Pelajik ekosistemlerin kilit üst yırtıcılarından biri olan mavi köpekbalıkları (Prionace glauca), küresel ölçekte geniş bir coğrafi dağılıma sahip olup özellikle yüksek deniz balıkçılığında ciddi bir hedef dışı av baskısıyla karşı karşıyadır. Kuzey Pasifik Okyanusu'nda yürütülen geleneksel ve elektronik etiketleme araştırmaları, bireylerin binlerce kilometrelik okyanus aşırı göçler yapabildiğini ortaya koysa da bu geçişlerin popülasyon düzeyindeki frekansı ve bölgesel bağlanabilirlik derecesi belirsizliğini korumaktadır. Öte yandan moleküler genetik çalışmalar bölgesel popülasyonlar arasında yüksek genetik homojenlik göstermekte, ancak bu genetik karışımın ergin bireylerin okyanus aşırı göçlerinden mi yoksa yavru bireylerin katılım süreçlerinden mi kaynaklandığı sorusu yanıt beklemektedir. Biyocoğrafik izotop gradyanlarının sağladığı geriye dönük izleme olanağı, balıkçılık yönetimi ve stok değerlendirmeleri için kritik olan bu ekolojik soruların çözümlenmesinde geleneksel etiketleme yöntemlerine güçlü bir tamamlayıcı araç sunmaktadır.
Çalışmanın temel amacı, Kuzey Pasifik Okyanusu'nun Doğu ve Batı havzalarındaki okyanusal izotop haritalarından yararlanarak mavi köpekbalıklarının bölgesel yerleşiklik oranlarını ve trans-Pasifik geçiş frekanslarını nicelleştirmektir. Araştırmada yayınlanmış literatürden elde edilen Batı Pasifik (n=120) ve Doğu Pasifik (n=60) mavi köpekbalığı doku verileri ile 220 av türüne ait kararlı karbon ve azot izotop değerleri ikincil veri analizi ve yinelemeli özyineleme (bootstrapping) yöntemleriyle işlenmiştir. Av ve avcı dokularındaki izotopik değişimler, diyete bağlı trofik ayrışma faktörleri hesaplanarak modellenmiş; bölgesel niş örtüşmeleri Bayesian elips yöntemiyle belirlenmiştir. Bireylerin geçmiş hareket kalıplarını ve bölgesel kaynak kullanımlarını sınıflandırmak amacıyla azot izotop oranları üzerinden ayrım analizi ve Bayesian izotop karışım modelleri uygulanmıştır.
Ayrım analizi sonuçları, Batı Pasifik'ten örneklenen mavi köpekbalıklarının %100'ünün, Doğu Pasifik'ten örneklenenlerin ise %95.3'ünün kendi örnekleme bölgelerine yerleşik olduğunu ortaya koymuştur. Batı ve Doğu Pasifik popülasyonları arasındaki izotopik niş örtüşmesi %0.01 ile %5.6 arasında değişerek son derece düşük düzeyde kalmıştır. Doğu Pasifik alt bölgeleri arasında yürütülen analizler ise Kuzey Kaliforniya Akıntısı ile Güney Kaliforniya Körfezi arasında yüksek yer değiştirme (%72-%94) bulunurken, Güney Baja bölgesinin daha kapalı bir yerleşiklik sergilediğini göstermiştir. Ayrıca mavi köpekbalığı kas dokularındaki karbon izotop değerlerinin av verilerine kıyasla sistematik olarak düşük çıkması, iki izotoplu karışım modellerinde sapmalara yol açmış ve tür düzeyinde karbon ayrışma faktörlerinin veya örnek hazırlama protokollerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermiştir.
