Nitel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.26466/opusjsr.1171798Güvenlikleştirme ve Kimlik: Beşar Esad'ın Söz Edimleri
Uluslararası İlişkiler disiplininde güvenlik kavramının tanımı Soğuk Savaş sonrasında askeri odaklı geleneksel yaklaşımlardan uzaklaşarak genişlemiştir. Kopenhag Okulu'nun geliştirdiği güvenlikleştirme teorisi, bir konunun söylem edimleri aracılığıyla varoluşsal bir tehdit olarak nasıl inşa edildiğini inceler.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Havva DÜMEN
- Yayın
- OPUS Toplum Araştırmaları Dergisi
- Tarih
- 2022-11-30
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Uluslararası ilişkiler disiplininde güvenlik kavramının sınırları, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte askeri tehdit odaklı geleneksel kalıpların ötesine geçerek çevre, ekonomi, göç ve toplumsal kimlik gibi yeni alanları kapsayacak şekilde genişlemiştir. Bu dönüşümün merkezinde yer alan Kopenhag Okulu ve onun temel teorik aracı olan güvenlikleştirme, siyasi otoritelerin sıradan konuları söylem edimleri (speech acts) yoluyla nasıl varoluşsal tehditlere dönüştürdüğünü açıklar. Suriye İç Savaşı bağlamında ise, Beşar Esad liderliğindeki rejimin sarsılan meşruiyetini yeniden inşa etmesi ve sivil göstericilere karşı uyguladığı şiddet dolu olağanüstü önlemleri gerekçelendirmesi ciddi bir analitik problem olarak ortaya çıkmaktadır. Konuyla ilgili literatürde otoriter rejimlerin direnci ve kimlik politikaları sıkça tartışılmakla birlikte, Esad'ın iç ve dış kitleleri ikna etmek için yürüttüğü dilsel stratejilerin bütüncül bir güvenlikleştirme analiziyle çözümlenmesi ihtiyacı önemini korumaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, Suriye İç Savaşı süresince Devlet Başkanı Beşar Esad'ın muhalefeti, mezhepsel ve etnik kimlikleri, bölgesel ve uluslararası aktörleri söylemleri aracılığıyla nasıl birer güvenlik tehdidi haline getirdiğini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel bir metodoloji benimsenmiş, literatür taramasının yanı sıra Esad'ın krizin başlangıcı kabul edilen 30 Mart 2011 ile ateşkesin büyük ölçüde sağlandığı Mart 2020 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan 46 farklı konuşması ve mülakatı söylem ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Analizde Kopenhag Okulu'nun temel kavramsal araçları olan güvenlikleştirici aktör, izleyici kitle, referans nesnesi ve kolaylaştırıcı faktörler sistematik bir biçimde kullanılmıştır. Yazar, Esad'ın dil kullanımını sadece bir retorik olarak değil, doğrudan siyasi eylemleri meşrulaştıran ve toplumsal rızayı üreten birer 'söz edimi' olarak ele alarak ampirik verileri kuramsal zeminle birleştirmiştir.
Araştırmanın bulguları, Beşar Esad'ın muhalif hareketleri doğrudan El-Kaide, DEAŞ ve El-Nusra gibi radikal terör örgütleriyle ilişkilendirerek güvenlikleştirdiğini ve bu sayede demokratik hakların askıya alınmasını halk nezdinde haklı çıkardığını göstermektedir. Esad'ın söylem hamlelerinde hedef kitleye göre referans nesnesini stratejik bir şekilde değiştirdiği tespit edilmiştir; yerel Suriye halkına hitap ederken ülkenin bütünlüğü ve azınlıkların korunmasını ön plana çıkarırken, Rusya ve İran gibi bölgesel/küresel ortaklara hitap ederken bölgesel istikrarsızlık riskini ve ortak düşman olan İsrail veya Batı emperyalizmini vurgulamıştır. Ayrıca, rejim müttefiklerinin desteğini konsolide etmek için Ukrayna krizi gibi küresel çatışmaları da söylemine entegre ederek kendisini Batı karşıtı küresel bir mücadelenin parçası olarak konumlandırmıştır. Esad'ın bu pragmatik ve çok katmanlı söylem inşası, askeri müttefiklerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki veto güçlerini kullanmalarını ve rejime doğrudan askeri destek vermelerini kolaylaştıran temel bir kolaylaştırıcı faktör işlevi görmüştür.
