İçeriğe geç

Vaka çalışması · 2024

Gönüllü Nüfus Mübadelesi Antlaşması'ndan Zorunlu Nüfus Mübadelesi Antlaşması'na Türk-Yunan İlişkilerinde Etnik Uzlaşmazlıklar (1914-1923): İzmir Örneği

From the Voluntary Population Exchange Agreement to the Compulsory Population Exchange Agreement: The Minority Crisis in Turkish-Greek Relations (1914-1923)

Okur sorusu

Türk ve Yunan halkları arasındaki nüfus mübadelesi süreci nasıl işledi?

1914-1923 yılları arasında Osmanlı/Türk ve Yunan yönetimlerinin uyguladığı etnik homojenleşme politikaları, iki ülke arasındaki azınlık krizine nihai bir çözüm arayışının sonuçu olarak zorunlu nüfus mübadelesini kaçınılmaz kılmıştır.

Öne çıkanlar

  • Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı Devleti, Batı Anadolu'daki Rum nüfus ile Makedonya ve Epir'deki Müslüman nüfusun karşılıklı mübadelesini etnik krizin kalıcı çözümü için bir yöntem olarak teklif etmiştir.
  • 1914 yılında Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında başlatılan ikili diplomatik görüşmeler, etnik krizin çözümü ve karşılıklı şikayetlerin azaltılması için kararlı ve yapıcı bir diyalog zemini sağlamıştır.
  • Yunan hükümeti Venizelos liderliğinde Balkanlar'daki etnik sorunları demografik düzenlemelerle yönetmeye çalışmış ve Bulgaristan ile imzalanan Neuilly Antlaşması çerçevesinde nüfus mübadelesini stratejik bir araç olarak uygulamıştır.
Yayın türü
Vaka çalışması
Yazarlar
Gürhan Yellice
Dergi / alan
Beşerî Bilimler
Yıl
2024
Örneklem
Başkanlık Osmanlı Arşivi belgeleri, İngiliz ve Fransız diplomatik arşiv kayıtları (British Documents, Documents Diplomatiques Français), Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Tarih…
Veri kaynakları
Tarihsel arşiv belgelerinin, birincil diplomatik kaynakların, resmi anlaşma metinlerinin ve dönemin süreli yayınlarının nitel tarihsel doküman analizi ve eleştirel kaynak taraması…
Analiz yöntemi
Elde edilen birincil ve ikincil tarihsel verilerin karşılaştırmalı tarihsel analiz, diplomatik metin çözümlemesi ve İzmir merkezli bağlamsal durum incelemesi teknikleriyle…

İnceleme özeti

Türk-Yunan ilişkilerinde azınlık ve nüfus sorunları, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'dan çekilme süreci ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında ivme kazanan kitlesel göç dalgalarıyla yapısal bir boyut kazanmıştır. 19. yüzyıldan itibaren Yunanistan'ın Megali Idea politikası doğrultusundaki toprak genişletme hedefleri ve Osmanlı Devleti'nin multi-etnik yapısını koruma çabası, Ege ve Batı Anadolu coğrafyasını sürekli bir stratejik rekabet alanı haline getirmiştir. Balkan Savaşları'nın ardından Balkan devletlerinin uyguladığı etnik homojenleştirme politikaları sonuçunda yüz binlerce Müslüman-Türk nüfusun Anadolu'ya sığınması, bölgedeki toplumsal dengeyi sarsmış ve Osmanlı idaresini Batı Anadolu'da güvenlik odaklı nüfus politikaları geliştirmeye yöneltmiştir.

Bu çalışma, 1914 yılındaki ilk gönüllü nüfus mübadelesi girişimi ile 1923 yılında Lozan'da kararlaştırılan zorunlu nüfus mübadelesi arasındaki tarihsel ve diplomatik dönüşümü karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelemektedir. Nitel tarihsel araştırma ve durum çalışması (case study) deseninde kurgulanan araştırmada, Osmanlı, Türk, Yunan ve İngiliz diplomatik arşiv belgeleri, dönemin süreli yayınları ile sürece yön veren aktörlerin hatıratları birincil kaynak olarak kullanılmıştır. Çalışmanın odak noktasını oluşturan İzmir şehri, etnik gerilimlerin tırmandığı, işgal ve savaş koşullarının yaşandığı ve nihayetinde mübadele kararıyla etnik yapının köklü biçimde dönüştüğü stratejik bir merkez olarak çözümlenmiştir.

