Kuramsal-kavramsal makale incelemesi

DOI: 10.17680/erciyesiletisim.1352206

Korku Siyaseti: Siyasi Ortamı Şekillendiren Bir Araç Olarak Göçmen Korkusu

Korku duygusu, tarihsel süreç boyunca siyasi otoriteler ve liderler tarafından toplumsal kitleleri yönlendirmek, kamuoyunu manipüle etmek ve iktidarın meşruiyetini pekiştirmek için kullanılan güçlü bir araç olmuştur.

Yazar
Bekir Gündoğmuş & Mahmut METE
Yayın
Erciyes İletişim Dergisi
Tarih
2024-01-30
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Korku duygusu, insanlığın varoluşundan itibaren biyolojik bir savunma mekanizması olmanın ötesinde, toplumsal ve siyasal ilişkileri düzenleyen kurucu bir unsur olarak işlev görmüştür. Siyasal otoriteler, tarih boyunca kendi meşruiyet krizlerini aşmak, toplumsal rızayı üretmek ve kitleleri belirli politik hedefler doğrultusunda manipüle etmek amacıyla korkuyu etkin bir enstrüman olarak kullanmışlardır. Günümüz küresel siyasi konjonktüründe ise bu korku siyasetinin en belirgin ve yaygın hedefi göçmenler ve sığınmacılar haline gelmiştir. Uluslararası göç hareketlerinin kitlesel boyutlara ulaşmasıyla birlikte, hedef ülkelerdeki siyasi elitler göçmenleri ekonomik istikrarsızlığın, işsizliğin, artan suç oranlarının ve kültürel yozlaşmanın yegane sebebi olarak gösterme eğilimindedir. Bu durum, göçmenlerin yapay birer korku nesnesine dönüştürülerek siyasetin merkezine yerleştirilmesi sorununu beraberinde getirmektedir.

Bu çalışmanın temel amacı, göçmen korkusunun toplumsal düzeyde inşa edilmesindeki psikososyal ve psikopolitik faktörleri tespit etmek ve bu korkunun siyasi politikalar ile seçim süreçlerinde nasıl araçsallaştırıldığını somut örneklerle ortaya koymaktır. Makalede nitel ve kavramsal bir yaklaşım benimsenerek, konuyla ilgili zengin bir uluslararası literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen kuramsal çerçeve, tarihsel ve güncel bağlamda göç süreçlerinden derinden etkilenen üç farklı coğrafya üzerinden somutlaştırılmıştır. Bu doğrultuda, göçün tarihsel olarak kurucu bir rol oynadığı Amerika Birleşik Devletleri, yüksek refah seviyesi nedeniyle göçün ana hedefi olan Avrupa ülkeleri ve son yıllarda kitlesel sığınmacı akınına maruz kalan Türkiye Cumhuriyeti çalışmanın vaka analiz sınırlarını oluşturmaktadır. Yöntem olarak, seçilen bu ülkelerdeki göç politikaları, lider söylemleri ve seçim kampanyaları karşılaştırmalı bir psikopolitik perspektifle çözümlenmiştir.

Araştırmanın bulguları, göçmen korkusunun inşasında belirsizlik hissinin ve grup kimliğine yönelik tehdit algısının birincil psikososyal tetikleyiciler olduğunu göstermektedir. Vaka analizleri, incelenen ülkelerin tamamında siyasetçilerin göçmenleri bir 'istila' ve 'güvenlik tehdidi' olarak resmettiğini ortaya koymaktadır. ABD'de 19. yüzyıldaki Çinli göçmenleri dışlayan yasalardan Donald Trump'ın sınır duvarı inşasına ve göçmenleri 'istilacı' olarak nitelemesine uzanan süreç bu durumu örneklendirmektedir. Avrupa'da ise Almanya için Alternatif (AfD) ve Fransa'daki Ulusal Birlik (RN) gibi aşırı sağ partilerin, refah devletinin elden gitmesi ve İslamlaşma korkusunu körükleyerek oy oranlarını çarpıcı biçimde artırdıkları görülmüştür. Türkiye bağlamında ise özellikle 2011 sonrasında Suriyeli sığınmacıların kalıcılaşmasıyla birlikte, muhalefet ve iktidar blokları arasındaki siyasi mücadelenin ve 2023 seçimlerinin en önemli belirleyicilerinden birinin sığınmacı kaynaklı demografik ve güvenlik kaygıları olduğu saptanmıştır.

