Savaş ve silahlı çatışmalar, toplumsal dokuyu ve bireysel ruh sağlığını derinden sarsan en yıkıcı insan kaynaklı krizlerin başında gelmektedir. Kamu sağlığı ve psikoloji literatüründe felaketler karşısında sergilenen uyum ve toparlanma süreçleri genel olarak koruyucu ve incinebilirlik faktörleri çerçevesinde incelenmektedir. Ancak, ülkenin bağımsızlığını ve varoluşunu doğrudan tehdit eden akut bir savaş ile onlarca yıldır devam eden kronik çatışma ortamlarının toplumların dayanıklılık mekanizmaları üzerindeki farklılaştırıcı etkisi yeterince ampirik karşılaştırmaya konu edilmemiştir. Bu çalışma, Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında Ukraynalı sivillerin psikososyal durumunu inceleyerek alanın bu önemli boşluğunu doldurmayı hedeflemektedir.
Araştırma, Ukrayna genelinde işgal altında olmayan bölgelerde yaşayan 1.001 kişilik temsil niteliğine sahip bir sivil örneklemden çevrim içi anket şirketi aracılığıyla 22-28 Temmuz 2022 tarihlerinde toplanan nicel verilere dayanmaktadır. Elde edilen bulgular, Mayıs 2021 Gazze çatışması sırasında İsrail halkından toplanan 647 kişilik veri seti ile varyans analizi (ANOVA) kullanılarak karşılaştırılmıştır. Katılımcıların bireysel, toplumsal ve ulusal dayanıklılık düzeylerinin yanı sıra iyi oluş, moral ve umut faktörleri ile stres belirtileri, tehlike hissi ve algılanan tehdit boyutları doğrulanmış kısa ölçeklerle ölçülmüş; değişkenler arası yordayıcı ilişkiler yol analizi (Path Analysis) yöntemiyle incelenmiştir.
Elde edilen ampirik sonuçlar, Ukrayna örnekleminin İsrail örneklemine kıyasla anlamlı derecede daha yüksek stres belirtileri, tehlike hissi ve algılanan tehdit rapor ettiğini göstermektedir. Şiddetli olumsuz duygulara ve düşen iyi oluş ile moral düzeylerine rağmen, Ukraynalı katılımcıların umut ve ulusal dayanıklılık puanları İsrailli mevkidaşlarından belirgin şekilde yüksek çıkmıştır. Yol analizi sonuçları, umut ve iyi oluş değişkenlerinin her üç dayanıklılık türünün de en güçlü yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca umut, moral ve iyi oluş gibi koruyucu faktörlerin, stres belirtileri ve tehdit algısı gibi incinebilirlik faktörlerine kıyasla dayanıklılığı yordamada çok daha üstün bir açıklama gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir.
Çalışmanın tartışma bölümünde, ulusal bağımsızlığı ve egemenliği tehdit eden varoluşsal savaşların yüksek stres ve tehlike hissine rağmen toplumsal kenetlenmeyi, umudu ve ulusal dayanıklılığı artırabileceği vurgulanmaktadır. Kronikleşmiş çatışmalarda gözlemlenen kanıksama sürecinin aksine, akut bağımsızlık mücadelelerinin kimlik ve gurur duygularını pekiştirerek koruyucu faktörleri öne çıkardığı anlaşılmaktadır. Yaş, cinsiyet ve gelir gibi demografik değişkenlerin dayanıklılık üzerindeki açıklayıcı payının son derece düşük kalması, psikolojik koruyucu mekanizmaların kriz yönetimindeki belirleyici rolünü kanıtlamaktadır. Bu bulgular, afet ve kriz durumlarında kamu sağlığı müdahalelerinin yalnızca travma azaltmaya değil, umut ve toplumsal dayanıklılığı pekiştirmeye odaklanması gerektiğini göstermektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, psikolojik dayanıklılık ve kriz dönemlerindeki başa çıkma mekanizmalarını koruyucu faktörler (öznel iyi oluş, moral ve umut) ile incinebilirlik faktörleri (stres belirtileri, tehlike hissi ve algılanan tehditler) temelinde ele alan psikososyal dayanıklılık kuramlarına dayanmaktadır. İki temel tepkinin (stres ve dayanıklılık) ülkenin bağımsızlığını tehdit eden savaş koşullarında eşzamanlı olarak ortaya çıkabileceği ve umut var olduğu sürece yüksek stres ve tehdit altında dahi dayanıklılığın korunabileceği varsayılmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, travmatik ve stresli olaylar karşısında bireysel (Connor & Davidson), toplumsal (Leykin et al.) ve ulusal/sosyo-politik dayanıklılık (Kimhi & Eshel; Bodas et al.) literatürüne dayanmaktadır. Ayrıca kriz durumlarında olumlu duyguların ve umudun koruyucu rolünü vurgulayan çalışmalar (Fredrickson; Snyder; Marciano et al.) ile stres, kaygı ve tehdit algısının başa çıkmayı olumsuz etkilediğini gösteren travma ve kamu sağlığı literatürünü (Lazarus & Smith; Derogatis et al.) birlikte ele almaktadır.