Nicel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.3389/fpsyt.2022.909781Gençlik Cezaevlerindeki Ağır Suçlular İçin Sosyal-Terapötik Tedavinin Etkililiği: Tekrarlayan Suç Davranışına İlişkin Yarı Deneysel Bir Çalışma
Almanya'da son 15 yılda yasal düzenlemelerle birlikte genç suçlulara yönelik sosyal-terapötik kurumların sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Ancak literatürde genç cezaevlerindeki bu tür sosyal-terapötik uygulamaların etkililiğine dair ampirik kanıtlar oldukça sınırlı ve çelişkilidir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Joscha Hausam et al.
- Yayın
- Frontiers in Psychiatry
- Tarih
- 2022-10-20
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Gençlik suçluluğuyla mücadelede ceza infaz kurumlarının salt cezalandırıcı rolünün ötesine geçerek kriminojenik riskleri azaltıcı rehabilitasyon süreçlerine odaklanması gerektiği modern kriminolojide geniş kabul görmektedir. Almanya özelinde son yıllarda yasal düzenlemelerin de etkisiyle genç suçlulara yönelik sosyal-terapötik ünitelerin yaygınlaştığı gözlenmektedir. Bu üniteler, bireyleri korunaklı bir terapötik iklimde ele alarak bilişsel-davranışçı müdahalelerle topluma kazandırmayı hedefler. Ancak bu yapılandırılmış ve yüksek maliyetli programların mükerrer suç davranışını önlemedeki gerçek başarısı, özellikle ampirik verilerin ve metodolojik olarak güçlü karşılaştırma gruplarının eksikliği nedeniyle akademik alanda ciddi bir tartışma konusudur.
Bu çalışma, Berlin Gençlik İnfaz Kurumunda sosyal-terapötik tedavi gören 73 genç erkek suçlu ile benzer kriminojenik özelliklere sahip regular (olağan) koğuşlardaki 38 suçludan oluşan kontrol grubunu karşılaştırmaktadır. Araştırmada gruplar arasındaki seçim yanlılığını (selection bias) en aza indirmek amacıyla 12 ön değişken üzerinden eğilim skoru eşleştirmesi (Propensity Score Matching) yöntemi kullanılmıştır. Tedavi grubundaki bireylerin salıverilme sonrasındaki mükerrer suç kayıtları, kontrol grubuyla karşılaştırılarak Cox regresyon analizleri vasıtasıyla zamana bağlı bir biçimde incelenmiştir. Böylece hem programın genel etkililiği hem de cezaevi genelinde sunulan okul ve meslek eğitimi gibi spesifik müdahalelerin diferansiyel etkileri analiz edilmiştir.
Yapılan tek değişkenli Cox regresyon analizleri, sosyal-terapötik tedavinin salıverilme sonrası şiddet içeren veya içermeyen suç tekrarı üzerinde doğrudan, anlamlı bir ortalama etkiye sahip olmadığını göstermiştir. Her iki grupta da suç tekrar oranlarının oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ancak çok değişkenli analizlerde, cezaevi genelinde sunulan mesleki eğitim programlarını tamamlayan veya tahliye anında bu eğitime devam etmekte olan bireylerin şiddet ve cinsel suç tekrar riskinin %31 oranında azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca okul diploması almanın veya eğitim sürecini sürdürmenin de şiddet dışı suçların tekrarını azaltma yönünde anlamlılığa yakın bir eğilim sergilediği saptanmıştır.
