Nitel araştırma makalesi incelemesi

DOI: 10.14782/ipsus.460138

Davutoğlu Döneminde Balkanlar ve Sırbistan’a Yönelik Türk Dış Politikası İncelemesi

Avrasya jeopolitiğinde Türkiye’nin artan rolü ve bölgesel güç olma çabaları, Balkanlar ve Sırbistan ile ilişkilerde belirgin bir dış politika dönüşümünü beraberinde getirmiştir. Soğuk Savaş sonrası statükocu yaklaşımdan çok boyutlu ve proaktif anlayışa geçiş, Türkiye’nin Balkanlar’daki varlığını yeniden yapılandırmıştır.

Yazar
Sanja Arežina
Yayın
Tarih
2018-09-17
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Avrasya jeopolitiğinde yaşanan dönüşümler, Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekteki dış politika stratejilerini yeniden tanımlamasını zorunlu kılmıştır. Soğuk Savaş dönemindeki edilgen ve tek boyutlu dış politika anlayışının aksine, 2000’li yıllardan itibaren Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıyla birlikte daha proaktif, çok boyutlu ve iddialı bir dış politika çizgisi benimsenmiştir. Bu dönüşümün teorik mimarı olan Ahmet Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik yaklaşımı, Türkiye’yi periferik bir aktör olmaktan çıkarıp tarihi ve coğrafi bağlara sahip olduğu bölgelerde merkez ülke konumuna taşımayı hedeflemiştir. Balkanlar, bu stratejik vizyonun en kritik uygulama alanlarından biri ve Batı’ya açılan temel köprü olarak öne çıkmaktadır. Ancak Türkiye’nin bölgedeki artan varlığı, tarihsel hafıza, kimlik dinamikleri ve kamuoyu algısı nedeniyle farklı tepkilerle karşılaşmış ve bu durum dış politikanın etkinliğini doğrudan etkilemiştir.

Bu çalışmanın temel amacı, Davutoğlu yönetiminde Türkiye’nin Balkanlar genelinde ve özel olarak kilit ülke konumundaki Sırbistan ile yürüttüğü dış politika stratejilerini, işbirliği mekanizmalarını ve kamuoyu algısının bu ilişkilere yansımasını çözümlemektir. Araştırmada nitel analiz yöntemi benimsenmiş; resmi belgeler, diplomatik beyanatlar, ekonomik veriler, kamuoyu araştırmaları ve ikincil literatür nitel içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye’nin Balkanlar’a yönelik diplomasisi beş ana bölümde ele alınarak ticaret, doğrudan yabancı yatırımlar, eğitim, altyapı projeleri, TİKA faaliyetleri ve yumuşak güç araçlarının bölgesel dinamikler üzerindeki somut etkileri ayrıntılı biçimde incelenmiştir.

Araştırma bulguları, Türkiye’nin Balkanlar’daki etkinliğini artırırken ağırlıklı olarak ekonomik yatırımlar, altyapı projeleri ve eğitim-kültür faaliyetlerinden oluşan yumuşak güç unsurlarına dayandığını göstermektedir. Sırbistan, bölgedeki istikrarın ve Türk dış politikasının başarısının anahtarı olarak değerlendirilmiş; Bosna-Hersek ile yaşanan gerilimlere rağmen Belgrad ile doğrudan ve çok taraflı mekanizmalar kurulmuştur. Ancak Davutoğlu’nun söylemlerinde zaman zaman yer alan Osmanlı mirası vurguları, Sırp kamuoyunda Yeni Osmanlıcılık kaygılarını tetiklemiş ve olumsuz bir algı oluşturmuştur. Buna karşın, kamuoyundaki tarihsel önyargılara ve siyasi söylem krizlerine rağmen, iki ülke arasındaki pratik işbirliği ve ticaret hacmi gelişmeye devam etmiş, ekonomi odaklı pragmatik yaklaşım siyasi gerilimlerin önüne geçmiştir.

