Nicel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.3389/fpsyg.2026.1856578Seçimli Bir Otokraside Siyasal Katılım: Macaristan'da Özyeterlik, İlgi, İdeoloji ve Güvenin Örtük Profilleri
Demokratik gerileme ve otoriterleşme literatüründe, makro düzeydeki kurumsal dönüşümlerin vatandaşların bireysel düzeydeki psikolojik-politik yönelimlerini nasıl şekillendirdiği önemli bir tartışma konusudur. Literatürdeki baskın anlatılar toplumu katı ve kutuplaşmış siyasal kabilelere ayrılmış olarak tanımlama eğilimindedir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Málna Anna Benza et al.
- Yayın
- Tarih
- 2026
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Demokratik gerileme süreçlerinde toplumsal ve psikolojik dinamiklerin incelenmesi, otoriterleşen rejimlerin sürdürülebilirliğini anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Macaristan'da Viktor Orbán liderliğindeki Fidesz iktidarı dönemi, kurumsal yapının geniş çaplı dönüşümü ve muhalefetin hareket alanının daraltılmasıyla karakterize edilen bir seçimli otokrasi örneği sunmaktadır. Siyaset bilimi ve sosyal psikoloji literatüründe Macar toplumunun iktidar ve muhalefet blokları arasında katı bir biçimde kabileleştiği ve kutuplaştığı iddiaları sıklıkla dile getirilmektedir. Ancak, bu makro düzeydeki söylemlerin vatandaşların bireysel düzeydeki psikolojik-politik yönelimleriyle ne derece örtüştüğü ampirik olarak açık doğrulamalara ihtiyaç duymaktadır. İncelenen bu araştırma, vatandaş tutumlarının tekdüze bir ikili kutuplaşmadan ibaret olmadığını, aksine siyasal katılım biçimleriyle karmaşık etkileşimler gösteren heterojen profiller barındırdığını savunmaktadır.
Araştırma kapsamında bu heterojen yapıyı çözümlemek amacıyla Avrupa Sosyal Taraması'nın (ESS) 2014 ile 2023 yılları arasında gerçekleştirilen 7, 8, 9, 10 ve 11. dalgalarına ait Macaristan verileri kullanılmıştır. Örneklem büyüklükleri yıllara göre 1.614 ile 2.118 katılımcı arasında değişmektedir. Araştırmacılar, değişken-merkezli geleneksel analizler yerine birey-merkezli Örtük Profil Analizi (LPA) yöntemini tercih etmiştir. Katılımcıların siyasal ilgisi, içsel siyasal özyeterliği, kurumsal güveni ve sol-sağ ideolojik ölçekteki özyerleşimleri profil belirleyici göstergeler olarak sisteme dahil edilmiştir. Elde edilen profillerin geçerliliğini ve dışsal ilişkilerini doğrulamak amacıyla oy verme davranışı, yasal kolektif eylemlere katılım, hükümetten ve demokrasiden memnuniyet, genel mutluluk seviyesi, Avrupa Birliği entegrasyonuna tutumlar ve sosyo-demografik değişkenler BCH yöntemi ve ki-kare testleri ile analiz edilmiştir.
Elde edilen ampirik bulgular, zaman içinde istikrarlı bir şekilde ortaya çıkan dört temel örtük profil doğrulamıştır: Ilımlı Sistem İnananları, Adanmış Fidesz Seçmenleri, Yabancılaşmış Yurttaşlar ve Çeşitlenmiş Muhalefet. 2020 ve 2023 dalgalarında ise beşinci bir grup olarak Bağlanmamış Muhalefet profili tespit edilmiştir. İktidar partisi destekçilerinin homojen bir kabile oluşturmadığı; büyük çoğunluğu oluşturan Ilımlı Sistem İnananlarının merkezci ideolojiye, yüksek kurumsal güvene fakat düşük özyeterliğe sahip olduğu görülmüştür. Küçük ama adanmış grup ise yüksek sağ ideoloji, yüksek ilgi ve yüksek özyeterlik sergilemektedir. Muhalefet tarafında ise sisteme karşı belirli bir düzeyde güven ve özyeterlik koruyan grupların hem oy verme hem de protesto gibi kurumsallaşmamış yasal eylemlere katılım oranlarının son derece yüksek olduğu, buna karşılık aşırı yabancılaşmış ve güvensiz vatandaşların siyasal süreçlerden tamamen çekildiği saptanmıştır.
