Vaka çalışması incelemesi
DOI: 10.20991/allazimuth.1448027Maliyetli Kademecilik: A.B.D.'nin PKK Politikasi ve Türkiye ile İlişkiler
Soğuk Savaş sonrası dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki müttefiklik ilişkileri, özellikle bölgesel güvenlik tehditleri ve terörle mücadele stratejilerindeki yaklaşım farklılıkları nedeniyle ciddi bir sınamadan geçmektedir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Richard Outzen
- Yayın
- All Azimuth A Journal of Foreign Policy and Peace
- Tarih
- 2024-03-06
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Soğuk Savaş sonrasında Orta Doğu güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesi, Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki stratejik müttefiklik ilişkisini derin çelişkilerle yüzleşmek zorunda bırakmıştır. Özellikle terörle mücadele önceliklerindeki farklılaşma, Washington'ın terör örgütü olarak tanıdığı PKK ve onun bölgesel uzantılarına yönelik benimsediği kademeli ve pragmatik tutumdan kaynaklanmaktadır. Türkiye iç siyasetinde hem iktidar hem de muhalefet kanadında PKK birincil ulusal güvenlik tehdidi olarak kabul edilirken, Washington'ın bu tehdidi göz ardı eden veya dönemsel olarak araçsallaştıran politikaları, müttefiklik hukukunun temelini oluşturan karşılıklı güven anlayışını ağır biçimde zedelemiştir.
Çalışmanın temel amacı, ABD'nin 1984 ile 2023 yılları arasındaki PKK politikasının tarihsel dönüşümünü dönemselleştirerek analiz etmek ve bu politikadaki kademeciliğin ikili ilişkilere getirdiği maliyeti çözümlemektir. Nitel nitelik taşıyan bu vaka analizinde, tarihsel süreç incelemesi metodolojisi ile birlikte güvenlik ve dış politika alanında en az yirmi yıllık birikime sahip uzmanlarla yapılan derinlemesine görüşmelerin verileri nitel bir sentezle birleştirilmiştir. Tarihsel evreler incelenirken resmi belge ve kronolojilerden yararlanılmış; ABD'nin DEAŞ ile mücadele gerekçesiyle YPG'ye sağladığı askeri ve lojistik desteğin ikili ilişkilerdeki kırılma noktası olma niteliği bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır.
Araştırmanın bulguları, ABD'nin PKK politikasının dört ana dönemden geçtiğini göstermektedir: 1984-1996 arasında tarafsızlık ve ilgisizlik, 1996-2003 arasında doğrudan mücadele desteği ve Öcalan'ın yakalanmasına katkı, 2003-2014 arasında Irak'taki PKK varlığına göz yumma ve pasif tutum, 2014 sonrasında ise Suriye'de YPG üzerinden açık ve doğrudan ortaklık. Bu kademeli dönüşüm, Washington'da bölgesel strateji yerine dar kapsamlı terörle mücadele odaklılığın baskın geldiğini ortaya koymuştur. Türk savunma sanayiinin gelişmesi ve operasyonel kapasitesinin artmasıyla birlikte Türkiye sınır ötesinde askeri varlığını pekiştirmiş, ancak ABD'nin Suriye'deki ortaklığı ikili ilişkileri örtülü bir vekalet gerilimine sürüklemiştir.
