Küresel halk sağlığı gündeminde kronik bulaşıcı olmayan hastalıklar, yüksek mortalite ve düşük kontrol oranları nedeniyle özellikle yaşlı nüfus üzerinde ciddi bir ekonomik ve sosyal baskı oluşturmaktadır. Çin bağlamında bu durum, her yıl %8,9'luk bir artışla yaklaşık 260 milyon hastayı kapsayan devasa bir sorun teşkil etmektedir. Kronik hastalık öz yönetimi, bireylerin günlük yaşamda hastalık semptomlarını kontrol etme ve yaşam kalitesini optimize etme yetisi olarak, medikal kaynakların kısıtlı olduğu durumlarda sürdürülebilir bir çözüm sunmaktadır. Ancak yaşlı bireylerin dijital dünyadaki becerilerini temsil eden e-sağlık okuryazarlığının, bu yönetim sürecine nasıl dahil olduğu ve bireyin psikolojik inançları tarafından nasıl şekillendirildiği sorusu, halk sağlığı müdahalelerinin tasarımı açısından büyük önem arz etmektedir.
Bu ampirik çalışma, Çin'in Hunan eyaletindeki dört huzurevinde ikamet eden 60 yaş ve üzeri, en az bir kronik hastalığa sahip 289 yaşlı birey üzerinde yürütülen kesitsel bir araştırmadır. Çalışmanın temel amacı, e-sağlık okuryazarlığının öz yönetim davranışları üzerindeki etkisini ve bu ilişkide öz yeterliliğin üstlendiği aracı rolü yapısal eşitlik modellemesi (SEM) teknikleriyle test etmektir. Veriler; e-sağlık okuryazarlığı ölçeği, kronik hastalık öz yönetim ölçeği, genel öz yeterlilik ölçeği ve sosyal destek ölçeği gibi geçerliliği kanıtlanmış araçlarla toplanmıştır. Analiz aşamasında değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı etkiler, maksimum olabilirlik yöntemi ve bootstrap örnekleme tekniği kullanılarak hesaplanmış, böylece teorik modelin veriyle uyumu titizlikle değerlendirilmiştir.
Bulgular, yaşlı hastalarda kronik hastalık öz yönetiminin genel olarak düşük bir seviyede olduğunu ve katılımcıların yalnızca %15,92'sinin akıllı sağlık cihazlarından faydalandığını göstermektedir. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, e-sağlık okuryazarlığının öz yönetim üzerinde hem doğrudan (beta=0,42) hem de öz yeterlilik üzerinden dolaylı (beta=0,429) bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Toplam etkinin %33,56'sının öz yeterlilik aracılığıyla gerçekleşmesi, bireyin sağlık bilgilerini anlama kapasitesinin yanı sıra bu bilgileri uygulamaya dökme konusundaki öz güveninin de kritik olduğunu kanıtlamaktadır. Ayrıca sosyal desteğin, özellikle objektif destek boyutunun, öz yönetim becerilerini pozitif yönde güçlendirdiği regresyon analizleriyle doğrulanmıştır.
Araştırmanın literatürdeki yeri ve önemi, e-sağlık okuryazarlığının tek başına yeterli olmadığını, bireyin psikolojik kapasitesini yansıtan öz yeterliliğin dijital sağlık uçurumunu kapatmada kilit bir köprü görevi gördüğünü göstermesinde yatmaktadır. Bu sonuçlar, sağlık profesyonellerinin yaşlılara yönelik dijital müdahaleler tasarlarken sadece teknolojik erişime değil, aynı zamanda hastaların öz yeterliliklerini destekleyen bütüncül eğitim modellerine odaklanmaları gerektiğini kanıtlamaktadır. Çalışma, kronik hastalık yönetiminde akıllı sağlık cihazlarının kullanımını teşvik edecek politikalar için ampirik bir temel sunarken, yaşlı bireylerin dijital okuryazarlık düzeylerinin geliştirilmesinin öz yönetim kalitesini doğrudan artıracağını savunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Kronik Bakım Modeli (CCM) ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen Yenilikçi Kronik Durum Bakımı (ICCC) Çerçevesi üzerinde temellendirilmiştir. Bu modeller, kısıtlı sağlık kaynaklarına sahip bölgelerde toplum kaynaklarının, klinik sistem tasarımının ve bireysel öz yönetim desteğinin koordinasyonunun hastalık çıktılarındaki kritik önemini vurgulamaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Araştırma; yaşlı nüfusta e-sağlık okuryazarlığının sınırlı olduğuna dair bulgular, Bandura'nın sosyal bilişsel teorisinde yer alan öz yeterlilik kavramının sağlık davranışlarındaki merkezi rolü ve dijital sağlık teknolojilerinin yaşlı bireylerin öz yönetim süreçlerine entegrasyonu konusundaki güncel literatürü ele almaktadır. Özellikle Norman ve Skinner'ın e-sağlık okuryazarlığı modeli ile öz yönetim arasındaki boşluk tartışılmaktadır.