Vaka çalışması incelemesi
DOI: 10.14782/marmarasbd.1574198Göç Karşıtı Tutumların Seçmen Davranışı Üzerindeki Etkisi ve Sınırları: Türk Siyaseti ve Zafer Partisi Örneği
Avrupa ülkelerinde göç karşıtı radikal sağ partilerin yükselişi geniş bir literatürle açıklanırken, kitlesel göçe maruz kalan gelişmekte olan ülkelerde göç karşıtı tutumların siyasal partilere ve seçim sonuçlarına nasıl yansıdığı sorusu görece yeni bir tartışma alanıdır.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Giray Gerim
- Yayın
- Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi
- Tarih
- 2025-03-31
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Ortadoğu ve çevre bölgelerdeki siyasal istikrarsızlıklardan kaynaklanan kitlesel nüfus hareketleri, sığınmacı kabul eden ülkelerde toplumsal ve siyasal dengeleri derinden etkilemiştir. Türkiye, 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaşın ardından açık kapı politikası izleyerek dünya üzerinde en çok mülteci barındıran ülkelerden biri konumuna gelmiştir. Kamuoyu verileri ve saha araştırmaları, Türk toplumunun farklı siyasal yelpazelerindeki seçmen kitlelerinin sığınmacı varlığına karşı yüksek düzeyde olumsuz tutum sergilediğini ve konuyu ciddi bir sorun olarak algıladığını göstermektedir. Avrupa ülkelerinde benzer toplumsal tepkilerin göç karşıtı radikal sağ partileri iktidar ortağı veya ana muhalefet seviyesine taşıdığı görülürken, Türkiye'de göç karşıtlığını siyasetinin merkezine oturtan ilk aktör olan Zafer Partisinin Mayıs 2023 seçimlerinde %2,23 ve Mart 2024 seçimlerinde %2,57 oy alarak nispeten sınırlı bir seçim başarısı elde etmesi önemli bir araştırma sorunu oluşturmaktadır.
Bu çalışma, Türkiye'de sığınmacı karşıtı toplumsal tepkilerin doğrudan siyasal desteğe dönüşmesini sınırlayan kurumsal ve sosyolojik etkenleri Zafer Partisi örneği üzerinden çözümlemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma tasarımına dayanan incelemede, tarihsel süreç izleme (process tracing) metodolojisi benimsenmiş ve ikincil ampirik veriler ile kamuoyu araştırma raporlarıyla analiz desteklenmiştir. Süreç izleme yaklaşımı kapsamında, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren şekillenen toplumsal fay hatları, 2002 sonrası AK Parti iktidarlarında derinleşen siyasal kutuplaşma ve Zafer Partisinin üç yıllık siyasal yaşamı üç aşamalı bir zaman akışıyla ele alınmıştır. İnceleme, nedensel mekanizmaları ortaya koyabilmek için partinin kuruluş manifestosu, lider söylemleri ve kamuoyu yoklamalarındaki seçmen eğilimlerini tarihsel-siyasal bağlam içine oturtarak değerlendirmektedir.
Elde edilen bulgular, Zafer Partisinin başarısızlığının temelinde Türk siyasetini biçimlendiren tarihsel ayrışmaların ve yoğun kutuplaşmanın yattığını göstermektedir. Toplumda sığınmacıların geri gönderilmesini isteyenlerin oranı %70 seviyelerine ulaşsa da, göç sorununu ülkenin en birincil meselesi olarak gören seçmenlerin oranı %3 ila %6 bandında kalmaktadır. İktidar ile muhalefet blokları arasında kemikleşen kutuplaşma, seçmenlerin kendi ittifak alanlarında kalmasına yol açmakta ve göç kaygısının oy verme davranışını belirleyen birincil faktör olmasını engellemektedir. Ayrıca Zafer Partisinin seküler ve Atatürkçü söylemi sağ-muhafazakar seçmen nezdinde kapsayıcılığını sınırlarken, partinin lider kadrosunun MHP kökenli geçmişi ve sol-seküler seçmenlerdeki tarihsel bagaj kaygıları partinin taban genişletme potansiyelini kısıtlamıştır. Bununla birlikte, partinin genç seçmenler nezdinde %5,1 oy oranına ulaşarak diğer milliyetçi partilerin önüne geçmesi, geleneksel siyaset karşıtı tepki oylarının potansiyelini sergilemektedir.
