Nitel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.26466/opusjsr.1596784Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Döneminde Kadınların Kamusal Alana Erişimi: Bir Kadın Ressamın Günlüğünden İstanbul
Sosyal bilimler ve kent tarihçiliğinde mekân uzun süre yalnızca fiziksel bir arka plan olarak ele alınmış, toplumsal cinsiyet, sınıf ve mekân arasındaki dinamik etkileşimler ihmal edilerek mekânsal körlük üretilmiştir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Ceren Lordoğlu
- Yayın
- OPUS Toplum Araştırmaları Dergisi
- Tarih
- 2025-03-25
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Sosyal bilimlerde mekânın uzun süre yalnızca fiziksel bir kapsayıcı olarak görülmesi ve toplumsal süreçlerden yalıtılması, kent tarihçiliğinde toplumsal mekân körlüğü olarak adlandırılan teorik bir eksikliğe yol açmıştır. Feminist tarih yazımı ve feminist coğrafya, bu eksikliği gidermek amacıyla kadınların kentsel kamusal alandaki kısıtlanmış varlığını, güç ilişkilerini ve gündelik hayat pratiklerini merkeze alan eleştirel bir perspektif sunmaktadır. Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemleri İstanbul'unda kadınların kamusal alana katılımı, Tanzimat reformlarından Cumhuriyet modernleşmesine uzanan süreçte hukuki, siyasal ve mekânsal dönüşümlerle biçimlenmiştir. Ancak kadınların kentsel mekândaki varlığı, sınıf ayrıcalıklarına ve modernleşme söylemlerine rağmen ataerkil denetim mekanizmaları, mekânsal ayrışma pratikleri ve toplumsal cinsiyet rolleri tarafından sınırlandırılmaya devam etmiştir.
Bu çalışma, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemi İstanbul'unda kadınların kamusal alan deneyimlerini, karşılaştıkları kısıtlamaları ve yarattıkları hareket alanlarını feminist tarih ve coğrafya metodolojisiyle incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, mikro-tarihsel bir yaklaşım benimseyerek ressam Sabiha Rüştü Bozcalı'nın (1903-1998) SALT Arşivi'nde yer alan kişisel belgelerini, özellikle 1941 yılına ait gündelik tutulmuş günlüğünü birincil kaynak olarak ele almaktadır. Nitel veri analizi çerçevesinde biyografik inceleme yöntemi kullanılmış; Bozcalı'nın günlüğündeki ajanda notları, Taha Toros Arşivi belgeleri, dönemin süreli yayınları, söyleşiler ve akrabalarıyla yapılan mülakatlar feminist kesişimsellik (cinsiyet, sınıf, meslek) merceğinden çözümlenmiştir.
Araştırma bulguları, Geç Osmanlı döneminde mesire yerleri, hamamlar, mahalle ziyaretleri ve kayık sefalarıyla sınırlı olan kadın kamusal görünürlüğünün Erken Cumhuriyet döneminde toplu taşıma araçları (vapur, otobüs), sinemalar, sergiler, lokantalar ve iş mekânları aracılığıyla çeşitlendiğini göstermektedir. Sabiha Bozcalı'nın 1941 günlüğü, Kireçburnu'ndan şehir merkezine vapur ve otobüsle yapılan yoğun gündelik hareketliliği, Beyoğlu'ndaki sinema ve restoran ziyaretlerini, resmi daire görüşmelerini ve reklam/gazetecilik illüstrasyonlarına dayalı mesleki ağları belgelemektedir. Bununla birlikte, Bozcalı'nın geniş mesleki ve sanatsal ağına karşın reklam ve basın sektöründe uzun yıllar imzasız çalışarak görünmez kalması, hukuki eşitliğe rağmen toplumsal cinsiyet kalıplarının iş yaşamında direncini sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.
