Anlatı derlemesi incelemesi

DOI: 10.33458/uidergisi.1284191

Tarihsel Perspektifte Türkiye-Rusya İlişkileri: Desenler, Değişim ve Karşıtlık

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler, 18. yüzyılın sonlarından bu yana Karadeniz, Boğazlar ve Yakındoğu jeopolitiğinin temel belirleyicilerinden biri olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'ndan itibaren Rusya'nın Akdeniz'e inme arzusu ve Boğazlar üzerindeki hakimiyet çabaları, Batılı güçlerin dengeleyici ittifaklar kurmasına yol açmıştır.

Yazar
William Hale
Yayın
Uluslararası İlişkiler Dergisi
Tarih
2023-04-16
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Türkiye ve Rusya arasındaki tarihsel ilişkiler, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Rusya'nın Karadeniz'in kuzey kıyılarında hakimiyet kurmasıyla birlikte Yakındoğu ve Güneydoğu Avrupa diplomasisinin ana eksenini oluşturmuştur. İki devlet arasındaki bu uzun temas süreci, çarlık ve imparatorluk rejimlerinden cumhuriyet ve federasyon yapılarına geçişte de stratejik önceliğini korumuştur. Çarlık Rusyası ve sonrasındaki Sovyet yönetimi için temel stratejik hedef Boğazlar üzerinden Akdeniz'e serbest erişim sağlamak olurken, Türk diplomatik geleneği dış tehditleri dengelemek amacıyla Batılı güçlerle ittifak kurma veya dönemsel detant politikalarına yönelme eğilimi göstermiştir.

Çalışmanın amacı, son 250 yıllık ikili ilişkiler tarihini ampirik bir yenilik iddiası taşımadan, var olan diplomatik tarih literatürü üzerinden teorik bir modelle açıklamaktır. Yazar, Morton Kaplan'ın güç dengesi teorisinden yararlanarak ikili ilişkileri üç ana desene ayırmaktadır. Birinci desen 1798-1841 yılları arasındaki esnek ve değişen ittifaklara dayalı çok kutuplu yapıyı kapsarken; ikinci desen 1841-1878 ve 1952-1991 yıllarındaki belirgin iki kutuplu blok ittifaklarını; üçüncü desen ise 1878-1914, 1921-1939 ve 1991 sonrası belirsiz detant ve iktisadi iş birliği dönemlerini temsil etmektedir.

Tarihsel sentez sonuçunda, 1840'lardan itibaren çok kutuplu esnek ittifak sisteminin tekrar etmediği ve ikili ilişkilerin ya iki kutuplu karşıtlık ya da hassas yumuşama dönemleri üzerinden ilerlediği görülmektedir. 1921 Moskova Antlaşması ve 1930'lu yıllardaki iktisadi yardımlar, Sovyet zayıflığı veya stratejik önceliklerin farklılaşması dönemlerinde yumuşamanın derinleşebildiğini göstermektedir. 1991 sonrasında gelişen enerji bağımlılığı ve ticaret hacmi ilişkilerin omurgasını oluştursa da, 2015 uçak krizi, Suriye ve Dağlık Karabağ'daki nüfuz rekabeti ile 2022 Ukrayna işgali, detant politikalarının kırılganlığını yeniden su yüzüne çıkarmıştır.

Sonuç olarak yapılan çözümleme, Türkiye'nin Rusya ve Batı arasında sürdürmeye çalıştığı hassas denge politikasının küresel sistemik gerilimler arttıkça sürdürülmesinin zorlaştığını ortaya koymaktadır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin titizlikle uygulanması ve tahıl koridoru anlaşması gibi diplomatik başarılar Türkiye'ye özerk bir alan sağlasa da, uzayan bir çatışma ortamı Türkiye'yi yeniden ikinci desendeki net ittifak yapılarına zorlama riski taşımaktadır. Bu çerçeve, Türk-Rus ilişkilerinin geleceğine yönelik literatür taramalarında sistemik düzeydeki yapısal dinamikleri anlamak için teorik bir altyapı sunmaktadır.