Elde edilen sonuçlar, ilkesellik yerine pragmatik kolaylıkların tercih edilmesinin ABD-Türkiye ilişkilerinde derin bir transeksiyonalizm yarattığını ve müttefiklik algısını zayıflattığını kanıtlamaktadır. ABD'nin FTO listesindeki bir yapının uzantısıyla ortaklık yürütmesi, uluslararası hukuk ve ittifak taahhütleri açısından ciddi bir çelişki sunmaktadır. Bu çalışma, Türk araştırmacıların dış politika ve güvenlik alanındaki literatür taramalarında, ABD'nin Orta Doğu stratejisi ile Türkiye'nin stratejik özerklik hamleleri arasındaki etkileşimi kavramalarına nitelikli bir kuramsal ve olgusal zemin hazırlamaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışma, ABD'nin PKK politikasının tarihsel gelişimini, dönemlendirmelerini, mevcut bölgesel dinamiklerini ve gelecekteki olası seyrini inceleyerek bu politikanın ABD-Türkiye ikili ilişkilerinde yarattığı yapısal tahribatı ve stratejik maliyetleri ortaya koymayı amaçlamaktadır(Outzen, 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışmada, ABD'nin PKK terör örgütüne yönelik politikalarının tarihsel seyri, nitel süreç izleme (process tracing) yöntemiyle dönemlendirilmiş ve bu politikaların Türkiye ile olan ittifak ilişkilerine yansımaları, savunma uzmanlarıyla yapılan mülakatlar ve literatür analizi üzerinden değerlendirilmiştir(Outzen, 2024).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, uluslararası ilişkilerde ittifak teorisi, kademecilik (incrementalism) ve düşük güven/transeksiyonalizm kuramsal yaklaşımlarına dayanmaktadır. Büyük güçlerin bölgesel müttefikleriyle olan ilişkilerinde ilkeler yerine pragmatik kolaylıkları tercih etmesinin, ittifak içi aşınmaya ve küçük/orta ölçekli müttefiklerin stratejik dengeleme veya özerklik arayışlarına yol açtığı varsayılmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Soğuk Savaş sonrası ABD-Türkiye ilişkileri, ABD dış politikasında terörle mücadele stratejileri, proxy (vekalet) savaşları ve YPG-PKK organik bağına dair geniş bir literatürü ele almaktadır. Özellikle ikili ilişkilerde güven bunalımı, transeksiyonel diplomasinin yükselişi ve Türkiye'nin savunma sanayii odaklı stratejik özerklik hamlelerini inceleyen akademik çalışmalara katkı sunmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- ABD'nin 1984-2023 yılları arasındaki PKK ve Suriye politikalarına dair resmi belgeler, ikili güvenlik anlaşmaları, askeri bütçe raporları ve terörle mücadele uzmanlarıyla yapılan mülakatlar.
- Örneklem veya araştırma materyali
- ABD'nin dönemsel PKK stratejileri, terör örgütü listeleri, YPG'ye yönelik 'Eğit-Donat' fonları ve iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerinde en az yirmi yıllık deneyime sahip altı üst düzey analistin görüşleri.
- Veri toplama süreci
- Tarihsel arşiv analizi, savunma sanayisi ihracat verilerinin incelenmesi ve Ekim 2023'te ABD ile Türkiye merkezli analistlerle gerçekleştirilen yapılandırılmış yazılı mülakatlar.
- Veri analiz yöntemi
- Tarihsel dönemlendirme analizi, nitel içerik analizi ve askeri kapasite gelişimine dayalı stratejik durum değerlendirmeleri.
Araştırmanın Bulguları
1984-1996 yılları arasında ABD, Türkiye'nin terörle mücadelesine karşı resmi düzeyde meşru müdafaa hakkını tanısa da, Kuzey Irak'ta Huzuru Temin Harekâtı ile oluşan otorite boşluğunun PKK tarafından üs olarak kullanılmasını engelleyecek somut ve doğrudan bir taahhütte bulunmaktan kaçınmıştır(Outzen, 2024).
1996-2003 döneminde Clinton yönetiminin desteğiyle PKK'nın yabancı ülkelerdeki faaliyetleri kısıtlanmış, örgüt elebaşı Öcalan'ın yakalanmasına yönelik istihbarat desteği sağlanmıştır. Bu destek, örgütün eylemlerini azaltarak Türkiye'nin bölgesel iş birliğini güçlendiren geçici bir istikrar dönemi yaratmıştır(Outzen, 2024).
Suriye sınırındaki Kobani kuşatması sırasında Ankara'nın müdahale etmeme kararı üzerine ABD'nin Kürt güçleri lehine doğrudan müdahil olması, YPG ile ortaklığın kapılarını açmış ve Türkiye'nin hassasiyetlerine rağmen terör örgütüyle doğrudan vekalet ilişkisinin kurulmasına neden olmuştur(Outzen, 2024).
