Genel görelilik çerçevesinde teorik olarak çok iyi temellendirilmiş olan kara delikler, astrofiziksel gözlemlerle de güçlü şekilde desteklenmektedir. Ancak bu yapıların zaman yönü tersine çevrilmiş versiyonları olan ak delikler, benzer bir gözlemsel desteğe sahip değildir. Teorik astrofizikte kara deliklerin merkezinde yer alan tekillik problemi ve buna bağlı bilgi kaybı paradoksu, ak deliklerin varlığını ve oluşum mekanizmalarını araştırmayı zorunlu kılmaktadır. Mevcut literatürde kara deliklerin ak deliklere dönüşümünü açıklamak için kuantum tünelleme veya uzayzamanın büyük bir kısmının değiştirilmesini gerektiren dinamik modeller önerilmektedir. Kara ve ak ufuklar arasındaki matematiksel sınırların netleştirilmesi, kütleçekimsel çöküşün nihai kaderini anlamak açısından modern fiziğin en temel açık alanlarından birini oluşturmaktadır.
Bu çalışmada, standart Schwarzschild metriğindeki koordinat dönüşümlerinin yalnızca ufuk yakınındaki kompakt bir radyal bölgede sınırlandırılmasına dayanan yeni bir yerel yaklaşım sunulmaktadır. Yazarlar, Painlevé-Gullstrand, Kerr-Schild ve Eddington-Finkelstein gibi geleneksel ufku aşan koordinat sistemlerinin uzaysal sonsuzda kütleçekim alanı zayıfken bile zaman koordinatında sınırsız büyük değişiklikler yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Bu amaçla pürüzsüz darbe fonksiyonları kullanılarak koordinat değişimi sadece olay ufku civarındaki dar bir radyal aralığa hapsedilmiştir. Ardından, uzayzamanı durağan olmaktan çıkarıp dinamik bir yapıya dönüştüren zaman bağımlı bir geçiş parametresi eklenerek, kara delikten ak deliğe geçişi tanımlayan özgün bir sıçrama geometrisi matematiksel olarak formüle edilmiştir.
Yapılan matematiksel analizler, sadece olay ufku çevresindeki sınırlı bölgede yapılan bu koordinat ayarının uzayzamanın diğer kısımlarında standart Schwarzschild geometrisini tamamen koruduğunu göstermektedir. Dinamik geçiş sürecinde uzayzaman artık Ricci-düz olmaktan çıksa da Einstein tensörünün ve Ricci skalerinin yalnızca darbe fonksiyonunun türevlerinin sıfır olmadığı geçiş bölgesinde yoğunlaştığı belirlenmiştir. En çarpıcı bulgu, geçiş bölgesinden gelen kütleçekimsel eylem katkısının sonlu kalması ve metriğin simetrik darbe fonksiyonları ile kurulması durumunda toplam eylemin tam olarak sıfır yapılabilmesidir. Ayrıca radyal null eğrilerinin davranışı incelenmiş ve geçiş esnasında null ışınlarının geçici olarak ufkunda hapsolduğu, sıçrama tamamlandığında ise ufku aşan koordinat hızlarıyla dışarı çıkabildiği gösterilmiştir.
Elde edilen sonuçlar, kuantum kütleçekimi modellerinde yaygın olarak kullanılan Feynman fonksiyonel integral formülasyonu açısından son derece derin doğurgulara sahiptir. Sıfır eylemli geçiş konfigürasyonlarının varlığı, bu durumların kuantum genliklerinde yıkıcı girişimlere maruz kalmadan yapıcı bir şekilde üst üste binebileceğini ortaya koymaktadır. Bu durum, gözlemlenen astrofiziksel kara deliklerin aslında kara ve ak ufukların kuantum süperpozisyonu olan gri ufuklar şeklinde yorumlanabileceği fikrini teorik olarak desteklemektedir. Çalışma, kuantum etkilerinin sadece tekillik civarında değil, ufuk yakınındaki fizikte de baskın olabileceğine dair çağdaş tartışmalara özgün bir katkı sunmakta ve uzayzaman cerrahisine ihtiyaç duymadan asimptotik Schwarzschild yapısını koruyan tutarlı bir geçiş modeli sağlamaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın amacı, standart Schwarzschild metriğinde sadece ufuk yakınındaki radyal bölgede geçerli olan ufku aşan koordinat dönüşümleri tanımlamak, bu dönüşümleri kompakt bir bölge ile sınırlayarak yerelleştirmek ve zaman bağımlı bir parametre ekleyerek kara delikten ak deliğe geçişi temsil eden, sıfır eyleme sahip tutarlı bir klasik model geliştirmektir(Gaur & Visser, 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Araştırmacılar, standart Schwarzschild metriğine radyal bir koordinat dönüşümü uygulayarak ve bu dönüşümü pürüzsüz darbe fonksiyonları aracılığıyla ufkun hemen yakınındaki kompakt bir bölgede yerelleştirerek klasik bir kara-ak delik geçiş modeli tasarlamışlardır. Bu modele zaman bağımlı bir geçiş fonksiyonu eklenerek dinamik bir Lorentzian sıçraması elde edilmiştir(Gaur & Visser, 2024, s. 2).
01Ufku aşan koordinat dönüşümlerinin standart Schwarzschild metriğine global olarak değil, sadece olay ufkunun hemen yakınındaki r = 2m bölgesinde yerel olarak uygulanması, asimptotik sonsuzdaki zayıf kütleçekim alanını bozmadan kara veya ak delik ayrımı yapmaya yeterlidir(Gaur & Visser, 2024, s. 6).
02Zaman bağımlı geçiş fonksiyonu kullanılarak tanımlanan dinamik kütleçekim modeli, Einstein tensörünün ve enerji-momentum tensörünün sadece kompakt geçiş bölgesinde ve zaman aralığında sıfırdan farklı olduğu, yani geçişin tamamen yerelleştirildiği dinamik bir uzayzaman yapısı sunmaktadır(Gaur & Visser, 2024, s. 7).
03Olay ufku çevresinde kurulan Lorentzian sıçrama (bounce) modelinin toplam eylem katkısı, geçiş fonksiyonlarının simetrik seçilmesi durumunda sıfıra eşitlenebilmekte, böylece kuantum kütleçekimsel yol integrallerinde yıkıcı girişimlere maruz kalmadan katkı sağlayabilmektedir(Gaur & Visser, 2024, s. 10).
04Sıçrama esnasında radyal null eğrilerinin davranışı incelendiğinde, dinamik geçiş sürecinde kütleçekimsel enerji koşullarının (başta Null Enerji Koşulu - NEC olmak üzere) geçiş bölgesinin belirli kısımlarında kesinlikle ihlal edildiği matematiksel olarak doğrulanmıştır(Gaur & Visser, 2024, s. 7).
05Geliştirilen model, önceki literatürde yer alan ve uzayzamanın tüm iç yapısını ya da tekillik bölgesini değiştiren yaklaşımların aksine, kütleçekimsel değişimleri sadece ufuk çevresindeki dar bir alanla sınırlayarak asgari müdahale ile çözüme ulaşmaktadır(Gaur & Visser, 2024, s. 13).