2023-06-05
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Çalışma, insanlığın tarım ve sanayi devrimlerinden bu yana Dünya üzerindeki etkilerini muazzam bir ivmeyle artırdığı Antroposen çağında, genişlemeci büyüme modelinin ekolojik, ekonomik, toplumsal, siyasal ve bilimsel-teknik sınırlarına ulaştığını savunmaktadır. Sömürgecilik döneminden itibaren Batı merkezli olarak gelişen bu büyüme anlayışı, gezegen sınırlarını aşarak ardışık risk etkileşimlerine ve çoklu kriz durumlarına yol açmaktadır. Makalede, Rusya-Ukrayna savaşı ve iklim krizi gibi eşzamanlı krizlerin küresel sistemde güç rekabetini ve jeopolitik çatışmaları tırmandırdığı belirtilmektedir. Yazar, bu kriz odaklı dinamiklerin kontrolsüz biçimde yayılmasının küresel istikrarsızlığı derinleştirdiğini vurgulayarak, geleneksel güç siyasetinin Antroposen karmaşıklığı karşısında yetersiz kaldığını ve çağdaş siyaset biliminin bu dönüşüm süreçlerini çok boyutlu yönetişim mekanizmalarıyla ele alması gerektiğini ifade etmektedir.
Bu derleme çalışmasının temel amacı, Antroposen çağındaki çoklu krizlerin ve jeopolitik çatışmaların yapısını çözümlemek, olumsuz risk zincirlerini önleyecek işbirlikçi yönetişim mekanizmalarını kuramsal açıdan değerlendirmektir. Araştırmada nitel ve kavramsal sentez yöntemi benimsenmiş, tarihsel gelişmeler ile güncel olaylar disiplinlerarası bir bakış açısıyla bütünleştirilmiştir. Analiz çerçevesinde özel durum incelemesi olarak iki ana alan seçilmiştir: enerji-güvenlik ilişkisi ve iklim-çatışma-göç ilişkisi. Yazar, doğa bilimsel sistem boyutları ile sosyal bilimsel aktör boyutlarını birbirine bağlayarak risk kaskatları yapısından pozitif sinerjilere geçişin yollarını kuramsal modellemeler üzerinden görünür kılmaktadır. Metot kapsamında, tarihsel sömürgecilik aşamalarından günümüzün büyük güç rekabetine kadar uzanan süreçler ele alınarak yönetişim seçenekleri karşılaştırılmaktadır.
Çalışmanın sunduğu ana bulgular, sınırsız büyüme odaklı fosil-nükleer düzenin hem jeopolitik çatışmaları beslediğini hem de ekolojik yıkımı hızlandırdığını kanıtlamaktadır. Enerji-güvenlik ilişkisinde, yenilenebilir enerjiye dayalı merkeziyetsiz dönüşümün stratejik hammadde bağımlılıklarını ve arazi rekabetini doğru yönetişimle azaltarak barışçıl bir sistem değişimi sunabileceği aktarılmaktadır. İklim-çatışma-göç ilişkisinde ise iklim değişikliğinin doğrudan çatışma yaratmaktan ziyade mevcut toplumsal ve siyasal kırılganlıkları tetikleyen bir risk çoğaltıcı rolü oynadığı saptanmıştır. Yazar, silahlanma yarışına ve çatışmacı politikalara kaynak aktarmak yerine, iklim uyumu, çevresel barış inşası ve insani göç politikalarının entegre edilmesi gerektiğini göstermektedir. Olumsuz problem ağlarından pozitif çözüm ağlarına geçiş yapılmasının, sosyo-ekolojik dönüşümün sürdürülebilirliği açısından zorunlu bir koşul olduğu açıkça ortaya konmaktadır.
