Vaka çalışması incelemesi

DOI: 10.3389/frsc.2026.1874630

Hindistan'da Kentsel Arazi Yönetişiminin Ölçeklendirilmesi: Sürdürülebilir Şehirler İçin Yönetişim İnovasyonu Platformu Olarak NAKSHA Programı

Hindistan'ın hızlı şehirleşme süreci, yasal olarak tanınan ve mekânsal hassasiyete sahip arazi kayıtlarının yokluğu nedeniyle ciddi bir yönetişim kriziyle karşı karşıyadır.

Yazar
Kunal Satyarthi et al.
Yayın
Tarih
2026
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Hindistan, dünyanın en hızlı şehirleşen ülkelerinden biri olmasına rağmen, kentsel arazi yönetiminde 'mekânsal kör nokta' olarak tanımlanan yapısal bir eksiklik yaşamaktadır. On yıllardır kentsel alanların büyümesi, yasal olarak tanınan ve mekânsal doğruluğu yüksek kayıtlar olmaksızın gerçekleşmiştir. Bu durum, mülkiyet uyuşmazlıklarının sivil davaların büyük bir kısmını oluşturmasına yol açarken, belediyelerin öz kaynak üretimini kısıtlamakta ve iklim dirençli kentsel planlama süreçlerini sekteye uğratmaktadır. Çalışma, bu sistemik boşluğu kapatmak üzere tasarlanan NAKSHA programını, Hindistan'ın kentsel idaresinde radikal bir dönüşüm potansiyeli taşıyan teknolojik ve kurumsal bir müdahale olarak konumlandırmaktadır.

Programın metodolojik altyapısı, 150 Yerel Yönetim Biriminde (ULB) yürütülen pilot uygulamaların karşılaştırmalı politika ve kurumsal analizine dayanmaktadır. Teknik süreçte, 5 cm yer örnekleme hassasiyetine sahip İHA tabanlı hava fotogrametrisi, Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (CORS) ağı ve Web-GIS tabanlı veri platformları entegre edilerek yasal olarak doğrulanabilir kentsel mülkiyet kayıtlarının (UrPro) üretilmesi hedeflenmektedir. Bu süreç, sadece verilerin dijitalleşmesini değil, aynı zamanda farklı devlet kurumları arasındaki veri silolarının yıkılmasını ve mülkiyet haklarının yasal bir statü kazanmasını içeren çok katmanlı bir yönetişim inovasyonu olarak tasarlanmıştır.

Analizler, NAKSHA'nın mülkiyet kayıtlarının mekânsal doğruluğunu ve şeffaflığını artırmada üstün bir teknik kapasite sunduğunu, ancak pilot ölçeğinden ulusal düzeye geçişte ciddi bariyerlerle karşılaştığını göstermektedir. Özellikle kentsel arazi kayıtları için birleşik bir yasal çerçevenin bulunmaması, belediyelerdeki teknik personel ve kapasite yetersizliği ile kayıt dışı yerleşim yerlerindeki karmaşık mülkiyet yapısı temel sınırlayıcılar olarak belirlenmiştir. Ayrıca, mülkiyet sınırlarının UAV verileri ile eski kayıtlar arasındaki %5'e varan sapmalarının uzlaştırılması süreci, programın sadece teknik bir çözüm değil, aynı zamanda yoğun bir saha doğrulama ve kamu uzlaşısı gerektirdiğini kanıtlamaktadır.

Sonuç olarak çalışma, NAKSHA'nın uzun vadeli başarısının teknolojik mükemmellikten ziyade destekleyici yasal, kurumsal ve sosyal çerçevelerin geliştirilmesine bağlı olduğunu savunmaktadır. Uluslararası örneklerden ve kırsal SVAMITVA deneyiminden çıkarılan dersler, dijital kayıtların yasal geçerlilik kazanması ve kurumlar arası veri paydaşlığının kurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Literatür açısından bu makale, mekânsal zekânın sürdürülebilir şehirlerin inşasında nasıl bir 'Dijital İkiz' omurgası oluşturabileceğini göstererek, mülkiyet güvencesinin hem ekonomik büyümeyi tetikleyecek hem de kentsel dayanıklılığı artıracak stratejik bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.