Çalışma, göç karşıtı tutumların seçmen davranışına dönüşmesinde ulusal siyasal alanın yapısının ve mevcut kutuplaşma biçimlerinin belirleyici bir süzgeç görevi gördüğünü kanıtlayarak uluslararası literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Batı Avrupa tecrübesinde göç konusunun ana akım partileri dönüştürme ve yeni partileri ivmelendirme gücü bulunsa da, Türkiye gibi katı sosyo-politik ayrışmaların ve ittifak sistemlerinin egemen olduğu ülkelerde tek konulu tepki partilerinin sınırları net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede çalışma, Türk siyasal hayatı ve karşılaştırmalı oy verme davranışı literatürü için sığınmacı krizinin oy verme davranışına doğrudan yansımayacağını, kararların kabileleşmiş siyasal kimlikler tarafından bastırıldığını gösteren niteliksel bir referans metin niteliği taşımaktadır.
Araştırmanın amacı
Çalışmanın amacı, Türkiye'de toplumsal düzeyde oldukça yüksek olan sığınmacı ve göçmen karşıtı tutumların, ilk spesifik göç karşıtı parti olan Zafer Partisi örneğinde neden oy oranlarına yeterince yansımadığını ve bu dönüşümü kısıtlayan siyasal-sosyolojik dinamikleri süreç izleme yöntemiyle açıklamaktır(Gerim, 2025).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu çalışma, Türkiye'deki göç karşıtı tutumların seçmen davranışı üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin sınırlarını incelemek amacıyla nitel bir araştırma tasarımı benimsemektedir. Çalışmada, Türk siyasal hayatının tarihsel gelişimini ve parti siyasetindeki yapısal dönüşümleri analiz etmek üzere ikincil kaynaklar ve ampirik anket verileriyle desteklenen süreç izleme metodolojisi kullanılmıştır(Gerim, 2025).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal omurgasını Lipset ve Rokkan (1967) tarafından geliştirilen toplumsal fay hattı (cleavage) teorisi oluşturmaktadır. Makale, ulusal devrim ve modernleşme süreçlerinin ürettiği merkez-çevre, seküler-muhafazakar ve etnik ayrışmaların AK Parti iktidarı döneminde kurgulanan derin kutuplaşmayla birleşerek seçmen tercihlerini katılaştırdığını ve yeni tematik siyasal aktörlerin oy potansiyelini baskıladığını ileri sürer.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Batı ve Kuzey Avrupa literatüründe (Abbondanza ve Bailo, Edo ve diğerleri, Muno ve Stockemer, van Spanje) göç karşıtı partilerin yükselişini inceleyen ve bu partilerin merkez partiler üzerindeki etkisini araştıran geniş külliyatı ele almaktadır. Türkiye özelinde ise sığınmacı krizinin siyasallaşmasını, siyasal partilerin mülteci söylemlerini ve milliyetçi bloktaki ayrışmaları tarihsel ve ampirik veriler ışığında tartışmaya dahil etmektedir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 1950'lerden günümüze Türk siyasal hayatındaki parti sistemleri, tarihsel toplumsal fay hatları ve sığınmacı krizine yönelik seçmen eğilimlerini ölçen ulusal düzeydeki kamuoyu anketleri.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Zafer Partisi'nin 2021-2024 yılları arasındaki kurumsal söylemleri, parti manifestoları, lider açıklamaları ile SODEV, ASAL, KONDA ve Ipsos gibi araştırma şirketleri tarafından gerçekleştirilen ulusal düzeydeki seçmen eğilimi anketlerinin ampirik bulguları.