Sonuç ve tartışma bölümünde, Avrupa siyasetindeki militarist söylem dönüşümünün (Zeitenwende) silahlanmayı ve savaşı teşvik etmek yerine, gezegen sınırları dahilinde barışçıl bir enerji geçişine ve sürdürülebilir iklim korumasına yönelmesi gerektiği savunulmaktadır. Makale, literatürdeki gerçekçi jeopolitik yaklaşımlar ile işbirlikçi yönetişim kuramlarını karşılaştırarak toplumsal-ekolojik dönüşümün teorik temellerini genişletmektedir. Türk araştırmacılar ve uluslararası ilişkiler uzmanları için bu çalışma, iklim güvenliği, enerji diplomasisi ve çevresel barış inşası konularında tez ve makale çalışmalarına kapsayıcı bir kavramsal çerçeve sunmaktadır. Makalenin literatür taramasındaki temel değeri, güvenlik odaklı dar bakış açılarını aşarak sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile küresel barış arasında kurduğu kopmaz ve yapıcı bağdan kaynaklanmaktadır.
Araştırmanın amacı
Genişlemeci büyüme modelinin ulaştığı çoklu sınırların nasıl krizlere ve jeopolitik çatışmalara yol açtığını incelemek ve bu olumsuz kaskatların işbirlikçi yönetişim yoluyla nasıl pozitif çözüm ağlarına dönüştürülebileceğini analiz etmektir(Scheffran, 2023).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu çalışma, kavramsal ve sentezci bir literatür taraması yaklaşımı benimseyerek disiplinlerarası bir çerçevede Antroposen krizini, enerji-güvenlik ilişkisini ve iklim-göç-çatışma sarmalını çözümlemektedir(Scheffran, 2023).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, ekolojik sınır kavramı (planetary boundaries), politik ekoloji, karmaşık sistemler teorisi, jeopolitik yaklaşımlar ve çevresel barış inşası (environmental peacebuilding) kuramlarını bütünleştiren çok disiplinli bir teorik çerçeveye dayanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Yazar, Club of Rome ekolojik büyüme sınırları raporlarından IPCC iklim değerlendirmelerine, eleştirel jeopolitik literatüründen yeşil milliyetçilik ve koruma kozmopolitizmi tartışmalarına kadar geniş bir küresel literatürü ele almaktadır. Ayrıca fosil kapitalizmi, güvenlikleştirme ve barış çalışmaları literatürüyle doğrudan hesaplaşmaktadır.
Araştırmanın Bulguları
Genişlemeci büyüme modeli ekolojik sınırların yanı sıra ekonomik, sosyal, siyasal ve bilimsel-teknik sınırlarla karşılaşarak Antroposen krizini derinleştirmektedir(Scheffran, 2023).
Ulus-devletlerin mevcut egemenlik yapıları ve milliyetçi yaklaşımları, küresel ortak varlıkların korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele için gerekli olan koordineli stratejileri engellemektedir(Scheffran, 2023).
Askeri faaliyetler ve çatışmalar, küresel emisyon hesaplamalarında çoğunlukla göz ardı edilen ve küresel ısınmayı tetikleyen çok büyük bir karbon ayak izine sahiptir(Scheffran, 2023).
Enerji geçişi süreci, fosil yakıt bağımlılığını azaltırken nadir toprak elementleri ve kritik mineraller üzerinde yeni küresel bağımlılıklar ve jeopolitik gerilim alanları yaratma potansiyeli taşımaktadır(Scheffran, 2023).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Yazar, mevcut küreselleşmiş genişleme modelinin ekolojik sınırların ötesinde ekonomik ve sosyal krizleri tetiklediğini ortaya koymaktadır. Bu krizlerin karmaşık bir biçimde birbirini beslediği ve kontrol kaybına yol açtığı belirtilmektedir.
Fosil yakıtlara dayalı kapitalist sistemin yarattığı kırılganlıklar, Rusya-Ukrayna savaşı gibi jeopolitik çatışmalarla birleştiğinde kriz kaskatlarını derinleştirmekte ve yenilenebilir enerjiye geçişin aciliyetini artırmaktadır.
Savaş ve askeri yapılanmaların görünmeyen devasa emisyon ayak izleri, iklim krizini derinleştirirken aynı zamanda küresel düzeyde işbirliği yapma iradesini ve finansal kaynakları da baltalayarak ekolojik çöküşü hızlandırmaktadır.