Araştırmanın amacı

Bu çalışma, Hindistan'daki NAKSHA pilot programının tasarım mimarisini, ölçeklendirme zorluklarını ve sosyo-teknik engellerini değerlendirerek, yüksek çözünürlüklü coğrafi zekanın sürdürülebilir kentsel yönetişim için nasıl kalıcı bir temel oluşturabileceğini ortaya koymayı amaçlamaktadır(Satyarthi et al., 2026).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Bu çalışma, NAKSHA uygulama çerçevesini Ruanda, Kenya, Türkiye, Kolombiya ve Hindistan'ın kırsal SVAMITVA programı ile karşılaştıran nitel politika, kurumsal ve coğrafi teknoloji analiz yöntemine dayanmaktadır(Satyarthi et al., 2026).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, kentsel arazi kayıtlarındaki krizi Hernando De Soto'nun 'Sermayenin Gizemi' kuramına dayanarak 'Ölü Sermaye' ve işlem maliyetleri üzerinden analiz etmektedir. Ayrıca mali federalizm, yerel özerklik ve Mekânsal Veri Altyapısı (SDI) modellerini entegre ederek mülkiyet haklarının güvence altına alınmasının ekonomik ve toplumsal etkilerini teorik bir zemine oturtmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, arazi idaresi sistemlerinin (LAS) senet bazlı sistemlerden mülkiyet temelli sistemlere geçişine odaklanan küresel literatürü temel almaktadır. Bu kapsamda Rwanda'nın ulusal kadastro dijitalleşmesi, Kenya'nın ArdhiSasa dijital sicil deneyimi, Türkiye'nin 3D kadastro modellemesi ve Kolombiya'nın çok amaçlı kadastro reformları karşılaştırmalı bir perspektifle değerlendirilerek Hindistan kentsel ekosistemiyle ilişkilendirilmektedir.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Hindistan genelinde 25 eyalet ve 3 Birlik Bölgesinde yer alan 150 Kent Yerel Yönetimi (ULB) ile uluslararası arazi idaresi reform vakaları (Ruanda, Kenya, Türkiye, Kolombiya) ve kırsal SVAMITVA programı.
Örneklem veya araştırma materyali
NAKSHA MIS yönetim panelinin 31 Mart 2026 tarihli gerçekleşme verileri, insansız hava aracı (İHA) haritalama çıktıları, coğrafi veri katmanları ve ilgili mevzuat metinleri.
Veri toplama süreci
NAKSHA MIS yönetim paneli canlı verileri, Survey of India teknik raporları, mevzuat belgeleri ve uluslararası arazi idaresi vaka inceleme dokümanları.
Veri analiz yöntemi
Karşılaştırmalı politika analizi, kurumsal olgunluk değerlendirmesi ve mekânsal teknoloji odaklı içerik analizi.
Kentsel Arazi YönetişimiNAKSHA Programı5 cm Yer Örnekleme Mesafesi (GSD)Kent Mülkiyet Sahipliği Kaydı (UrPro)Sürekli İşleyen Referans İstasyonu (CORS)Önceden Tahmin Edilebilir Mülkiyet (Presumptive Title)Coğrafi Yapay Zeka (GeoAI)

Araştırmanın Bulguları

01

NAKSHA programı, 5 cm yer örnekleme mesafesine sahip İHA fotoğrafgrametrisi, GNSS/CORS ağı ve Web-GIS entegrasyonuyla 150 pilot kentte yüksek mekânsal hassasiyete sahip mülkiyet haritaları üretebilmektedir(Satyarthi et al., 2026).

02

Pilot uygulamanın 4.912 kente ölçeklendirilmesinin önündeki ana engel, kentsel arazi kayıtlarına dair kapsayıcı bir yasal çerçevenin bulunmaması ve mülkiyet kartlarının (UrPro) henüz kanuni mülkiyet belgesi niteliği taşımamasıdır(Satyarthi et al., 2026).

