Nicel araştırma makalesi incelemesi

DOI: 10.3389/fpubh.2023.1053940

Ukrayna Savaşı'nın Dayanıklılık, Koruyucu ve İncinebilirlik Faktörleri Üzerindeki Etkisi: İsrail Örneklemi ile Karşılaştırmalı Bir Analiz

Savaş ve silahlı çatışmalar, bireylerin ve toplumların psikososyal dengesini altüst eden en ağır insan kaynaklı felaketler arasında yer almaktadır.

Yazar
Shaul Kimhi et al.
Yayın
Frontiers in Public Health
Tarih
2023-06-16
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Savaş ve silahlı çatışmalar, toplumsal dokuyu ve bireysel ruh sağlığını derinden sarsan en yıkıcı insan kaynaklı krizlerin başında gelmektedir. Kamu sağlığı ve psikoloji literatüründe felaketler karşısında sergilenen uyum ve toparlanma süreçleri genel olarak koruyucu ve incinebilirlik faktörleri çerçevesinde incelenmektedir. Ancak, ülkenin bağımsızlığını ve varoluşunu doğrudan tehdit eden akut bir savaş ile onlarca yıldır devam eden kronik çatışma ortamlarının toplumların dayanıklılık mekanizmaları üzerindeki farklılaştırıcı etkisi yeterince ampirik karşılaştırmaya konu edilmemiştir. Bu çalışma, Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında Ukraynalı sivillerin psikososyal durumunu inceleyerek alanın bu önemli boşluğunu doldurmayı hedeflemektedir.

Araştırma, Ukrayna genelinde işgal altında olmayan bölgelerde yaşayan 1.001 kişilik temsil niteliğine sahip bir sivil örneklemden çevrim içi anket şirketi aracılığıyla 22-28 Temmuz 2022 tarihlerinde toplanan nicel verilere dayanmaktadır. Elde edilen bulgular, Mayıs 2021 Gazze çatışması sırasında İsrail halkından toplanan 647 kişilik veri seti ile varyans analizi (ANOVA) kullanılarak karşılaştırılmıştır. Katılımcıların bireysel, toplumsal ve ulusal dayanıklılık düzeylerinin yanı sıra iyi oluş, moral ve umut faktörleri ile stres belirtileri, tehlike hissi ve algılanan tehdit boyutları doğrulanmış kısa ölçeklerle ölçülmüş; değişkenler arası yordayıcı ilişkiler yol analizi (Path Analysis) yöntemiyle incelenmiştir.

Elde edilen ampirik sonuçlar, Ukrayna örnekleminin İsrail örneklemine kıyasla anlamlı derecede daha yüksek stres belirtileri, tehlike hissi ve algılanan tehdit rapor ettiğini göstermektedir. Şiddetli olumsuz duygulara ve düşen iyi oluş ile moral düzeylerine rağmen, Ukraynalı katılımcıların umut ve ulusal dayanıklılık puanları İsrailli mevkidaşlarından belirgin şekilde yüksek çıkmıştır. Yol analizi sonuçları, umut ve iyi oluş değişkenlerinin her üç dayanıklılık türünün de en güçlü yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca umut, moral ve iyi oluş gibi koruyucu faktörlerin, stres belirtileri ve tehdit algısı gibi incinebilirlik faktörlerine kıyasla dayanıklılığı yordamada çok daha üstün bir açıklama gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir.

