Küresel sağlık gündeminde kronik hastalıkların yönetimi, sağlık harcamalarının ve morbidite oranlarının azaltılması noktasında merkezi bir öneme sahiptir. İlaç tedavisi, tanı ve test süreçlerinin ardından gelen son aşama olmasına rağmen, düşük ilaç uyumu bu süreçte harcanan kaynakların israfına ve tedavi başarısızlığına neden olmaktadır. Literatürde ilaç uyumunun çok faktörlü bir yapı sergilediği kabul edilse de sağlık okuryazarlığının bu yapıdaki tam rolü hala tartışmalıdır. Bazı çalışmalar sağlık okuryazarlığı ile uyum arasında güçlü bir korelasyon bulurken, diğerleri bu ilişkiyi bilişsel işlevler veya sosyal destek gibi değişkenlerle sınırlı görmektedir. Bu belirsizlik, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan serbest eczanelerin hastalarla olan sık etkileşimi üzerinden incelenmeyi bekleyen kritik bir sorun alanı oluşturmaktadır.
Bu araştırma, Ürdün'ün kuzey, orta ve güney bölgelerindeki serbest eczanelere başvuran 502 kronik hastayı kapsayan kesitsel bir yöntemle tasarlanmıştır. Çalışmanın amacı, sağlık okuryazarlığı ile ilaç uyumu arasındaki bağı saptamak ve eczacı-hasta etkileşiminin bu süreçteki mevcut durumunu betimlemektir. Veri toplama sürecinde, ilaç uyumunu ölçmek için 8 maddelik Morisky İlaç Uyum Ölçeği (MMAS-8) ve sağlık okuryazarlığını değerlendirmek için Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Anketi'nin kısa versiyonu (HLS-EU-Q16) kullanılmıştır. Katılımcıların seçiminde uygunluk örnekleme yöntemi benimsenmiş ve veriler hem yüz yüze hem de dijital formlar aracılığıyla toplanarak lojistik regresyon analiziyle incelenmiştir. Araştırma tasarımı, eczane ortamının erişilebilirliği ve düşük maliyetli danışmanlık avantajlarını kullanarak geniş bir demografik yelpazeden veri elde edilmesine olanak tanımıştır.
Elde edilen bulgular, katılımcıların yarısından fazlasının (%54,2) düşük ilaç uyumu sergilediğini ortaya koyarken, sağlık okuryazarlığının yetersiz olduğu durumlarda düşük uyum oranının %89,8'e kadar yükseldiğini göstermektedir. Sağlık okuryazarlığı genel olarak yeterli çıksa da medya üzerinden sağlık bilgilerinin güvenilirliğini değerlendirme ve ruh sağlığı yönetimi gibi alanlarda belirgin zorluklar saptanmıştır. Lojistik regresyon analizleri, sağlık okuryazarlığının ilaç uyumunun en güçlü bağımsız öngörücüsü olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca Ürdün'ün orta bölgesinde ikamet etmek ve genel sağlık durumunu mükemmel veya çok iyi olarak algılamak, yüksek uyum oranlarıyla doğrudan ilişkili bulunmuştur. Eczacı etkileşimleri incelendiğinde ise hastaların sadece beşte birinin her ilaç dolumunda danışmanlık aldığı ve özel görüşme alanlarının eksikliğinin bir engel olarak varlığını sürdürdüğü görülmüştür.
Çalışmanın sonuçları, serbest eczacıların ilaç uyumunu artırmak için hastaların sağlık okuryazarlığı düzeylerine göre özelleştirilmiş müdahaleler geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Tartışma bölümünde, yazar bulgularını Hyvert ve Lee gibi araştırmacıların çalışmalarıyla ilişkilendirerek, sağlık okuryazarlığının sadece bilgi aktarımı değil, davranışsal bir değişim süreci olarak ele alınması gerektiğini savunmaktadır. Literatür taraması açısından bu çalışma, bölgesel farklılıkların uyum üzerindeki etkisini göstermesi ve Teach-Back gibi yapılandırılmış iletişim yöntemlerinin hastalar tarafından yüksek kabul gördüğünü belgelemesi bakımından değerlidir. Eczacıların proaktif bir rol üstlenerek, medyadaki sağlık bilgilerini değerlendirme konusunda hastalara rehberlik etmesi ve eczane ortamında gizliliği sağlayan alanlar oluşturması, kronik hastalık yönetiminde ilaç uyumunu artıracak stratejik adımlar olarak önerilmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırma, bireyin sağlık bilgilerini anlama ve uygulama kapasitesinin (sağlık okuryazarlığı), kronik hastalık yönetiminde tedavi başarısının temel belirleyicisi olan ilaç uyum davranışını doğrudan şekillendirdiği varsayımına dayanmaktadır. Analizler, sosyo-demografik değişkenlerin ve klinik özelliklerin bu etkileşimdeki rolünü belirlemek üzere lojistik regresyon modellemesi ile desteklenmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, sağlık okuryazarlığının uyum üzerindeki pozitif etkisini vurgulayan Guo ve ark. ile Jia ve ark. gibi çalışmaların yanı sıra, bu ilişkiyi zayıf veya tutarsız bulan Hyvert ve ark. ile Parmar ve ark. gibi güncel sistematik derlemeleri temel bir problem alanı olarak ele almaktadır. Özellikle tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarda farklı klinik ortamlarda elde edilen heterojen sonuçların, eczane temelli bir perspektifle nasıl çözümlenebileceği literatürdeki ana boşluk olarak tanımlanmaktadır.