Sonuç olarak çalışma, göçmen korkusunun rasyonel bir temele dayanmaktan ziyade, siyasi güç devşirmek amacıyla kurgulanan ve medya ile siyasal iletişim kanalları aracılığıyla yaygınlaştırılan yapay bir histeri olduğunu tartışmaktadır. Popülist liderlerin ve aşırı sağ hareketlerin kısa vadeli seçim başarıları uğruna ürettikleri bu korku siyaseti, uzun vadede toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmekte ve demokratik değerleri aşındırmaktadır. Yazarlar, bu yıkıcı döngünün kırılabilmesi için medyanın tarafsız ve yapıcı bir dil benimsemesi, eğitim kurumları ile sivil toplumun göç konusunda rasyonel farkındalık yaratması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışma, göçmen karşıtlığı literatürüne çoklu vaka incelemesini kuramsal psikopolitik modellerle sentezleyen özgün ve bütüncül bir perspektif sunması yönüyle önemli bir katkı sağlamaktadır.

Araştırmanın amacı

Çalışmada korku duygusunun; göçmenlere kanalize edilmesindeki psikososyal etkenler tespit edilmeye çalışılmış, psikopolitik bir çerçevede siyasi politikalar ve seçimleri biçimlendirmek maksadıyla nasıl araçsallaştırıldığı örneklerle somutlaştırılmıştır(Gündoğmuş & METE, 2024).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Çalışma, korku duygusunun psikososyal ve psikopolitik boyutlarını disiplinlerarası bir literatür taraması ve tarihsel-kavramsal analiz yöntemiyle ele alan nitel bir kuramsal-kavramsal araştırmadır(Gündoğmuş & METE, 2024).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, psikopolitik ve sosyal psikolojik bir çerçeveye dayanmaktadır. Bu kapsamda, bireylerin belirsizlik anlarında kendi gruplarına daha sıkı bağlanarak kutuplaşmayı artırdığını öngören Belirsizlik-Kimlik Kuramı (Hogg) ile gruplar arası karşılaştırma ve ötekileştirme dinamiklerini açıklayan Sosyal Kimlik Kuramı (Tajfel ve Turner) kuramsal zemini oluşturmaktadır. Ayrıca, kitlelerin telkin ve manipülasyona açıklığını vurgulayan Gustave Le Bon'un kitle psikolojisi yaklaşımı ile korkunun felsefi boyutunu ele alan felsefi literatür (Svendsen, Aristoteles, Heidegger) kuramsal tartışmada birleştirilmektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, korkunun doğası ve siyasetle ilişkisi üzerine klasik ve çağdaş literatürü ele almaktadır. Aristoteles ve Heidegger'in korku tanımlarından hareketle başlayan tartışma, Bauman ve Svendsen'in modern korku analizleriyle genişletilmektedir. Göç ve popülizm literatüründe ise Massey'in göç kuramları, Piotr Cap'in Polonya'daki anti-göçmen söylem analizleri, ABD göç tarihi araştırmaları ile Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların siyasal etkilerini inceleyen yerel çalışmalar (Tuncel ve Ekici, Pınarbaşı, Gündoğmuş) ele alınarak uluslararası ve yerel düzeydeki boşluklar doldurulmaya çalışılmaktadır.