Araştırmanın amacı

Çalışmanın temel amacı, son 250 yıllık Türkiye-Rusya ilişkilerini özgün veya yeni bir tarihsel bilgi sunmaktan ziyade mevcut akademik literatürü sentezleyerek üç temel sistemik ilişki deseni çerçevesinde çözümlemek ve kavramsallaştırmaktır(Hale, 2023).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Çalışmada, son iki buçuk asırlık Osmanlı-Türk ve Rus ilişkileri, Morton Kaplan'ın sistem teorisinden mülhem güç dengesi, iki kutuplu ittifak ve istikrarsız yumuşama dönemlerini içeren üçlü bir tipoloji çerçevesinde tarihsel ve nitel bir literatür sentezi yöntemiyle incelenmektedir(Hale, 2023).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

İnceleme, Morton Kaplan tarafından kavramsallaştırılan uluslararası sistem teorisini ve güç dengesi modelini temel almaktadır. İlişkiler üç sistemik desene ayrılmaktadır: değişken ittifaklara dayalı çok kutuplu sistem (1798-1841), kalıcı tehdit algısına dayalı iki kutuplu ittifak sistemi (1841-1878 ve 1952-1991) ve belirsiz yumuşama/detant evreleri (1878-1914, 1921-1939 ve 1991 sonrası).

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, M.S. Anderson, J.A.R. Marriott, J.C. Hurewitz, Bülent Gökay, Onur İşçi, Samuel J. Hirst, Michael Reynolds ve Edward Weisband gibi uluslararası ilişkiler ve diplomatik tarih alanının önde gelen araştırmacılarının basılı literatürünü sentezlemekte ve Osmanlı-Rus ile Türk-Sovyet diplomatik belgelerine dayanan ikincil kaynakları incelemektedir.

Araştırmanın Bulguları

01

Morton Kaplan'ın güç dengesi teorisiyle açıklanan 1798-1841 dönemi, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında dönemsel tehditlere karşı sürekli değişen ve geçici nitelikteki çok kutuplu ittifak modellerinin kurulduğunu göstermektedir(Hale, 2023).

02

1841-1878 ve 1952-1991 yılları arasında gözlenen ikinci ilişki deseni, Rusya'nın doğrudan ve kalıcı bir tehdit olarak algılandığı ve Türkiye'nin Batılı güçlerle uzun vadeli, istikrarlı askeri-stratejik ittifaklara sığındığı iki kutuplu bir yapı sergilemiştir(Hale, 2023).

03

1878-1914, 1921-1939 ve 1991 sonrasını kapsayan üçüncü desen ise küresel konjonktürün değiştiği ve Rusya'nın göreli zayıflığı sayesinde Türkiye'nin ittifak taahhütlerine girmeden iktisadi ve siyasi bağlar kurduğu geçici yumuşama evrelerini temsil eder(Hale, 2023).

04

1936 yılında imzalanan Montreux Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye'nin Sovyet baskılarına karşı denge kurmak üzere Batı ittifakına yönelmesinde kritik bir milat olmuş ve Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini pekiştirerek iki taraflı ilişkilerin seyrini kökten değiştirmiştir(Hale, 2023).

05

2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, Soğuk Savaş benzeri küresel bir kutuplaşmayı tetikleyerek Türkiye'nin Rusya ile yürüttüğü iktisadi bağımlılık temelli pragmatik denge politikasını stratejik açıdan zora sokmaktadır(Hale, 2023).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Tarihsel bulgular, Osmanlı ve Rus imparatorluklarının mutlakiyetçi yapıları ve dinsel meşruiyet iddiaları gibi içsel benzerliklerine rağmen, Batılılaşma ve modernleşme süreçlerindeki asimetrinin ilişkileri belirlediğini göstermektedir. Rusya'nın erken modernleşmesi askeri üstünlük sağlarken, Osmanlı devlet adamlarını güvenlik açığını kapatmak için dış ittifaklar aramaya zorlamıştır.

Yazar, bu asimetrik yapının Soğuk Savaş döneminde de ideolojik ve askeri bir cepheleşme şeklinde sürdüğünü, ancak Stalin sonrası dönemde ve özellikle Kıbrıs bunalımı gibi Batı ile yaşanan kriz anlarında ikili ilişkilerde geçici pragmatik yakınlaşmaların ve iktisadi kredilerin önünün açıldığını açıklamaktadır.

Mevcut literatürle kurulan ilişkide, Türkiye'nin Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Avrasya seçeneğini bir eksen kayması tartışması olarak gündeme getirdiği, ancak bölgedeki Rus jeopolitik ağırlığı ve iktisadi enerji bağımlılığı nedeniyle bu arayışın her zaman yapısal sınırlılıklarla karşılaştığı vurgulanmaktadır.