Eldelde edilen bulgular, kontrol grubunun aslında tamamen müdahalesiz bırakılmadığını, genç cezaevlerinin yasal olarak sahip olduğu 'eğitsel yönelim' çerçevesinde okul ve meslek eğitimi gibi önemli destekleri aldığını ortaya koymaktadır. Bu durum, sosyal terapinin yüksek maliyetli ve karmaşık yapısının tek başına ortalama bir etki yaratamamasını açıklayabilir. Çalışma, literatüre kazandırdığı metodolojik titizlik ve Almanya bağlamındaki genç suçlu örneklemiyle, tek başına sosyal terapi paketini değerlendirmek yerine eğitim gibi belirli kriminojenik ihtiyaçlara yönelik spesifik müdahalelerin etkisini ayrıştırmanın önemini göstermektedir. Gelecekteki araştırmalar ve cezaevi politikaları için ampirik bir kılavuz niteliğindedir.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın temel amacı, gençlik cezaevindeki sosyal-terapötik tedavinin salıverilme sonrasındaki mükerrer suç davranışı üzerindeki etkililiğini yarı deneysel bir tasarım ve eğilim skoru eşleştirmesi yöntemi kullanarak kontrol grubuyla karşılaştırmalı olarak incelemektir(Hausam et al., 2022).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışma, Berlin'deki bir gençlik cezaevinde sosyal-terapötik tedavinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla, tedavi alan grup ile almayan kontrol grubu arasındaki seçim yanlılığını gidermek için eğilim skoru eşleştirmesi (PSM) yöntemini kullanan yarı deneysel bir araştırma tasarımı benimsemiştir(Hausam et al., 2022).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal arka planı, Moffitt tarafından ortaya atılan 'yaşam boyu kalıcı' (life-course-persistent) suç davranışı taksonomisine ve Andrews ile Bonta tarafından geliştirilen etkin suçlu rehabilitasyonunun 'Risk, İhtiyaç ve Duyarlılık' (Risk, Need, Responsivity - RNR) ilkelerine dayanmaktadır. Bireysel risk düzeyine uygun yoğunlukta, kriminojenik ihtiyaçlara odaklanan bilişsel-davranışçı müdahalelerin önemi vurgulanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Araştırma, kurum içi bilişsel-davranışçı programların cezalandırıcı tedbirlere kıyasla suç tekrarını önlemede daha başarılı olduğunu ortaya koyan Lipsey, Cullen ve Koehler gibi araştırmacıların meta-analitik literatürünü ele almaktadır. Özellikle Avrupa ve Almanya bağlamında genç suçlulara yönelik ampirik çalışmaların eksikliğine ve mevcut çalışmaların metodolojik zayıflıklarına dikkat çekilmektedir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Almanya, Berlin'deki gençlik cezaevinde bulunan erkek hükümlüler.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Yaşları 14 ile 22 arasında değişen, şiddet (%94) veya cinsel (%6) suçlardan hüküm giymiş 111 erkek suçlu (73 tedavi grubu, 38 kontrol grubu).
- Veri toplama süreci
- Veriler, tahliye tarihindeki mahkum dosyalarından ve Kasım 2021 itibarıyla Berlin polis veri tabanından (mükerrer suç kayıtları) toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Lojistik regresyon ile eğilim skorlarının tahmini, tam eşleştirme (full matching) prosedürü ve suç tekrarı sürelerini analiz etmek için robust belirsizlik tahminli Cox orantılı risk modelleri kullanılmıştır.
Araştırmanın Bulguları
Sosyal-terapötik müdahalenin hem şiddet içermeyen suçlarda hem de şiddet veya cinsel içerikli suçlarda, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında mükerrer suç işleme oranları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratmadığı saptanmıştır(Hausam et al., 2022).
Çok değişkenli Cox regresyon analizleri, mesleki eğitimi tamamlamış veya tahliye sırasında eğitime devam eden hükümlülerin ciddi şiddet veya cinsel suçlarda tekrar riskinin yüzde 31 oranında azaldığını (HR 0,69) istatistiksel olarak kanıtlamaktadır(Hausam et al., 2022).
Araştırma, rutin cezaevi uygulamalarının eğitici yönü nedeniyle kontrol grubunun tamamen tedavisiz kalmadığını, bu durumun sosyal terapi ile standart sistem arasındaki etki farkının belirsizleşmesine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu göstermektedir(Hausam et al., 2022).
