Kültürel miras alanlarındaki tarihi yığma yapıların korunması, yapı malzemelerinde zamanla meydana gelen bozulmaların doğru, hızlı ve ayrıntılı bir biçimde belgelenmesini gerektirmektedir. Geleneksel mekanik temas ve yerinde görsel gözleme dayalı inceleme yöntemleri; yüksek zaman ve iş gücü gereksiniminin yanı sıra, geniş veya yüksek yapılarda erişim zorlukları ve uzman değerlendirmelerindeki insan kaynaklı hata payları nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Yersel lazer tarama ve karasal fotogrametri gibi dijital belgeleme teknolojileri belirli geometrik avantajlar sunsa da, RGB verilerindeki çözünürlük eksikliği veya geniş alanlarda veri işleme sürelerinin uzunluğu gibi sınırlılıklar taşımaktadır. Bu doğrultuda, İHA fotogrametrisi yöntemi, kentsel ve mimari ölçekteki taş malzeme bozulmalarının tespiti ile haritalandırılmasında pratik ve güvenilir bir alternatif olarak öne çıkmaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, Mersin ili Tarsus ilçesinde yer alan ve bölgesel kültürel miras açısından büyük önem taşıyan tarihi Sarışıh Hanı'ndaki taş malzeme bozulmalarını İHA fotogrametrisi yöntemiyle tespit etmek ve belgelemektir. Araştırma tasarımı arazi ve büro çalışmaları olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Arazi safhasında Parrot Anafi HDR dron kullanılarak farklı irtifalardan toplam 101 adet yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekilmiş; akıllı telefon entegrasyonuyla Pix4D Capture ve Free Flight 6 uygulamalarından yararlanılmıştır. Büro safhasında ise elde edilen görsel veriler bilgisayar ortamında incelenmiş ve ICOMOS-ISCS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Uluslararası Taş Bilimsel Komitesi) standart sınıflamasına uygun olarak yapı elemanları üzerindeki bozulma türleri tablolar halinde kategorize edilmiştir.
Araştırma bulguları, Sarışıh Hanı'nın düşey ve yatay taşıyıcı elemanlarında belirgin taş malzeme bozulmalarının mevcut olduğunu ortaya koymaktadır. Yapının güney, doğu ve kuzey cephelerindeki duvarlarda derz boşalması, bitki oluşumu, yüzey kirlenmesi ve renk değişimi problemleri saptanmıştır. Özellikle suyun gövde duvarına nüfuz etmesiyle derz harcının aşındığı, boşalan derz aralıklarında vegetasyon oluşumunun hızlandığı ve kuzey cephedeki yoğun bitkilenmenin oluşturduğu yükler nedeniyle parçalanma kırılmalarının meydana geldiği tespit edilmiştir. Düz döşeme ve tonozlu çatı örtüsünde de bitkilenme türü bozulmalar gözlenmiştir. Elde edilen bulgular, İHA fotogrametrisinin doğrudan saha gözlemine gerek kalmadan en küçük detaydaki bozulmaları dahi yüksek görsel netlikle belirlemeye imkân tanıdığını göstermiştir.
Elde edilen sonuçlar, İHA fotogrametrisinin düşük maliyet, zaman tasarrufu ve arazi sınırlılıklarını aşma bakımından yersel lazer tarama ve geleneksel fotogrametri yöntemlerine kıyasla önemli üstünlükler sağladığını doğrulamaktadır. Yazarın tartışmasında vurgulandığı üzere, yapı cephelerindeki baskın bozulma etkeninin su ve iklim koşulları olduğu, suyun aşındırıcı etkisinin derz boşalması ve bitkilenme süreçlerini tetiklediği görülmüştür. Bu çalışma, literatürde tarihi kentsel dokulardaki yığma binaların belgelenmesi üzerine yürütülen araştırmaları desteklemekte ve hassas haritalama verilerinin restorasyon projelerine entegrasyonuna katkı sağlamaktadır. Gelecek araştırmalarda, İHA görsellerinin derin öğrenme algoritmalarıyla otomatik sınıflandırılması ve çok spektral kameralarla malzeme nem analizlerinin gerçekleştirilmesi önerilmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi bünyesindeki Uluslararası Taş Bilimsel Komitesi (ICOMOS-ISCS) tarafından geliştirilen taş malzeme bozulma kalıpları görsel sözlüğü ve sınıflama ilkelerine dayanmaktadır. Yapısal eleman bazında taşıyıcılar ve mimari ögeler ICOMOS standartlarıyla eşleştirilmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada, taş yapılarda su ve atmosferik etkenlerin yol açtığı erozyon, renk değişimi ve bitkilenme gibi tahribat süreçleri literatürdeki öncül araştırmalarla ilişkilendirilmiştir. Yersel lazer tarama (TLS) ve yakın mesafe fotogrametrisinin çözünürlük, veri işleme süresi ve açı sınırlılıklarına vurgu yapılarak İHA fotogrametrisinin bu kısıtları aşmadaki rolü değerlendirilmiştir.