Araştırmanın tartışma ve sonuç bölümleri, demokratik gerileme yazınında yer alan aşırı kutuplaşma ve siyasal kabilecilik anlatılarını önemli ölçüde niteliksel olarak düzeltmektedir. Yazarlar, illiberal veya otokratik rejimlerin konsolidasyonunun illa ki kitlelerin aşırı ideolojik tutuculuğuna dayanmadığını, katılım özyeterliğinin ve alternatif meşruiyet algısının yitirilmesiyle oluşan toplumsal yörgünluk ve yabancılaşma üzerinden de yürütülebileceğini göstermektedir. Ayrıca, muhalefet aktörlerinin sistemi tamamen gayrimeşru ilan eden söylemlerinin yurttaşları mobilize etmek yerine desensitize ederek siyasal eylemden uzaklaştırdığı vurgulanmaktadır. Makale, araştırmacıların kendi ideolojik konumlanmalarının ampirik verileri yorumlarken aşırı yorumlama eğilimine (yorum enflasyonuna) yol açabileceği konusunda metodolojik bir özen çağrısı yaparak literatür taramalarında kaynak bir ampirik referans oluşturmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın temel amacı, Viktor Orbán liderliğindeki Fidesz iktidarı döneminde (2014-2023) Macaristan'daki vatandaşların siyasal ilgi, siyasal özyeterlik, kurumsal güven ve sol-sağ ideolojik özyerleşim değişkenlerine dayalı örtük tutum profillerini belirlemek ve bu profillerin kurumsallaşmış (oy verme) ile kurumsallaşmamış (yasal eylemler) siyasal katılım türleriyle ilişkisini ortaya koymaktır(Benza et al., 2026).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışmada, 2014-2023 yılları arasındaki beş Avrupa Sosyal Taraması (ESS) dalgasına ait veriler kullanılarak vatandaşların siyasal ilgi, özyeterlik, kurumsal güven ve ideolojik kendilerini konumlandırmaları üzerinden örtük profil analizi (LPA) yöntemiyle nicel-ampirik bir sınıflandırma ve karşılaştırma yaklaşımı benimsenmiştir(Benza et al., 2026).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, siyasal katılım ve sistem meşrulaştırma kuramları ile kişi-merkezli Örtük Profil Analizi (LPA) yaklaşımını temel almaktadır. Siyasal ilgi ve içsel özyeterliğin katılımı teşvik ettiği yönündeki klasik demokratik kuramların yanı sıra, Sosyal Kimlik Katılımlı Eylem Modeli (SIMCA) ve meşrulaştırma kuramının statükoyu korumadaki hafifletici işlevleri siyasal psikoloji çerçevesinde bütünleştirilmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, demokratik gerileme literatüründeki makro ve mikro yaklaşımları ele almaktadır. Levitsky ve Way'in seçimli otokrasi kavramlaştırması, Krekó'nun siyasal kabilecilik tezi, Wunsch ve Gessler'in Fidesz destekçilerinin heterojenliği yönündeki bulguları, Marien ve Christensen'in güven ile katılım türleri arasındaki ilişki analizi ve Jost ile Hunyady'nin sistem meşrulaştırma kuramı kapsamlı biçimde tartışılmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 2014-2023 yılları arasında Avrupa Sosyal Taramasına (ESS) katılan Macaristan nüfusunu temsil eden seçmenler.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Beş dalga genelinde (Round 7: N=1,697; Round 8: N=1,614; Round 9: N=1,661; Round 10: N=1,849; Round 11: N=2,118) örtük profil göstergelerinden en az birine yanıt veren Macaristan katılımcıları.
- Veri toplama süreci
- Avrupa Sosyal Taramasının (ESS) 7. (2014/15), 8. (2016/17), 9. (2018/19), 10. (2020/21) ve 11. (2023/24) dalgalarından elde edilen açık erişimli ikiyıllık yüz yüze/anket verileri.
- Veri analiz yöntemi
- Mplus 8.9 yazılımı kullanılarak 10 gösterge üzerinden gerçekleştirilen Örtük Profil Analizi (LPA) ve profillerin katılım/demografik değişkenlerle ilişkisini incelemek amacıyla uygulanan BCH yöntemi ile ki-kare testleri.