Araştırmanın bulguları, 1914 Gönüllü Nüfus Mübadelesi Girişimi'nin İttihat ve Terakki yönetiminin Ege Adaları krizinde Yunanistan'ı ikili müzakerelere zorlama ve İzmir'in güvenliğini sağlama stratejisinin bir parçası olduğunu göstermektedir. Galip Kemali Bey ve Venizelos arasındaki görüşmelerle şekillenen bu ilk girişim, Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle hayata geçirilememiştir. 1919'da İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgali ve sonrasındaki çatışmalar, iki toplum arasındaki birlikte yaşama imkânını tamamen ortadan kaldırmıştır. 1922'de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin zaferiyle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı sonrasında, Dr. Fridtjof Nansen'in arabuluculuğu ve Lozan Müzakereleri neticesinde 30 Ocak 1923'te imzalanan antlaşmayla nüfus aktarımı zorunlu hale getirilmiş ve din esasına dayalı radikal bir etnik homojenleşme sağlanmıştır.

Tartışma ve sonuç bölümünde yazar, 1914-1923 dönemindeki mübadele süreçlerinin yalnızca askeri ve diplomatik birer antlaşma olmadığını, her iki ülkenin ulus-devlet inşa süreçlerinin zorunlu bir sonuçu olarak belirdiğini vurgulamaktadır. İsteğe bağlı mübadele anlayışından uluslararası denetimli zorunlu mübadeleye geçiş, bölgesel çatışmaları sonlandırma amacı taşısa da yaklaşık 1,5 milyon Rum ve 500 bin Türk nüfusun yerinden edilmesine ve derin sosyo-ekonomik travmalara yol açmıştır. Bu çalışma, Türk-Yunan ilişkilerindeki tarihsel kırılma noktalarını İzmir örneği üzerinden bütüncül bir yaklaşımla ortaya koyarak, günümüz Ege ve azınlık tartışmalarının tarihsel arka planını anlamada literatüre özgün bir katkı sunmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, ulus-devletleşme süreçlerinde etnik homojenleşme, nüfus aktarımları ve uluslararası kriz yönetimi kuramsal yaklaşımlarına dayanmaktadır. Makalede tarihsel-karşılaştırmalı analiz yöntemi benimsenmiş; devletlerin güvenlik kaygıları, sınır genişletme politikaları (Megali Idea) ve azınlık krizlerinin diplomatik araçlara dönüşümü bütüncül (holistik) bir çerçevede ele alınmıştır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, Osmanlı-Yunan ilişkileri, Balkan Savaşları sonrası göçler, Ege Adaları Sorunu, İzmir'in işgali ve Lozan Mübadele Sözleşmesi üzerine odaklanan geniş bir literatürü incelemektedir. Feroz Ahmad, Fuat Dündar, Stephen Ladas, Bilal Şimşir, Kemal Arı, Justin McCarthy ve Yannis Mourelos gibi Türk, Yunan ve uluslararası araştırmacıların arşiv belgelerine ve anılarına dayalı eserleriyle doğrudan diyalog kurulmaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Çalışmanın temel amacı, 1914 Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması ile 1923 Zorunlu Nüfus Mübadelesi Anlaşması arasındaki benzerlik ve farklılıkları tarihsel, siyasi ve toplumsal dinamikler çerçevesinde karşılaştırmalı olarak analiz etmek ve İzmir merkezli bir perspektifle Türk-Yunan etnik krizinin gelişimini açıklamaktır (Yellice, 2024, s. 2).