Örneklem genelinde şiddet içermeyen suçlar için mükerrerlik oranı yüzde 81,1 gibi oldukça yüksek bir seviyede gerçekleşmiş olup, bu durum uygulanan spesifik müdahale türünden bağımsız olarak genel bir suç riski örüntüsüne işaret etmektedir(Hausam et al., 2022).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Bulgular, Berlin'deki sosyal-terapötik birimde uygulanan yoğun müdahale paketinin, salıverilme sonrasındaki genel ve şiddet içerikli suç tekrarlarını azaltmada kontrol grubuna göre anlamlı bir üstünlük sağlamadığını göstermektedir. Bu durum, beklentilerin aksine, eklektik psikoterapötik ve pedagojik önlemlerin tek başına suç kariyerini sonlandırmada her zaman yeterli olmadığını kanıtlar niteliktedir.
Yazarlar, bu sonuçun temel nedenlerinden birini, Almanya'daki standart gençlik cezaevlerinin halihazırda eğitici bir yönelime sahip olması ve kontrol grubunun da okul veya mesleki eğitim gibi çeşitli müdahalelerden faydalanmasıyla açıklamaktadır. Bu durum, sosyal terapinin sağladığı yoğun desteğin, standart sistemin sunduğu temel imkânlarla kıyaslandığında istatistiksel olarak marjinal bir fark yaratmasını zorlaştırmaktadır.
Tartışma bölümünde sonuçlar literatürdeki genel eğilimlerle ilişkilendirilmiş; Koehler ve diğerlerinin Avrupa genelindeki meta-analizlerinde raporladığı pozitif tedavi etkilerinin bu spesifik Alman örnekleminde doğrudan karşılık bulmadığına dikkat çekilmiştir. Çalışma, RNR ilkelerinin uygulanmasındaki olası teşhis hatalarının veya kullanılan risk ölçme araçlarının göçmen kökenli bireylerdeki düşük yordama gücünün sonuçları etkilemiş olabileceğini savunmaktadır.
Sonuç olarak, cezaevi ortamında yürütülen müdahalelerin etkililiğinin yalnızca sosyal terapi gibi bir üst kavram üzerinden değil, sunulan spesifik eğitim ve mesleki beceri kazandırma programları üzerinden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Araştırma, yüksek maliyetli birimlerin meşruiyetinin, standart uygulamaların ötesinde ne tür bir katma değer sağladığına dair daha derinlikli analizlerle sörgülanması gerektiğini önermektedir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Koehler ve diğerlerinin Avrupa'daki genç suçlu tedavileri için 1,34 olasılık oranıyla anlamlı pozitif etkiler rapor etmesine rağmen, bu çalışma Alman cezaevi sistemindeki sosyal-terapötik birimlerin genel rezidivizm oranlarında kontrol grubuna karşı benzer bir üstünlük sağlamadığını ortaya koyarak literatürdeki heterojen sonuçlara katkıda bulunmaktadır(Hausam et al., 2022).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Sosyal-terapötik birimlerin yoğun kaynak kullanımına rağmen, mevcut çalışma bu yaklaşımın standart eğitim odaklı cezaevi uygulamalarına kıyasla suç tekrarını azaltmada ortalama bir ek avantaj sağlamadığını, buna karşın mesleki eğitimin suçtan arınmada kritik bir koruyucu faktör olduğunu ortaya koyarak müdahalelerin diferansiyel etkilerine odaklanılması gerektiğini savunmaktadır(Hausam et al., 2022).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu makale, adli psikoloji ve kriminoloji yazınında uzun süredir devam eden cezaevi müdahalelerinin etkililiği tartışmasına, özellikle genç suçlular özelinde ampirik ve yöntemsel bir derinlik kazandırmaktadır. Almanya'daki yasal değişiklikler sonrasında hızla yayılan sosyal-terapötik birimlerin mahkûm salıverilme sonrasındaki suç tekrarı üzerindeki net etkisini, tam eşleştirilmiş bir kontrol grubuyla inceleyerek alandaki nicel veri eksikliğini kapatmaktadır. Geleneksel olarak yetişkin suçlular üzerinde yoğunlaşan sosyal terapi değerlendirmelerini gençlik ceza infaz kurumlarına taşıması ve karmaşık müdahale paketlerini istatistiksel olarak ayrıştırmaya çalışması, onu literatürde öncü ve referans gösterilen bir konumda tutmaktadır. Çalışma, teorik beklentiler ile cezaevi uygulamalarındaki pratik sonuçlar arasındaki uçurumu açığa çıkararak, değerlendirme araştırmalarının metodolojik sınırlarını ve zorluklarını eleştirel bir perspektifle masaya yatırmaktadır.