Araştırmanın Bulguları
Tüm ESS dalgalarında süreklilik gösteren üç temel örtük vatandaş profili belirlenmiştir: Ilımlı sistem inananları, Kararlı Fidesz seçmenleri ve Yabancılaşmış vatandaşlar(Benza et al., 2026).
Ilımlı sistem inananları sınıfı merkezci politik görüşlere, orta düzeyde siyasal ilgiye, yüksek kurumsal güvene ve düşük siyasal özyeterliğe sahip göreli geniş bir gruptur(Benza et al., 2026).
Kararlı Fidesz seçmenleri sınıfı ise sağ kanat politik görüşler, son derece yüksek siyasal ilgi, güçlü kurumsal güven ve yüksek siyasal özyeterlik gösteren daha küçük bir seçmen grubudur(Benza et al., 2026).
Muhalefet seçmenleri pasif gruba kıyasla her dalgada tutarlı şekilde daha yüksek kurumsal güven ve özyeterlik sergilemiş, bu durum hem yasal kurumsal hem de kurumsallaşmamış katılım davranışlarına yansımıştır(Benza et al., 2026).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Elde edilen örtük profil analizi bulguları, Macaristan siyasal alanının sanıldığı gibi sadece iktidar destekçileri ve karşıtları şeklinde iki sert kabileye ayrılmadığını, bunun yerine beş farklı psikolojik yönelim profilinin mevcudiyetini göstermektedir. İktidarı destekleyen seçmenler dahi homojen bir kitle oluşturmamakta, yüksek adanmışlığa sahip radikal sağ grubun yanı sıra düşük özyeterlik gösteren geniş bir ılımlı grup barındırmaktadır.
Yazarlar bu tabloyu, seçimli otokrasilerde rejimin konsolidasyonunun yalnızca fanatik destekçiler yaratılarak değil, aynı zamanda vatandaşlarda siyasal etki yaratma inancının zayıflatılması ve muhalefetin kurumsal güven kayıpları üzerinden mobilize olmasının engellenmesiyle sağlandığı şeklinde açıklamaktadır. Yabancılaşmış kitlelerin varlığı ve düşük özyeterlik, katılımı sınırlandıran ana faktör olarak öne çıkmaktadır.
Literatürdeki kutuplaşma ve siyasal kabilecilik yaklaşımlarıyla yapılan karşılaştırmalarda, araştırmacıların kendi ideolojik konumlanmalarının ve yayın alışkanlıklarının emprik bulguları aşırı yorumlamaya (interpretive inflation) yöneltebileceği vurgulanmaktadır. Veriler, elit düzeyindeki sert kutuplaşma söylemlerinin toplumun geniş kesimlerinde doğrudan katı ideolojik tutumlara dönüşmediğini doğrulamaktadır.
Sonuç olarak, siyasal katılımın ve rejime karşı duruşun yeşerebilmesi için vatandaşların sistem içinde belli düzeyde kurumsal güvene ve kişisel özyeterlik duygusuna sahip olmaları gerektiği; sistemin tamamen meşruiyetsizleştirilmesinin mobilizasyon yerine pasifleşmeye yol açtığı anlaşılmaktadır. Bu durum, benzer otoriterleşme riski taşıyan diğer demokrasiler için de önemli metodolojik ve kuramsal çıkarımlar sunmaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, Fidesz seçmen tabanının homojen bir populizm grubundan ziyade heterojen bir koalisyona dayandığını belirten Wunsch ve Gessler'in (2023) bulgularını desteklemekte, Fidesz iktidarının ılımlı ve radikal sağcı farklı grupları bir arada tutarak seçim başarısı elde ettiğini göstermektedir(Benza et al., 2026).
Yazarlar, Macaristan toplumunun kabileci bir kutuplaşmayla kesin hatlarla ikiye bölündüğünü savunan Krekó'nun (2021) yaklaşımını nitelendirerek, seçmen düzeyindeki psikolojik-politik yönelimlerin ikili kabile ayrımından çok daha çeşitli ve katmanlı profiller sergilediğini ortaya koymaktadır(Benza et al., 2026).