Çalışma, tarihsel süreç boyunca kadınların kamusal alandaki kısıtlanma biçimlerinin biçim değiştirerek günümüzde de devam ettiğini göstermesi bakımından literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Geç Osmanlı'da ferace ve yaşmak düzenlemeleri ile mekânsal ayrışma perdeleri üzerinden yürütülen toplumsal denetim, günümüzde bakım emeği yükü ve erkek şiddeti korkusu şeklinde tezahür etmektedir. Sabiha Bozcalı'nın kişisel arşivi üzerinden yürütülen bu mikro-tarihsel çözümleme, kadınların yalnızca mağdur değil, kentsel mekânı aktif olarak deneyimleyen ve şekillendiren özneler olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yönüyle araştırma, feminist kent tarihi ve toplumsal cinsiyet çalışmaları için birincil otobiyografik kaynakların kullanımına dair metodolojik bir model oluşturmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışma, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemi İstanbul'unda kadınların kamusal alan deneyimlerini, karşılaştıkları mekânsal ve toplumsal kısıtlamaları ressam Sabiha Rüştü Bozcalı'nın 1941 yılı günlüğü ve kişisel arşivi üzerinden feminist tarih ve coğrafya yöntemleriyle analiz etmeyi amaçlamaktadır(Lordoğlu, 2025).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Feminist coğrafya ve feminist tarih yazımının sunduğu kuramsal çerçeve ile gündelik hayatın sosyolojisinden beslenen çalışma, mikro-tarihsel bir biyografi yaklaşımını benimsemektedir. Çalışma, özneyi izole bir birey olarak değil, toplumsal bağlamı ve kesişimsellik ilkeleriyle girdiği etkileşimler üzerinden mekânsal bir düzlemde ele alır(Lordoğlu, 2025).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Joan Scott'ın feminist tarih yazımı yaklaşımı, feminist coğrafyacıların (McDowell, Sharp, Bondi, Domosh) cinsiyetli mekân analizleri ve Patricia Hill Collins ile Sirma Bilge'nin kapsayıcı kesişimsellik kuramına dayanmaktadır. Ayrıca Henri Lefebvre'in gündelik hayatın üretimi ve sosyal mekân teorisi ile Elizabeth Wilson'ın feminist kent analizi çalışmanın kuramsal omurgasını oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, mekânsal çalışmalardaki toplumsal mekân körlüğünü eleştiren Lefebvre, De Certeau, Massey ve Bourdieu'nün kuramsal birikimine dayanmaktadır. Feminist kent coğrafyasında Pratt, McDowell, Bondi ve Domosh'un kamusal ve özel alan ayrımlarını inceleyen çalışmalarına başvurulmaktadır. Türkiye tarihçiliği bağlamında ise Berktay, Tuncer, Tekeli, Toprak, Tanyeli, Kaynar, Balsoy ve İleri'nin Geç Osmanlı ile Erken Cumhuriyet dönemlerindeki kadın hareketliliği, konut krizi ve kentleşme pratiklerini ele alan literatürüyle kapsamlı bir diyalog kurulmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde İstanbul'da yaşayan kadınların kamusal alan deneyimleri ve kentsel mekanla kurdukları ilişki biçimleri.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı'nın SALT Arşivi'ndeki 1941 yılı günlüğü, çizimleri, fotoğrafları, mektupları ile Taha Toros Arşivi belgeleri ve sanatçının bir akrabasıyla yapılan derinlemesine söyleşi.
- Veri toplama süreci
- SALT Arşivi'ndeki kişisel belgelerin ve 1941 günlüğünün incelenmesi, Taha Toros Arşivi belgelerinin taranması, yayınlanmış röportajların derlenmesi ve sanatçının bir yakınıyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış sözlü tarih görüşmesi.
- Veri analiz yöntemi
- Nitel analiz yöntemleri kullanılarak, feminist tarih yazımı ve coğrafya perspektifinden kentsel mekân deneyimlerinin tematik çözümlemesi ve günlük notlarının kronolojik-mekânsal takibi yapılmıştır.
Araştırmanın Bulguları
Geç Osmanlı döneminde kadınların kamusal alana erişimi haremlik-selamlik gibi mekânsal düzenlemelerle kısıtlansa da, kadınlar hamamlar, mahalle içi ziyaretler, pazarlar ve mesire yerleri aracılığıyla kendilerine özgü toplumsallaşma ve hareket alanları yaratmışlardır(Lordoğlu, 2025).
Sabiha Bozcalı'nın 1941 günlüğü, sanatçının vapur ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarını aktif şekilde kullanarak Beyoğlu, Eminönü, Sirkeci ve Boğaziçi hattında oldukça yoğun, bağımsız ve profesyonel odaklı bir kentsel hareketliliğe sahip olduğunu göstermektedir(Lordoğlu, 2025).