Yöntem ve yaklaşım

Çalışma, 1914 Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması ile 1923 Zorunlu Nüfus Mübadelesi Anlaşması arasındaki benzerlik ve farklılıkları tarihsel, siyasi ve toplumsal dinamikler çerçevesinde karşılaştırmalı nitel tarihsel durum çalışması yaklaşımıyla incelemektedir (Yellice, 2024, s. 2).

Evren veya inceleme alanı
1914-1923 yılları arasında Türk-Yunan ilişkilerinde nüfus mübadelesi süreçlerini yönlendiren resmi diplomatik yazışmalar, arşiv belgeleri, uluslararası antlaşma metinleri ve dönemin süreli yayınları.
Örneklem veya araştırma materyali
Başkanlık Osmanlı Arşivi belgeleri, İngiliz ve Fransız diplomatik arşiv kayıtları (British Documents, Documents Diplomatiques Français), Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Tarih Arşivi belgeleri, dönemin Türk ve Yunan basın organları (The Times, Daily Telegraph, Rizospastis, Embros) ile dönemin aktörlerinin anı metinleri.
Veri toplama süreci
Tarihsel arşiv belgelerinin, birincil diplomatik kaynakların, resmi anlaşma metinlerinin ve dönemin süreli yayınlarının nitel tarihsel doküman analizi ve eleştirel kaynak taraması yoluyla derlenmesi.
Veri analiz yöntemi
Elde edilen birincil ve ikincil tarihsel verilerin karşılaştırmalı tarihsel analiz, diplomatik metin çözümlemesi ve İzmir merkezli bağlamsal durum incelemesi teknikleriyle çözümlenmesi.
Gönüllü Nüfus MübadelesiZorunlu Nüfus MübadelesiEtnik HomojenleşmeUlus-Devlet İnşasıEge Adaları Sorunuİzmir'in İşgaliMegali Idea

Bulgular

  1. Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı Devleti, Batı Anadolu'daki Rum nüfus ile Makedonya ve Epir'deki Müslüman nüfusun karşılıklı mübadelesini etnik krizin kalıcı çözümü için bir yöntem olarak teklif etmiştir (Yellice, 2024, s. 10).

  2. 1914 yılında Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında başlatılan ikili diplomatik görüşmeler, etnik krizin çözümü ve karşılıklı şikayetlerin azaltılması için kararlı ve yapıcı bir diyalog zemini sağlamıştır (Yellice, 2024, s. 14).

  3. Yunan hükümeti Venizelos liderliğinde Balkanlar'daki etnik sorunları demografik düzenlemelerle yönetmeye çalışmış ve Bulgaristan ile imzalanan Neuilly Antlaşması çerçevesinde nüfus mübadelesini stratejik bir araç olarak uygulamıştır (Yellice, 2024, s. 33).

  4. 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi, dini kimlik temelinde zorunlu göçü esasa alarak Türkiye'deki Rum Ortodokslar ile Yunanistan'daki Müslümanların karşılıklı olarak yer değiştirmesini uluslararası hukuka bağlamıştır (Yellice, 2024, s. 39).

Tartışma ve sonuç

İncelenen tarihsel süreç, 1914 Gönüllü Nüfus Mübadelesi girişimi ile 1923 Zorunlu Nüfus Mübadelesi Antlaşması arasındaki temel farkın, gönüllülük esasından uluslararası hukuki zorunluluğa geçiş olduğunu göstermektedir. Balkan Savaşları sonrasında Ege Adaları Sorunu ve İzmir üzerindeki nüfus dengeleri, Osmanlı Devleti ile Yunanistan'ı ikili mübadele arayışına itmiş; ancak Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi bu ilk girişim uygulanamadan sürecin kesintiye uğramasına neden olmuştur.

Yazar, 1919 İzmir'in işgali ve ardından yaşanan Kurtuluş Savaşı sürecinin, iki toplum arasındaki birlikte yaşama zeminini tamamen ortadan kaldırdığını vurgulamaktadır. İşgal dönemindeki demografik müdahaleler ve savaşın getirdiği yıkım, etnik gerilimleri geri dönülemez bir noktaya taşımış; bu durum nüfus mübadelesini sıradan bir göç düzenlemesi olmaktan çıkarıp radikal bir siyasi güvenlik aracına dönüştürmüştür.