Çalışmanın tartışma bölümünde, ulusal bağımsızlığı ve egemenliği tehdit eden varoluşsal savaşların yüksek stres ve tehlike hissine rağmen toplumsal kenetlenmeyi, umudu ve ulusal dayanıklılığı artırabileceği vurgulanmaktadır. Kronikleşmiş çatışmalarda gözlemlenen kanıksama sürecinin aksine, akut bağımsızlık mücadelelerinin kimlik ve gurur duygularını pekiştirerek koruyucu faktörleri öne çıkardığı anlaşılmaktadır. Yaş, cinsiyet ve gelir gibi demografik değişkenlerin dayanıklılık üzerindeki açıklayıcı payının son derece düşük kalması, psikolojik koruyucu mekanizmaların kriz yönetimindeki belirleyici rolünü kanıtlamaktadır. Bu bulgular, afet ve kriz durumlarında kamu sağlığı müdahalelerinin yalnızca travma azaltmaya değil, umut ve toplumsal dayanıklılığı pekiştirmeye odaklanması gerektiğini göstermektedir.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın temel amacı, devam eden Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Ukraynalı sivillerin bireysel, toplumsal ve ulusal dayanıklılık düzeyleri ile koruyucu ve incinebilirlik faktörlerini belirlemek, bu bulguları Mayıs 2021'deki çatışma döneminde toplanan İsrail örneklemi ile karşılaştırmak ve koruyucu ile incinebilirlik faktörlerinin dayanıklılık türlerini yordama gücünü incelemektir(Kimhi et al., 2023).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Çalışmada nicel ampirik bir yaklaşım benimsenerek, devam eden aktif bir savaş ortamında bulunan Ukraynalı sivillerin dayanıklılık türleri ile koruyucu ve incinebilirlik faktörleri arasındaki ilişkiler kesitsel anket tasarımıyla incelenmiştir. Elde edilen göstergeler, geçmiş bir silahlı çatışma döneminde İsrailli sivillerden toplanan verilerle varyans analizi ve yol analizi yöntemleri kullanılarak karşılaştırılmıştır(Kimhi et al., 2023).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, psikolojik dayanıklılık ve kriz dönemlerindeki başa çıkma mekanizmalarını koruyucu faktörler (öznel iyi oluş, moral ve umut) ile incinebilirlik faktörleri (stres belirtileri, tehlike hissi ve algılanan tehditler) temelinde ele alan psikososyal dayanıklılık kuramlarına dayanmaktadır. İki temel tepkinin (stres ve dayanıklılık) ülkenin bağımsızlığını tehdit eden savaş koşullarında eşzamanlı olarak ortaya çıkabileceği ve umut var olduğu sürece yüksek stres ve tehdit altında dahi dayanıklılığın korunabileceği varsayılmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, travmatik ve stresli olaylar karşısında bireysel (Connor & Davidson), toplumsal (Leykin et al.) ve ulusal/sosyo-politik dayanıklılık (Kimhi & Eshel; Bodas et al.) literatürüne dayanmaktadır. Ayrıca kriz durumlarında olumlu duyguların ve umudun koruyucu rolünü vurgulayan çalışmalar (Fredrickson; Snyder; Marciano et al.) ile stres, kaygı ve tehdit algısının başa çıkmayı olumsuz etkilediğini gösteren travma ve kamu sağlığı literatürünü (Lazarus & Smith; Derogatis et al.) birlikte ele almaktadır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
İşgal altında bulunmayan veya aktif çatışma bölgesi dışında kalan Ukrayna bölgelerinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri yetişkin sivil nüfustur.
Örneklem veya araştırma materyali
Çalışmanın ampirik verileri, Ukrayna'nın işgal altında olmayan bölgelerinden coğrafi dağılım, cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 1.001 Ukraynalı sivilden toplanmıştır. Karşılaştırma grubu olarak Mayıs 2021 Gazatatışması döneminde verisi toplanan 647 İsrailli sivil örneklemi kullanılmıştır.
Veri toplama süreci
Veriler, Tel Aviv Üniversitesi Etik Kurulu onayının (#0005146-1) ardından 22-28 Temmuz 2022 tarihlerinde Ukrayna'da bir çevrimiçi panel şirketi aracılığıyla yapılandırılmış dijital anket formu kullanılarak toplanmıştır. İsrail verileri ise Mayıs 2021'de benzer bir çevrimiçi panel aracılığıyla edinilmiştir.
Veri analiz yöntemi
Ölçek güvenilirliklerini değerlendirmek için Cronbach Alfa katsayıları hesaplanmıştır. İki ülke örnekleminin ortalamalarını karşılaştırmak amacıyla varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler Pearson korelasyonuyla, dayanıklılık türlerini yordama gücü ise AMOS yazılımı üzerinden yol analizi (Path Analysis) ile incelenmiştir.
Bireysel Dayanıklılık (Individual Resilience)Topluluk Dayanıklılığı (Community Resilience)Toplumsal Dayanıklılık (Societal Resilience)Umut (Hope)Öznel Refah (Wellbeing)Moral (Morale)Stres Belirtileri (Distress Symptoms)Tehlike Hissi (Sense of Danger)Algılanan Tehditler (Perceived Threats)

Araştırmanın Bulguları

01

Ukraynalı katılımcılar, aktif çatışma dönemindeki İsrail örneklemine kıyasla belirgin şekilde daha yüksek toplumsal dayanıklılık, topluluk dayanıklılığı ve bireysel dayanıklılık düzeyleri bildirmişlerdir(Kimhi et al., 2023).

