Hesaplamalı araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.3389/feart.2023.1082832Deprem Büyüklüğü Tahmini İçin İklimsel ve Sismik Veriye Dayalı Derin Öğrenme Modelinin Geliştirilmesi
Yer kürenin iklim sisteminde meydana gelen ısınma dalgalanmaları ve buzul erimeleri, litosfer üzerindeki kütle dağılımını ve gerilim dengelerini etkileyerek sismik aktivitelerle ilişkilendirilmektedir. Sismoloji alanında deprem büyüklüklerinin önceden tahmini karmaşık ve doğrusal olmayan jeofiziksel süreçler nedeniyle güçleşmektedir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Bikash Sadhukhan et al.
- Yayın
- Frontiers in Earth Science
- Tarih
- 2023-02-20
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Yer kürenin iklim sisteminde meydana gelen küresel ısınma kaynaklı değişimler, yalnızca atmosferik ve hidrolojik dengeleri bozmakla kalmayıp gezegenin litosferik ve jeolojik dinamiklerini de derinden etkilemektedir. Sıcaklık artışları, buzul erimeleri, deniz seviyesi yükselmeleri ve yağış anomalileri gibi iklimsel etkenler, yer kabuğu üzerindeki basınç ve gözenek akışkan basınçlarını değiştirerek bölgesel sismisiteyi tetikleme potansiyeline sahiptir. Sismoloji literatüründe uzun süredir matematiksel modeller ve tekil sismik öncüller üzerinden deprem kestirimi yapılmaya çalışılsa da, yer kabuğu altındaki karmaşık ve doğrusal olmayan jeofiziksel süreçler nedeniyle geleneksel yöntemler sınırlı başarı elde etmiştir. İklim değişikliği ile sismik hareketler arasındaki karmaşık ilişkinin yapay zeka teknikleriyle modellenmesi, alanın en önemli tartışma konularından birini oluşturmaktadır.
Bu çalışmada, iklimsel veriler ile sismik parametrelerin birlikte değerlendirildiği veri güdümlü bir derin öğrenme yaklaşımı önerilmiştir. Çalışmanın temel amacı, küresel sıcaklık anomalisi verilerini Gutenberg-Richter yasası ve sismik enerji salınımı gibi olgulara dayalı sekiz sismik parametre ile birleştirerek bir sonraki depremin büyüklüğünü tahmin etmektir. Araştırmada Endonezya, Japonya ve Hindu-Kuş Karakorom Himalaya bölgelerine ait 1921-2020 yılları arasındaki tarihsel sismisite verileri ile NOAA küresel sıcaklık anomalisi veri seti kullanılmıştır. Tahminleme sürecinde Uzun Kısa Süreli Bellek (LSTM), Çift Yönlü Uzun Kısa Süreli Bellek (Bi-LSTM) ve özdikkat mekanizmalı Transformer modelleri bağımsız olarak eğitilmiş ve değerlendirilmiştir.
Modelleme sonuçları, küresel sıcaklık anomalisi ve sismik parametrelerin derin öğrenme mimarilerine beslenmesinin son derece düşük hata oranlarıyla başarılı tahminler ürettiğini göstermiştir. Endonezya deprem kataloğu üzerinde test edilen modeller arasında LSTM mimarisi 0,066 ortalama mutlak hata (MAE) ve 0,007 ortalama karesel hata (MSE) değerleriyle en yüksek performansı sergilemiştir. Hindu-Kuş Karakorom Himalaya bölgesinde de yine LSTM modeli 0,083 MAE ve 0,011 MSE ile öne çıkarken, Japonya verisetinde Transformer modeli 0,083 MAE ve 0,015 MSE ile en başarılı test sonuçuna ulaşmıştır. Tüm veri setlerinde modellerin ürettiği kestirim hatalarının standart sapması maksimum 0,17 büyüklük birimi düzeyinde kalmış ve yöntemlerin kararlılığı doğrulanmıştır.