Elde edilen sonuçlar, Esad'ın yürüttüğü güvenlikleştirme sürecinin sadece askeri bir ayakta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda kimliklerin, tarihi hassasiyetlerin ve dış tehdit algılarının ustalıkla manipüle edildiği söylemsel bir başarı olduğunu ortaya koymaktadır. Yazar, rejimin ayakta kalmasını sadece ordunun gücüyle değil, azınlık grupların desteğinin korunması, Sünni elitlerle kurulan ittifakların sürdürülmesi ve toplumsal korkuların yönetilmesi gibi çoklu faktörlerin birleşimiyle açıklamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kuramına toplumsal kimlik ve otoriter direnç ekseninde katkı sunarak literatürdeki teorik tartışmaları zenginleştirmektedir. Gelecekteki araştırmalar için, söylem edimlerinin sadece lider düzeyinde değil, medya ve diğer kurumsal aktörler gibi kolaylaştırıcı unsurlar üzerinden nasıl yaygınlaştırıldığını inceleme konusunda somut bir metodolojik zemin sunmakta ve Ortadoğu'daki güvenlik dinamiklerinin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın temel amacı, Suriye İç Savaşı sürecinde Devlet Başkanı Beşar Esad'ın muhalefeti, farklı kimliksel unsurları ve bölgesel-uluslararası aktörleri kendi iktidarını korumak amacıyla söylemleri yoluyla nasıl güvenlikleştirdiğini analiz etmektir(DÜMEN, 2022).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışma, Kopenhag Okulu tarafından geliştirilen güvenlikleştirme teorisini temel alarak, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın söylem edimlerini ve kimlik unsurlarını yapılandırmacı bir perspektifle inceleyen nitel bir yaklaşıma sahiptir(DÜMEN, 2022).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Barry Buzan, Ole Waever ve Jaap de Wilde tarafından geliştirilen Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kuramı üzerine inşa edilmiştir. Bu kuramın temel yapı taşları olan söylem edimi (speech act), referans nesnesi (referent object), güvenlikleştirici aktör (securitizing actor), izleyici kitle (audience) ve kolaylaştırıcı faktörler (facilitating factors) analiz çerçevesi olarak benimsenmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada, Kopenhag Okulu'nun klasik güvenlik çalışmaları literatürü (Buzan 1991, Waever 1995, Buzan vd. 1998) ile Ortadoğu ve Suriye'deki otoriter rejimlerin dayanıklılığı, azınlık politikaları ve mezhepsel kimlik inşasına dair geniş bir literatür (Hinnebusch 2001, Zisser 2006, Lesch 2012, Philips 2013) ele alınmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın iç savaş dönemi boyunca gerçekleştirdiği resmi konuşmalar ve medya mülakatları çalışmanın temel veri kaynağını oluşturmaktadır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- 2011 Mart ile 2020 Mart tarihleri arasında yayınlanmış, toplamda 46 farklı konuşma ve röportajdan oluşan metin seçkisi analiz edilmiştir.
- Veri toplama süreci
- Veriler, Suriye resmi haber ajansı SANA ve diğer uluslararası medya kuruluşlarının arşivlerinden temin edilen metinler üzerinden toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Toplanan metinler, güvenlikleştirme teorisinin temel kavramları olan referans nesnesi, güvenlikleştirici aktör, izleyici kitlesi ve kolaylaştırıcı unsurlar ekseninde söylem ve içerik analizi yöntemleriyle çözümlenmiştir.