Çalışma, Türk dış politikası literatürüne Davutoğlu döneminin Balkanlar ve Sırbistan özelindeki uygulamalarını hem teorik hem de ampirik yansımalarıyla bütüncül biçimde sunarak katkı sağlamaktadır. Yazarın tartışma ve sonuçlar bölümünde ortaya koyduğu üzere, bölgesel aktörlerle sürdürülebilir ilişkiler kurulabilmesi için ideolojik ve tarihsel söylemlerden ziyade karşılıklı pragmatik çıkarlara dayalı ekonomik ve kurumsal işbirliklerine odaklanılması gerekmektedir. Türkiye’nin Balkanlar’daki arabuluculuk ve yumuşak güç rolünü inceleyen araştırmacılar için bu çalışma, bölgesel kamuoyu algısının diplomasi üzerindeki sınırlayıcı ve yönlendirici etkisini anlamak açısından önemli bir referans metin niteliğindedir.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı, Davutoğlu döneminde Türkiye’nin Balkanlar ve özellikle kilit bir aktör olan Sırbistan ile geliştirdiği işbirliği biçimlerini, yumuşak güç unsurlarını ve kamuoyu algısının ikili ilişkilere etkisini nitel bir yaklaşımla incelemektir(Arežina, 2018).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Çalışma, Davutoğlu döneminde izlenen Türk dış politikasının Balkanlar ve Sırbistan üzerindeki yansımalarını nitel tarihsel-siyasal analiz ve belge incelemesi yaklaşımıyla ele almaktadır(Arežina, 2018).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, Ahmet Davutoğlu tarafından geliştirilen Stratejik Derinlik doktrini ve Yeni Osmanlıcılık kavramsal tartışmaları çerçevesine dayanmaktadır. Bu kuramsal çerçeve; Türkiye’nin tarihi ve coğrafi derinliğini kullanarak Avrasya’nın merkez ülkesi haline gelmesini, komşularla sıfır sorun, proaktif diplomasi ve çok boyutluluk ilkeleri doğrultusunda bölgesel ve küresel güç projeksiyonu yapmasını kavramsallaştırır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışmada Ahmet Davutoğlu, Darko Tanasković, Žarko Petrović, İnan Ruma, Joseph Nye ve Zbigniew Brzezinski gibi yazarların çalışmalarıyla ilişkilenilmektedir. Literatürde Türkiye’nin Balkanlar’a yönelik dış politikasının güvenlik eksenli yaklaşımlardan yumuşak güç, ekonomik entegrasyon, kültürel diplomasi ve çok taraflı arabuluculuk faaliyetlerine kayması ve bu sürecin bölge ülkelerindeki algısı ele alınmaktadır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
2002-2016 yılları arasında Türkiye'nin Balkanlar ve Sırbistan politikasına ilişkin resmi dokümanlar, diplomatik beyanatlar, ikili anlaşmalar, stratejik metinler ve basın haberleri.
Örneklem veya araştırma materyali
Ahmet Davutoğlu'nun Stratejik Derinlik kitabı ve konuşmaları, Türkiye-Sırbistan ikili anlaşmaları, Üçlü Mekanizma bildirileri, TİKA verileri ve Gallup kamuoyu araştırması raporları.
Veri toplama süreci
Uluslararası ilişkiler literatürü, bakanlık açıklamaları, ikili protokoller, ekonomik yatırım verileri, kurum raporları ve medyaya yansıyan diplomatik beyanların doküman incelemesi yöntemiyle taranması.
Veri analiz yöntemi
Elde edilen nitel verilerin ve söylemlerin dış politika doktrinleri (Stratejik Derinlik, Neoosmanlıcılık, Yumuşak Güç) çerçevesinde betimsel ve nitel içerik analizi yaklaşımıyla çözümlenmesi.
Stratejik DerinlikNeoosmanlıcılıkYumuşak GüçSırbistan-Türkiye İlişkileriBalkan DiplomasisiKamuoyu Algısı

Araştırmanın Bulguları

01

AK Parti iktidarıyla birlikte Türk dış politikası, tek boyutlu askeri/güvenlikçi eksenden çıkarak Stratejik Derinlik doktrini doğrultusunda çok boyutlu ve bölgesel güç odaklı bir nitelik kazanmıştır(Arežina, 2018).