Çalışma, Moffitt'in gelişimsel taksonomi teorisi ile Andrews ve Bonta'nın risk, ihtiyaç ve duyarlılık (RNR) ilkelerini kuramsal temel olarak alırken, Lipsey ve Cullen ile Koehler ve diğerlerinin cezaevi rehabilitasyonuna dair meta-analitik bulgularını doğrudan sörgülamaktadır. Önceki Anglo-Amerikan ve uluslararası araştırmaların genel olarak olumlu tedavi etkileri bildirmesine karşın, bu çalışma Alman gençlik cezaevi bağlamında ortalama bir tedavi etkisi bulunmadığını göstererek mevcut birikimle çelişmektedir. Bununla birlikte, mesleki ve okul eğitiminin koruyucu rolüne dair ulaştığı sonuçlar, cezaevlerindeki eğitsel programların suç tekrarlarını azaltmadaki güçlü etkisini vurgulayan önceki ampirik çalışmalarla büyük bir uyum göstermektedir. Ayrıca, önceki araştırmalarda sıklıkla göz ardı edilen kontrol grubunun tamamen tedavisiz kalmama durumu gerçeğini veri analizi sürecine dahil etmesi, önceki çalışmaların metodolojik varsayımlarını yeniden değerlendirmeye açmaktadır.
Literatür taraması hazırlayan araştırmacılar için bu makale, genç suçluların rehabilitasyonunda paket programların genel etkisinden ziyade spesifik bileşenlerin rolüne odaklanılması gerektiğini kanıtlayan kritik bir metodolojik kılavuz işlevi görür. Özellikle yarı deneysel tasarımlarda ve gözlemsel çalışmalarda sıklıkla karşılaşılan seçim yanlılığı (selection bias) sorununu çözmek için eğilim skoru eşleştirmesi (PSM) yönteminin nasıl uygulanacağını somut bir örnek üzerinden sunar. Araştırmacılara, etkililik çalışmalarında kontrol grubunun aldığı standart hizmetlerin kontrol edilmesinin önemini gösterir ve tedavi terklerinin (dropouts) sonuçlar üzerindeki karıştırıcı etkisini ele alarak gelecekteki çalışmalara metodolojik bir çerçeve sunar. Bu yönüyle tarama çalışmalarında, ceza infaz politikalarının maliyet-etkililik tartışmalarını besleyen ve tek tip tedavi yaklaşımlarının sınırlarını gösteren temel bir tartışma kaynağı olarak konumlanır.
Kaynakça
- Koehler, J. A., Lösel, F., Akoensi, T. D., & Humphreys, D. K. (2013). A systematic review and meta-analysis on the effects of young offender treatment programs in Europe. Journal of Experimental Criminology, 9(1), 19-43.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Gençlik cezaevlerinde uygulanan sosyal-terapötik müdahalelerin genel ortalamada suç tekrarını önlemede doğrudan bir üstünlük sağlamadığı görülmektedir.
Yazarın yarı deneysel tasarım ve eğilim skoru eşleştirmesi kullanarak elde ettiği bulgular, paket programların her koşulda mutlak bir başarı yaratmadığını literatüre dayandırmak için kullanılır(Hausam et al., 2022).