Araştırmanın Bulguları
Esad, muhalefeti terör örgütleri ve dış güçlerin kuklaları olarak nitelendirerek, sivil protestoları varoluşsal bir güvenlik tehdidi olarak kurgulamıştır. Bu söylem, muhalefeti siyasi bir aktör olmaktan çıkarıp yok edilmesi gereken bir düşman figürüne dönüştürerek rejimin şiddet kullanımını rasyonalize etmiştir(DÜMEN, 2022).
Rejim, azınlık grupların mezhepsel korkularını tetikleyerek kendisini onların tek hamisi olarak sunmuş ve bu yolla toplumsal güvenliği kimlik siyaseti üzerinden güvenlikleştirmiştir. Sünni radikalizmi korkusu, azınlıkların rejim etrafında kenetlenmesini sağlayan temel bir kolaylaştırıcı faktör olarak kullanılmıştır(DÜMEN, 2022).
Güvenlikleştirme hamleleri, hitap edilen izleyici kitlesinin özelliklerine göre stratejik olarak farklılaştırılmıştır. İran'a bölgesel istikrar vurgusu yapılırken, Rusya'ya Batı müdahaleciliği ve Ukrayna örneği üzerinden ortak bir küresel tehdit algısı sunulmuştur(DÜMEN, 2022).
İsrail'e yönelik tarihsel düşmanlık ve anti-emperyalist söylem, muhalefeti itibarsızlaştırmak için araçsallaştırılmıştır. Muhaliflerin İsrail çıkarlarına hizmet ettiği iddiası, rejimin mücadelesine hem iç kamuoyunda hem de bölgede meşruiyet zemini hazırlamıştır(DÜMEN, 2022).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Esad'ın muhalefeti terörle ilişkilendirmesi, siyasi talepleri bir güvenlik krizine dönüştürerek rejimin askeri müdahalelerini rasyonalize etmiştir. Yazar, bu stratejinin muhalefeti halk nezdinde gayrimeşrulaştırdığını ve devleti koruma motivasyonuyla otoriterliği tahkim ettiğini savunmaktadır.
Toplumsal kimliklerin, özellikle azınlıkların öteki korkusu üzerinden manipüle edilmesi, Esad rejimine iç savaşta kritik bir insan kaynağı ve sadakat zemini sağlamıştır. Bu durum, toplumsal güvenlik kaygılarının nasıl stratejik bir rejim güvenliği aracına dönüştürüldüğünü açıkça göstermektedir.
Bölgesel ve küresel aktörlere yönelik söylem değişiklikleri, Suriye iç savaşının sadece yerel bir mesele olmadığını, İran ve Rusya gibi müttefiklerin stratejik bekasıyla doğrudan ilgili olduğu algısını başarıyla inşa etmiştir. Bu küresel güvenlikleştirme, rejimin uluslararası izolasyondan kurtulmasını sağlamıştır.
Kopenhag Okulu'nun kuramsal çerçevesiyle uyumlu olarak, Esad'ın güvenlikleştirme hamleleri, demokratik süreçlerin dışlanmasını ve olağanüstü önlemlerin kalıcılaşmasını sağlayan bir meşruiyet kalkanı işlevi görmüştür. Güvenlikleştirme, rejimin hayatta kalma savaşında kullandığı en etkili politik silahtır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Çalışma, Kopenhag Okulu'nun toplumsal güvenlik ve kimlik ilişkisini, Suriye'deki mezhepsel kimliklerin referans nesnesi haline getirilmesi üzerinden doğrulamaktadır. Yazara göre Esad, Buzan'ın teorisinde belirttiği biz kimliğini koruma dürtüsünü kullanarak azınlıkları rejim etrafında birleştirmeyi başarmıştır(DÜMEN, 2022).
Çalışma, Huysmans'ın güvenlik söyleminin karar vericilere güç ve meşruiyet sağladığı yönündeki argümanını destekler niteliktedir. Esad'ın halktan daha fazla güvenlik talep etmesini sağlayarak kendi otoritesini güçlendirmesi, Huysmans'ın siyasi otoritelerin güvenlik söylemleri aracılığıyla vatandaşları tehditlere karşı koruma bahanesiyle daha fazla yetki devralması teziyle örtüşmektedir(DÜMEN, 2022).
