Vaka çalışması incelemesi
DOI: 10.24012/dumf.1669545Anadolu Selçuklu Dönemi Mimarisinde Su Odaklı Tasarım Stratejileri ve Yükselen Nem Azaltımı: Konya İnce Minareli Medrese İncelemesi
Tarihi kentlerin ve mimari mirasın oluşumunda su, hem hayati bir gereksinim hem de kütlesel erozyon ve nem riski barındıran temel bir çevre parametresidir. Anadolu Selçuklu mimarisinde su kaynakları, zemin koşulları ve yapı teknolojileri arasındaki etkileşim kentsel kimliğin ve mimari formun şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Sevda Duygu Kolbay
- Yayın
- Tarih
- 2026-06-25
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Anadolu Selçuklu kentlerinde su, hem kentsel yerleşim kararlarını yönlendiren bir hayat kaynağı hem de kütlesel erozyon ve nem riski nedeniyle kontrol altına alınması gereken temel bir tasarım parametresi olmuştur. Konya kapalı havzasındaki hidrojeolojik koşullar, yeraltı suyu seviyesinin yüksekliği ve mevsimsel taşkınlar, tarihsel süreçte kentsel ve mimari ölçekte entegre su yönetimi altyapılarının geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Ancak zaman içerisinde bu hidrolik sistemlerin işlevselliğini kaybetmesi, özgün havalandırma ve drenaj kanallarının devre dışı kalması, tarihi kargir yapılarda nem birikimine ve malzemeye bağlı bozunma süreçlerine yol açmıştır. İnce Minareli Medrese, hem Selçuklu dönemi su odaklı tasarım stratejilerini bünyesinde barındırması hem de altyapı süreksizliğinin getirdiği kronik nem problemlerini belgelemesi bakımından alandaki kritik tartışmaların odağında yer almaktadır.
Çalışma, kent morfolojisi, yapısal konfigürasyon, malzeme özellikleri ve hidrolik bileşenleri bir arada değerlendiren çok aşamalı analitik bir yönteme dayanmaktadır. İlk aşamada Konya kent ölçeğindeki su potansiyeli ve Selçuklu su kültürü incelenmiş; ikinci aşamada kargir yapılarda su kaynaklı bozulma mekanizmaları malzeme davranışı temelinde sınıflandırılmıştır. Özel durum analizi olarak seçilen Konya İnce Minareli Medrese'de ise yapının özgün mimari çizimleri, rölöve ve restorasyon arşiv belgeleri, saha gözlemleri ve Sille taşı üzerine yapılmış önceki fiziko-mekanik laboratuvar verileri sentezlenmiştir. Yapının orta mekanındaki havuz, eyvan altı kanalları ve güney temel duvarındaki sarnıç gibi hidrolik elemanlar, Sille taşının yüzde yirmi beş altı sekiz açık gözeneklilik ve yüzde onyedi onsekiz ağırlıkça su emme kapasitesiyle birlikte değerlendirilerek altyapı süreksizliğinin yapısal sonuçları çözümlenmiştir.
Elde edilen bulgular, İnce Minareli Medrese'nin özgün tasarımında tepe açıklığı (opeion), impluvium havuzu, eyvan altı kanalları ve bitişik sarnıçtan oluşan bütünleşik bir su toplama ve tahliye altyapısının bulunduğunu göstermektedir. Ancak 2001 yılı restorasyon kazılarında eyvan tabanında ortaya çıkarılan su kanalının kuruduğu, işlevini kaybettiği ve kot yükseltilerek sergileme elemanına dönüştürüldüğü tespit edilmiştir. Ana yapı malzemesi olan Sille taşının (trakit) yüksek gözenekliliği ve yüksek kılcal emme potansiyeli, zemin neminin yapı kütlesine tırmanmasını kolaylaştırmaktadır. Kılcal nem yükselmesi sonuçunda suda çözünen tuzların buharlaşma bölgesinde kristalleşmesi; taçkapı, minare kaidesi ve alt duvar bölgelerinde tuz kusması, renk değişimi, pul pul dökülme ve yüzey kaybı şeklinde belgelenen bozunmalara yol açmıştır. Yapılan önceki restorasyon müdahalelerinin hidrolik altyapıyı yeniden aktive etmek yerine yüzeysel onarımlarla sınırlı kalması hasarların tekrarlanmasına neden olmuştur.