Batı dünyasının örtülü ambargolarına yanıt olarak Türkiye, insansız hava araçları ve hassas mühimmat üretiminde kritik eşiği aşarak bağımsız askeri kapasitesini artırmıştır. Bu durum, terörle mücadelenin sınır ötesine taşınmasını kolaylaştırmış ve yeni bir müzakere sürecine olan ihtiyacı azaltmıştır(Outzen, 2024).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
ABD'nin PKK karşısında sergilediği tutarsız ve pragmatik politikalar, iki ülke arasındaki stratejik ittifakın zeminini ciddi biçimde zedelemiştir. 1980'lerden bu yana dönemsel olarak değişen Washington odaklı kararlar, Ankara'da ABD'nin güvenilmez bir ortak olduğu algısını pekiştirmiş ve ikili ilişkilerin kurumsal yapısını işlemsel bir pazarlık sürecine dönüştürmüştür.
2014 yılında Suriye'de DEAŞ'la mücadele gerekçesiyle YPG ile doğrudan ortaklık kurulması, bu güvensizliği geri dönülemez bir noktaya taşımıştır. Yazar, bu kararın ABD askeri ve istihbari bürokrasisi (USCENTCOM) tarafından Beyaz Saray'ın bölgeye yönelik stratejik vizyonsuzluğundan faydalanılarak adeta fiili bir durum yaratılması suretiyle alındığını ve sürdürüldüğünü açıklamaktadır.
Bu durum literatürde, klasik ittifakların yerini alan gevşek ve geçici hizalanmalar (alignment) teorisiyle açıklanmaktadır. Thomas Wilkins'in kavramsallaştırmasında olduğu gibi, Washington kendi müttefikinin ulusal tehdit algısını hiçe sayarak bölgesel çıkarları doğrultusunda geçici ve taktiksel vekil aktörleri tercih etmiştir.
Sonuç olarak, Türkiye'nin son yirmi yılda geliştirdiği bağımsız savunma sanayisi ve etkin sınır ötesi operasyonel doktrini, ABD'nin bu vekalet ilişkisinden elde ettiği marjinal faydayı sıfırlamaktadır. Bölgesel dinamikler ve yükselen maliyetler, Washington'ı er ya da geç bu tutarsız ve müttefik karşıtı politikayı terk etmeye zorlayacak bir yöne doğru evrilmektedir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazar, ABD'nin Türkiye'nin PKK tehdidi konusundaki duruşunu görmezden gelmesini, 21. yüzyılda klasik askeri ittifakların zayıflayarak yerini gevşek ve pragmatik hizalanmalara (alignment) bıraktığını savunan Wilkins'in kuramsal çerçevesiyle karşılaştırmaktadır. Resmi taahhütlerin aşınması bu durumun en açık göstergesidir(Outzen, 2024).
Çalışmada, ABD ile Türkiye arasında azalan karşılıklı güvenin ilişkileri dar bir işlemselcilik (transactionalism) sınırına hapsettiği savunulmakta ve bu argüman Bashirov ve Yılmaz'ın Türkiye-AB ilişkilerindeki işlemselcilik yükselişini analiz eden çalışmasıyla kuramsal düzeyde örtüştürülmektedir(Outzen, 2024).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Yazar, ABD'nin PKK politikasındaki pragmatik sapmaların ikili ilişkilerde kalıcı bir güvensizlik ve işlemsellik (transactionalism) yarattığını belirtmektedir. Türkiye'nin yerli savunma sanayisiyle elde ettiği sınır ötesi askeri bağımsızlık, ABD'nin Suriye'deki sürdürülemez vekalet ilişkisinin maliyetlerini her geçen gün artırmakta ve bu politikayı değişime zorlamaktadır(Outzen, 2024).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD-Türkiye müttefiklik ilişkisinde yaşanan stratejik erozyonu ve güvensizlik sarmalını, ABD'nin PKK/YPG politikası odağında tarihsel ve dönemsel bir çözümlemeye tabi tutmaktadır. Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin pragmatik ve kademeli kararlarının (incrementalism) uzun vadeli ittifak yapılarına verdiği zararları gösteren kritik bir vaka analizi işlevi görür. Çalışma, bölgesel terörle mücadele stratejilerinin müttefik ilişkilerine etkisini ve vekalet savaşlarının NATO içi dinamiklerde yarattığı derin kırılmaları açıklamakta; akademisyenler ve dış politika uygulayıcıları için müttefiklik ilişkilerinde güvenin işlevini ampirik gözlemlerle somutlaştırmaktadır.
