Dünya Sağlık Örgütü Afrika Bölge Komitesinin Temmuz 2025'te kabul ettiği 2025–2035 Rehabilitasyon Stratejisi, kıta genelinde rehabilitasyon hizmetlerine erişimdeki %63'lük devasa açığı kapatmayı hedefleyen beş sütunlu kapsamlı bir politika çerçevesi sunmaktadır. Bununla birlikte, Sahra Altı Afrika'da her 10.000 kişiye düşen rehabilitasyon çalışanı yoğunluğunun küresel ortalama olan 0,7'ye kıyasla yalnızca 0,04 seviyesinde kalması, sistemik bir insan gücü ve hizmet sunumu krizine işaret etmektedir. Bu çalışmanın temel araştırma sorunu, tıp müfredatlarında rehabilitasyon eğitiminin sistemik biçimde dışlanmasının DSÖ'nün iddalı stratejik hedeflerinin uygulanmasını nasıl sabote ettiği ve eğitim reformunun beş stratejik sütunun başarısı için neden vazgeçilmez bir altyapı oluşturduğudur.
Bu çalışmanın amacı, DSÖ AFRO 2025–2035 strateji uygulama çerçevesini eleştirel bir yaklaşımla analiz ederek tıp eğitimindeki reform eksikliğinin politika hedefleri üzerindeki yıkıcı etkilerini ortaya koymaktır. Yazar, nitel politika analizi, Orta Afrika tıp fakültelerinin müfredat değerlendirmeleri ve Kamerun'daki saha gözlemlerini bir araya getiren kuramsal ve nitel bir inceleme deseni kullanmıştır. Çalışmada, Kamerun ve Orta Afrika genelindeki tıp fakültelerinde rehabilitasyon derslerinin bulunmayışı ile Dschang Üniversitesindeki yıllık 4 saatlik kısıtlı uygulamanın öğrencilerin uzmanlık tercihlerine etkileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ayrıca Güney Afrika, Ruanda, Gana, Fas ve Senegal gibi başarılı uygulama örnekleri analiz edilerek müfredat entegrasyonunun stratejik önemi metodolojik olarak temellendirilmiştir.
Araştırma bulguları, Orta Afrika'daki tıp fakültelerinin %87'sinde rehabilitasyon eğitimine hiç yer verilmediğini, kalan %13'lük kısımda ise yıllık 5 saatten az bir sürenin ayrıldığını göstermektedir. Eğitimdeki bu boşluk zincirleme bir başarısızlık mekanizması yaratmaktadır: Yönetim düzeyinde karar vericiler anlamadıkları hizmetleri önceliklendirememekte, hekimler tanımadıkları uzmanlara hasta sevk edememekte, hizmet sunumunda kanıta dayalı rehabilitasyon uygulamaları yerine ilaç tedavilerine yönelinmekte, sağlık bilgi sistemlerinde rehabilitasyon ihtiyaçları görünmez kalmakta ve finansman mekanizmaları değersizleştirilen hizmetleri desteklememektedir. Saha verileri, hastaların tek bir rehabilitasyon uzmanına ulaşabilmek için 1.000 kilometreden fazla yol katettiğini ve bunun bireysel hekim yetersizliği değil, sistem düzeyindeki eğitim başarısızlığı olduğunu ortaya koymaktadır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümünde, tıp müfredatlarına 40–60 saatlik zorunlu rehabilitasyon modüllerinin entegre edilmesinin düşük maliyetli fakat yüksek etkili bir stratejik kaldıraç olduğu vurgulanmaktadır. Yazar, altyapı ve finansman odaklı yatırımların, eğitilmiş ve sevk yapabilen hekim gücü olmaksızın atıl kalacağını savunarak önceki başarısız politika girişimlerinin temel nedenini tıp eğitimindeki kopuklukla açıklamaktadır. Literatür taraması açısından bu çalışma, rehabilitasyon politikalarının başarısını fiziksel altyapıdan ziyade insan kaynağının niteliksel ve eğitsel altyapısına bağlayan özgün bir kuramsal model sunmaktadır. Araştırmacılar için tıp eğitimi reformunun sağlık sistemleri güçlendirme stratejileriyle entegrasyonunu inceleyen tez ve makale çalışmalarına sağlam bir teorik ve ampirik zemin hazırlamaktadır.
01Orta Afrika'daki tıp fakültelerinin %87'sinde rehabilitasyon eğitimine müfredatta hiç yer verilmemekte, geriye kalan %13'lük kısımda ise yıllık 5 saatten az ders sunulmaktadır(Moumeni, 2026).
02Sahara Altı Afrika'da her 10.000 kişiye düşen 0,04 fizyoterapist oranı küresel ortalamanın çok altında olup, 2035 hedeflerine ulaşmak için 280.000 yeni uzmanın yetiştirilmesi gerekmektedir(Moumeni, 2026).
03Tıp eğitiminde rehabilitasyon vizyonu kazanmayan hekimler, inme ve kronik ağrı gibi durumlarda kanıta dayalı rehabilitasyon yerine doğrudan farmasötik tedavilere yönelmektedir(Moumeni, 2026).
04Kamerun sahasından elde edilen veriler, hastaların nadir rehabilitasyon uzmanlarına ulaşabilmek için 1.000 kilometreden fazla yol katettiğini ve sistemik eğitim eksikliğinin benzersiz uygulayıcı sendromuna yol açtığını göstermektedir(Moumeni, 2026).
05Güney Afrika, Ruanda ve Fas gibi başarılı ülke örnekleri, tıp eğitimine rehabilitasyonun zorunlu modül olarak eklenmesinin klinik sevk kalitesini ve hizmet erişimini doğrudan artırdığını ortaya koymaktadır(Moumeni, 2026).