- Veri toplama süreci
- Türkiye'deki sığınmacı krizine ve siyasal partilerin göç politikalarına yönelik literatür taraması, Zafer Partisi'nin resmi tüzük, manifesto ve lider beyanatları ile bağımsız araştırma kuruluşlarının kamuoyu araştırma raporlarının derlenmesi.
- Veri analiz yöntemi
- Süreç izleme analizi kullanılarak tarihsel gelişim aşamaları belirlenmiş; nitel söylem analizi ve kamuoyu araştırma verilerinin siyasal-sosyolojik fay hatları ile ilişkisi üzerinden betimsel ve bağlamsal çözümleme yapılmıştır.
Araştırmanın Bulguları
Türkiye genelinde, seçmenlerin parti aidiyetlerinden bağımsız olarak sığınmacılara karşı yaygın ve belirgin bir olumsuz tutum sergilediği görülmektedir. Kamuoyu anketleri, iktidar partisi seçmenleri dahil olmak üzere toplumun çok büyük bir kesiminin mevcut sığınmacı politikalarından rahatsız olduğunu ve sığınmacıların ülkelerine geri gönderilmesini talep ettiğini doğrulamaktadır(Gerim, 2025).
Türk parti siyasetini şekillendiren tarihsel fay hatları ve özellikle AK Parti iktidarları döneminde derinleşen kutuplaşma, seçmenlerin göç konusunu birincil oy verme kriteri olarak görmesini engellemektedir. Toplumdaki yüksek göçmen karşıtlığına rağmen, kutuplaşmış siyasal ortam seçmenlerin kendi bloklarındaki ana partilere yönelmesine yol açarak göç odaklı yeni aktörlerin alanını sınırlamaktadır(Gerim, 2025).
Zafer Partisi, laik-Kemalist değerlere yaptığı vurgu ve tavizsiz göç karşıtı söylemi sayesinde özellikle genç seçmenler arasında diğer geleneksel milliyetçi partilere kıyasla daha yüksek bir destek oranına ulaşmaktadır. Bu durum, partinin genç kuşakların sistem karşıtı ve seküler-milliyetçi eğilimlerine hitap edebildiğini göstermektedir(Gerim, 2025).
Zafer Partisi'nin 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda sol muhalefetin lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na destek vermesi, partinin sağ-muhafazakar seçmenler nezdinde güvenilir bir sağ alternatif olma iddiasını zayıflatmış ve oy tabanının genişlemesini sınırlandırmıştır(Gerim, 2025).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Elde edilen ampirik bulgular, Türkiye genelinde seçmenlerin parti aidiyetlerinden bağımsız olarak sığınmacı krizine karşı belirgin şekilde olumsuz bir tutum geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Ancak bu güçlü toplumsal tepkinin, ilk göç karşıtı odaklı siyasi aktör olan Zafer Partisi'nin sandık performansına doğrudan yansımadığı ve partinin oy oranının oldukça sınırlı kaldığı görülmektedir.
Yazar bu durumu, Türk siyasetinin yapısal özelliklerini belirleyen tarihsel merkez-çevre, laik-muhafazakar ve etnik fay hatları ile özellikle AK Parti döneminde bu hatlar üzerinden inşa edilen derin siyasal kutuplaşmayla açıklamaktadır. Kutuplaşma ortamı, seçmenlerin göç gibi yeni krizleri ikincil bir mesele olarak algılamasına yol açarak, oy verirken kendi ideolojik bloklarının ana partilerini desteklemeye devam etmelerine neden olmaktadır.