02

Ukrayna örnekleminde umut değişkeni toplumsal, topluluk ve bireysel dayanıklılık türlerinin tümünde en güçlü pozitif yordayıcı faktör olarak öne çıkmaktadır(Kimhi et al., 2023).

03

Umut, moral ve öznel refahtan oluşan koruyucu faktörlerin toplamı, incinebilirlik faktörlerine kıyasla dayanıklılık türlerindeki varyansı açıklamada daha yüksek bir yordama gücüne sahiptir(Kimhi et al., 2023).

04

Yaş, eğitim, yerleşim yeri ve medeni durum gibi demografik değişkenler dayanıklılık türlerindeki varyansın yalnızca yüzde 1 ila 3'lük çok sınırlı bir kısmını açıklayabilmektedir(Kimhi et al., 2023).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Savaş ortamındaki Ukraynalı sivillerin dayanıklılık göstergeleri, İsrailli sivillerin verileriyle karşılaştırıldığında, Ukrayna örnekleminin yüksek stres ve tehlike hissine rağmen daha yüksek toplumsal, topluluk ve bireysel dayanıklılık sergilediği görülmüştür.

Yazarlar bu durumu, Rusya'nın işgalinin Ukrayna'nın bağımsızlığına ve ulusal varlığına yönelik doğrudan bir tehdit oluşturması nedeniyle bir varoluş ve bağımsızlık mücadelesi olarak algılanmasıyla ve bu algının ulusal kimlik ile kolektif kenetlenmeyi güçlendirmesiyle açıklamaktadır.

Tartışma bölümünde literatürle kurulan ilişkide, kriz dönemlerinde koruyucu faktörlerin (umut ve moral) incinebilirlik faktörlerine (anksiyete, depresyon ve tehdit algısı) kıyasla dayanıklılığın daha güçlü yordayıcıları olduğu vurgulanmakta ve pozitif psikolojik kaynakların önemi öne çıkarılmaktadır.

Sonuç olarak, uzayan ve ülkenin egemenliğini hedef alan ağır kriz koşullarının, düşen refah ve artan tehdit algısına rağmen toplumun umut ve toplumsal dayanıklılık kapasitesini artırabileceği değerlendirilmektedir.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazarlar, olumsuz güvenlik durumlarında umudun korku ve tehdit algısına kıyasla başa çıkma ve dayanıklılığı yordamada daha istikrarlı bir unsur olduğunu savunan Marciano ve arkadaşlarının (2022) bulgularını desteklemekte, koruyucu psikolojik faktörlerin incinebilirlik etkenlerine kıyasla dayanıklılığı açıklamakta daha baskın olduğunu göstermektedir(Kimhi et al., 2023).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Bir ülkenin bağımsızlığını ve ulusal varlığını doğrudan tehdit eden şiddetli savaş koşulları, yüksek stres, tehlike hissi ve düşen öznel refaha rağmen, toplumun umut düzeyini ve toplumsal dayanıklılığını yükseltebilmektedir. Uzun süreli kriz durumlarında psikolojik koruyucu faktörler, bireysel ve kolektif uyum kapasitesini korumada kritik bir role sahiptir(Kimhi et al., 2023).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, ağır insani krizler ve ulusal varlığı tehdit eden şiddetli savaş ortamlarında sivil toplumun psikolojik uyum ve dayanıklılık dinamiklerini açıklama işlevi görmektedir. Travma ve afet psikolojisi literatüründe geleneksel yaklaşım, kriz durumlarında ortaya çıkan psikopatolojik semptomlara ve incinebilirlik faktörlerine odaklanma eğilimindedir. Söz konusu yayın ise koruyucu psikolojik kaynakların (umut, moral ve öznel iyi oluş) bireysel, topluluk düzeyindeki ve toplumsal dayanıklılık üzerindeki belirleyici gücünü ampirik bir modelle ortaya koyarak literatürde dengeli bir perspektif sunmaktadır. Ayrıca, egemenliği doğrudan hedef alınan bir toplum ile kronik güvenlik tehditleriyle yaşayan bir toplumun dayanıklılık göstergelerini karşılaştırarak, varoluşsal tehdit algısının toplumsal kenetlenme ve umut üzerindeki dönüştürücü rolünü literatüre kazandırmaktadır.