Yazarlar, Fidesz'e verilen desteğin yalnızca ideolojik kabilecilikle açıklanamayacağını ve ekonomik tatmin ile pragmatik etkenlerin belirleyici olduğunu vurgulayan Scoggins (2022) ile uyumlu olarak, ılımlı sistem inananlarının ideolojik katılık olmaksızın iktidara destek verdiğini savunmaktadır(Benza et al., 2026).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Çalışmanın sonuçunda yazarlar, Macaristan'daki seçimli otokrasi rejiminde vatandaşların siyasal tutumlarının homojen bir kabileleşme veya katı bir ikili kutuplaşma sunmadığını; aksine sistem desteği, muhalefet ve pasifliğin farklı psikolojik profiller halinde örgütlendiğini vurgulamaktadır. İktidarın sürdürülebilirliği kitlelerin radikalleşmesinden ziyade geniş kitlelerde oluşan özyeterlik kaybı, siyasal tükenmişlik ve alternatif eksikliğine dayanmaktadır. Sonuç olarak, otokratik gerileme süreçlerini anlamak için baskın ideolojik anlatıların ötesine geçilerek vatandaş düzeyindeki amprik çeşitliliğin dikkate alınması gerekmektedir(Benza et al., 2026).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, demokratik gerileme literatüründe makro düzeydeki kurumsal ve anayasal değişimlerin ötesine geçerek, bireysel düzeydeki psikolojik-politik yönelimlerin nasıl şekillendiğini ve katılım davranışlarına nasıl yansıdığını gösteren tipolojik bir işlev üstlenmektedir. Seçimli otokrasilerde kamuoyunun homojen bir şekilde iktidar ve muhalefet kabilelerine bölündüğü yönündeki baskın makro anlatıları ampirik olarak sörgülayarak, vatandaşlar arasındaki örtük tutum kümelenmelerinin çok daha parçalı ve karmaşık bir yapı sunduğunu kanıtlamaktadır.
Çalışma, siyasal katılımı tek bir değişken üzerinden açıklayan geleneksel değişken odaklı yaklaşımlardan farklılaşarak, kişi odaklı örtük profil analizi yöntemini benimsemektedir. Krekó (2021) ve Bíró-Nagy ve arkadaşlarının (2022) öne sürdüğü katı siyasal kabilecilik ve derin toplumsal kutuplaşma tezlerini doğrudan sınamakta; Scoggins (2022) ile Wunsch ve Gessler'in (2023) Fidesz desteğinin heterojen ve pragmatik temellerine dikkat çeken bulgularını genişleterek, muhalefet ve iktidar bloklarının kendi içlerindeki psikolojik çeşitliliği ortaya koymaktadır.
Literatür taramalarına yapılan temel katkı, otoriterleşme süreçlerinde vatandaş katılımının yalnız iktidar yanlılığı veya karşıtlığıyla açıklanamayacağını, kurumsal güven ve içsel siyasal özyeterlik birleşimlerinin belirleyici olduğunu göstermesidir. Ayrıca araştırmacı konumsallığının (researcher positionality) ve istatistiksel anlamlılığa dayalı aşırı yorumlama (interpretive inflation) eğilimlerinin, literatürde ampirik verileri aşan kutuplaşma anlatıları yaratabileceğine dair eleştirel bir perspektif kazandırmaktadır.
Kaynakça
- Wunsch, N., & Gessler, T. (2023). Who tolerates democratic backsliding? A mosaic approach to voters' response to authoritarian leadership in Hungary. Democratization, 30(5), 914–937. https://doi.org/10.1080/13510347.2023.2203918
- Krekó, P. (2021). Populism in power: the tribal challenge. In J. P. Forgas, W. D. Crano, & K. Fiedler (Eds.), The Psychology of Populism: The Tribal Challenge to Liberal Democracy (pp. 240–257). Routledge.
- Scoggins, B. (2022). Identity politics or economics? Explaining voter support for Hungary's illiberal Fidesz. East European Politics and Societies and Cultures, 36(1), 3–28. https://doi.org/10.1177/0888325420954535
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Seçimli otokrasi rejimlerinde vatandaşların iktidara veya muhalefete desteği homojen bir kabileleşme sunmamakta; kurumsal güven, özyeterlik ve ideolojik konumlanmaya göre çoklu tutum profilleri biçiminde örgütlenmektedir.