Yazarın azınlıkların korku nedeniyle rejimi desteklediği tespiti, Phillips'in Suriye'deki azınlık grupların Sünni liderliğindeki bir hükümetten duydukları korku nedeniyle otoriter bir yönetimi tercih ettikleri yönündeki bulgularıyla paraleldir(DÜMEN, 2022).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Beşar Esad'ın 2011-2020 yılları arasındaki söz edimleri, güvenlikleştirmenin sadece bir savunma stratejisi değil, iktidarın sürdürülmesi için araçsal bir yönetim biçimi olduğunu kanıtlamaktadır. Güvenlik söylemi; muhalefetin tasfiyesini, olağanüstü hal uygulamalarını ve azınlıkların rejim etrafında kenetlenmesini sağlayan bir meşrulaştırma mekanizması işlevi görmüştür. Sonuç olarak, devletin bekası ile rejim güvenliği arasındaki sınırların kasten belirsizleştirildiği başarılı bir güvenlikleştirme süreci yürütülmüştür(DÜMEN, 2022).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu makale, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme teorisini Suriye İç Savaşı gibi somut bir çatışma ortamına ve Beşar Esad gibi belirli bir aktöre uygulayarak Uluslararası İlişkiler teorisi ile çatışma ve siyasal iletişim çalışmaları arasında köprü kurmaktadır. Çalışma, kimliği güvenlikleştirme sürecinde kilit bir kolaylaştırıcı faktör olarak ele alarak, devlet merkezli analizlerin ötesine geçerek teorinin uygulanışına derinlik katmaktadır. Otoriter rejimlerin iktidarı sürdürmek ve olağanüstü önlemleri meşrulaştırmak için söylemsel stratejileri nasıl kullandığını göstererek, demokratik olmayan bağlamlardaki güvenlik uygulamalarına dair daha incelikli bir anlayışa katkıda bulunur.
Bu çalışma, Kopenhag Okulu'nun (Buzan, Wæver, Wilde) güvenlikleştirme teorisinin temel çalışmalarını esas alarak, bu teoriyi güncel bir vaka olan Suriye İç Savaşı'na uygulamakta ve böylece karmaşık bir iç savaş ortamındaki uygulanabilirliğini ve açıklayıcı gücünü test etmektedir. Kopenhag Okulu güvenlikleştirmeyi bir kavram olarak tanıtırken, bu makale kimliğin bir kolaylaştırıcı faktör olarak belirgin rolünü somut örneklerle ortaya koyarak teoriyi genişletmektedir. Çalışma, tek bir siyasi liderin söylem edimlerine odaklanarak ve bu edimlerin farklı kimlikleri (mezhepsel, ulusal, anti-emperyalist) belirli siyasi sonuçlar elde etmek amacıyla nasıl stratejik olarak manipüle ettiğini göstererek genel teorik tartışmalardan somut vaka analizine geçiş yapar.
Bu makale, güvenlikleştirme teorisi, Ortadoğu siyaseti ve otoriter yönetimlerin dayanıklılığı üzerine literatür taramaları için sağlam bir vaka çalışması sunmaktadır. Siyasi muhalefetin nasıl varoluşsal bir tehdit olarak yeniden tanımlandığına ve devlet şiddetini ile iktidarın konsolidasyonunu meşrulaştırmak için söylemin nasıl kullanıldığına dair ampirik kanıtlar sağlamaktadır. Araştırmacılar için, güvenlik anlatılarında kimliğin kritik rolünü açıklayarak diğer çatışma bölgelerindeki benzer dinamikleri analiz etmek için bir şablon sunar. Makale, güvenlikleştirmenin başarısının sadece aktörün beyanına değil, aynı zamanda tarihsel bağlam ve önceden var olan toplumsal bölünmelerle şekillenen izleyici kabulüne bağlı olduğunu vurgulayarak karşılaştırmalı çalışmalar için zengin bir katman sağlar.
