Küresel ölçekte nüfusun yaşlanması, yaşlı bireylerin günlük yaşam faaliyetlerini tek başlarına sürdürme yeteneklerinin gerilemesiyle birlikte kamu sağlığı ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde ciddi yükler oluşturmaktadır. Dünya genelinde 60 yaş ve üzerindeki yetişkinlerin önemli bir bölümü öz bakım kısıtlılıkları ile mücadele ederken, gelişmekte olan ülkelerde hızlı demografik dönüşüm ile yetersiz uzun süreli bakım altyapısı üst üste binmektedir. Çin'de 2010 ile 2020 yılları arasında yaşlı nüfus oranının artması, düşük doğum oranları ve küçülen aile yapısıyla birleştiğinde geleneksel aile içi bakım modelini sürdürülemez kılmaktadır. 'Henüz zenginleşmeden yaşlanmak' şeklinde özetlenen sosyo-ekonomik gerçeklik ve sosyal güvenlik ağının henüz yetersiz oluşu, öz bakım kısıtlılığı bulunan yaşlıların durumunu ve gereksinimlerini ulusal düzeyde temsil gücü yüksek güncel verilerle incelemeyi zorunlu bir araştırma sorunu haline getirmektedir.
Çalışmanın temel amacı, Çin'in 2020 yılı ulusal nüfus sayımı verilerinden yararlanarak 60 yaş ve üzerindeki yaşlı nüfusta öz bakım yetersizliğinin yaygınlığını ve sosyo-demografik belirleyicilerini makro düzeyde çözümlemektir. Araştırmada 2020 nüfus sayımının yüzde 10'luk rastgele hanehalkı örnekleminde yer alan ve sağlık durumu anketini yanıtlayan 25,5 milyon yaşlı bireye ait veriler analiz edilmiştir. Sağlık durumu son bir aydaki öz bakım yeteneğine göre sınıflandırılmış; yeme, giyinme ve hareket etme gibi günlük temel ihtiyaçlarını karşılayamayanlar öz bakım yetersizliğine sahip grup olarak tanımlanmıştır. Elde edilen oranlar; yaş, cinsiyet, kır-kent yerleşimi, coğrafi bölge ve medeni duruma göre incelenmiş, ayrıca 2010 nüfus sayımı verileriyle karşılaştırmalı eğilim analizleri yapılarak temel geçim kaynakları ile yaşam düzenleri değerlendirilmiştir.
Çözümlemeler sonuçunda, 2020 yılında Çin'de 60 yaş ve üzeri yetişkinlerde öz bakım yetersizliği yaygınlığının yüzde 2,34 olduğu ve 2010 yılındaki yüzde 2,95 oranına göre bir gerileme kaydettiği saptanmıştır. Yaş arttıkça yetersizlik riski belirgin şekilde yükselmekte, özellikle 80 yaş üzerinde oran yüzde 5'i, 90 yaş üzerinde ise yüzde 15'i aşmaktadır. Cinsiyet bakımından 75 yaş sonrasında kadınlarda öz bakım yetersizliği oranı erkeklerden daha yüksek bulunmuştur. Kırsal kesimde yaşayanlarda ve ülkenin batı bölgelerinde yetersizlik oranı kentlere ve doğu kıyılarına kıyasla daha yüksektir. Hiç evlenmemiş ve dul kalmış yaşlıların en yüksek öz bakım yetersizliği riskine sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öz bakım yetersizliği olan yaşlıların büyük çoğunluğunun aile üyeleriyle birlikte yaşadığı ve onların desteğine bağımlı olduğu, kentlerde emekli maaşlarının önemli bir geçim kaynağı oluşturmasına karşın kırsalda bu imkânın oldukça sınırlı kaldığı görülmüştür.
Elde edilen bulgular, öz bakım yetersizliği oranındaki düşüşe rağmen artan toplam yaşlı nüfusu nedeniyle bakıma muhtaç bireylerin mutlak sayısının büyümeye devam ettiğini göstermektedir. Bu durum, yazarın tartıştığı üzere, sağlık hizmetlerinin iyileşmesiyle yaşam süresi uzayan bireylerin yetersizlik dönemiyle daha uzun süre yaşamak durumunda kaldığına işaret etmektedir. Kır ile kent arasındaki imkân farklılıkları ve emeklilik sistemlerindeki eşitsizlikler, kamu politikalarının özellikle aile merkezli bakımı destekleyen esnek mekanizmalar ve kırsal alanları kapsayan uzun süreli bakım sigortaları ekseninde yeniden yapılandırılmasını gerektirmektedir. Sonuç olarak çalışma, literatürde homojen bir kitle olarak ele alınmaması gereken yaşlı nüfusun sosyo-demografik kırılımlarını ortaya koyarak geleceğe dönük sağlık planlamaları ve sosyal politika tasarımları için kapsayıcı bir ampirik zemin sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, demografik geçiş kuramı, epidemiyolojik geçiş modeli ve yaşlılıkta sosyal destek ile aile yapısının dönüşümünü açıklayan sosyolojik yaklaşımlara dayanmaktadır. Çin'in sosyo-ekonomik gelişme düzeyini ve geleneksel bakım dinamiklerini tanımlayan 'zenginleşmeden yaşlanma' (Wei Fu Xian Lao) kavramı analitik çerçevenin merkezinde yer almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Çin'deki ve küresel ölçekteki yaşlılık, ADL/IADL kısıtlılıkları, uzun süreli bakım gereksinimleri ve aile içi bakım kaynaklarının daralması üzerine odaklanan geniş bir literatürü ele almaktadır. Özellikle kır-kent arasındaki sağlık hizmetlerine erişim eşitsizlikleri, emeklilik ve sosyal güvenlik fonlarının sürdürülebilirliği ile dul veya bekar yaşlıların karşı karşıya kaldığı sağlık risklerine dair önceki araştırmalarla doğrudan diyalog kurulmaktadır.