03

Hindistan kentlerinde mülkiyet uyuşmazlıkları tüm hukuk davalarının %60-%70'ini oluşturmakta ve arazi piyasasındaki bozulmalar yıllık GSYİH büyümesini yaklaşık %1,3 oranında baskılamaktadır(Satyarthi et al., 2026).

04

31 Mart 2026 itibarıyla İHA ile arazi taraması ve harita üretimi hızla ilerlerken, sahadaki zemin doğrulaması (ground truthing) ve hak iddiaları/itirazlar süreci en büyük kurumsal darboğazı oluşturmaktadır(Satyarthi et al., 2026).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

NAKSHA programının 150 kentteki pilot uygulaması, 5 cm çözünürlüklü İHA haritalama ve Web-GIS teknolojilerinin kentsel alanda yüksek mekânsal hassasiyetle mülkiyet sınırlarını tespit edebildiğini göstermektedir. Ancak MIS dashboard verileri, harita üretim hızının sahadaki zemin doğrulaması ve idari onay süreçlerinden çok daha hızlı ilerlediğini kanıtlamaktadır.

Yazarlar bu durumu, teknolojik altyapının hızla kurulabilmesine karşın, yerel yönetimlerin idari kapasite yetersizlikleri ve kurumlar arası yetki karmaşası nedeniyle veri doğrulama aşamasında yavaşlamasıyla açıklamaktadır. Eyaletlerin idari ve yasal hazırlık seviyelerindeki farklılıklar, ölçeklendirme hızını belirleyen ana faktör olarak öne çıkmaktadır.

Bu durum literatürdeki Ruanda ve Kenya örnekleriyle örtüşmektedir; zira Ruanda ve Kenya deneyimleri de teknolojik tescilin tek başına yeterli olmadığını, yasal tanınma ve sürekli güncelleme mekanizmaları kurulmadığı takdirde kayıtların hızla eskidiğini ve kayıt dışılığın yeniden belirdiğini doğrulamaktadır.

Sonuç olarak çalışma, NAKSHA'nın tek seferlik bir haritalama projesi yerine sürekli yaşayan bir dijital ikiz altyapısına dönüştürülmesi gerektiğini vurgulamakta ve 4.912 kente ölçeklendirme için model bir kentsel arazi mevzuatı ile kademeli uygulama yol haritası sunmaktadır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Deininger ve Goyal (2024) tarafından yapılan küresel maliyet-fayda analizinde gayrimenkul vergilerinin düşük gelirli ülkelerde GSYİH'nin yalnızca %0,6'sını, gelişmiş ülkelerde ise %2,2'sini oluşturduğu gösterilmiştir. Yazarlar bu bulguyu NAKSHA'nın kentsel yerel yönetimlere sağlayacağı öz gelir artışı ve mali özerklik potansiyeliyle ilişkilendirmektedir(Satyarthi et al., 2026).

Ali ve diğerleri (2021) tarafından Ruanda'daki ulusal arazi tescili üzerine yapılan çalışmada, ilk tescil sonrasındaki 5 yıl içinde kırsal işlemlerin %87'sinin tekrar kayıt dışına kaydığı tespit edilmiştir. Yazarlar, NAKSHA programının sadece tek seferlik haritalama ile sınırlı kalmayıp sürekli güncelleme mekanizmalarına sahip olmaması durumunda benzer bir veri eskimesi riskiyle karşılaşacağını belirtmektedir(Satyarthi et al., 2026).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