Tartışma ve sonuç bölümünde, tarihi kargir yapılarda koruma yaklaşımlarının yalnızca yüzeysel ve estetik müdahalelerle başarıya ulaşamayacağı, özgün su yönetimi altyapılarının işlevsel devamlılığının sağlanması gerektiği vurgulanmaktadır. İnce Minareli Medrese örneği, suyun kontrolden çıktığında malzeme bozunmasını tetikleyen temel bir etkene dönüştüğünü ve Sille taşı gibi yüksek gözenekli malzemelerle inşa edilmiş Selçuklu yapılarında zemin suyu drenajı ile zemin altı havalandırmasının hayati önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, literatürde mimarlık tarihi ile yapı malzemesi mühendisliği arasında sıklıkla ihmal edilen ilişkiyi hidrolik altyapı sürekliliği üzerinden kurarak koruma uzmanlarına ve araştırmacılara bütüncül bir değerlendirme modeli sunmaktadır. Elde edilen çıkarımlar, benzer tarihi kargir anıtların restorasyon projelerinde su odaklı koruma stratejilerinin geliştirilmesine doğrudan katkı sağlamaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışma, Anadolu Selçuklu mimarisindeki tarihsel su yönetimi stratejileri, yapı malzemesi özellikleri ve su kaynaklı bozulma süreçleri arasındaki ilişkiyi Konya İnce Minareli Medrese örneği üzerinden çok boyutlu bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır(Kolbay, 2026, s. 1).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışma, Konya kent ölçeğindeki hidrolojik ve hidrojeolojik verilerin toplanmasıyla başlayan, ardından İnce Minareli Medrese yapı ölçeğinde mimari özellikler, Sille taşının fiziko-mekanik davranışı ve strüktürel bozulma göstergelerinin geçmiş deneysel veriler ve saha gözlemleriyle çözümlendiği çok aşamalı analitik bir duruma dayalı tekli durum incelemesi yaklaşımını benimsemektedir(Kolbay, 2026, s. 1).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, kent morfolojisi, mimari konfigürasyon, yapı malzemesi bilimi ve hidrolik mühendisliği ilkelerini bütünleştiren disiplinlerarası bir koruma ve tasarım analizi çerçevesine dayanmaktadır. Tarihi kargir yapılarda kütle-toprak etkileşimi, kılcal su emilimi, tuz kristalleşmesi ve iklimsel ıslanma-kuruma döngülerinin neden olduğu malzeme bozunum mekanizmaları kuramsal altyapıyı oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
İnceleme, Anadolu Selçuklu mimarisindeki kubbe-havuz ilişkisi ve su altyapısı üzerine yapılan mimarlık tarihi çalışmalarını (Akok, Kuran, Kuban, Önge, Yavaş), Sille taşının fiziko-mekanik, petrografik ve bozunma davranışlarını inceleyen deneysel mühendislik literatürünü (Çelik ve Sert, Eren, Tekin, Kuyrukçu ve Yıldız) ve tarihi yapılarda yükselen nem ile drenaj yetersizliklerinin yol açtığı hasarları ele alan uluslararası koruma literatürünü (Franzoni, Siegesmund ve Snethlage, Croci) kapsamaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Anadolu Selçuklu dönemi Konya kenti su altyapısı ile bu dönem inşa edilen kagir medrese yapıları.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Konya İnce Minareli Medrese kütlesi, yapıya ait özgün havuz, kanal ve sarnıç altyapı elemanları ile yapım malzemesi olan trakit yapısındaki Sille taşı.
- Veri toplama süreci
- Konya'nın hidrojeolojik haritaları, İnce Minareli Medrese'ye ait rölöve ve restorasyon arşiv belgeleri, Sille taşına yönelik literatürde yer alan laboratuvar fiziko-mekanik test sonuçları ve yapıdaki bozulmaların saha gözlemleriyle belgelenmesi.
- Veri analiz yöntemi
- Mevcut deneysel ve belgesel verilerin nitel ve nicel karşılaştırmalı analizi, su yönetimi altyapısının işlevsizleşmesi ile taş malzemenin gözeneklilik/kılcal emilim değerleri ve gözlemlenen bozulma türleri arasındaki nedensel ilişkinin sentezlenmesi.