Kaynakça
- Buzan, B., Wæver, O. & de Wilde, J. (1998). Security: A new framework for analysis. Lynne Rienner.
- Huysmans, J. (2008). The jargon of exception on Schmitt, Agambem, and the absence of political society. International Political Sociology, 2(2), 165-183.
- Phillips, C. (2016). The battle for Syria: International rivalry in the new Middle East. Yale University Press.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal Çerçeve
Güvenlikleştirme teorisi, siyasi aktörlerin belirli konuları varoluşsal tehditler olarak inşa etme mekanizmalarını açıklar.
Bu makale, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme teorisini derinlemesine açıklayarak, bir konunun nasıl güvenlik meselesi haline getirildiğini ve bunun aktörlere olağanüstü önlemler alma yetkisi verdiğini gösterir. Bu, güvenlikleştirme teorisinin temel bileşenlerini ve işleyişini kavramsal çerçevede konumlandırmak için kullanılabilir(DÜMEN, 2022).
Ortadoğu'daki Mezhepsel Kimliklerin Güvenlikleştirme Sürecine Etkisi
- Araştırma sorusu
- Farklı mezhepsel kimliklere sahip aktörler, Ortadoğu'daki güncel çatışmalarda kendi meşruiyetlerini sağlamak ve karşıt grupları varoluşsal tehdit olarak sunmak için hangi söylemsel stratejileri kullanmaktadır?
- Yöntem taslağı
- Ortadoğu'daki seçilmiş bir çatışma bölgesinde (örn. Irak veya Yemen) farklı mezhepsel aktörlerin liderlerinin 2011-2023 yılları arasındaki resmi konuşma ve bildirgelerinden oluşan bir metin korpusu oluşturulur. Bu metinler, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme teorisi çerçevesinde nitel söylem analizi (referans nesnesi, güvenlikleştirici aktör, izleyici, kolaylaştırıcı faktörler) ile incelenerek, mezhepsel kimliklerin güvenlikleştirme söylemindeki kullanımı ve etkisi ortaya konur. Örneklem büyüklüğü, veri doygunluğuyla belirlenir.
Makaleyle bağlantısı: Bu makale, Esad'ın muhalefeti aşırılıkçı ve inançsız olarak tasvir ederek, Suriye'nin ve Suriyelilerin birliğini koruma iddiasıyla olağanüstü önlemler almasını meşrulaştırdığını göstermektedir (ev-l-11). Bu bulgu, mezhepsel kimliklerin birer güvenlikleştirme aracı olarak nasıl kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Önerilen araştırma, bu mekanizmanın farklı Ortadoğu bağlamlarında nasıl işlediğini karşılaştırmalı olarak inceleyebilir(DÜMEN, 2022).
Tez veya makalede kullanım · Literatür Taraması
Kimlik, güvenlikleştirme süreçlerinde izleyiciyi ikna etmek ve tehdit algısını güçlendirmek için kritik bir araç olarak kullanılır.
Makale, Beşar Esad'ın Suriye İç Savaşı sırasında farklı kimlikleri (mezhepsel, ulusal, anti-İsrail) nasıl güvenlikleştirme söylemlerine dahil ettiğini analiz eder. Bu, literatür taramasında kimliğin güvenlikleştirme teorisindeki rolünü açıklamak ve ampirik örneklerle desteklemek için kullanılabilir(DÜMEN, 2022).
Bölgesel ve Uluslararası Aktörlere Yönelik Güvenlikleştirme Söylemlerinin Farklılaşması
- Araştırma sorusu
- Otoriter rejimler, iç çatışmalar sırasında bölgesel ve uluslararası aktörlerden destek sağlamak amacıyla güvenlikleştirme söylemlerini izleyici kitlesinin beklentilerine göre nasıl stratejik olarak farklılaştırmaktadır?