NAKSHA Programı, Hindistan kentlerinde mekânsal veri altyapısını modernize ederek sürdürülebilir kentsel yönetişim için devrim niteliğinde bir platform sunmaktadır. Ancak bu teknolojik atılımın kalıcı bir başarıya dönüşmesi; acil yasal reformların yapılmasına, mülkiyet kartlarına (UrPro) kanuni statü kazandırılmasına, yerel yönetimlerin teknik kapasitelerinin güçlendirilmesine ve kayıt dışı yerleşimlerin kapsayıcı bir mülkiyet güvencesi çerçevesiyle sisteme entegre edilmesine bağlıdır(Satyarthi et al., 2026).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, gelişmekte olan ülke kentlerindeki mülkiyet verisi eksikliğini ve idari belirsizlikleri gidermeyi hedefleyen küresel kentsel arazi yönetimi literatürüne kritik bir ampirik ve kavramsal katkı sunmaktadır. Alan yazında arazi idaresi genellikle kırsal alanlar veya tapu tescil sistemleri üzerinden tartışılırken, bu makale kentsel mekânın karmaşık mülkiyet yapısını, dikey yapılaşmayı ve kayıt dışı yerleşimleri odak noktasına almaktadır. Hindistan'daki NAKSHA Programı örneği üzerinden yüksek çözünürlüklü coğrafi teknolojilerin (İHA, GNSS/CORS, Web-GIS) kamu yönetimi inovasyonundaki rolünü inceleyen eser, teknolojik modernizasyonun tek başına yeterli olmadığını, yasal tanınma ve kurumsal kapasiteyle desteklenmesi gerektiğini ampirik verilerle doğrulamaktadır.

Çalışma, De Soto'nun 'ölü kapital' kuramını ve kentsel arazi idaresine dair uluslararası deneyimleri (Ruanda, Kenya, Türkiye ve Kolombiya) teorik ve yöntemsel zemin olarak benimsemektedir. Önceki literatür kentsel kadastro reformlarını çoğunlukla haritalama doğruluğuyla sınırlı ele alırken, bu inceleme Hindistan'ın kırsal alandaki SVAMITVA deneyimi ile kentsel NAKSHA programını karşılaştırarak literatürdeki kentsel-kırsal idari ayrışma boşluğunu doldurmaktadır. Türkiye'deki 3B kadastro ve Ruanda'daki ulusal tescil hamlelerinin derslerini sentezleyen yazar, mekânsal veri üretimi ile sahadaki idari zemin doğrulaması (ground truthing) arasındaki kopukluğun idari maliyetlerini ortaya koyarak önceki çalışmaları genişletmektedir.

Literatür taramaları açısından bu eser, kentsel arazi yönetişiminin finansal, yasal, teknolojik ve sosyal boyutlarını bütüncül bir analitik çerçevede birleştiren tipik bir sentez kaynağı işlevi görmektedir. Yerel yönetimlerin öz gelir yaratma kapasitesi ile mekânsal veri altyapısı (SDI) arasındaki doğrudan ilişkiyi ampirik verilerle sergilemesi, kamu yönetimi ve kentleşme politikaları alanındaki araştırmacılar için zengin bir referans sunmaktadır. Ayrıca, 150 kentsel yerel yönetimden elde edilen MIS dashboard verilerinin analizi, politika yapıcıların teknoloji odaklı reformlarda karşılaştığı kurumsal dirençleri ve kapasite yetersizliklerini sistematik olarak kategorize etmelerine yardımcı olmaktadır.

Kaynakça

  1. Deininger, K., & Goyal, A. (2024). Cost-benefit analysis of land administration systems in developing and industrialized countries. World Bank Research Observer, 39(1), 45-72.
  2. Ali, D. A., Deininger, K., & Duponchel, M. (2021). Assessing the impact of mass land certification on transactions and tenure security. Land Use Policy, 110, 104317.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Gelişmekte olan ülkelerde kentsel arazi kayıtlarının olmaması, adli yargıdaki mülkiyet davalarını artırmakta ve makroekonomik büyümeyi olumsuz etkilemektedir.

Bu çalışma, mülkiyet uyuşmazlıklarının Hindistan'daki tüm hukuk davalarının %60-%70'ini oluşturduğunu ve arazi piyasasındaki verimsizliklerin yıllık GSYİH büyümesini %1,3 oranında düşürdüğünü kanıtlayan veriler sunarak kentsel idare krizinin ekonomik yükünü belgelemektedir(Satyarthi et al., 2026).