Tartışma ve sonuç bölümlerinde literatürdeki ulus-devlet inşası ve etnik homojenleşme kuramlarıyla bağ kuran yazar, Ladas (1932) ve Dündar (2002) gibi araştırmacıların bulgularına atıfta bulunarak, Neuilly ve Lozan antlaşmalarının bölgesil azınlık krizlerini yönetmede uluslararası diplomasi tarafından meşru bir yöntem olarak kabul gördüğünü açıklamaktadır.

Nihai olarak çalışma, yaklaşık 1,5 milyon Rum Ortodoks ile 500 bin Müslüman Türk'ün yer değiştirdiği 1923 Mübadele Antlaşması'nın, Türk-Yunan ilişkilerinde uzun süredir devam eden etnik çatışma döngüsünü diplomatik olarak sonlandırdığını, fakat yerinden edilen kitleler açısından sarsıcı toplumsal ve kültürel sonuçlar ürettiğini ortaya koymaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazar, Yunanistan'ın Balkanlar'daki homojenleşme politikalarını değerlendirirken Ladas'ın (1932) çalışmasına atıfta bulunmakta; Bulgaristan ile Yunanistan arasında Neuilly Antlaşması kapsamındaki gönüllü azınlık mübadelesinin, etnik çatışmaları yönetmede uluslararası bir emsal oluşturduğunu ve 1923 zorunlu mübadele kararına giden diplomatik birikimi şekillendirdiğini göstermektedir (Yellice, 2024, s. 33).

Çalışmada, Balkan Savaşları sonrasında yaşanan kitlesel göç dalgasını yönetmek amacıyla İttihat ve Terakki yönetimince çıkarılan 13 Mayıs 1913 tarihli İskân-ı Muhacirin Nizamnamesi ele alınırken Dündar'ın (2002) iskan politikaları analizinden yararlanılmış; göçmenlerin yerleştirilmesi ile Batı Anadolu'daki etnik dengeler arasındaki ilişki kuramsal olarak pekiştirilmiştir (Yellice, 2024, s. 10).

Yazarların ulaştığı sonuç

1914-1923 yılları arasında Osmanlı/Türk ve Yunan yönetimlerinin uyguladığı etnik homojenleşme politikaları, iki ülke arasındaki azınlık krizine nihai bir çözüm arayışının sonuçu olarak zorunlu nüfus mübadelesini kaçınılmaz kılmıştır. 1923 Anlaşması kısa vadeli siyasi gerilimleri sonlandırmayı başarsa da, yerinden edilen topluluklar üzerinde derin sosyo-ekonomik ve kültürel travmalar bırakmış, ulus-devlet inşasının insan maliyetini gözler önüne sermiştir (Yellice, 2024, s. 41).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, Türk-Yunan ilişkilerinde 1914 ile 1923 yılları arasında yaşanan etnik krizleri ve nüfus mübadelesi süreçlerini İzmir odağında inceleyerek diplomasi tarihi ve ulus-devlet inşası literatüründe özgün bir konum edinmektedir. Literatürde genellikle bağımsız iki ayrı olay olarak ele alınan 1914 Gönüllü Nüfus Mübadelesi Girişimi ile 1923 Lozan Zorunlu Nüfus Mübadelesi Antlaşması, bu makalede tek bir tarihsel ve siyasi nedensellik çizgisi üzerinde birleştirilmektedir. Yazar, Balkan Savaşları sonrası ortaya çıkan Ege Adaları krizinden Birinci Dünya Savaşı'na ve İzmir'in işgalinden Kurtuluş Savaşı'na uzanan karmaşık dinamikleri bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Böylece makale, etnik krizlerin tırmanma biçimini ve ikili devlet ilişkilerinin yerel topluluklar üzerindeki dönüştürücü etkisini arşiv kaynaklarıyla çözümleyerek tarihsel literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Çalışma, önceki literatürde yer alan Türk-Yunan mübadele analizlerini yerel ölçek ile makro-diplomasi arasındaki etkileşimi kurarak bir adım ileriye taşımaktadır. Fuat Dündar ve Stephen Ladas gibi araştırmacıların İttihatçı iskân politikaları ve uluslararası azınlık rejimleri üzerine geliştirdiği kuramsal yaklaşımları benimseyen yazar, bu çerçeveyi İzmir kentinin özgül tarihsel ve toplumsal koşullarıyla sentezlemektedir. Önceki çalışmalar sıklıkla ya Ankara ve Atina'daki diplomatik müzakerelere ya da sadece göçmenlerin sosyo-ekonomik uyum sorunlarına odaklanırken, bu eser diplomatik kararların İzmir'deki yerel dinamiklerle nasıl karşılıklı etkileşim içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca yazar, Türk, İngiliz ve Yunan arşiv belgelerini çapraz okumaya tabi tutarak resmi söylemlerin ötesindeki stratejik hesapları ve bölgesel kırılma noktalarını net bir şekilde görünür kılmaktadır.