Son tahlilde, 2022 Ukrayna savaşıyla birlikte Türkiye'nin Montreux Sözleşmesi'ni uygulayarak askeri dengeleri koruma çabası takdir görse de, Batı yaptırımlarına katılmaması ve Rusya'ya olan yüksek doğalgaz bağımlılığı, ülkeyi her an patlak verebilecek yeni bir kutuplaşma krizinin tam ortasında bırakmaktadır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazar, Napolyon savaşları ve 19. yüzyıl Osmanlı-Rus dengesini çözümlerken M. S. Anderson'ın Doğu Sorunu üzerine geliştirdiği klasik tezlerden yararlanmakta ve iki imparatorluğun karşılıklı zayıflık dönemlerindeki ittifak stratejilerini bu literatürle uyumlu şekilde doğrulamaktadır(Hale, 2023).

Hale, Boğazlar meselesinin kökenini tartışırken Hurewitz'in Rusya'nın Akdeniz'e serbest geçiş arayışları ve ikili anlaşmalarla ortak kontrol sağlama çabalarına yönelik tarihsel revizyonist analizleriyle paralellik kurmakta ve Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın Rus kaynaklarındaki abartılı yorumlarını düzeltmektedir(Hale, 2023).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Yazar, Türkiye ile Rusya arasındaki son iki yüz elli yıllık tarihsel döngünün günümüzdeki yansıması olarak, Ankara'nın Ukrayna krizinde yürüttüğü arabuluculuk ve tarafsızlık stratejisinin sınırlarına yaklaştığını; Türk ekonomisindeki kronik enflasyon ve döviz krizlerinin tırmanması durumunda Türkiye'nin Batı finansal sistemine ve ABD merkezli güvenlik şemsiyesine daha fazla bağımlı hale gelerek kaçınılmaz olarak yeniden iki kutuplu ittifak desenine rücu edeceğini savunmaktadır(Hale, 2023).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, Türkiye-Rusya ilişkilerinin iki yüz elli yıllık tarihsel seyrini bütüncül bir sistemik model üzerinden yeniden anlamlandıran yapısökümcü bir literatür işlevine sahiptir. Diplomatik tarih alanında genellikle kopuk kronolojik anlatılar veya kriz odaklı mikro incelemeler öne çıkarken, çalışma ilişkileri üç temel yapısal kalıp (çok kutuplu esnek ittifak, iki kutuplu katı ittifak ve belirsiz yumuşama evreleri) etrafında tipolojileştirmektedir. Bu sayede uluslararası ilişkiler araştırmacılarına, Osmanlı-Rus rekabetinden modern Türkiye-Rusya dinamiklerine uzanan hatta nedensellik bağları güçlü, teorik olarak sınanabilir ve geniş zaman dilimlerini kapsayan analitik bir çerçeve sunmaktadır.

İncelenen metin, diplomasi tarihi ve dış politika analizi literatüründeki mevcut birikimi Morton Kaplan'ın sistem teorisiyle harmanlayarak önceki çalışmalardan ayrışmaktadır. Klasik Doğu Sorunu çalışmalarında Anderson ve Marriott gibi tarihçilerin olay odaklı anlatılarını, Anderson ve Hurewitz'in Boğazlar rejimine dair hukuksal-stratejik saptamalarıyla birleştirmektedir. Ayrıca Hirst, İşçi ve Reynolds gibi modern araştırmacıların iktisadi bağımlılık ve imparatorlukların çöküşü üzerine geliştirdiği güncel tezleri kendi modeline eklemlemektedir. Önceki literatürün sunduğu olgusal verileri reddetmek yerine, bu verileri sistemik güç dengesi ve kutuplaşma kavramlarıyla yeniden dizilime tabi tutmaktadır.

Literatür taraması hazırlayan araştırmacılar için bu eser, Türk-Rus ilişkilerinin tarihsel sürekliliklerini ve kırılma noktalarını tek bir teorik çatı altında toplama imkânı sağlamaktadır. İki ülke arasındaki asimetrik güç dengesinin, Boğazlar üzerindeki hakimiyet mücadelelerinin ve ekonomik bağımlılık hatlarının yüzyıllar boyunca nasıl benzer davranış kalıpları ürettiğini göstermektedir. Özellikle 2022 Rusya-Ukrayna savaşı sonrası ortaya çıkan yeni jeopolitik tabloyu tarihsel örneklerle karşılaştırarak, Türkiye'nin yürüttüğü denge politikasının sürdürülebilirliğini ve yapısal sınırlarını değerlendirmek için metodolojik ve kavramsal bir zemin inşa etmektedir.