Araştırmanın Bulguları

01

Göçmenlerin ev sahibi toplumda farklı norm ve kültürel kodlara sahip öteki olarak algılanması, belirsizlik duygusunu tetiklemekte ve bu durum toplumsal düzeyde göçmen korkusuna dönüşmektedir(Gündoğmuş & METE, 2024).

02

Siyasi aktörler ve medya, algı yönetimi ile kitle iletişim araçlarını kullanarak göçmenleri ekonomik istikrarsızlık, güvenlik tehdidi ve kültürel yozlaşma unsuru olarak kurgulamakta ve korkuyu araçsallaştırmaktadır(Gündoğmuş & METE, 2024).

03

Amerika Birleşik Devletleri tarihsel sürecinde Know-Nothing Partisi'nden Donald Trump dönemine kadar göçmen korkusu, işgal ve kriz söylemleri üzerinden seçim başarıları kazanmak ve sınır kısıtlamalarını meşrulaştırmak için kullanılmıştır(Gündoğmuş & METE, 2024).

04

Avrupa ülkelerinde ve Türkiye'de aşırı sağ ve popülist siyasi hareketler, göçmenleri ulusal güvenlik ve refah kaybı tehdidi olarak sunarak seçmen davranışlarını ve kamu politikalarını yönlendirmektedir(Gündoğmuş & METE, 2024).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Araştırma bulguları, korku duygusunun yalnızca biyolojik bir tepki olmayıp toplumsal ve siyasal süreçler içerisinde kitleleri yönlendiren temel bir araç olduğunu göstermektedir. Özellikle belirsizlik ve sosyal kimlik tehdidi algısı, göçmenlerin ev sahibi toplum nezdinde bir korku nesnesine dönüştürülmesini kolaylaştırmaktadır.

Yazarlar bu durumu, siyasi iktidarların ve popülist liderlerin kendi politikalarına meşruiyet sağlamak ve seçim süreçlerinde seçmen desteğini konsolide etmek amacıyla göçmen korkusunu bilinçli bir biçimde araçsallaştırmalarıyla açıklamaktadır. Medya ve siyasal iletişim yöntemleri vasıtasıyla göçmenler ulusal güvenliğe ve ekonomik refaha tehdit olarak sunulmaktadır.

Tartışma bölümünde ele alınan veriler, ABD, Avrupa ve Türkiye örneklerinde literatürdeki aşırı sağ ve popülist siyaset kuramlarıyla örtüşmektedir. Massey ve Pren (2012) ile Cap (2017) çalışmalarında vurgulandığı üzere, göçün kriz veya işgal diliyle söylemleştirilmesi, toplumsal kutuplaşmayı artırmakta ve kısıtlayıcı yasal düzenlemelerin kabul görmesine zemin hazırlamaktadır.

Sonuç olarak çalışma, göçmen korkusunun ulusal ve uluslararası siyasette belirleyici bir konjonktürel unsur haline geldiğini ortaya koymaktadır. Korku siyasetinin yarattığı toplumsal ayrışmanın önüne geçilebilmesi için medyada tarafsız bilgilendirme yapılması ve kuşatıcı siyasal söylemlerin geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmaktadır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazarlar, ABD'deki Meksikalı göçmen korkusunun tarihsel gelişimini incelerken Massey ve Pren (2012) tarafından yapılan araştırmaya atıf yaparak göçün kriz, akın ve işgal olarak kavramsallaştırılmasının kamuoyunda göçmen karşıtlığını kışkırttığını ve siyasi karar alıcılar üzerinde kısıtlayıcı politikalar yönünde baskı oluşturduğunu belirtmektedir(Gündoğmuş & METE, 2024).