Erken Cumhuriyet döneminde toplu taşıma araçlarının çeşitlenmesi ve sinema gibi yeni kentsel eğlence mekanlarının yaygınlaşması, kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü artırmada ve modern kentsel kimliklerini inşa etmede katalizör görevi üstlenmiştir(Lordoğlu, 2025).
Cumhuriyet reformları kadınlara kamusal alanda yasal ve mesleki haklar tanımış olsa da, toplumsal cinsiyet normlarının yavaş değişimi nedeniyle Bozcalı gibi öncü kadın sanatçılar iş hayatında önyargılarla karşılaşmış ve sanatsal üretimlerinde uzun süre görünmez kalmışlardır(Lordoğlu, 2025).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Geç Osmanlı döneminde kadınların kamusal alandaki varlığı katı toplumsal ve mekânsal engeller altında sınırlandırılmıştır. Ancak kadınlar hamamlar, mesireler, pazarlar ve mahalle içi ziyaretleşmeler gibi alanları kullanarak bu kısıtlamaları esneten ve kendilerine nefes alanı açan yaratıcı hareketlilik stratejileri geliştirmişlerdir. Bu durum kentsel mekanın pasif bir kap değil, toplumsal cinsiyet ilişkileriyle sürekli yeniden üretilen dinamik bir mücadele alanı olduğunu doğrulamaktadır.
Sabiha Bozcalı'nın 1941 günlüğü, Cumhuriyet modernleşmesinin kentsel mekandaki somut izdüşümlerini elit bir kadın sanatçının gündelik pratikleri üzerinden takip etmeyi mümkün kılmaktadır. Sanatçının sinemaya gitme sıklığı, tek başına restoranlarda yemek yemesi ve vapur-otobüs ağını kullanarak kenti bağımsızca kat etmesi, yeni kentsel mekanların ve ulaşım biçimlerinin kadınların özgürleşme pratiklerinde oynadığı yapıcı rolü göstermektedir.
Çalışmanın sunduğu önemli bir tartışma odağı, Bozcalı'nın sahip olduğu olağanüstü sanatsal yeteneğe, Avrupa eğitimine ve zengin sosyal ağına rağmen grafik tasarım ve gazete ressamlığı gibi alanlarda uzun yıllar isimsiz çalışarak görünmez bir varlık sürdürmesidir. Bu durum, dönemin profesyonel yaşamındaki aleyhte toplumsal cinsiyet normlarını ve Reşat Ekrem Koçu gibi entelektüellerin kadınlarla çalışmaya yönelik önyargılarını aşma çabasını simgelerken, kadın emeğinin marjinalleştirilme süreçlerini de tartışmaya açmaktadır.
Günümüz İstanbul'undaki kentsel gerçekliğe bakıldığında, kadınların kamusal alandaki varlığı niceliksel olarak artmış olsa da kısıtlamalar devam etmektedir. Ev içi ücretsiz bakım yükü ve sokaklarda artan erkek şiddeti korkusu, kadınların kentsel mekanları kullanım saatlerini ve güzergahlarını kendi içlerinde sınırlandırmalarına yol açmaktadır. Bu durum, geçmişin fiziksel ayrım çizgilerinin günümüzde psikolojik ve güvenlik temelli sınırlara evrildiğini ve feminist kentsel hak mücadelelerinin güncelliğini koruduğunu göstermektedir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Lordoğlu, Bondi ve Domosh'un farklı tarihsel dönemlerde kadınların kamusal alan sınırlarının evrimleştiği tespitiyle uyumlu olarak, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kentsel sınırlamaların ortadan kalkmadığını, aksine biçim değiştirerek modern formlar aldığını gösterir(Lordoğlu, 2025).
Lordoğlu, Balsoy'un erken Cumhuriyet dönemindeki kadınların sınıfsal çalışma pratikleri analizini referans alarak, Bozcalı'nın elit geçmişine rağmen değişen ekonomik koşullar neticesinde ticari grafik tasarım ve gazete ressamlığına yönelmesini açıklar(Lordoğlu, 2025).
Yazar, Kern'in kentsel mekanlardaki erkek şiddeti korkusunun kadınların zihnine yavaşça sızan bir serum gibi işlediği ve sınırları doğallaştırdığı tespitiyle günümüz İstanbul'undaki güvenlik temelli kısıtlamaları ilişkilendirir(Lordoğlu, 2025).