Çalışma, kriz yönetimi ve psikolojik dayanıklılık alanındaki öncül teorik ve ampirik literatürle doğrudan bir bağ kurmaktadır. Literatürde daha önce Fredrickson tarafından geliştirilen genişlet ve inşa et kuramı ile Snyder'ın umut teorisine dayanan çalışmalar, pozitif duyguların stresli durumlarla başa çıkmadaki rolünü vurgulamıştır. Yayın, bu teorik temelleri savaş ve silahlı çatışma gibi en ağır insan kaynaklı felaketler bağlamına taşımaktadır. Öncül araştırmalardan farklı olarak, dayanıklılığı yalnızca bireysel düzeyde ele almayıp topluluk ve toplumsal dayanıklılık katmanlarını da modele dahil etmekte ve bu üç düzlemi aynı anda yordayan faktörleri ampirik olarak test etmektedir. Böylece önceki literatürün bireysel odaklı yaklaşımını çok katmanlı toplumsal dayanıklılık modeline doğru genişletmektedir.

Sivil toplumun krizlerle başa çıkma kapasitesini konu alan bir literatür taramasında bu çalışma, kriz türlerinin ve tehdidin niteliğinin dayanıklılık üzerindeki özgün etkilerini göstermesi bakımından kritik bir katkı sağlar. Araştırma, geleneksel kabulün aksine, yüksek tehlike hissi ve distress semptomlarının mutlaka toplumsal dayanıklılığı düşürmediğini; ulusal bağımsızlık ve varoluş mücadelesi gibi koşullarda umut ve toplumsal kenetlenmenin artabileceğini ampirik verilerle doğrulamaktadır. Bu durum, literatür taraması yapan araştırmacıların kriz ortamlarındaki psikososyal tepkileri tek boyutlu bir yıkım süreci olarak değil, koruyucu ve incinebilirlik faktörlerinin eş zamanlı işlediği dinamik bir süreç olarak kavramalarına olanak tanır. Ayrıca, ampirik modellerde koruyucu faktörlerin yordama gücünün daha yüksek olduğunu göstererek teorik tartışmalara sağlam bir delil sunar.

Kaynakça

  1. Marciano, H., Eshel, Y., Kimhi, S., & Adini, B. (2022). Hope and fear of threats as predictors of coping with two major adversities, the COVID-19 pandemic, and an armed conflict. International Journal of Environmental Research and Public Health, 19(3), 1123.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Savaş ve silahlı çatışma gibi ağır kriz durumlarında umut ve öznel iyi oluş gibi koruyucu faktörler, psikolojik dayanıklılığı yordamada kaygı ve tehdit gibi incinebilirlik faktörlerine kıyasla daha baskın bir role sahiptir.

Bu çalışma, kriz dönemlerindeki psiko-sosyal uyum süreçlerini açıklarken yalnız olumsuz psikolojik belirtilere odaklanmanın yetersiz kalacağını, koruyucu faktörlerin kolektif ve bireysel dayanıklılık üzerindeki belirleyici gücünü göstererek literatür taraması bölümlerinde kuramsal bir dayanak oluşturur(Kimhi et al., 2023).

