Türkiye'de 1950'lerden itibaren yaşanan hızlı kentleşme ve sanayileşme, özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde kırdan kente göçle birlikte enformel yerleşimlerin (gecekondu) yaygınlaşmasına neden olmuştur. Bu yerleşimler, başlangıçta yasa dışı olarak algılansa da, zamanla sosyal, kültürel, ekonomik ve mekânsal üretim dinamiklerinin bir parçası olarak teorik literatürde yeniden değerlendirilmektedir. Ancak, enformel konut üretimi üzerine yoğunlaşan literatürün aksine, bu enformel kentsel bağlamlarda camiler gibi kamusal yapıların kolektif üretim süreçleri, mimari oluşumları ve toplumsal rolleri yeterince incelenmemiştir. Bu boşluk, enformel pratiklerin kamusal alandaki yansımalarını anlamak için önemli bir araştırma alanı sunmaktadır.
Bu çalışma, İstanbul'un Beykoz ilçesinden seçilen üç cami örneği üzerinden, enformel kentleşme dinamikleri içinde ortaya çıkan cami yapılarının mimari ve mekânsal oluşum süreçlerindeki enformelliği derinlemesine araştırmayı amaçlamaktadır. Yöntem olarak, kapsamlı bir tarihsel ve kavramsal literatür taramasının ardından, Kavacık Hasan Yavuz, Çavuşbaşı Merkez ve Karlıtepe Merkez Camileri'nin mimari ve mekânsal özellikleri incelenmiş ve karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Veri toplama süreci, sahadaki incelemeler, mimari çizimler ve yapıların inşasında rol oynayan cami dernekleri üyeleriyle yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlara dayanmaktadır. Bu sayede, yapıların zaman içindeki dönüşümleri ve enformel aktörlerin karar alma süreçleri detaylı bir şekilde belgelenmiştir.
Araştırma bulguları, incelenen cami yapılarının, kullanıcıların katılımcı eylemleri ve doğaçlama inşa süreçleriyle üretilmesine rağmen, büyük ölçüde "klasik Osmanlı camisi" imgesini takip ettiğini ortaya koymaktadır. Bu yapılar, minare ve ana kubbe gibi temel unsurlarla klasik şemayı çağrıştırırken, kentsel bağlamlarına özgü enformel ilişki ağları tarafından şekillendirilmişlerdir. Ticari alanların cami komplekslerine entegre edilmesi, Osmanlı dönemindeki vakıf sistemine benzer şekilde yapıların finansmanına katkıda bulunmuş ve camilerin yalnızca dini değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik merkezler olarak işlev görmesini sağlamıştır. Karlıtepe Merkez Camisi gibi yeni örnekler, kentsel yayılmanın öncüsü olarak ortaya çıkarak, enformel dinamiklerin kentsel büyümeyle birlikte dönüşümünü gözler önüne sermektedir.
Tartışma ve sonuç bölümleri, bu enformel cami üretim pratiklerinin, mimari formda esneklik ve programda çeşitlilik sunarken, yapısal sorunlar ve profesyonel denetim eksikliği gibi önemli zorlukları da beraberinde getirdiğini vurgulamaktadır. Bu durum, özellikle İstanbul'un deprem riski düşünüldüğünde, kamusal yapıların güvenliği açısından ciddi riskler taşımaktadır. Çalışma, enformel kentleşme literatürüne, kamusal binaların kolektif üretim süreçlerini ve bunların "klasik" mimari imgelerle olan karmaşık ilişkisini göstererek katkıda bulunmaktadır. Nihayetinde, bu araştırmanın bulguları, yerel dinamiklerle diyalog kuran ve kullanıcı katılımını gözeten yeni bir kuramsal ve yasal çerçeve oluşturma ihtiyacına işaret etmektedir; böylece, enformel süreçlerden öğrenerek gelecekteki kentsel gelişimin daha sürdürülebilir ve güvenli yollarla yönetilmesine olanak tanınabilir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, enformel kentleşme literatüründeki 'problem' odaklı negatif algının ötesine geçerek, bu olguyu sosyal, kültürel, ekonomik ve mekânsal üretimin bir parçası olarak gören yaklaşımlardan faydalanmaktadır. "Çağdaş yerel mimarlık" veya "çağdaş kendiliğinden mimarlık" teorileri, sürecin üründen daha önemli olduğunu ve insanların hem üretici hem de kullanıcı olarak kendi çevrelerini şekillendirdiğini vurgulamaktadır. Bu kuramsal çerçeve, enformel mimarlığı, aktörlerin (inşaatçılar ve nihai kullanıcılar) rolü, binaların kolektif vizyonun ve mevcut kaynakların bir sonuçu olarak nasıl ortaya çıktığı bağlamında anlamlandırmak için kullanılmıştır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, İstanbul'daki enformel yerleşimlerin (gecekondu) tarihsel gelişimini ve iç dinamiklerini inceleyen literatüre odaklanmaktadır. Bu literatür, enformel konutların mekânsal organizasyonu, canlı sosyal yapıları ve kentsel koşullara uyum yetenekleri üzerine yapılan çalışmaları içermektedir. Ancak, makale mevcut literatürde camiler gibi kamusal binaların kolektif yapımının genellikle göz ardı edildiğini ve bu yapıların "anonim" veya "ilkesiz" gibi etiketlerle değerlendirildiğini belirtmektedir. Bu çalışma, enformel camilerin üretim süreçleri, ilgili aktörler ve mimari bilginin aktarılma mekanizmaları üzerine literatürdeki boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.