Buna karşın, ulus-devlet sınırlarını aşan çok merkezli ve katılımcı bir işbirlikçi yönetişim anlayışı, iklim, göç ve güvenlik politikaları arasında pozitif sinerjiler yaratarak sürdürülebilir barışı ve toplumsal dönüşümü inşa edebilir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazar, ulus-devlet yapılarının küresel ortak varlıkları yönetmedeki yetersizliğini vurgularken, Conversi ve Posocco (2022) tarafından ortaya konulan yeşil milliyetçilik ve örnek topluluklar yaklaşımının sürdürülebilir dönüşüm için sunduğu yerel ve bölgesel fırsatları karşılaştırmalı olarak ele almaktadır(Scheffran, 2023).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Antroposen çağındaki karmaşık kriz dinamiklerinin ve jeopolitik çatışmaların daha fazla tırmanmasını önlemek adına, yönetişim mekanizmalarının dünyanın karmaşıklığına uyum sağlaması ve sorunlar yumağından ortak çözümler ve ekolojik barış inşası odaklı bir sinerjiye geçmesi gerekmektedir(Scheffran, 2023).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu makale, Antroposen caginin getirdigi ekolojik sınırlarin sadece doga bilimsel bir mesele olmadigini, aksine cok boyutlu jeopolitik krizleri ve kuresel catisma dinamiklerini tetikleyen yapısal bir donum noktasi oldugunu savunarak literatürde onemli bir boslugu doldurmaktadir. Yazar, geleneksel realist jeopolitik yaklaşimlarin askeri rasyonalizasyon ve silahlanma yarisina dayanan çözümlerini sörgülamakta, bunun yerine ekolojik baris insasi ve gezegensel sınırlar dahilinde isbirlikci yonetisimi merkeze alan disiplinlerarasi bir çerçeve önermektedir. Bu yonuyle çalışma, çevre guvenligi, jeopolitik catismalar ve kuresellesmenin sınırlari üzerine yapilan tartismalari sentezleyerek butuncul bir kuramsal perspektif sunma islevi gormektedir.
Çalışma, Meadows ve arkadaslarinin 1972 tarihli Buyumenin Sınırlari raporunun 50. yil donumu bağlaminda, o donem bilgisayar modellerinde yer almayan iklim değişikligi ve siddetli catismalar gibi modern parametreleri mevcut literatürle ilişkilendirmektedir. Paul Crutzen'in Antroposen kavramlastirmasini ve Rockstrom ile Steffen'in gezegensel sınırlar kuramini temel alarak, bu sınırlarin asilmasinin kuresel sistemde tirmanan risk kaskatlarina nasıl yol actigini ampirik gelismeler üzerinden açıklamaktadir. Geleneksel guvenlik yaklaşimlarini elestirerek, David Conversi'nin yesil milliyetclik kavrami ve Ulrich Beck'in hayatta kalma kozmopolitizmi ile diyalog kurmakta ve literatürdeki çevre-guvenlik tartismalarini ileriye tasimaktadir.
Bu derleme makalesi, özellikle iklim-catisma-goc ekseni ile enerji-guvenlik eksenini bir arada ele alarak cok yonlu krizlerin analizinde yeni bir sentez sunmaktadir. Literatürde genellikle ayri ayri incelenen askeri harcamalar, fosil yakit bagimliligi, ekolojik yikim ve zorunlu goc gibi olgulari olumsuz kriz kaskatlarindan pozitif çözüm sinerjilerine geçiş modeli çerçevesinde birlestirmektedir. Turk araştırmacilar için makale, kuresel krizlerin yerel guvenlik politikalari üzerindeki yansimalarini anlamada ve ulus-otesi isbirlikleri için kuramsal alt yapi sağlamada güçlü bir referans kaynagi sunmakta, çevre politikalari ile guvenlik çalışmalari arasindaki ayrimi ortadan kaldirmaktadir.
Kaynakça
- Conversi, D., & Posocco, L. (2022). Which nationalism for the anthropocene? A comparative study of exemplary green nation-states. Frontiers in Political Science, 4, 857597.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Ulus-devletlerin kati sınır ve egemenlik yaklaşimlari kuresel çevre krizleriyle mucadelede isbirligini engelleyen temel bir unsurdur.
Tez yazarlari, kuresel iklim rejimi onundeki milliyetci ve guvenlikci engelleri tartisirken bu kaynagin ulusal sınırlar ile gezegensel sınırlar arasindaki celiskiye dair tezini kullanabilir(Scheffran, 2023).