Araştırmanın Bulguları
Sille taşının (trakit) %25,74 açık gözeneklilik ve %41,89 toplam gözeneklilik oranları ile %17,18 ağırlıkça su emme kapasitesine sahip olması, malzemenin zeminden yükselen suyu kılcal yollarla bünyesine hızla çekmesine ve neme karşı aşırı duyarlı hale gelmesine neden olmaktadır(Kolbay, 2026, s. 1).
Yapının eyvan tabanı altında yürütülen kazılarda 30 cm genişliğinde özgün su kanalı, künk hatları ve güney temel duvarına bitişik 10,60 x 3,80 m boyutlarında tonozlu sarnıç tespit edilerek binanın özgün tasarımında entegre bir su toplama ve tahliye altyapısının bulunduğu doğrulanmıştır(Kolbay, 2026, s. 1).
Kılcal etkiyle zeminden yükselen nem, taşın gözenekli iç yapısına çözünmüş tuzları taşımakta ve buharlaşma sırasında gerçekleşen tuz kristalleşmesi nedeniyle taçkapı alt kotlarında ve minare kaidesinde kabuklaşma, yüzey kaybı, renk değişimi ve belirgin malzeme çözünmelerine yol açmaktadır(Kolbay, 2026, s. 1).
Tarihsel su iletim ve drenaj kanallarının işlevini yitirmesi sonuçunda yapı bünyesinde biriken kontrolsüz nem, suyun koruyucu iklimlendirme unsuru olma niteliğini ortadan kaldırarak taş kagir strüktürde kronik bozulma süreçlerini başlatan temel etkene dönüşmüştür(Kolbay, 2026, s. 1).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
İnce Minareli Medrese'deki ampirik veri analizleri ve belgesel incelemeler, Selçuklu mimarlarının yüksek gözenekliliğe ve su emme kapasitesine sahip Sille taşının hassasiyetlerini bilerek yapıyı bütüncül bir su yönetim altyapısıyla donattıklarını göstermektedir. Yapının merkezindeki kubbeli havuz, eyvan altındaki kanallar ve temel duvarına bitişik sarnıç, nemi denetim altında tutan iklimlendirme düzeneğinin parçalarıdır.
Yazar, tarihsel süreçte su kanallarının tahrip olması ve drenaj sürekliliğinin kesintiye uğramasıyla suyun denetimli bir mimari eleman olmaktan çıkıp yıkıcı bir etkene dönüştüğünü açıklamaktadır. Kılcal etkiyle zeminden duvarlara tırmanan nem, tuz kristalleşmesi ve dondurma-çözülme döngüleri üreterek özellikle taçkapı ve minare kaidesinde telafisi güç malzeme kayıpları doğurmaktadır.
Tartışma bölümünde bu durum, literatürdeki zemin-strüktür etkileşimi ve su kaynaklı bozulma modelleriyle karşılaştırılmaktadır. Nitekim Konya Alaeddin Camii'nde gözlemlenen oturma ve çatlama mekanizmalarıyla paralellik kurularak, alt toprak neminin ve drenaj yetersizliğinin Selçuklu kagir yapıları genelinde ortak bir koruma sorunu oluşturduğu sonuçuna varılmaktadır.