Elde edilen bulgular, küresel sıcaklık dalgalanmaları ile deprem büyüklükleri arasında belirgin bir ilişkinin varlığına işaret etmekte ve iklim verilerinin sismik tahmin modellerine entegrasyonunun önemini ortaya koymaktadır. Yazar, bu yaklaşımın iklim değişikliği ile katı dünya jeofiziği arasındaki disiplinlerarası bağı güçlendirdiğini ve sismik risk değerlendirmelerinde yeni bir boyut sunduğunu vurgulamaktadır. Gelecek araştırmalar ve literatür taramaları açısından çalışma, bölgesel iklim değişkenlerinin ve yerel sıcaklık anomalilerinin zaman serisi modellerine dahil edilerek sismik kestirim sistemlerinin daha geniş coğrafyalarda geliştirilmesine somut bir temel hazırlamaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın temel amacı, küresel sıcaklık anomalisi verileri ile matematiksel olarak hesaplanan sekiz sismik parametreyi birlikte değerlendirerek Japonya, Endonezya ve Hindu-Kuş Karakorom Himalaya bölgelerindeki gelecekteki olası depremlerin büyüklüklerini derin öğrenme modelleriyle tahmin etmektir(Sadhukhan et al., 2023).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışmada küresel sıcaklık anomalileri ile sekiz farklı sismik parametre entegre edilerek LSTM, Bi-LSTM ve Transformer derin öğrenme modelleriyle deprem büyüklüğü tahmini gerçekleştiren veri temelli hesaplamalı bir yaklaşım izlenmiştir(Sadhukhan et al., 2023).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, küresel ısınmanın kabuk üzerindeki yük dengesini değiştirerek izostatik geri sekmeye ve tektonik gerilim boşalımlarına yol açtığını ileri sürer. Jeofiziksel olarak Gutenberg-Richter büyüklük-frekans dağılım yasası ve elastik geri sekme kuramı temel alınmıştır.
Makalenin ele aldığı literatür
İnceleme, iklim değişikliğinin jeolojik süreçler üzerindeki etkilerini ele alan literatür ile sismik öncüller ve yapay zeka tabanlı deprem tahmin modellerini kapsar. Sıcaklık artışlarının, buzul erimelerinin ve yağış anomalilerinin sismisite ile ilişkisini araştıran önceki çalışmalar detaylandırılmıştır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Ocak 1921 ile Aralık 2020 tarihleri arasında Japonya, Endonezya ve Hindu-Kuş Karakorom Himalaya bölgelerinde kaydedilmiş tarihsel sismik olaylar ve küresel sıcaklık anomalisi kayıtları derlem olarak ele alınmıştır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- USGS veri tabanından derlenen deprem katalogları ile NOAA tarafından yayınlanan küresel karasal ve okyanus yüzey sıcaklığı anomalisi veri setleri kullanılmıştır.
- Veri toplama süreci
- Tarihsel sismik kayıtlar USGS portalından, küresel sıcaklık anomalisi verileri ise NOAA iklim izleme veri tabanından dijital olarak çekilip temizlenerek derlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Gutenberg-Richter yasasına dayalı sismik parametrelerin hesaplanmasının ardından veriler %80 eğitim ve %20 test olarak ayrılmış; MAE, MSE, Log-cosh ve MSLE metrikleriyle performans değerlendirmesi yapılmıştır.
Araştırmanın Bulguları
Küresel sıcaklık anomalileri ile sismik parametrelerin birlikte modellemesi, derin öğrenme algoritmalarının deprem büyüklüğü tahminindeki hata oranlarını belirgin şekilde düşürmektedir(Sadhukhan et al., 2023).
Endonezya deprem kataloğu test verilerinde LSTM modeli MAE 0.066 ve MSE 0.007 değerleriyle diğer mimarilere kıyasla en yüksek tahmin başarımını sergilemiştir(Sadhukhan et al., 2023).
Japonya sismik bölgesine ait verilerde Transformer mimarisi test aşamasında MAE 0.083 ve MSE 0.015 ile en düşük hata metriklerini elde etmiştir(Sadhukhan et al., 2023).
Hindu-Kuş Karakorom Himalaya bölgesinde yapılan testlerde LSTM modeli MAE 0.083 ve MSE 0.011 ile en kararlı tahmin sonuçlarını sunmuştur(Sadhukhan et al., 2023).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Elde edilen bulgular, iklimsel sıcaklık anomalileri ile sismik parametrelerin derin öğrenme mimarileri aracılığıyla birleştirilmesinin deprem büyüklüğü tahmin hatasını anlamlı ölçüde düşürdüğünü göstermektedir.
Yazarlar bu durumu, küresel sıcaklık artışının buzulların erimesine, kabuk üzerindeki kütle dengesinin değişmesine ve izostatik dengelenme süreçleriyle fay hatları üzerindeki gerilimin serbest kalmasına yol açmasıyla açıklamaktadır.