Bu çalışma, hibrit ve otokratik rejimlerde toplumun ikili bir kutuplaşma içinde olduğu varsayımını eleştirmek ve seçmen tutumlarının heterojen yapısını literatür taramasında ampirik kanıtlarla açıklamak için kullanılır(Benza et al., 2026).
Türkiye'de Vatandaşların Siyasal Tutum Profilleri ve Katılım Biçimleri: Bir Örtük Profil Analizi
- Araştırma sorusu
- Türkiye'deki seçmenlerin kurumsal güven, siyasal özyeterlik ve ideolojik tutumları hangi örtük profilleri oluşturmakta ve bu profiller oy verme ile eylemsel katılımı nasıl etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Türkiye verilerini temsil eden 2000 kişilik ulusal anket örneklendirmesi üzerinde siyasal ilgi, özyeterlik ve güven ölçekleri kullanılarak Mplus ile Örtük Profil Analizi uygulanacak; profil farkları ki-kare testleriyle incelenecektir. Örneklem büyüklüğü güç analizi ile belirlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede Macaristan ESS verileriyle uygulanan 10 göstergeli Örtük Profil Analizi metodolojisi ve oy verme/kolektif eylem ilişkisini inceleyen desen temel alınmıştır(Benza et al., 2026).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Siyasal katılım davranışlarının ortaya çıkabilmesi için vatandaşların sistem içinde belli düzeyde kurumsal güvene ve içsel siyasal özyeterlik duygusuna sahip olmaları gerekmektedir.
Kolektif eylem ve siyasal katılım kuramsal çerçevelerinde, tam bir yabancılaşma ve meşruiyetsizleştirmenin mobilizasyon yaratmak yerine pasifleşme ve demobilizasyon getirdiğini açıklamak için temel kaynak olarak kullanılır(Benza et al., 2026).
Siyasal Yabancılaşma ve Sistem Güvensizliğinin Muhalif Mobilizasyon Üzerindeki Demobilize Edici Etkisi
- Araştırma sorusu
- Muhalif seçmenlerde sistemin tamamen meşruiyetsiz olarak algılanması ve özyeterlik kaybı siyasal katılımı nasıl demobilize etmektedir?
- Yöntem taslağı
- Seçim sonrası muhalif seçmenlerden oluşan gruplarla derinlemesine görüşmeler ve anket çalışması yürütülecektir. Nitel örneklem veri doygunluğuna ulaşıncaya kadar sürdürülecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin tartışma bölümünde ortaya konan, sistemin aşırı meşruiyetsizleştirilmesinin mobilizasyon yerine pasifleşmeye ve katılım düşüşüne yol açtığı yönündeki tespitten türetilmiştir(Benza et al., 2026).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Araştırmacı konumsallığı ve akademik yayın alışkanlıkları, siyasal tutum verilerini aşırı yorumlayarak toplumda var olandan daha sert bir kutuplaşma ve kabilecilik tablosu çizilmesine yol açabilmektedir.
Tartışma bölümünde, ampirik bulgular ile literatürdeki hâkim teorik anlatılar arasındaki uyumsuzlukları değerlendirmek ve yöntemsel öz-düşüncellik (reflexivity) tartışması yürütmek amacıyla kullanılır(Benza et al., 2026).
Medya Tüketim Biçimleri ile Siyasal Özyeterlik Algısı Arasındaki İlişki: Bağımsız Medya ve Yabancılaşma
- Araştırma sorusu
- Bağımsız haber medyasında yer alan sistemik yolsuzlık haberlerinin yoğun tüketimi vatandaşların içsel siyasal özyeterlik algılarını nasıl etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Farklı medya kanallarını takip eden vatandaşlardan oluşan nicel anket deseni uygulanacak; medya kullanımı ile özyeterlik algısı arasındaki ilişki regresyon analiziyle test edilecektir. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle hesaplanacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Yazarların bağımsız medya söylemlerinin sistemik yolsuzluğu vurgularken vatandaşlarda çaresizlik ve demobilizasyon hissi uyandırabileceğine dair sınırlılık ve tartışma notlarından türetilmiştir(Benza et al., 2026).