Türk Boğazları Sistemi, Asya ile Avrupa kıtaları arasındaki stratejik konumu ve Karadeniz ile Ege Denizi arasındaki tek doğal su yolu olması nedeniyle küresel deniz taşımacılığı ile enerji lojistiğinin en kritik noktalarından birini oluşturmaktadır. Bölgedeki yoğun gemi trafiği, dar coğrafi yapı ve iki farklı deniz ekosisteminin birleşmesinden doğan karmaşık hidrodinamik koşullar seyir emniyetini sürekli tehdit etmektedir. Özellikle Karadeniz ve Marmara Denizi arasındaki tuzluluk ve sıcaklık farklarının yarattığı iki tabakalı akıntı rejimi, yüzeyde ve dipte zıt yönlü kuvvetlerin oluşmasına yol açmaktadır. Geçmiş yıllarda meydana gelen Independenta ve Nassia gibi büyük deniz kazaları, yalnızca teknik arızalardan değil, aynı zamanda deniz bilimleri verilerinin seyir planlamasında ve manevra yönetiminde yeterince etkin kullanılamamasından kaynaklanmıştır. Bu durum, mevsimsel ve katmanlı oşinografik verilerin analitik modellerle işlenerek kılavuz kaptanlar ile gemi süvarilerinin kullanımına sunulması gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Araştırma kapsamında, İstanbul Boğazı'nda akıntının son derece etkili olduğu Galatasaray Adası bölgesi (41-03.20 N - 29-02.60 E ile 41-03.60 N - 29-03.00 E koordinatları arası) örneklem alanı olarak seçilmiştir. Deniz Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı (TN-ONHO) tarafından 2005-2007 yılları arasında yürütülen saha ölçümlerinden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Örneklemede İletkenlik-Sıcaklık-Derinlik (CTD) cihazları ve 300kHz RDI Broadband Akustik Doppler Akıntı Profilatörü (ADCP) kullanılmıştır. Çalışmada su sütunları 0-10 metre, 10-20 metre ve 20-30 metre olmak üzere üç farklı derinlik katmanında incelenmiş, veriler MATLAB ortamında 7x11 matris hesaplamaları, doğrusal regresyon ve en küçük kareler yöntemi kullanılarak tahminleyici analitik modellere dönüştürülmüştür. Tasarlanan senaryoda 100 metre uzunluğunda ve 7 knot hızla seyreden gemilerin 7 metre, 12 metre ve 21 metre su çekimi (draft) durumlarında akıntı yön ve hızlarından nasıl etkilendiği simüle edilmiştir.
Analiz sonuçları, İstanbul Boğazı'ndaki akıntı yapısının derinliğe bağlı olarak belirgin değişimler gösterdiğini ve geminin su çekimine göre manevra özelliklerini doğrudan etkilediğini kanıtlamaktadır. Yüzeyden 10 metreye kadar olan üst katmanda Karadeniz'den Marmara Denizi'ne doğru güçlü bir yüzey akıntısı hâkimken, derinlik arttıkça ve alt katmanlara inildikçe Marmara'dan Karadeniz'e doğru hareket eden zıt yönlü dip akıntısı etkisini göstermektedir. 7 metre su çekimine sahip bir gemi yalnızca yüzey akıntısının etkisinde kalırken, 12 metre ve özellikle 21 metre su çekimine sahip gemiler aynı anda zıt yönlerde hareket eden iki farklı su kütlesinin hidrodinamik kuvvetlerine maruz kalmaktadır. Bu durum geminin rotasından sapmasına, dümen yanıtlarının gecikmesine ve yönelim açısal değişimlerine neden olmaktadır. Doğrusal regresyon analiziyle yapılan modellemeler, mevsimsel verilerin düzenli işlenmesi durumunda akıntı hız ve yönlerinin yüksek doğrulukla öngörülebileceğini doğrulamaktadır.