Yesil Enerji Geçişinde Kritik Mineral Bagimliliklari ve Turkiye'nin Enerji Guvenligi Jeopolitigi
- Araştırma sorusu
- Turkiye'nin yenilenebilir enerji altyapisinin genisletilmesi süreçinde kritik minerallerin tedarik zinciri riskleri, enerji guvenligi parametrelerini nasıl etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Turkiye'nin ithal ettigi kritik mineralleri tedarik eden ulkelerdeki jeopolitik istikrarsizliklar, arz guvenligi matrisi üzerinden nitel ve nicel risk analiziyle değerlendirilecektir. Veriler, ithalat istatistikleri ve politika belgelerinden toplanacak, analizler ise sistem dinamikleri ve senaryo analizi yaklaşimiyla gerceklestirilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarin yenilenebilir enerji geçişinin nadir toprak elementleri ve kritik mineraller üzerinde yeni kuresel bagimliliklar ve jeopolitik gerilimler yaratabilecegi yonundeki saptamasindan türetilmistir(Scheffran, 2023).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Askeri harcamalar ve operasyonel faaliyetler, kuresel emisyon hesaplamalarinda goz ardi edilen ciddi bir karbon ayak izine sahiptir.
Guvenlik politikalarinin çevresel maliyetlerini veya yesil savunma iddialarini analiz eden çalışmalarda, askeri sektörun karbon emisyonlarindaki gizli payini kuramsallastirmak için referans gösterilebilir(Scheffran, 2023).
Iklim Kokenli Zorunlu Goc ve Sınır Guvenligi: Ege Denizi Orneginde Insani Guvenlik Odakli Bir Analiz
- Araştırma sorusu
- Ege Denizi rotasindaki iklim kokenli goc hareketlerinde, guvenlikci sınır politikalari ile gocmenlerin insani guvenlik haklari arasindaki gerilim nasıl sekillenmektedir?
- Yöntem taslağı
- Gocmenlerin yoğunlastigi bölgelerde sivil toplum kuruluslari, goc uzmanlari ve yerel yönetim temsilcileriyle yapilacak derinlemesine mulakatlara dayanan nitel bir araştırma tasarimi uygulanacaktir. Katılımci sayisi nitel veri doygunluguna ulasana dek artirilacak, elde edilen mulakat transkriptleri tematik içerik analizine tabi tutulacaktir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarin iklim-catisma-goc ekseninde guvenlikci politikalarin olumsuz sonuçları ve insani goc yonetisimi ihtiyaci üzerindeki vurgularindan hareketle formule edilmiştir(Scheffran, 2023).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Antroposen cagindaki coklu krizlerin çözümu, sorun merkezli yaklaşimlardan çözüm odakli sinerjik yonetisime geçişi gerektirir.
Uluslararasi ilişkilerde çevre politikalarinin etkinliğini tartisirken, guvenlik, goc ve iklim krizleri arasindaki negatif kaskatlari pozitif çözümlere dönüşturme modelini desteklemek amaciyla kullanılir(Scheffran, 2023).
Uluslararasi Askeri Operasyonlarin Gorunmeyen Çevresel Maliyetleri: Karbon Ayak Izi ve Iklim Politikalari Uyum Analizi
- Araştırma sorusu
- NATO muttefiki ulkelerin askeri tatbikat ve operasyonlarinin karbon ayak izi, uye devletlerin ulusal emisyon azaltim taahhutleriyle ne ölçude uyusmaktadir?
- Yöntem taslağı
- Askeri envanterlerin, yakit tuketimlerinin ve lojistik faaliyetlerin emisyon faktorleri kullanılarak nicel karbon muhasebesi yöntemiyle hesaplanmasi hedeflenmektedir. Veriler kamuya acik askeri raporlar, yesil savunma dokumanlari ve emisyon veri tabanlarindan derlenecek, taahhutlerle uyumluluk ise karşılaştırmali politika analiziyle incelenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede askeri kuvvetlerin ve catismalarin kuresel muhasebeden muaf tutulan devasa karbon ayak izine sahip olduguna dair yapilan vurgulardan ve bu alandaki veri bosluguna yonelik elestirilerden yola cikilmistir(Scheffran, 2023).