Sonuç olarak çalışma, koruma ve restorasyon uygulamalarında sadece yüzeysel taş müdahalelerinin yetersiz olduğunu, asıl çözümün özgün su tahliye ve alt zemin havalandırma altyapısının yeniden işlevselleştirilmesi olduğunu savunmaktadır. Tarihsel yapıların geleceğe güvenle aktarılması, özgün su yönetimi stratejilerinin strüktürel koruma projelerine entegre edilmesine bağlıdır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazar, Konya Alaeddin Camii'nde uzun süreli neme maruz kalmanın ve alt toprak tabakasındaki kararsızlıkların sütunlarda ve duvarlarda farklı oturmalara ve ciddi strüktürel hasarlara yol açtığını belirten Durgunoğlu vd. (1997) bulgularıyla kendi çalışmasını ilişkilendirmektedir. İnce Minareli Medrese'de de benzer şekilde su yönetimi altyapısının yitirilmesinin sadece yüzeysel değil, zemin-strüktür etkileşimi üzerinden bütüncül yapısal bozulmaları tetiklediği vurgulanmaktadır(Kolbay, 2026, s. 1).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
İnce Minareli Medrese üzerinde yürütülen bu inceleme, Anadolu Selçuklu mimarisinde suyun yalnızca mekânsal ve simgesel bir unsur olmadığını, aynı zamanda yapı fiziğini ve dayanımı koruyan aktif bir iklimlendirme ve yönetim sistemi olarak tasarlandığını ortaya koymaktadır. Tarihsel yapılarda su kaynaklı bozulmaların önlenmesi yalnızca yüzeysel taş onarımlarıyla mümkün olmayıp, özgün drenaj, havalandırma ve su iletim hatlarının işlevsel olarak yeniden canlandırılmasını gerektirmektedir(Kolbay, 2026, s. 1).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Çalışma, kentsel mimari mirasın korunmasında geleneksel su yönetimi altyapılarının strüktürel dayanımla ilişkisini bütüncül bir yaklaşımla ele alan öncü bir işlev üstlenmektedir. Selçuklu mimarlık tarihinde su elemanları sıklıkla estetik veya simgesel boyutlarıyla değerlendirilirken, bu yayın su altyapısının zemin-yapı etkileşimi ve malzeme bozunumu üzerindeki koruyucu rolünü ampirik ve mimari verilerle doğrulamaktadır. Konya İnce Minareli Medrese odağında yürütülen çözümleme, özgün drenaj, havalandırma ve iletim sistemlerinin deaktif olması durumunda yapının karşı karşıya kaldığı riski somutlaştırmaktadır. Böylece, mimarlık tarihi ile yapı fiziği ve restorasyon mühendisliği arasında disiplinlerarası bir köprü kurarak literatürdeki metodolojik boşluğu doldurmaktadır.
Yayın, Selçuklu su mimarisini tipolojik olarak inceleyen geleneksel sanat tarihi literatürünü mühendislik odaklı malzeme bozunumu ve nem kontrolü çalışmalarıyla sentezlemektedir. Önceki araştırmalar genellikle bağımsız taş bozunumu laboratuvar testlerine ya da kentsel su yollarının tarihsel tasvirine odaklanmışken, bu çalışma binanın mimari konfigürasyonunu, Sille taşının hygrotermal davranışını ve özgün hidrolik kanallarını aynı analitik modelde birleştirmektedir. Özellikle Konya Alaeddin Camii'ndeki oturma mekanizmaları ve nem sorunlarını inceleyen geoteknik bulgularla paralellik kurularak, Selçuklu yapılardaki nem hasarlarının kronik doğası sistemik bir perspektifle açıklanmaktadır.
Literatür taraması yapacak araştırmacılar için bu eser, tarihi kâgir binalarda yükselen nem ve malzeme hasarlarının yalnızca yüzeysel müdahalelerle çözülemeyeceğini gösteren kapsamlı bir referans sunmaktadır. Tarihsel hidrolik altyapının bozulması ile Sille taşı gibi yüksek gözenekli magmatik kayaçların kapiler emme kapasitesi arasındaki doğrudan ilişkiyi kanıtlayarak taramalara kavramsal ve ampirik bir derinlik katmaktadır. Ayrıca restorasyon projelerinde özgün alt zemin kanallarının ve havalandırma galerilerinin yeniden canlandırılması gerekliliğini vurgulayarak koruma kuramına yöntemsel bir katkı sağlamaktadır. Kentsel ölçekteki su yönetiminden bina ölçeğindeki detaylara uzanan bu çok ölçekli analiz çerçevesi, benzer nitelikteki Selçuklu yapılarının incelenmesinde tipolojik bir model teşkil etmektedir.
Kaynakça
- Durgunoğlu, H. T., Karadayılar, T., & Olgun, C. G. (1997). Foundation Problems of Konya Alaeddin Mosque and Implication of Remedial Measures. In Proc. International Conference on Studies in Ancient Structures, Istanbul, Türkiye.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Anadolu Selçuklu medrese mimarisinde su elemanları yalnızca estetik bir unsur değil, binanın mikroklimasını ve alt zemin nemini düzenleyen entegre hidrolik sistemlerdir.
Selçuklu mimarisinde orta havuz, alt zemin kanalları ve künk hatlarının iklimlendirme ve nem tahliyesindeki fonksiyonel rolünü desteklemek amacıyla kullanılır(Kolbay, 2026, s. 1).