Tartışma kısmında bu durum, batı literatüründeki göç karşıtı partilerin yükseliş dinamikleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Batı demokrasilerinde sistem karşıtı popülist partilerin başarısında göçün birincil siyasal fay hattı haline gelebilmesi etkili olurken, Türkiye'de yerleşik kimliksel kutuplaşmanın yeni bir göç karşıtı fay hattının oluşmasını engellediği ve oyların konsolide olmasını zorlaştırdığı savunulmaktadır.
Sonuç olarak, Zafer Partisi'nin tek gündemli göç karşıtı stratejisinin yerleşik siyasal blokları aşmada yetersiz kaldığı, ancak laik ve cumhuriyetçi milliyetçilik vurgusuyla genç seçmenler arasında önemli bir alternatif haline geldiği tespit edilmiştir. Bu durum, gelecekte geleneksel partilere yönelik sistemsel hoşnutsuzluğun ve yaş grupları arasındaki öncelik farklarının Türkiye'de yeni bir siyasal kırılma yaratabileceğine işaret etmektedir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazar, Lipset ve Rokkan'ın toplumsal fay hatlarının siyasal yapıları şekillendirdiği yönündeki teorik çerçevesini Türkiye bağlamına uygulayarak, merkez-çevre ve laik-muhafazakar gibi tarihsel bölünmelerin Zafer Partisi gibi yeni kurulan tek odaklı partilerin seçmen desteği üzerinde belirleyici bir sınırlayıcı işlev gördüğünü ileri sürmektedir(Gerim, 2025).
Çalışmada, göç karşıtı partilerin başarısında radikal geçmişe sahip örgütlenme ağlarının rolünü vurgulayan Van der Brug ve arkadaşlarının argümanıyla bağlantılı olarak, parti liderinin milliyetçi geçmişinin sol-seküler seçmenler nezdinde yarattığı güvensizlik ve negatif algıların partinin oy potansiyelini nasıl sınırladığı tartışılmaktadır(Gerim, 2025).
Yazar, Almanya'daki AfD örneğini inceleyen Muno ve Stockemer'in bulgularıyla karşılaştırma yaparak, göç karşıtı tutumların başlangıçta seçmenler için ikincil bir mesele olduğunu, ancak krizin derinleşmesiyle birincil konuma yükselebildiğini belirterek Türkiye'de de göç konusunun zamanla daha belirleyici hale gelebileceğine dikkat çekmektedir(Gerim, 2025).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Yazar, Türkiye'de toplumsal düzeyde çok güçlü ve yaygın bir sığınmacı karşıtlığı bulunmasına rağmen, Zafer Partisi'nin seçimlerde beklenen başarıyı elde edememesini, ülkede uzun süredir hakim olan ve AK Parti döneminde daha da derinleşen siyasal kutuplaşmaya bağlamaktadır. Tarihsel fay hatları üzerinden kurulan ve kimliksel bloklaşmalara dayanan bu kutuplaşma, seçmenlerin sığınmacı sorununu hayati bir kriz olarak görseler dahi, oy verme aşamasında sığınmacı konusunu geri plana iterek kendi siyasal bloklarının ana partilerine sadık kalmalarına yol açmaktadır. Bununla birlikte, geleneksel partilerden uzaklaşan genç kuşaklar arasında seküler-milliyetçi söylemlerin karşılık bulması, gelecekte bu kısıtların esneyebileceğine dair bir dinamizme işaret etmektedir(Gerim, 2025).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, göç karşıtı tutumların hangi koşullar altında doğrudan seçmen tercihine ve parti başarısına dönüşebileceğini, gelişmekte olan ve yoğun göç alan bir ülke bağlamında kuramsal olarak tartışmaktadır. Batı yazınında sıkça incelenen göç karşıtı radikal sağ partilerin yükseliş dinamiklerini, Türkiye gibi derin tarihsel ayrışmalara ve kutuplaşma yapılarına sahip bir ülkenin özgün koşullarıyla karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Çalışma, literatürde sıklıkla ihmal edilen 'toplumsal düzeydeki yüksek hoşnutsuzluğun neden sandığa yansımadığı' sorusuna odaklanarak, yapısal ve kimliksel kısıtların seçmen davranışındaki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.