Yazarlar Polonya'daki korku siyasetini ele alırken Cap (2017) tarafından gerçekleştirilen çalışmaya dayanarak, mülteci gruplarının göçünün ulusal güvenliğe yönelik büyüyen bir tehdit olarak kurgulandığını ve bu durumun iç ile dış siyasette göçmen karşıtı tutumları meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığını göstermektedir(Gündoğmuş & METE, 2024).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Yazarlar, korku duygusunun tarih boyunca siyasi iktidarlar ve liderler tarafından kamuoyunu manipüle etmek ve meşruiyet kazanmak amacıyla araçsallaştırıldığı, günümüzde ise bu korku siyasetinin küresel ölçekte öncelikli olarak göçmenlere yöneltildiği sonuçuna varmaktadır. Göçmenlerin ekonomik, güvenlik ve sosyo-kültürel bir tehdit olarak sunulması; sınır duvarları, tehcir ve kısıtlayıcı yasalar gibi korku temelli politikaların kitleler tarafından kabul görmesini sağlamaktadır(Gündoğmuş & METE, 2024).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu çalışma, politik psikoloji ve siyasal iletişim literatüründe duyguların kamu politikaları ve seçmen davranışları üzerindeki yönlendirici işlevini açıklayan kuramsal bir köprü işlevi görmektedir. Korku olgusunun biyolojik zemininden hareketle sosyo-psikolojik mekanizmalara geçiş yapmakta, belirsizlik ve sosyal kimlik tehdidi gibi kavramların göçmen algısını nasıl şekillendirdiğini sistemleştirmektedir. Böylece makale, ABD, Avrupa ve Türkiye örnekleri üzerinden göçmen korkusunun tarihsel ve güncel boyutlarda siyasal kararları meşrulaştıran stratejik bir araç olduğunu bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktadır.

Çalışma, Gustave Le Bon'un kitle psikolojisi, Tajfel ve Turner'ın sosyal kimlik kuramı ile Hogg'un belirsizlik-kimlik kuramı gibi klasik ve çağdaş teorik yaklaşımlara dayanmaktadır. Önceki literatürde sıklıkla münferit olgular veya tek ülke bazında ele alınan göçmen karşıtlığı, bu araştırmada disiplinlerarası bir psikopolitik çerçeveye oturtulmuştur. Massey ve Pren (2012) ile Cap (2017) gibi araştırmacıların ampirik ve söylemsel bulguları sentezlenerek, söylemsel kurguların yasal ve siyasal düzenlemeleri nasıl dönüştürdüğü tarihsel ve karşılaştırmalı bir hat üzerinden açıklanmıştır.

Göç ve siyaset yazınında derleme niteliği taşıyan bu metin, araştırmacılara korku siyasetinin kavramsal haritasını ve vaka bazlı uygulama örneklerini topluca sunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ülkeleri ve Türkiye gibi farklı göç rejimlerine sahip coğrafyaların eş zamanlı değerlendirilmesi, literatür taraması yapan yazarlara geniş bir karşılaştırma olanağı sağlamaktadır. Özellikle siyasal iletişim araçları ile medya söylemlerinin toplumsal kaygıları kışkırtarak siyasal meşruiyet üretme biçimleri, araştırmacıların kuramsal çerçeve oluşturmasına katkı vermektedir.

Kaynakça

  1. Massey, D. S., & Pren, K. A. (2012). Origins of the New Latino underclass. Race and Social Problems, 4(1), 5-17. https://doi.org/10.1007/s12552-012-9066-6
  2. Cap, P. (2017). The politics of fear: Playing the anti-ımmigration card in public discourse of the Law & Justice Party in Poland. HETEROGLOSSIA - Studia Kulturoznawczo-Filologiczne, 7, 65-86.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Belirsizlik ve sosyal kimlik tehdidi algısı, ev sahibi toplumda göçmenlere yönelik korku duygusunun sosyo-psikolojik zeminini oluşturmaktadır.

Bu çalışma, tezin kuramsal çerçeve bölümünde belirsizlik-kimlik kuramı ile sosyal kimlik kuramının göç olgusuna uyarlanmasını desteklemek ve toplumsal kutuplaşmanın duygusal boyutunu açıklamak amacıyla kullanılabilir(Gündoğmuş & METE, 2024).