02

Sırbistan, Türkiye'nin Balkanlar'da bölgesel istikrarı sağlama ve Batı'ya açılma stratejisinde kilit bir aktör olarak konumlandırılmış, ilişkiler Bosna-Hersek şartına bağlı olmaktan çıkarılmıştır(Arežina, 2018).

03

Türkiye'nin Balkanlar'daki varlığı yalnızca diplomatik girişimlerle değil; TİKA, Türkçe eğitimi, medya yayınları ve altyapı/yatırım projeleri gibi yumuşak güç araçlarıyla pekiştirilmiştir(Arežina, 2018).

04

Üst düzey yöneticilerin Osmanlı mirasına yaptığı söylemsel vurgular ile Kosova ve dini kurumlar hakkındaki müdahaleci beyanları, Sırp kamuoyunda Neoosmanlıcılık kaygılarını ve tepkiyi artırmıştır(Arežina, 2018).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Çalışmanın bulguları, Davutoğlu döneminde Türk dış politikasının Stratejik Derinlik doktrini doğrultusunda çok boyutlu bir yapı kazandığını ve Balkanlar'da Sırbistan'ın kilit stratejik ortak olarak öne çıktığını göstermektedir. Türkiye, bölgede sadece geleneksel Müslüman nüfusla değil, Sırbistan gibi merkez ülkelerle de ekonomik ve siyasi entegrasyonu derinleştirmeyi hedeflemiştir.

Yazar bu durumu, Türkiye'nin son yıllardaki hızlı ekonomik büyümesi ve yükselen bölgesel aktör rolüyle açıklamaktadır. Türkiye, Balkanlar'ı Batı pazarlarına ulaşımda kritik bir geçiş koridoru olarak görmekte; TİKA, Yunus Emre Enstitüsü ve yatırımlar kanalıyla yumuşak gücünü devreye sokarak bölgesel nüfuzunu pekiştirmeye çalışmaktadır.

Tartışma bölümünde elde edilen tespitler Ruma (2010) ve Tanasković (2010) literatürüyle karşılaştırılmaktadır. Yazarların 'Neoosmanlıcılık' ve söylemsel kışkırtma eleştirilerine katılan yazar, Türk diplomasisinin zamanla Osmanlı vurgusunu 'ortak geçmiş' söylemine dönüştürerek pratik bir esneklik sergilediğini ve kamuoyu direncini kırmaya çalıştığını savunmaktadır.

Sonuç olarak çalışma, Türkiye ve Sırbistan arasındaki ikili ilişkilerin dönemsel siyasi krizlere rağmen ekonomik pragmatizm zemininde ilerlediğini ortaya koymaktadır. İki ülke arasındaki tarihsel önyargıların ve olumsuz kamuoyu algısının aşılması için ideolojik söylemler yerine somut ticari projelerin öne çıkarılması gerekmektedir.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Ruma (2010), Davutoğlu'nun Balkanlar'daki Osmanlı başarısını ihya etmeye yönelik söylemlerinin Sırp milliyetçilerini kışkırttığını ve Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rollerine zarar verdiğini öne sürmektedir. İncelenen çalışmada da bu görüş desteklenmekte, ancak Türkiye'nin eleştiriler sonrası Osmanlı söylemini ortak geçmiş anlatısına dönüştürerek esneklik sergilediği vurgulanmaktadır(Arežina, 2018).