Uzayan Bölgesel Çatışma Bölgelerinde Psikolojik Koruyucu Faktörlerin Toplumsal Dayanıklılık Üzerindeki Boylamsal Etkisi

Araştırma sorusu
Çatışma bölgesinde yaşayan sivillerin umut ve moral düzeylerindeki değişimler, zaman içinde toplumsal dayanıklılık düzeylerini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Savaş veya yüksek güvenlik riski altındaki bir bölgeden güç analiziyle belirlenecek sivil katılımcılarla 6 ay arayla 3 dalgadan oluşan boylamsal bir nicel araştırma tasarımı uygulanacaktır. Veriler doğrulanmış umut ve toplumsal dayanıklılık ölçekleriyle toplanarak tekrarlı ölçümler için yapısal eşitlik modellemesiyle analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarlar sonuç bölümünde dayanıklılık düzeylerinin kriz süresince zaman içindeki seyrinin izlenmesi için boylamsal araştırmalar yapılmasını önermişlerdir. Bu öneri, makaledeki yordayıcı modelin zamansal dinamiklerini doğrudan sınama ihtiyacından türetilmiştir(Kimhi et al., 2023).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Bir toplumun egemenliğini ve ulusal varlığını hedef alan varoluşsal krizler, yüksek tehlike algısı ve strese rağmen toplumsal dayanıklılık ile ulusal kenetlenmeyi artırıcı bir etki yaratabilir.

Tezlerin kavramsal çerçevesinde, toplumsal ve ulusal dayanıklılık kavramlarının sadece rutin güvenlik krizlerinde değil, varoluşsal tehdit içeren ulusal bağımsızlık savaşlarında nasıl farklı dinamikler sergilediğini açıklamak için bu bulgu temel kaynak olarak kullanılabilir(Kimhi et al., 2023).

Varoluşsal Tehdit İçeren ve İçermeyen Güvenlik Krizlerinde Umut ve Tehlike Algısının Bireysel Dayanıklılığa Etkisinin Karşılaştırmalı Analizi

Araştırma sorusu
Doğrudan egemenlik tehdidi barındıran krizler ile kronik güvenlik krizlerinde umut değişkeninin bireysel dayanıklılığı yordama gücü farklılaşmakta mıdır?
Yöntem taslağı
Farklı tehdit algısına sahip iki ayrı kriz bölgesindeki topluluklardan güç analizi ile belirlenen örneklemler üzerinden kesitsel nicel veri toplanacaktır. Doğrulanmış ölçeklerle elde edilen veriler gruplar arası çoklu grup yapısal eşitlik modeli ile karşılaştırılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin temel tartışma aksı, Ukrayna'daki bağımsızlık tehdidi yaratan savaş ile İsrail'deki kronik çatışmanın karşılaştırılmasına dayanmaktadır. Bu tasarım, makalenin sunduğu kuramsal karşılaştırma modelini yeni kriz bağlamlarına genişletmeyi amaçlar(Kimhi et al., 2023).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Psikolojik dayanıklılığı yordayan modellerde bireysel tehlike hissi, ampirik olarak toplumsal veya bireysel dayanıklılık varyansını açıklamadığı için yordayıcı modelden elenebilir.

Kriz durumlarında yürütülen ampirik araştırmaların tartışma bölümlerinde, tehlike algısının doğrudan dayanıklılığı belirlemediği, bunun yerine koruyucu psikolojik mekanizmaların aracı rol oynadığı iddiasını desteklemek amacıyla referans gösterilebilir(Kimhi et al., 2023).

Yerinden Edilmiş Sivil Popülasyonlarda Dijital Veri Toplama Yöntemlerinin Temsil Kabiliyeti ve Psikolojik Uyum İndikatörleri

Araştırma sorusu
Çatışma nedeniyle yerinden edilmiş veya mülteci konumundaki sivillerin dijital paneller aracılığıyla araştırmalara katılımında yaş ve eğitim değişkenleri psikolojik dayanıklılık ölçümlerini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Çatışma bölgesindeki sivil popülasyon ile ülke dışına göç etmiş mültecilerden karma yöntemle veri toplanacaktır. Nicel ölçek verileri kota örneklemesi ve güç analiziyle belirlenecek, nitel görüşmeler ise veri doygunluğuna ulaşılana kadar sürdürülecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarlar çalışmanın kısıtlılıkları bölümünde dijital internet paneli kullanımının yaşlı ve internet erişimi olmayan nüfus ile ülke dışına kaçan mültecileri kapsamadığını açıkça belirtmişlerdir. Öneri bu metodolojik sınırlılığı gidermeye odaklanır(Kimhi et al., 2023).