Tartışma bölümünde bu sonuçlar, sıcaklık ve iklimsel değişimlerin sismisite üzerindeki etkilerini inceleyen önceki literatürle ilişkilendirilmekte ve Litosfer-Atmosfer-İyonosfer Eşleşmesi kuramsal çerçevesiyle desteklenmektedir.
Sonuç olarak, geliştirilen hesaplamalı yaklaşım bölgesel deprem tahminlerinde yüksek doğruluk sunmakla birlikte, tarihsel veri setlerindeki büyük deprem azlığı nedeniyle modelin tahmin kapasitesi M5 ile M6 büyüklükleri arasında sınırlandırılmıştır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, Panakkat ve Adeli tarafından tanımlanan sekiz sismik göstergeyi temel alarak hesaplama yöntemini iklimsel küresel sıcaklık verisiyle birleştirmiş ve tahmin hassasiyetini artırmıştır(Sadhukhan et al., 2023).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Çalışma, küresel sıcaklık anomalileri ile matematiksel sismik parametrelerin birleştirilmesinin derin öğrenme modelleri aracılığıyla deprem büyüklüğü tahmininde yüksek doğruluk sağladığını kanıtlamaktadır. Bununla birlikte, tarihsel veri setlerinde yüksek büyüklükteki depremlerin azlığı nedeniyle geliştirilen modellerin güvenilir tahmin kapasitesi M5 ile M6 büyüklük aralığıyla sınırlı kalmaktadır(Sadhukhan et al., 2023).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Çalışma, disiplinlerarası bir yaklaşımla iklim değişikliği göstergelerinden küresel sıcaklık anomalileri ile sismoloji literatüründe kabul görmüş sekiz matematiksel sismik parametreyi bir araya getirerek yapay zeka temelli deprem büyüklüğü tahmini sunmaktadır. Literatürde yer alan geleneksel tek değişkenli veya yalnızca sismik kataloglara dayalı tahmin modellerinden farklı olarak, atmosferik ve jeolojik veri setlerini derin öğrenme mimarileriyle eşleştirir. Bu sayede, küresel ısınma ile sismik aktivite arasındaki karmaşık ve doğrusal olmayan bağlantıyı ampirik hesaplamalarla görünür kılar ve jeofiziksel zaman serisi tahmin çalışmalarına yenilikçi bir metodolojik çerçeve kazandırır.
Makale, sismik göstergeler üzerinden deprem tahmini yapan Panakkat ve Adeli (2007) tarafından geliştirilen hesaplama yöntemlerini temel almakta ve bu matematiksel parametreleri küresel sıcaklık verileriyle genişletmektedir. Literatürdeki önceki çalışmalar çoğunlukla tekil precursor (öncül) belirtilere veya istatistiksel regresyonlara odaklanırken, bu araştırma LSTM, Bi-LSTM ve Transformer gibi gelişmiş derin öğrenme mimarilerini üç farklı sismik bölge (Endonezya, Japonya ve HKKH) üzerinde sınayarak önceki ampirik bulguları daha yüksek doğruluk oranlarıyla ileriye taşımaktadır.
Literatür taraması yapacak araştırmacılar için bu eser, iklimsel zorlamalar ile litosferik yanıtlar arasındaki ilişkiyi ampirik veri ve yapay zeka algoritmalarıyla inceleyen güncel bir referans kaynağıdır. Derleme çalışmalarında iklim değişimi ve doğal afetler başlığı altında, küresel sıcaklık dalgalanmalarının fay hatlarındaki gerilim salınımına etkisini açıklamakta ve makine öğrenimi modellerinin jeofiziksel kestirimlerdeki performans sınırlarını (M5-M6 aralığı) net biçimde ortaya koymaktadır.
Kaynakça
- Panakkat, A., & Adeli, H. (2007). Neural network models for earthquake magnitude prediction using multiple seismicity indicators. International Journal of Neural Systems, 17(01), 13-33.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Küresel sıcaklık dalgalanmaları ve iklim parametreleri sismik aktivitelerle doğrudan ilişkilidir ve derin öğrenme modelleriyle deprem büyüklüğü tahmininde kullanılabilir.
