Sosyal bilimler ve sosyoloji yazınında zaman ile zamansallık sıkça işlenen temalar arasında yer almasına karşın, zamanın sosyolojisi genellikle ampirik düzeyde birbirinden kopuk, kümülatif olmayan ve solipsistik bir seyir izlemektedir. Kuramsal düzeydeki başlıca çabalar ise ekseriyetle modernite, kapitalizm ve teknoloji olguları etrafında şekillenmekte, hız ile ivmelenme kavramlarına odaklanmaktadır. Siyasetin ve iktidar ilişkilerinin incelendiği temel alt alanlardan biri olan siyasal sosyoloji, toplumsal ve siyasal süreçleri incelerken ortak bir zaman sözlüğü konsolide etme noktasında henüz yeterli olgunluğa ulaşmamıştır. Bu durum, zamanı konu edinen sayısız ampirik çalışmanın aynı kavramlara farklı anlamlar yüklemesine ve disiplin içinde teorik bir dağınıklık doğurmasına yol açmaktadır. Makale, bu parçalı yapıyı aşmak üzere zamanın siyasallığını ve iktidarla olan içsel bağını ele alan bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Bu inceleme niteliğindeki çalışmanın temel ampirik ve kavramsal dayanağını, zaman ve siyaset ilişkisini farklı disipliner pencerelerden ele alan üç yakın dönem telif eser oluşturmaktadır. Yazar; Elizabeth F. Cohen'in liberal demokrasilerde sürenin ve takvimin siyasal işlevini inceleyen siyaset bilimi odaklı çalışmasını, Christopher Clark'ın Alman siyasetindeki rejimlerin tarihselliğini ve geçmiş-gelecek bağlarını irdeleyen tarihsel incelemesini ve Sara Pursley'in Irak'taki ulus inşası, kalkınma ve toplumsal cinsiyet dinamiklerini inceleyen çok katmanlı araştırmasını merkeze almaktadır. Araştırma, bu üç eserin sunduğu kavramsal zenginliği sosyolojik bir süzgeçten geçirerek, zamanın sadece siyasetin gerçekleştiği bir zemin değil, doğrudan doğruya bir iktidar ve tahakküm aracı olarak nasıl işlediğini ortaya koyan disiplinler arası bir değerlendirme yöntemi izlemektedir.
İnceleme sonuçunda ortaya konulan temel önermeler, zamanın toplumsal ve siyasal yapılar içerisindeki kurucu rolünü gözler önüne sermektedir. Zaman, tarihsellik ve coğrafi bağlama göre değişkenlik gösteren bir toplumsal inşa olduğu kadar, devletler ve egemen aktörler tarafından eşitsizlikleri yeniden üreten bir tahakküm aracı olarak da kullanılmaktadır. Takvimler, tarihler, son tarihler, bekleme süreleri ve geleceğe dair kurgular, siyasal iktidarların popülasyonları denetim altında tutma, toplumsal değişim taleplerini erteleme veya toplumsal hiyerarşileri kurma biçimlerinin temel mekanizmalarıdır. Yazar, bu mekanizmaların çözümlenmesinin, iktidar ilişkilerinin görünmeyen temporal dinamiklerini ve otoriteryanizmden demokrasiye uzanan rejim dönüşümlerinin yapısal temellerini anlamak açısından hayati önem taşıdığını savunmaktadır.
Sonuç olarak bu derleme çalışma, siyasal sosyoloji yazınına zamanı kavramsal bir kategori olarak kazandırma yönünde güçlü bir çağrı niteliği taşımaktadır. Zamanın bir iktidar boyutu olarak teorize edilmesi; ampirik dağınıklığın giderilmesi, farklı alt alanlar ve disiplinler arasında ortak bir diyalog zemin kurulması ve toplumsal adalet mücadeleleri ile özgürlükçü siyaset pratikleri için somut açılımlar sunulması bakımından değerlidir. Yazar, gelecek araştırmalar için takvime dayalı yapıların temporal teorisini kurmak, siyasi ideolojileri geçmiş-şimdi-gelecek ekseninde yeniden okumak ve geleceğin siyasetteki rolünü merkeze almak üzere üç temel somut yönelim önermekte, böylece alanın kuramsal ufku genişletilmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal çerçevesi, zamanın hem toplumsal hem de siyasal bir olgu olduğu kabulüne dayanmaktadır. Yazar, tarihi ve coğrafi olarak değişen zaman yapılarını Marx, Durkheim, Simmel, Arendt, Elias, Giddens gibi klasik sosyologların ve Zerubavel ile Adam gibi zaman sosyologlarının birikimiyle harmanlar. Kavramsallaştırma aracı olarak Swedberg in sosyolojik teori anlayışını benimser ve zamanı iktidar ilişkilerinin ayrılmaz ve görünmez bir boyutu olarak ele alır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, sosyoloji disiplini içinde tarihsel sosyoloji, toplumsal cinsiyet sosyolojisi, iş sosyolojisi, teknoloji sosyolojisi ve bellek çalışmaları gibi alt alanların zaman yaklaşımlarını değerlendirmektedir. Ayrıca Cohen'in liberal demokrasilerde zamanın politik değeri, Clark'ın Alman siyasetinde rejimlerin tarihselliği ve Pursley'in Irak'taki egemenlik ve toplumsal cinsiyet projeleri üzerine yazdığı kitapları eleştirel bir diyaloğa sokmaktadır.