Elde edilen bulgular, Kuzey Pasifik mavi köpekbalıklarında okyanus aşırı ergin birey geçişlerinin sanılanın aksine oldukça sınırlı (%5'in altında) olduğunu ve popülasyon dinamiğinin bölgesel havzalar bazında değerlendirilmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Yayınlanan çalışma, Kuzey Pasifik'teki genetik homojenliğin ergin ergen bireylerin sürekli trans-Pasifik göçleriyle değil, muhtemelen geniş alana yayılan yavru bireylerin katılımı veya Orta Pasifik'teki geçici üreme eşleşmeleriyle korunduğuna işaret eden özgün bir açıklama getirmektedir. Literatür taraması ve bölgesel stok yönetimi açısından değerlendirildiğinde bu araştırma, kararlı izotop izleyicilerinin pelajik üst yırtıcıların coğrafi yerleşiklik sürelerini belirlemedeki yüksek çözünürlüklü potansiyelini göstermekte ve gelecekteki tez ile makale çalışmalarında yaş, cinsiyet ve doku yenilenme hızları dikkate alınarak kurgulanacak izotopik modellemeler için metodolojik bir referans oluşturmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Kuzey Pasifik Okyanusu'nda (Doğu Pasifik ve Batı Pasifik olmak üzere) dağılım gösteren mavi köpekbalığı (Prionace glauca) popülasyonları.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Yayınlanmış literatürden derlenen, her iki cinsiyetten, genç ve ergin bireyleri kapsayan toplam 180 adet mavi köpekbalığına ait kararlı izotop (karbon ve azot) verileri ile 220 adet av türüne (kas dokusu) ait izotopik veri seti.
- Veri toplama süreci
- Literatür taraması yoluyla Batı Pasifik'ten 1 çalışma (120 birey) ve Doğu Pasifik'ten 4 farklı alt bölgeyi temsil eden 4 çalışma (60 birey) olmak üzere mavi köpekbalığı kas dokusu verileri ile her iki havzadan av türlerine (balıklar, kafadanbacaklılar ve kabuklular) ait izotop değerleri derlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Verilerin analizinde, bölgesel izotopik niş genişlikleri Bayesian elipsleri (SEA) ve nicheROVER algoritmasıyla hesaplanmış; bölgesel yerleşiklik ve göç durumlarını sınıflandırmak için eğitim verileriyle desteklenen ayrım analizi uygulanmış; ayrıca simmr paketi kullanılarak Bayesian izotopik karıştırma modelleri yürütülmüştür.
Kararlı Karbon İzotopu (delta 13C)Kararlı Azot İzotopu (delta 15N)Bölgesel İzotop Haritası (Isoscape)Diyet-Doku Ayrışma Faktörü (DTDF)Trans-Pasifik Göç OranıBölgesel YerleşiklikBayesian Karıştırma Modelleriİzotopik Niş Örtüşmesi
01Batı ve Doğu Pasifik'teki mavi köpekbalıklarının azot izotop değerleri arasında belirgin bir ayrışma mevcut olup, Batı Pasifik'teki ortalama azot izotop değeri Doğu Pasifik alt bölgelerindeki değerlere kıyasla tutarlı bir şekilde daha düşük bulunmuştur(Madigan et al., 2021).
02Ayrım analizi sonuçları, mavi köpekbalıklarında okyanus aşırı geçişlerin oldukça sınırlı olduğunu göstermiş; Batı Pasifik'teki bireylerin tamamı (%100) ve Doğu Pasifik'tekilerin büyük kısmı (%95.3) kendi yakalandıkları bölgeye yerleşik olarak sınıflandırılmıştır(Madigan et al., 2021).
03Doğu Pasifik'teki alt bölgeler arasında belirgin bir izotopik niş örtüşmesi ve değişken göç hareketleri saptanmış; özellikle Kuzey Kaliforniya Akıntısı ile Güney Kaliforniya Körfezi arasında yüksek oranda bir etkileşim olduğu belirlenmiştir(Madigan et al., 2021).
04Mavi köpekbalığı kas dokularında gözlenen karbon izotop değerlerinin yerel av türlerine kıyasla anormal derecede düşük olması, izotopik karıştırma modellerinde sistematik bir sapmaya yol açarak iki izotoplu modellerin güvenilirliğini sınırlandırmıştır(Madigan et al., 2021).