Elde edilen bulgular, Boğaz hidrozoik yapısına ilişkin önceki nicel modelleri (Ünlüata vd., 1990; Beşiktepe vd., 1994; Sözer, 2013) ve Akten (2004) tarafından ortaya konulan akıntı kökenli kaza riski değerlendirmelerini destekler niteliktedir. Çalışma, geleneksel istatistiki seyir yaklaşımlarının ötesine geçerek veri madenciliği ve tahmin analitiğinin Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) sistemlerine entegre edilebileceğini göstermektedir. Literatür taraması açısından değerlendirildiğinde, ampirik oşinografik verilerin doğrudan gemi manevar parametreleriyle ilişkilendirilmesi, deniz emniyeti ve çevre yönetimi alanındaki araştırmalara metodolojik bir katkı sunmaktadır. Gelecekte anlık ve gerçek zamanlı (real-time) ADCP ölçüm ağlarının kurulması, dinamik kaza önleme algoritmalarının geliştirilmesi ve otonom gemi navigasyon sistemlerinin Boğaz şartlarına uyarlanması için bu tür tahminsel modeller temel bir referans kaynağı işlevi görecektir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, akışkanlar mekaniği ilkelerine ve hidrodinamik akıntı teorilerine dayanmaktadır. Karadeniz ile Marmara Denizi arasındaki yoğunluk farkı tabakalı akış teorisiyle ele alınırken, zaman serilerine dayalı veri madenciliği ile en küçük kareler yöntemine dayalı basit doğrusal regresyon analizi (y = bx + a) öngörüsel modelleme çerçevesini oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada Çeçen vd. (1981), Bayazıt ve Sümer (1982), Tolmazin (1985), Ünlüata vd. (1990), Latif vd. (1991), Beşiktepe vd. (1993, 1994, 2000), Özsoy ve Ünlüata (1997, 1998) ve Sözer (2013) gibi Türk Boğazlarının hidrolojik, oşinografik ve hidrodinamik yapısını inceleyen temel literatür ele alınmış; Akten (2004) tarafından vurgulanan akıntı ve karanlık faktörlerinin kaza riskleri üzerindeki etkileriyle ilişki kurulmuştur.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Türk Boğazları Deniz Alanı (İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi)
- Örneklem veya araştırma materyali
- İstanbul Boğazı Galatasaray Adası mevkiinde (41-03.20 N - 29-02.60 E ile 41-03.60 N - 29-03.00 E koordinatları arası) 2005 kış - 2007 yaz döneminde 3 farklı su sütununda (0-10m, 10-20m, 20-30m) toplanan oşinografik ölçüm verileri
- Veri toplama süreci
- CTD (İletkenlik, Sıcaklık, Derinlik) cihazı ve 300kHz RDI Broadband ADCP (Aküstik Doppler Akıntı Profilörü) aygıtı
- Veri analiz yöntemi
- MATLAB veri işleme yazılımı, doğrusal regresyon analizi, en küçük kareler uyumu (least squares fit), 7x11 matris hesaplaması ve veri madenciliği tabanlı tahminleyici analiz (predictive analytics)
Seyir emniyetiTürk Boğazları Deniz Alanı (TSSA)Su çekimi (Draft)Üst ve alt akıntı katmanlarıAküstik Doppler Akıntı Profilörü (ADCP)Doğrusal regresyon analizi
01İstanbul Boğazı'nda akıntı rejimi iki belirgin su sütunundan oluşmaktadır: Karadeniz'den Marmara Denizi'ne doğru akan üst katman akıntısı ortalama 12-14 metre derinliğe, en derin yerlerde ise 20 metreye kadar ulaşırken; 20 metrenin altında Marmara'dan Karadeniz'e doğru akan alt akıntı rejimi hakimdir(Usluer et al., 2022).
027 metre su çekimine (draft) sahip 100 metre uzunluğundaki bir gemi Karadeniz'den Marmara'ya doğru ilerlerken yalnızca 0-10 metre derinlikteki yüzey akıntısının etkisine maruz kalmakta ve rotasında öngörülebilir sürüklenmeler yaşamaktadır(Usluer et al., 2022).
0312 metre su çekimine sahip gemiler, yüzey akıntısı ile alt akıntının kesiştiği sınıra ulaştıkça zıt yönlü akıntı kuvvetlerinin etkisiyle rota ve manevra kararsızlıkları göstermeye başlamakta, bu durum dümen tepkisini zorlaştırmaktadır(Usluer et al., 2022).
0421 metre gibi yüksek su çekimine sahip gemiler, 0-30 metre derinlik boyunca hem Karadeniz yönlü üst akıntının hem de Marmara yönlü alt akıntının eşzamanlı ve zıt yönlü kuvvetlerine maruz kalarak ciddi manevra sapmaları ve kıç savrulmaları yaşamaktadır(Usluer et al., 2022).