Yazar, Kandiyoti'nin Cumhuriyet dönemi reformlarının öncelikle kentli burjuva kadınlara yaradığı argümanına katılarak Bozcalı'nın eğitim ve seyahat ayrıcalıklarını tartışır, ancak devlet patriyarkasının dayattığı ahlaki ve toplumsal sınırları da gözler önüne serer(Lordoğlu, 2025).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Çalışma, Sabiha Bozcalı'nın kişisel arşiv belgeleri ve 1941 yılı günlüğü üzerinden, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemi İstanbul'unda kadınların kamusal alandaki varlığının sadece yasal haklarla değil, kentsel mekanın kullanımı ve geliştirilen mikro-direniş taktikleriyle biçimlendiğini göstermektedir. Tarihsel süreç boyunca kadınların kentsel hareketliliğinin önündeki engeller tamamen kalkmamış, biçim değiştirmiştir; geçmişin fiziksel ve haremlik-selamlik temelli duvarları günümüzde ev içi ücretsiz bakım emeği yükü ve sokaklardaki erkek şiddeti korkusu gibi içselleştirilmiş sınırlara dönüşmüştür. Sonuç olarak, kişisel kadın arşivlerinin ve mikro-tarihsel kaynakların feminist bir gözle incelenmesi, kent tarihindeki kadınları pasif kurbanlar olmaktan çıkarıp aktif failler olarak konumlandırmakta ve toplumsal cinsiyet-mekân ilişkilerini daha derinlikli anlamamızı sağlamaktadır(Lordoğlu, 2025).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu makale, sosyal bilimlerde uzun süre hakim olan ve mekanı yalnızca fiziksel bir arka plan olarak değerlendiren mekansal körlük yaklaşımına karşı feminist bir müdahale niteliği taşımaktadır. Kent tarihçiliğinde kadınların kamusal alana erişimini ve karşılaştıkları engelleri ele alırken, büyük anlatılar yerine mikro-tarihsel kaynaklara odaklanarak boşlukları doldurmaktadır. Özellikle Cumhuriyet modernleşmesinin kadın özgürleşmesi üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin kentsel mekandaki pratik tezahürlerini analiz ederek literatürde kuramsal ve ampirik bir denge kurmaktadır.
Yazar, Elizabeth Wilson'ın feminist şehir analizlerinden, Joan Scott'ın feminist tarih yazımı ilkelerinden ve Lefebvre'in gündelik hayat sosyolojisinden beslenmektedir. Önceki çalışmaların aksine, Cumhuriyet reformlarının kadınları kamusal alana dahil etme projesini homojen bir başarı veya mutlak bir başarısızlık olarak görmez; bunun yerine Collins ve Bilge'nin kesişimsellik kuramını merkeze alarak sınıf, konum ve mesleki statü gibi katmanların bu süreci nasıl farklılaştırdığını ortaya koyar.
Çalışma, kadınların sadece kurban veya pasif izleyiciler değil, kentsel mekanın şekillenmesinde aktif failler olduğunu kanıtlayarak tarihsel ve coğrafi bir revizyon sunmaktadır. Bir kadın sanatçının günlüğü ve kişisel arşivi üzerinden yapılan bu okuma, kentsel hareketliliğin mikro-tarihsel analiz yöntemleriyle nasıl incelenebileceğine dair somut bir metodolojik model sunmaktadır. Ayrıca, geçmişteki kısıtlamaların günümüz modern kent yaşamındaki güvenlik kaygıları ve ev içi bakım yükü gibi dolaylı engellerle nasıl süreklilik gösterdiğini tartışarak literatüre tarihsel bir köprü kazandırmaktadır.
Kaynakça
- Bondi, L., & Domosh, M. (1998). On the contours of public space: A tale of three women. Antipode, 30(3), 270-289.
- Balsoy, G. (2024). Women in working life in the early years of republican Turkey. Labor History, 65(6), 801-812. https://doi.org/10.1080/0023-656X.2024.2328332
- Kern, L. (2020). Feminist şehir (S. Aydaş, Trans.). Sel Yayıncılık.
- Kandiyoti, D. (1987). Emancipated but unliberated? Reflections on the Turkish case. Feminist Studies, 13(2), 317-338.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Cumhuriyet dönemi modernleşme reformları kadınlara kamusal alanda yasal ve mesleki haklar tanımış olsa da toplumsal cinsiyet normlarının direnci nedeniyle kadınların görünürlüğü sınırlı kalmıştır.