Tanasković (2010), Türkiye'nin komşularla sıfır sorun ve neoosmanlıcı söylemlerinin ideolojik bir genleşme taşıdığını belirtirken; makale yazarı bu politikaların aslında Türkiye'nin son on yılda artan ekonomik gücünü ve ihracat odaklı pazar arayışını yansıtan pratik gereksinimlerden kaynaklandığını ifade etmektedir(Arežina, 2018).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Türkiye ile Sırbistan arasındaki ilişkiler pragmatik ve ekonomik çıkarlar temelinde gelişme potansiyeline sahiptir. Dönemsel söylemsel krizler ve kamuoyundaki olumsuz algıya rağmen, her iki ülkenin ideolojik söylemlerden uzak durarak ticari ve bölgesel istikrar odaklı işbirliklerine yönelmesi sürdürülebilir bir ortaklık için temel gerekliliktir(Arežina, 2018).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, soğuk savaş sonrası dönemde Türk dış politikasında yaşanan eksen ve nitelik değişimini Ahmet Davutoğlu yönetimi ve Stratejik Derinlik doktrini özelinde Balkanlar coğrafyasına uyarlayarak ele alan temel bir diplomatik analiz işlevi görmektedir. Türkiye'nin bölgesel aktörden Avrasya ölçeğinde makro bölgesel güce dönüşme çabalarını Sırbistan ile ilişkiler odağında inceleyen metin, dış politikanın teorik ilkeleri ile sahadaki pratik uygulamaları arasındaki etkileşimi nitel bir yaklaşımla ortaya koymaktadır.

Çalışma, Tanasković (2010) ve Ruma (2010) gibi araştırmacıların Neoosmanlıcılık ve Türk dış politikasının Balkanlar'daki yeni aktivizmi üzerine geliştirdiği kuramsal tartışmaları temel alarak ilerlemektedir. Önceki literatürün Türkiye'yi daha çok Batı ile Doğu arasında bir köprü olarak tanımlayan geleneksel güvenlikçi yaklaşımının aksine, bu çalışma Türkiye'yi Avrasya'nın merkezinde yer alan ve kendi nüfuz alanını oluşturan bağımsız bir jeopolitik aktör olarak konumlandıran revizyonist ve proaktif yaklaşımı detaylandırmaktadır.

Literatür taraması açısından bu metin, Türkiye'nin Sırbistan ve geniş Balkan coğrafyasındaki varlığının yalnızca diplomatik temaslarla sınırlı kalmadığını; TİKA, Türkçe eğitimi, medya yayıncılığı ve doğrudan yabancı yatırımlar gibi çok boyutlu yumuşak güç araçlarıyla nasıl desteklendiğini bütüncül bir tabloyla sunmaktadır. Ayrıca siyasi retorik ile yerel kamuoyu algıları arasındaki uyumsuzluğun ikili ilişkilere getirdiği sınırları ampirik verilerle göstererek literatürdeki ampirik boşluğu doldurmaktadır.

Kaynakça

  1. Ruma, İ. (2010). Turkish Foreign Policy towards the Balkans: New Activism, Neo-Ottomanism or/so what?. Turkish Policy Quarterly, 9(4), 133-140.
  2. Tanasković, D. (2010). Neoosmanizam: doktrina i spoljnopolitička praksa. Beograd: Službeni glasnik.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Davutoğlu döneminde Türk dış politikası Stratejik Derinlik doktrini doğrultusunda çok boyutlu bir yapı kazanmış ve Balkanlar'da Sırbistan kilit bir stratejik ortak olarak konumlandırılmıştır.

Bu çalışma, Türkiye'nin Balkanlar politikasında geleneksel Müslüman nüfus odaklı yaklaşımdan Sırbistan gibi bölgesel kilit aktörlerle doğrudan siyasi ve ekonomik entegrasyon kurma stratejisine geçişini belgelemek için kullanılabilir(Arežina, 2018).