Kentsel Kadastro Yenileme Projelerinde Teknolojik Haritalama ile Saha Zemin Doğrulaması Arasındaki Zamanlama Darboğazlarının İncelenmesi

Araştırma sorusu
Kentsel kadastro projelerinde İHA tabanlı harita üretimi ile sahadaki zemin doğrulaması (ground truthing) süreçleri arasındaki zaman farkını etkileyen kurumsal ve idari faktörler nelerdir?
Yöntem taslağı
Seçilen 5 orta ölçekli belediyede karma yöntem tasarımı uygulanacaktır. İHA haritalama süreleri ile saha doğrulama süreleri zaman serisiyle karşılaştırılacak; 30 yerel idareci ve harita kadastro mühendisi ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecektir. Nitel veriler tematik analizle, nicel veriler ise süreç tamamlama oranlarıyla incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede NAKSHA MIS verilerine göre İHA haritalamasının 118 ULB'de tamamlanmasına karşın saha zemin doğrulamasının 55 ULB'de %60'ın altında kaldığı bulgusundan türetilmiştir(Satyarthi et al., 2026).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Kentsel arazi idaresinde yüksek çözünürlüklü İHA teknolojileri, geleneksel uydu haritalama sistemlerine kıyasla üstün mekânsal ayrıntı sağlamaktadır.

Çalışmada NAKSHA programının 5 cm yer örnekleme mesafesi (GSD) sunan İHA teknolojisinin, ISRO (50 cm) ve ESA (30 cm) uydu platformlarına kıyasla hassas kentsel haritalamada sağladığı üstünlük somut verilerle açıklanmaktadır(Satyarthi et al., 2026).

Akıllı Kentlerde Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Belediye Emlak Vergisi Gelirlerine Etkisi: Mekânsal Veri Entegrasyonu Modeli

Araştırma sorusu
Coğrafi bilgi sistemleri entegrasyonu ve yüksek çözünürlüklü İHA haritalaması, belediyelerin emlak vergisi beyan kaçaklarını önlemede ve öz gelir artışında ne düzeyde etkilidir?
Yöntem taslağı
Nicel boylamsal tasarım kullanılacaktır. Akıllı kent haritalama sistemine geçen 8 ilçe belediyesinin vergi gelirleri sistemi öncesi ve sonrası 3 yıllık süreçte panel veri analiziyle incelenecektir. Beyan edilmeyen inşaat alanları ve kullanım türü değişikliklerinin vergi matrahına etkisi tespit edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın Kolombiya ve Türkiye örneklerine dayanarak, yüksek çözünürlüklü kadastro verilerinin belediye öz gelirlerini %35 ila %150 oranında artırdığına dair sunduğu kanıtlara dayanmaktadır(Satyarthi et al., 2026).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Ulusal kadastro modernizasyon projelerinde teknolojik harita üretimi ile sahadaki idari doğrulama ve yasal tescil süreçleri arasında zamanlama uyumsuzluğu yaşanmaktadır.

Makalenin 31 Mart 2026 MIS dashboard analizleri, İHA ile harita üretiminin hızla tamamlanmasına karşın sahadaki zemin doğrulaması (ground truthing) sürecinin en büyük darboğaz olarak kaldığını göstererek tartışma bölümündeki idari kapasite argümanlarını desteklemektedir(Satyarthi et al., 2026).

Kayıt Dışı Kentsel Yerleşimlerde Dijital Kadastro Haritalamasının Mülkiyet Algısı ve Sosyal Adalet Üzerindeki Etkisi

Araştırma sorusu
Kentsel gecekondu ve kayıt dışı yerleşim alanlarında yürütülen İHA destekli mülkiyet tespiti çalışmaları, mahalle sakinlerinin mülkiyet güvencesi ve tahliye korkusu algısını nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Nitel olgubilim (fenomenoloji) deseniimsenecektir. Tescilsiz kentsel yerleşim alanlarında yaşayan 40 hane halkı temsilcisiyle derinlemesine görüşmeler yapılacak, veri doygunluğuna ulaşılana kadar alan çalışması sürdürülecektir. Toplanan veriler MAXQDA yazılımı kullanılarak içerik analizine tabi tutulacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede kentsel yoksulların yaşadığı 108.000 gecekondu bölgesinde dijital haritalamanın şeffaflık getirmekle birlikte yerinden edilme riski yarattığına dair vurgulanan sosyo-teknik sınırlılıktan türetilmiştir(Satyarthi et al., 2026).