Makalenin giriş ve yöntem bölümlerinde sunulan ampirik kanıtlar, iklim verilerinin sismik parametrelerle birlikte işlenmesinin tahmin başarısını artırdığını desteklemek için alıntılanabilir(Sadhukhan et al., 2023).
Bölgesel İklim Değişkenleri ve Derin Öğrenme Mimarileri ile Türkiye Fay Hatlarında Deprem Büyüklüğü Tahmini
- Araştırma sorusu
- Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yerel sıcaklık ve yağış anomalilerinin sismik parametrelerle birlikte LSTM modeline dahil edilmesi tahmin doğruluğunu nasıl etkiler?
- Yöntem taslağı
- Kandilli Rasathanesi sismik verileri ile MGM bölgesel iklim verileri kullanılacaktır. Örneklem büyüklüğü veri doygunluğu ve güç analizi ilkesiyle belirlenecektir. Sekiz sismik parametre ile bölgesel sıcaklık anomalileri hesaplanarak LSTM ve Bi-LSTM modelleri eğitilecek, MAE ve MSE metrikleriyle değerlendirilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makale yazarları küresel sıcaklık verisi yerine bölgesel iklim değişkenlerinin kullanılmasının tahmin doğruluğunu artırabileceğini gelecek araştırma çağrısı olarak belirtmiştir(Sadhukhan et al., 2023).
Tez veya makalede kullanım · method
Sismik kataloglardan türetilen matematiksel parametreler ve derin öğrenme algoritmaları zaman serisi kestirimlerinde efektif sonuçlar vermektedir.
Tez çalışmalarının yöntem bölümünde LSTM, Bi-LSTM ve Transformer mimarilerinin jeofiziksel veriler üzerindeki katman yapılandırmaları ve hiperparametre seçimleri için bu çalışmanın yöntemi örnek gösterilebilir(Sadhukhan et al., 2023).
Büyük Sismik Olaylarda Veri Kıtlığı Sorununu Aşmak İçin Sentetik Veri Çoğaltma Yöntemlerinin Deprem Tahmin Modellerine Etkisi
- Araştırma sorusu
- M>6 büyüklüğündeki depremler için GAN tabanlı sentetik veri üretimi Transformer modelinin yüksek büyüklüklü deprem tahmin performansını artırır mı?
- Yöntem taslağı
- USGS global deprem kataloğu kullanılacaktır. Örneklem boyutu veri doygunluğu esasına göre oluşturulacaktır. GAN algoritmaları ile nadir görülen büyük deprem verileri çoğaltılacak, Transformer mimarisi eğitilerek sentetik veri öncesi ve sonrası tahmin doğrulukları karşılaştırılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Makalede derin öğrenme modellerinin M5-M6 aralığıyla sınırlı kalması ve tarihsel verilerdeki büyük deprem azlığının tahmin başarısını kısıtlaması bulgusundan türetilmiştir(Sadhukhan et al., 2023).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Tarihsel veri setlerinde büyük deprem kayıtlarının azlığı, derin öğrenme modellerinin M>6 büyüklüğündeki depremleri tahmin kapasitesini kısıtlamaktadır.
Bulguların tartışıldığı bölümlerde, yapay zeka modellerinin veri kısıtları nedeniyle M5-M6 aralığında yüksek başarım sergilerken daha büyük sismik olaylarda yaşadığı sınırlılıkları açıklamak amacıyla kullanılabilir(Sadhukhan et al., 2023).
Çok Değişkenli İklim Parametrelerinin (Yağış, Basınç, Sıcaklık) Sismik Kestirim Modellerindeki Katkısının Duyarlılık Analizi
- Araştırma sorusu
- Sıcaklık dışındaki atmosferik değişkenlerin (yağış ve hava basıncı) sismik kestirim modellerine eklenmesi tahmin hatasını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşürür mü?
- Yöntem taslağı
- Küresel reanaliz iklim verileri ve sismik kataloglar birleştirilecektir. Güç analiziyle belirlenen veri seti üzerinde XGBoost ve Transformer modelleri çalıştırılacak, değişken önem dereceleri ve Shapley değerleri analiz edilerek duyarlılık testi yapılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Yazarlar tartışma bölümünde yağış ve hava basıncı gibi diğer iklim değişkenlerinin açık veri kısıtı nedeniyle modele katılamadığını, bu değişkenlerin sınanmasının gelecekteki araştırmalar için önemli olduğunu vurgulamıştır(Sadhukhan et al., 2023).