Balkanlar'da Türk Doğrudan Yabancı Yatırımlarının Bölgesel İstikrar ve İkili İlişkilere Etkisi

Araştırma sorusu
Türkiye'nin Sırbistan ve Bosna-Hersek'teki doğrudan yatırımları ikili diplomatik krizlerin aşılmasında ne düzeyde pragmatik bir araç işlevi görmektedir?
Yöntem taslağı
Sırbistan ve Bosna-Hersek'te faaliyet gösteren 12 Türk yatırımı ve ticaret odası temsilcisiyle nitel yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecek, doğrudan yabancı yatırımların bölgesel entegrasyon üzerindeki etkileri içerik analiziyle incelenecektir. Örneklem büyüklüğü nitel veri doygunluğu ilkesine göre belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Bu öneri, Türkiye'nin Balkanlar'da uyguladığı yumuşak güç stratejilerinin ve Halkbank, tekstil fabrikaları ile altyapı projeleri gibi ekonomik yatırımların ikili siyasi krizleri yumuşatmadaki pragmatik rolüne ilişkin bulgulardan türetilmiştir(Arežina, 2018).

02

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Türkiye'nin Balkanlar'daki siyasi retoriği ve Osmanlı mirası vurguları, Sırbistan kamuoyunda Neoosmanlıcılık kaygılarını tetikleyerek ikili ilişkilerde algısal direnç oluşturmuştur.

Sırbistan'daki olumsuz Türk imajı ve %15 seviyesindeki düşük dostane devlet algısı ampirik bulgusu, kamu diplomasisinin yetersiz kaldığı veya retoriğin ters tepki yarattığı durumları tartışırken temel kanıt olarak sunulabilir(Arežina, 2018).

Sırp Kamuoyunda Türkiye İmajı ve Neoosmanlıcılık Söyleminin Algısal Boyutları

Araştırma sorusu
Sırp medyasında yer alan Türk dış politikası haberleri, Sırbistan vatandaşlarının Türkiye'ye yönelik güvenlik ve dostluk algısını nasıl şekillendirmektedir?
Yöntem taslağı
Belgrad ve Novi Sad kentlerinde yaşayan 400 katılımcıdan nitel veri doygunluğu ve alan örneklemesi çerçevesinde elde edilen açık uçlu anket verileri ile medya haber söylemleri, Türkiye imajı ve Osmanlı mirası algısı bakımından eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Bu çalışma önerisi, Sırbistan kamuoyundaki %15'lik düşük dostane devlet algısı ile Neoosmanlıcılık söylemlerinin ikili ilişkilerde oluşturduğu siyasi direnç ve retorik gerilimlere dair çalışmada sunulan ampirik verilere dayanmaktadır(Arežina, 2018).

03

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Türkiye ile Sırbistan arasındaki diplomatik krizlere rağmen ekonomik entegrasyon ve ticaret pragmatik bir işbirliği zemini yaratmaktadır.

Siyasi kriz anlarında dahi ekonomik yatırımların ve ticari mekanizmaların ikili ilişkileri ayakta tutan dengeleyici bir unsur olduğu tezinin kuramsal ve ampirik arka planında bu metindeki bulgulardan yararlanılabilir(Arežina, 2018).

Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek Üçlü Danışma Mekanizmasının Bölgesel Arabuluculuk Kapasitesi

Araştırma sorusu
Davutoğlu dönemi üçlü zirve mekanizmaları Batı Balkanlar'da bölgesel barış ve istikrarın tesisinde ne derece sürdürülebilir bir diplomasi modeli sunmuştur?
Yöntem taslağı
Türkiye, Sırbistan ve Bosna-Hersek arasındaki üçlü danışma mekanizmalarının ve imzalanan protokolların 2010-2020 yılları arasındaki resmi metinleri, nitel belge analizi ve süreç takibi yöntemiyle karşılaştırmalı olarak incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Öneri, Karadağ ve Bosna krizleri sonrasında yürütülen üçlü zirvelerin bölgesel arabuluculuk işlevi ile söylemsel krizler neticesinde mekanizmanın dondurulması ve yeniden başlatılması süreçlerine ilişkin tespitlerden elde edilmiştir(Arežina, 2018).