Çalışma, Lipset ve Rokkan'ın klasik toplumsal ayrışma kuramına dayanmakta ve Sartori'nin bu ayrışmaların siyasal aktörler tarafından nasıl canlandırılıp araçsallaştırıldığına dair yaklaşımlarını temel almaktadır. Batı Avrupa'daki göç karşıtı partilerin yükselişini ele alan çağdaş literatürden yararlanan yazar, bu teorik çerçeveyi Türkiye'deki laik-muhafazakar ve merkez-çevre ayrışmaları ile bütünleştirmektedir. Türkiye'deki mülteci krizinin siyasallaşmasını inceleyen önceki yerel çalışmalardan hareketle, göç karşıtı tutumların oy verme davranışı üzerindeki doğrudan etkisinin yerleşik kutuplaşma sınırları dahilinde nasıl baskılandığını süreç izleme yöntemiyle göstererek mevcut birikimi genişletmektedir.
Bu çalışma, literatür taraması hazırlayan araştırmacılar için göç siyaseti ile seçmen davranışı arasındaki boşluğu dolduran özgün bir sentez sunmaktadır. Geleneksel çalışmalar genellikle göç karşıtı partilerin nasıl ortaya çıktığına ve başarı kazandığına odaklanırken, bu makale 'görece başarısızlık' ya da 'sınırlı başarı' durumlarını açıklamak için bir analitik model önermektedir. Özellikle, toplumsal rıza veya tepkilerin kurumsallaşmış parti sistemleri ve kimliksel bloklaşmalar tarafından nasıl bloke edilebildiğini göstererek, siyaset sosyolojisi ve karşılaştırmalı siyaset alanındaki derlemelere metodolojik ve kuramsal bir katkı sağlamaktadır. Böylece, tek konulu popülist partilerin kurumsallaşmış kutuplaşma yapılarını aşmadaki yapısal sınırlarını sistematik olarak göstermektedir.
Kaynakça
- Lipset, S. M., & Rokkan, S. (1967). Cleavage Structures, Party Systems, and Voter Alignments: An Introduction. In S. M. Lipset & S. Rokkan (eds.), Party Systems, and Voter Alignments: Cross National Perspective (pp. 1-61). New York: The Free Press.
- Van der Brug, W., Fennema, M., & Tillie, J. (2005). Why Some Anti-immigrant Parties Fail and Others Succeed: A Two-step Model of Aggregate Electoral Support. Comparative Political Studies, 38(5), 537-573.
- Muno, W., & Stockemer, D. (2021). A Model for Right-Wing Populist Electoral Success? Anti-Immigrant Sentiment and the AfD in Comparative Perspective. Populism, 4(1), 25-56.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Türkiye'de toplumsal düzeydeki yüksek sığınmacı karşıtlığına rağmen, bu tepkilerin doğrudan yeni bir göç karşıtı partiye oy olarak dönmesi yerleşik siyasal kutuplaşma tarafından sınırlanmaktadır.
Bu makale, mülteci krizinin siyasallaşması başlığı altında, toplumsal düzeydeki hoşnutsuzluğun neden kurumsallaşmış parti sistemlerinde hemen bir seçim başarısına dönüşemediğini açıklamak için doğrudan kanıt sunar(Gerim, 2025).
Genç Seçmenlerin Siyasal Öncelikleri: Göç Karşıtlığı ve İdeolojik Blokların Çözülmesi
- Araştırma sorusu
- Türkiye'deki 18-25 yaş arası genç seçmenlerin oy verme davranışında sığınmacı karşıtı tutumlar ile geleneksel kimliksel kutuplaşma arasındaki öncelik hiyerarşisi nasıldır?