Literatür taraması yapan bir araştırmacı için bu metin, Doğu Akdeniz'de ulus-devletleşme süreçleri, zorunlu göçler ve etnik homojenleşme politikaları hususunda kapsamlı bir metodolojik ve tarihsel sentez sunmaktadır. Makale, 1914'teki gönüllülük ilkesine dayalı çözüm arayışının neden başarısız olduğunu ve 1923'teki zorunlu mübadele modeline nasıl dönüştüğünü nedensel bağlantılarla açıkladığı için araştırma yazarlarına güçlü bir analitik şablon sağlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş dönemindeki güvenlik kaygıları ile Yunanistan'ın Megali Idea ideolojisi arasındaki çatışmanın diplomatik ve toplumsal sonuçlarını sistemli biçimde özetlemesi, araştırmacıların tarihsel arka plan paragraflarını sağlam kanıtlarla kurgulamalarına imkân tanımaktadır. Bu yönüyle çalışma, uluslararası ilişkiler ve yakın dönem tarihi alanlarında yapılacak taramalar için metodolojik referans niteliğindedir.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewBalkan Savaşları sonrasında Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, Ege Adaları'nın egemenliği ve Batı Anadolu'daki demografik dengeler nedeniyle derin bir güvenlik krizine girmiştir.

Bu çalışma, Balkan Savaşları sonrasında ortaya çıkan Ege Adaları uyuşmazlığının ve Müslüman göçmen baskısının Türk-Yunan ikili ilişkilerini savaşa sürükleme noktasına getirdiğini gösteren bir literatür kanıtı olarak kullanılabilir (Yellice, 2024, s. 6).

1914 Gönüllü Mübadele Girişiminin Ege Kıyı Kentlerindeki Mülkiyet ve İskân Yapısına Etkileri: Karşılaştırmalı Bir Arşiv Araştırması

Araştırma sorusu
1914 Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması sürecinde İzmir ve Edirne vilayetlerinde terk edilen Rum gayrimenkulleri ile yerleştirilen Müslüman muhacirlerin iskân kalıpları nasıl bir değişim göstermiştir?
Yöntem taslağı
Arşiv araştırması deseninde kurgulanan bu çalışmada, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi ve Tapu Kadastro kayıtlarından elde edilen emlak ve iskân defterleri nitel içerik analizi ve belgesel tarihsel analiz yöntemiyle incelenecektir. Örneklem büyüklüğü veri doygunluğu ilkesi doğrultusunda belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede 1914 yılında Talat Bey'in Edirne ve Galip Bey'in Atina temaslarıyla yürütülen ikili mübadele görüşmelerinin yerel ölçekteki mülkiyet ve nüfus hareketleri üzerindeki somut izleri kaynak gösterilerek önerilmiştir (Yellice, 2024, s. 6).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve1914 ile 1923 yılları arasında uygulanan nüfus mübadeleleri, Türkiye ve Yunanistan'ın ulus-devlet inşası ve etnik homojenleşme stratejilerinin bir uzantısıdır.