Gençlik Cezaevlerinde Mesleki Eğitim Programlarının Suç Tekrarı Üzerindeki Diferansiyel Etkileri
- Araştırma sorusu
- Gençlik cezaevlerinde tamamlanan mesleki eğitim programlarının türü ile salıverilme sonrası şiddet içeren suç tekrarı arasında anlamlı bir ilişki var mıdır?
- Yöntem taslağı
- Evren, Alman gençlik cezaevlerindeki erkek hükümlülerden oluşmaktadır; güç analizi ile belirlenecek yeterli büyüklükteki örneklem üzerinde yarı deneysel desen kurulacaktır. Veriler cezaevi kayıtları ve resmi polis veritabanından toplanacak, veriler çok değişkenli sağkalım (Cox regresyon) analizi ile çözümlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin çok değişkenli Cox regresyon analizlerinde mesleki eğitimin ciddi şiddet suçları tekrarını yüzde 31 oranında azalttığı bulgusundan ve bu alanın derinlemesine incelenmesi gerektiği yönündeki yazar önerisinden türetilmiştir(Hausam et al., 2022).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Cezaevindeki mesleki eğitim faaliyetlerinin tamamlanması veya devam etmesi şiddet suçlarında tekrarlama riskini anlamlı düzeyde azaltmaktadır.
Çok değişkenli Cox regresyon analizleri sonuçunda elde edilen mesleki eğitimin koruyucu etkisine dair istatistiksel kanıtlar, kuramsal çerçevede beceri kazandırmanın önemini savunmak için verilir(Hausam et al., 2022).
Göçmen Kökenli Genç Suçlularda Risk Değerlendirme Araçlarının Yordama Geçerliliği
- Araştırma sorusu
- Göçmen kökenli genç suçlu örnekleminde LSI-R risk envanterinin mükerrer suç davranışını yordama gücü yerli popülasyondan farklılaşmakta mıdır?
- Yöntem taslağı
- Araştırmanın evrenini çok kültürlü cezaevi popülasyonu oluşturur; veri doygunluğu gözetilerek seçilen nitel ve nicel çoklu yöntemle derinlemesine veri toplanacaktır. Toplanan veriler ikili lojistik regresyon ve ROC eğrisi analizleri ile test edilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarların tartışma bölümünde LSI-R risk ölçeğinin özellikle Müslüman kültürden gelen göçmen kökenli genç suçlularda tatmin edici olmayan yordama geçerliliğine sahip olabileceği yönündeki sınırlılık çıkarımından türetilmiştir(Hausam et al., 2022).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Kontrol grubunun tamamen tedavisiz kalmayıp standart cezaevi imkânlarından faydalanması, iki grup arasındaki etki farkının belirsizleşmesine yol açmaktadır.
Araştırma bulgularının yorumlandığı bölümde, kontrol grubu kısıtlılığının ve standart cezaevi rejimindeki eğitici yönelimin sonuçlar üzerindeki karıştırıcı etkisini açıklamak amacıyla aktarılır(Hausam et al., 2022).
Islahevi Tedbirlerinde Tedavi Terki ve Motivasyon Düşüklüğünün Suç Tekrarına Etkisi
- Araştırma sorusu
- Sosyal-terapötik birimlerde tedavi sürecini erken terk eden genç suçluların salıverilme sonrasındaki suç tekrarı oranları programı tamamlayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek midir?
- Yöntem taslağı
- Evreni Berlin gençlik cezaevindeki sosyal terapi birimi vakaları oluşturur; tam sayım yöntemiyle ulaşılan tüm terk ve tamamlama vakaları retrospektif olarak incelenecektir. Veriler resmi polis kayıtlarından alınarak ki-kare ve sağkalım eğrileri (Kaplan-Meier) aracılığıyla analiz edilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede katılımcıların yüzde 28.8'inin tedaviye son vermesi ve terk edenlerin hafif bir yüksek suç eğilimi göstermesi bulgusundan ve bu grubun gelecekte ayrıştırılması gerektiği çağrısından türetilmiştir(Hausam et al., 2022).