Anadolu Selçuklu Medreselerinde Özgün Su Drenaj Kanallarının Tahliye Kapasitesi ve Nem Kontrol Etkinliğinin Sayısal Analizi
- Araştırma sorusu
- İnce Minareli Medrese ve Karatay Medresesindeki özgün alt zemin su kanallarının reaktive edilmesi durumunda yapı duvarlarındaki kılcal nem tırmanması yüzde kaç oranında engellenebilir?
- Yöntem taslağı
- Aşama 1: Yapıların 3B lazer tarama ve hidrojeolojik verileriyle alt zemin modelinin oluşturulması. Aşama 2: Sayısal akışkanlar dinamiği ve nem taşınımı simülasyon yazılımları ile kanal akışının modellenmesi. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle, nitel detaylar veri doygunluğuyla belirlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede İnce Minareli Medrese eyvanı altında bulunan 30 cm genişliğindeki kanalın işlevini yitirmesinin nem birikimine yol açtığı ve bu kanalların reaktivasyonunun koruma için şart olduğu yönündeki bulgusundan türetilmiştir(Kolbay, 2026, s. 1).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Tarihi yapılarda kullanılan yüksek gözenekli doğal taşlar, zeminden kılcal etkiyle yükselen su ve tuz kristalleşmesi nedeniyle şiddetli mekanik bozulmaya uğrar.
Sille taşı (trakit) gibi %25,74 açık gözenekliliğe sahip yapı taşlarında tuz taşınımı ve buharlaşma sonuçu gelişen yüzey kayıplarını açıklamak için kullanılır(Kolbay, 2026, s. 1).
Yüksek Gözenekli Sille Taşının Farklı Çevresel Nem Doygunluklarında Tahribatsız Yöntemlerle Tahmin Edilmesi ve Yüzey Bozunma Haritalaması
- Araştırma sorusu
- Sille taşından inşa edilmiş tarihi kâgir yapılarda nem yükselim yüksekliği ile yüzey sertliği ve ultrasonik darbe hızı değerleri arasında nasıl bir korelasyon bulunmaktadır?
- Yöntem taslağı
- İnce Minareli Medrese ve yakın çevresindeki Selçuklu yapılarında yüzey nem ölçer, ultrasonik darbe hızı (UPV) ve kızılötesi termografi yöntemleriyle tahribatsız saha ölçümleri gerçekleştirilecektir. Örneklem istatistiksel güç analizi ile belirlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede Sille taşının %25,74 açık gözeneklilik ve 2,36 km/s ultrasonik darbe hızına sahip olduğunu gösteren laboratuvar verileri ve bu verilerin kılcal emmeyle ilişkisi bulgusundan türetilmiştir(Kolbay, 2026, s. 1).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Tarihi kâgir yapıların restorasyonunda yalnızca yüzeysel taş onarımları yetersiz kalmakta, özgün drenaj ve havalandırma altyapısının canlandırılması gerekmektedir.
İnce Minareli Medresede özgün su kanallarının devre dışı kalmasıyla kronikleşen nem problemlerinin çözümü için altyapı odaklı koruma stratejilerini gerekçelendirmekte kullanılır(Kolbay, 2026, s. 1).
Tarihi Kâgir Yapılarda Yükselen Neme Karşı Uygulanan Restorasyon Müdahalelerinin Uzun Dönemli Etkinliğinin Karşılaştırmalı İncelemesi
- Araştırma sorusu
- 1960-1974 ve 2001 restorasyonlarında İnce Minareli Medreseye yapılan taban yükseltme ve kanal sergileme müdahaleleri tuz kristalleşmesi hasarlarını ne düzeyde engelleyebilmiştir?
- Yöntem taslağı
- Restorasyon arşiv kayıtları, Mahmut Akok'un rölöve çizimleri ve güncel durum fotoğraflarının karşılaştırmalı analizi ile duvar yüzeylerindeki tuz kristalleşmesi alanlarının nicel alan ölçümleri yapılacaktır. Nitel görüşmeler veri doygunluğu ilkesiyle yürütülecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede 1960-1974 ve 2001 restorasyonlarına rağmen taçkapı ve minare kaidesinde kronik nem ve tuz kristalleşmesi hasarlarının devam ettiği ve önceki müdahalelerin yetersiz kaldığı tespitinden türetilmiştir(Kolbay, 2026, s. 1).