Bu iddia desteklenirken makalenin Sabiha Bozcalı'nın profesyonel alandaki görünmezliği ve Reşat Ekrem Koçu ile yaşadığı çalışma deneyimine dair bulguları kanıt olarak sunulacaktır(Lordoğlu, 2025).
Erken Cumhuriyet Dönemi İzmir'inde Kadınların Kentsel Hareketliliği
- Araştırma sorusu
- Erken Cumhuriyet döneminde İzmir'de yaşayan farklı sınıflardan kadınların kentsel hareketlilik pratikleri nasıldı?
- Yöntem taslağı
- Nitel mikro-tarihsel araştırma deseni. İzmir'deki öncü kadın öğretmenlerin ve işçilerin kişisel arşivleri, günlükleri ve dönemin yerel basını incelenecektir. Veri doygunluğuna ulaşılana kadar belirlenen belgeler üzerinde tematik analiz yapılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Lordoğlu'nun Sabiha Bozcalı'nın günlüğü üzerinden İstanbul için yaptığı mikro-tarihsel kentsel hareketlilik analizini, Erken Cumhuriyet döneminin bir diğer önemli liman kenti olan İzmir bağlamına taşımak ve karşılaştırmalı veri sunmak amacıyla tasarlanmıştır(Lordoğlu, 2025).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Feminist coğrafya ve mikro-tarihsel biyografi yöntemi, büyük kentsel anlatıların dışında kalan marjinalleştirilmiş grupların gündelik pratiklerini görünür kılmada etkilidir.
Tezin metodoloji veya kavramsal çerçeve bölümünde, kişisel günlüklerin ve arşivlerin kentsel mekan analizlerinde nasıl kullanılacağına dair teorik temeli oluştururken bu makaleye atıf yapılacaktır(Lordoğlu, 2025).
Türkiye'de Öncü Kadın Sanatçıların Kamusal Mekan Deneyimleri
- Araştırma sorusu
- 1930-1960 yılları arasında Türkiye'de aktif olan kadın ressamların sokakta çalışma deneyimleri ve karşılaştıkları toplumsal engeller nelerdir?
- Yöntem taslağı
- Feminist biyografi ve doküman analizi. SALT ve Kadın Eserleri Kütüphanesi'ndeki kadın sanatçı arşivleri taranacak, hayatta olan yakınlarıyla derinlemesine görüşmeler yapılacaktır. Analizde feminist coğrafyanın mekansal analiz yaklaşımları kullanılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Makalede değinilen, Sabiha Bozcalı'nın sokakta resim yaparken annesinin ona eşlik etmesi gibi kısıtlamalardan ve toplumsal denetim bulgularından yola çıkarak, dönemin diğer kadın sanatçılarının sokak mekanını nasıl deneyimlediğini sistematik olarak incelemeyi amaçlar(Lordoğlu, 2025).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Kadınların kentsel kamusal alandaki hareketliliği, sosyal çevrelerinin genişliği, mesleki ağları ve kentsel ulaşım araçlarının çeşitliliğiyle doğrudan ilişkilidir.
Tartışma bölümünde, kadınların kentsel hareketlilik düzeylerinin sadece kişisel tercihlerle değil, altyapısal ve sosyal ağ olanaklarıyla nasıl şekillendiğini savunmak için kullanılacaktır(Lordoğlu, 2025).
Modern İstanbul'da Kadınların Gece Güvenliği ve Kentsel Hareketlilik Sınırları
- Araştırma sorusu
- Günümüz İstanbul'unda kadınların gece toplu taşıma kullanım pratikleri ve güvenlik algıları kentsel hareketliliklerini nasıl etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Karma yöntem araştırması. İstanbul'un farklı sosyo-ekonomik düzeydeki ilçelerinde yaşayan 18-45 yaş arası kadınlarla anket (örneklem büyüklüğü güç analiziyle belirlenecektir) ve odak grup görüşmeleri yapılacaktır. Veriler SPSS ve içerik analiziyle çözümlenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarın tartışma bölümünde günümüz İstanbul'unda kadınların erkek şiddeti korkusu ve güvenlik endişeleriyle kentsel mekan kullanımını sınırlandırdığına dair yaptığı çıkarımı, ampirik verilerle güncel bir kent araştırmasına dönüştürmek için önerilmiştir(Lordoğlu, 2025).