- Yöntem taslağı
- Karma yöntem deseni kullanılacaktır. Nicel boyutta, Türkiye'nin coğrafi bölgelerini temsil eden illerde toplam 1200 genç seçmenle yüz yüze anket gerçekleştirilecektir. Nitel boyutta ise odak grup görüşmeleri yapılarak veri doygunluğuna ulaşılana kadar analiz sürdürülecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin KONDA (2024) gençlik araştırmasına atıfta bulunarak Zafer Partisi'nin genç seçmenler arasındaki yüksek desteğine dikkat çeken bulgusundan ve bu grubun geleneksel kutuplaşma dışındaki konumundan hareketle tasarlanmıştır(Gerim, 2025).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Zafer Partisi gibi radikal göç karşıtı partiler, geleneksel kimlik bloklarını aşmakta zorlansalar da laik ve cumhuriyetçi söylemleri sayesinde genç kuşaklar üzerinde önemli bir mobilizasyon kapasitesine sahiptir.
Tezlerin tartışma bölümünde, yeni milliyetçi aktörlerin özellikle 18-30 yaş grubundaki seküler ve milliyetçi seçmenler arasındaki karşılığına yönelik KONDA (2024) verilerini yorumlamak ve desteklemek amacıyla kullanılır(Gerim, 2025).
Yerel Siyasette Göç Sorununun Birincil Bir Oy Verme Kriterine Dönüşme Koşulları
- Araştırma sorusu
- Sığınmacı yoğunluğunun en yüksek olduğu sınır illerinde göç karşıtı tutumlar, ulusal düzeydeki kimliksel kutuplaşmayı aşarak yerel seçimlerde bağımsız bir oy verme kriterine dönüşebilmekte midir?
- Yöntem taslağı
- Çoklu vaka analizi deseni uygulanacaktır. Sığınmacı nüfusunun yerel nüfusa oranının en yüksek olduğu üç ilde, yerel parti teşkilatları, muhtarlar ve yerel seçmenlerle yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılacaktır. Nitel analizde tematik kodlama yaklaşımı benimsenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede yer verilen, mülteci krizinin sosyal ve ekonomik etkilerinin yerel düzeyde daha yoğun hissedilmesine rağmen ulusal düzeydeki kutuplaşmanın bunu baskıladığı yönündeki argümanı sınır illeri özelinde test etmek amacıyla önerilmiştir(Gerim, 2025).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Türkiye'de sağ-milliyetçi siyasal yelpazedeki aktörler, kurumsal veya ittifak odaklı kısıtlar nedeniyle göç konusunda farklı düzeylerde ve tonlarda söylemler geliştirmektedir.
Milliyetçi partilerin sığınmacı krizine yönelik farklılaşan stratejilerini ve sağ siyasetteki konumlanışlarını teorik bir zemine oturtmak için referans gösterilir(Gerim, 2025).
Milliyetçi Yelpazede Söylemsel Farklılaşma: MHP, İYİ Parti ve Zafer Partisi Karşılaştırması
- Araştırma sorusu
- Türkiye'deki farklı milliyetçi partilerin sığınmacı krizine yönelik çözüm önerileri ve resmi söylemleri, uluslararası insani normlar ve ulusal egemenlik ekseninde nasıl farklılaşmaktadır?
- Yöntem taslağı
- Nitel karşılaştırmalı söylem analizi kullanılacaktır. Üç partinin 2023 genel ve 2024 yerel seçim beyannameleri, liderlerin grup toplantısı konuşmaları ve resmi sosyal medya paylaşımları eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede sunulan, MHP'nin iktidar ittifakı nedeniyle göç söylemini yumuşattığı, İYİ Parti'nin merkez siyaset ve uluslararası normlar gereği temkinli yaklaştığı, Zafer Partisi'nin ise tavizsiz bir karşıtlık kurduğu tespiti üzerine kurulmuştur(Gerim, 2025).