Kaynakça

  1. Anderson, M. S. (1966). The Eastern Question, 1774-1923: A Study in International Relations. London, Macmillan.
  2. Hurewitz, J. C. (1962). Russia and the Turkish Straits: a Revaluation of the Origins of the Problem. World Politics, 14(4), 605-632.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Osmanlı-Rus ilişkilerinde çok kutuplu sistem dönemi esnek ittifaklara dayanmıştır.

1798-1841 yılları arasındaki diplomatik hamleler incelenirken, dış tehdit algılarına göre Osmanlı ve Rus imparatorluklarının hızla ittifak değiştirebildiği iddiası bu kaynakla desteklenebilir(Hale, 2023).

Ukrayna Savaşı Sonrası Türk Dış Politikasında Denge Stratejisi ve Ekonomik Bağımlılık Sınırları

Araştırma sorusu
2022 sonrası dönemde Türkiye'nin Rusya ile yürüttüğü iktisadi ilişkiler ve doğalgaz ticareti, Batı ittifakı ile yaşanan stratejik uyumsuzlukları nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Çalışma nitel durum çalışması deseninde tasarlanacaktır. 2022-2024 yılları arasındaki resmi dış ticaret verileri, enerji anlaşmaları ve diplomatik beyanlar söylem analizi ve veri tabanlı içerik analizi yöntemleriyle incelenecektir. Örneklem büyüklüğü veri doygunluğu ilkesine göre belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin sonuç bölümünde vurgulanan, Türkiye'nin Rusya ile olan iktisadi bağları ve enerji bağımlılığı nedeniyle Soğuk Savaş benzeri bir kutuplaşmada denge politikası yürütmesinin zorlaşacağı argümanından türetilmiştir(Hale, 2023).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Montreux Boğazlar Sözleşmesi kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine kısıtlama getirir.

Boğazlar rejiminin tarihsel gelişimini ve Türkiye'nin savaş zamanındaki hukuki yükümlülüklerini açıklarken, Montreux Sözleşmesi'nin askeri dengelerdeki rolü vurgulanabilir(Hale, 2023).

Karadeniz Güvenliği Bağlamında Montreux Sözleşmesi'nin Taraf Devletlerce Algılanışı ve Uygulama Dinamikleri

Araştırma sorusu
Kıyıdaş ve kıyıdaş olmayan NATO üyesi devletler, Montreux Sözleşmesi'nin 19. maddesinin 2022 Ukrayna savaşı sürecinde uygulanmasını stratejik açıdan nasıl değerlendirmektedir?
Yöntem taslağı
Karma araştırma deseni kullanılacaktır. Nitel boyutta diplomatik metinler ve resmi beyanlar doküman analiziyle incelenecek, nicel boyutta ise uzman görüşleri anket formu aracılığıyla toplanacaktır. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle ve uzman nitel gruplarında veri doygunluğuyla saptanacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin ikinci yumuşama bölümünde ele alınan Montreux Sözleşmesi'nin Türkiye'ye savaş zamanlarında Boğazları kapatma yetkisi vermesi ve bunun Karadeniz dengelerindeki kritik işlevi analizinden türetilmiştir(Hale, 2023).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Türkiye'nin Rusya ile Batı arasındaki stratejik denge politikası kriz anlarında daralmaktadır.

2022 sonrası Ukrayna savaşı bağlamında Türkiye'nin yürüttüğü denge diplomasisinin yapısal zorlukları ve ekonomik kırılganlıklar nedeniyle karşılaştığı sınırlar tartışılırken referans gösterilebilir(Hale, 2023).

Çok Kutuplu Sistemlerde İttifak Esnekliği: 19. Yüzyıl Osmanlı Diplomasisi ile Günümüz Türk Dış Politikasının Karşılaştırmalı Analizi

Araştırma sorusu
1798-1841 dönemi çok kutuplu güç dengesi mekanizmaları ile 21. yüzyıl küresel sistemindeki çok kutupluluk eğilimleri, Türkiye'nin dış politika esnekliği bakımından benzer davranış kalıpları üretmekte midir?
Yöntem taslağı
Tarihsel-karşılaştırmalı nitel araştırma deseni benimsenecektir. 19. yüzyıl Osmanlı arşiv belgeleri ve ikincil kaynaklar ile günümüz dış politika kararları tipolojik karşılaştırma matrisi üzerinden nitel içerik analizine tabi tutulacaktır. Veri analizi nitel doygunluğa erişilene kadar sürdürülecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede Morton Kaplan'ın güç dengesi modeli çerçevesinde sunulan 1798-1841 dönemi çok kutuplu ittifak esnekliği kavramsallaştırmasından ve sistemik paralelliklerden türetilmiştir(Hale, 2023).