Sosyal Medyadaki Göçmen Söylemlerinin Genç Seçmenlerin Korku Algısı ve Siyasal Tercihlerine Etkisi

Araştırma sorusu
Sosyal medya platformlarındaki anti-göçmen söylemler, genç seçmenlerin göçmen korkusu düzeylerini ve siyasal tutumlarını nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Karma yöntem deseni benimsenecektir. Nicel boyutta 18-25 yaş arası 400 genç seçmene anket uygulanacak, nitel boyutta ise odak grup görüşmeleri yapılacaktır. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle belirlenecek, nicel veriler regresyon analiziyle, nitel veriler ise tematik analizle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede kitle iletişim araçları ve medyanın göçmen algısını şekillendirmedeki rolüne yapılan vurgudan ve sosyal medyanın yönlendirici gücüne ilişkin teorik saptamalardan türetilmiştir(Gündoğmuş & METE, 2024).

02

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Siyasi aktörler ve medya, göçmenleri kriz ve işgal söylemleriyle sunarak kısıtlayıcı kamu politikalarını meşrulaştırmaktadır.

Literatür taraması bölümünde, ABD ve Avrupa örneklerindeki siyasal iletişim stratejilerini ve medyanın göçmen algısını olumsuz kurgulama biçimlerini kanıtlamak için başvurulabilir(Gündoğmuş & METE, 2024).

Siyasal Partilerin Seçim Beyannamelerinde Göçmen Korkusu ve Tehdit Söylemlerinin Karşılaştırmalı Analizi

Araştırma sorusu
Farklı ideolojik çizgedeki siyasi partilerin seçim beyannamelerinde göçmenlere ilişkin hangi korku ve tehdit temaları öne çıkmaktadır?
Yöntem taslağı
Nitel içerik analizi deseni kullanılacaktır. Türkiye'de son iki genel seçime katılan ana akım ve popülist partilerin seçim beyannameleri, parti tüzükleri ve lider konuşma metinleri veri materyali olarak seçilecek; tematik kodlama cetveli üzerinden eleştirel söylem analizi yapılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin ABD, Avrupa ve Türkiye siyasi partilerinin seçim süreçlerinde göçmen korkusunu nasıl araçsallaştırdığına dair sunduğu psikopolitik analiz deseninden ve bulgularından türetilmiştir(Gündoğmuş & METE, 2024).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Aşırı sağ ve popülist hareketler, sığınmacı krizini ulusal güvenlik tehdidi olarak kurgulayarak seçmen tercihlerini şekillendirmektedir.

Tartışma bölümünde, elde edilen ampirik bulguların uluslararası literatürdeki popülist söylem ve korku siyaseti desenleriyle nasıl örtüştüğünü karşılaştırmalı olarak göstermek için kullanılabilir(Gündoğmuş & METE, 2024).

Ev Sahibi Toplumun Belirsizlik Toleransı ile Göçmen Karşıtı Tutumları Arasındaki İlişki

Araştırma sorusu
Bireylerin belirsizliğe müsamahasızlık düzeyleri ile göçmenlere yönelik tehdit algıları ve kısıtlayıcı politika tercihleri arasında nasıl bir ilişki vardır?
Yöntem taslağı
İlişkisel tarama deseni uygulanacaktır. Yerel halktan oluşan katılımcılara Belirsizliğe Müsamahasızlık Ölçeği ile Göçmen Tehdit Algısı Ölçeği uygulanacaktır. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle tespit edilecek, veriler yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede vurgulanan Belirsizlik-Kimlik Kuramı çerçevesinde belirsizlik duygusunun toplumsal düzeyde korkuya ve katı tutumlara dönüşme mekanizmasından ilham alınarak tasarlanmıştır(Gündoğmuş & METE, 2024).