Ulus-devletleşme ve zorunlu göç kuramlarının tartışıldığı kavramsal çerçeve bölümlerinde, mübadele politikalarının devletlerin homojen nüfus yaratma hedefleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlamak amacıyla alıntılanabilir (Yellice, 2024, s. 40).

İzmir'in İşgali Döneminde Yerel Basın ve Dini Kurumların Etnik Mobilizasyondaki Rolü: 1919-1922 Dönemi Söylem Analizi

Araştırma sorusu
1919-1922 işgal yıllarında İzmir'deki Rum ve Türk basını ile Metropolitlik gibi dini kurumlar, etnik ayrışmayı ve nüfus homojenleşmesini teşvik etmek amacıyla hangi söylemsel stratejileri kullanmıştır?
Yöntem taslağı
Tarihsel eleştirel söylem analizi tasarımındaki bu nitel araştırmada, işgal döneminde İzmir'de yayımlanan Türkçe ve Yunanca gazete nüshaları ile diplomatik arşiv yazışmaları inceleme materyali olarak kullanılacaktır. Analizde thematic ve eleştirel söylem kategorileri uygulanacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın metinde Metropolit Hrisostomos'un faaliyetleri, yerel seçim boykotları ve gazete manşetlerinin etnik gerilimi tırmandırmadaki rolüne ilişkin sunduğu bulgulardan hareketle kurgulanmıştır (Yellice, 2024, s. 40).

Tez veya makalede kullanım · Tartışma1923 Lozan Nüfus Mübadelesi Antlaşması, yaklaşık iki milyon insanı etkileyerek Doğu Akdeniz'deki etnik çatışma döngüsünü diplomatik olarak sonlandırmış ancak kalıcı toplumsal travmalar bırakmıştır.

Tez veya makalelerin tartışma bölümünde, zorunlu nüfus mübadelesinin devlet düzeyinde siyasi istikrar sağlama işlevi ile toplumsal düzeyde yarattığı insani ve sosyo-ekonomik maliyetleri karşılaştırmak için kullanılabilir (Yellice, 2024, s. 41).

1923 Zorunlu Nüfus Mübadelesi Sonrasında Mübadillerin Sosyo-Ekonomik Uyum ve Hafıza Aktarımı: İzmir Örneğinde Nitel Bir Saha Çalışması

Araştırma sorusu
1923 Lozan Nüfus Mübadelesi ile İzmir ve çevresine yerleştirilen birinci ve ikinci kuşak Müslüman muhacirlerin toplumsal belleklerinde zorunlu göç travması ve mekan uyumu nasıl şekillenmiştir?
Yöntem taslağı
Nitel fenomenolojik araştırma desenine sahip bu çalışmada, İzmir'e yerleşen mübadil ailelerin temsilcileriyle derinlemesine görüşmeler ve sözlü tarih mülakatları gerçekleştirilecektir. Katılımcı sayısı veri doygunluğuna ulaşılıncaya kadar artırılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin sonuç bölümünde vurgulanan, 1923 zorunlu mübadelesinin yerinden edilen kitleler üzerinde bıraktığı derin sosyo-ekonomik travmalar ve insan maliyeti uyarınca şekillendirilmiştir (Yellice, 2024, s. 41).

Kaynakça

  1. Ladas, S. P. (1932). The Exchange of Minorities Bulgaria, Greece and Türkiye. MacMillan Company.
  2. Dündar, F. (2002). İttihat ve Terakki’nin Müslümanları İskân Politikası 1913-1918. İletişim Yayınları.

Bu konudaki diğer çalışmalar

Dil, Kültür ve TarihNitel araştırma · 2025

Sovyetler birliği yaklaşımı nasıl şekilleniyor?

Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki ilk resmi spor teması, 1924 yılında Sovyetler Birliği'nin Ankara Büyükelçisi Suriç'in daveti üzerine, Türkiye Futbol Federasyonu'nun FIFA'dan özel izin alarak Moskova'ya bir karma futbol takımı göndermesiyle başlamıştır.

Mustafa MUTLU · History Studies · Beşerî Bilimler