- Yöntem taslağı
- Örneklem olarak, iç savaş veya büyük bir krize sahne olan iki farklı otoriter rejim (örn. Libya, Yemen) seçilir. Bu rejimlerin liderlerinin krize ilişkin bölgesel (örn. Arap Ligi) ve uluslararası (örn. BM Güvenlik Konseyi) platformlarda veya müttefik ülke liderleriyle yapılan görüşmelerdeki konuşma ve demeçleri toplanır. Bu söylemler, hedef izleyiciye (bölgesel/uluslararası aktörler) göre kullanılan referans nesneleri, tehdit tanımları ve kolaylaştırıcı faktörler açısından karşılaştırmalı söylem analiziyle incelenir. Veri toplama ve analiz sürecinde, nitel içerik analizi yöntemlerinden faydalanılır.
Makaleyle bağlantısı: Makale, Esad'ın bölgesel ve uluslararası destek sağlamanın iç destek kadar önemli olduğunu ve uluslararası müdahale tehlikesi nedeniyle bu desteğin kritik olduğunu vurgulamaktadır (ev-l-12). Esad'ın İran'a bölgesel istikrar, Rusya'ya ise Ukrayna örneği üzerinden ortak küresel tehdit algısı sunarak söylemini farklılaştırması, bu stratejik adapte etme ihtiyacını göstermektedir. Önerilen araştırma, bu taktiklerin diğer bağlamlardaki etkinliğini ve uygulanabilirliğini inceleyebilir(DÜMEN, 2022).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Otoriter liderler, iç muhalefeti dış düşmanlarla ilişkilendirerek kendi yönetimlerini meşrulaştırma stratejisi izlerler.
Çalışma, Esad'ın muhalefeti teröristler veya dış güçlerin kuklaları olarak sunarak, kendi iktidarına yönelik tehdidi ülkenin bekasına yönelik bir tehdide dönüştürdüğünü ortaya koyar. Bu bulgu, tartışma bölümünde benzer otoriter liderlerin söylem stratejilerini karşılaştırmak veya kendi bulgularını bu bağlamda yorumlamak için kullanılabilir(DÜMEN, 2022).
İç Savaşlarda Medya ve Sivil Toplum Kuruluşlarının İşlevsel Aktör Rolü
- Araştırma sorusu
- İç savaş ortamlarında, medya kuruluşları ve sivil toplum örgütleri gibi işlevsel aktörler, güvenlikleştirme süreçlerinin başarısında veya başarısızlığında nasıl bir rol oynamaktadır?
- Yöntem taslağı
- Suriye İç Savaşı örneği üzerinden, medya kuruluşları (örn. rejim yanlısı ve muhalif yayınlar) ile uluslararası ve yerel sivil toplum örgütlerinin (örn. insan hakları savunucuları, yardım kuruluşları) 2011-2020 yılları arasındaki söylemleri (haberler, raporlar, basın açıklamaları) toplanır. Bu metinler, işlevsel aktörlerin güvenlikleştirme söylemlerini nasıl desteklediği, karşı çıktığı veya dönüştürdüğü üzerine nitel içerik ve söylem analizi yöntemleriyle incelenir. Özellikle referans nesnelerinin sunumu, tehdit algılarının inşaası ve olağanüstü önlemlere verilen tepkiler analiz edilir. Örneklem büyüklüğü, veri doygunluğuyla belirlenir.
Makaleyle bağlantısı: Makale, güvenlikleştirme sürecinde işlevsel aktörlerin, doğrudan dahil olmasalar da güvenlik ilişkilerini etkilediğini ve bu aktörlerin (Buzan et al., 1998) desteğinin güvenlikleştirme için önemli olduğunu belirtmektedir (ev-l-13). Bu araştırma önerisi, Esad'ın söylemlerinin halkta veya uluslararası arenada nasıl karşılık bulduğuna dair bu işlevsel aktörlerin aracı rolünü derinlemesine inceleyebilir, bu da makalenin vurguladığı "izleyiciyi ikna etme" aşamasının daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir(DÜMEN, 2022).