Çalışma, uluslararası ilişkilerde transeksiyonel diplomasi ve esnek hizalanma literatürünü takip etmekte, ancak bu teorik yaklaşımları ABD-Türkiye ilişkilerinin kırk yıllık somut tarihsel seyriyle zenginleştirmektedir. Önceki literatürde sıklıkla tekil krizler veya belirli bir hükümet dönemi üzerinden ele alınan ABD-Türkiye gerilimleri, bu eserde 1984-2023 yılları kapsanarak dört ana döneme ayrılmış ve bütüncül bir nedensellik ilişkisi kurulmuştur. Yazının önceki çalışmalardan temel farkı, ABD askeri bürokrasisinin (USCENTCOM) vizyonsuz ve kademe kademe gelişen pragmatik tercihlerinin, Türkiye'nin savunma sanayisinde stratejik özerklik arayışına nasıl ivme kazandırdığını diyalektik bir yaklaşımla ortaya koymasıdır.
Literatür taraması yapacak araştırmacılar için bu eser, ABD'nin Orta Doğu politikası ile Türkiye'nin ulusal güvenlik doktrini arasındaki çatışma noktalarını sistemli bir kronoloji ve teorik kavramsallaştırmayla sunmaktadır. Güven ve güvensizlik psikolojisi, transeksiyonel ilişkiler, esnek hizalanma ve politika kademeciliği kavramlarını aynı analitik çerçevede buluşturarak, araştırma yapacak akademisyenlerin dış politika karar alma süreçlerini çok boyutlu değerlendirmelerine olanak tanır. Ayrıca makalede sunulan uzman görüşleri ve ampirik dönemlendirmeler, bölgesel güvenlik ve vekalet savaşları alanında çalışan Türk araştırmacılar için zengin bir birincil ve ikincil kaynak sentezi sağlamaktadır.
Kaynakça
- Wilkins, T. (2012). 'Alignment,' not 'alliance' - the shifting paradigm of international security cooperation: toward a conceptual taxonomy of alignment. Review of International Studies, 38(1), 53-76.
- Bashirov, G., & Yılmaz, I. (2020). The rise of transactionalism in international relations: Evidence from Türkiye’s relations with the European Union. Australian Journal of International Affairs, 74(2), 165-184.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
ABD'nin Suriye'de YPG ile kurduğu doğrudan vekalet ilişkisi, Türkiye ile ilişkilerde stratejik güvensizliği derinleştirerek ikili ilişkileri transeksiyonel bir pazarlık zeminine kaydırmıştır.
Tezin literatür taraması bölümünde, Soğuk Savaş sonrası NATO müttefikleri arasındaki stratejik ayrışmaları ve vekalet savaşlarının ikili ilişkilere etkisini açıklamak amacıyla kullanılabilir(Outzen, 2024).
Bölgesel Güvenlik Krizlerinde Vekalet Savaşları ve Müttefiklik Bağlarının Dönüşümü: Suriye Örneği
- Araştırma sorusu
- ABD'nin Suriye'de YPG ile yürüttüğü vekalet ilişkisi, NATO'nun kolektif savunma ilkeleri ve Türkiye'nin bölgesel güvenlik algısı üzerinde nasıl bir dönüşüm yaratmıştır?
- Yöntem taslağı
- Nitel ampirik araştırma deseni kapsamında, 2014-2024 yılları arasındaki resmi diplomatik metinler, NATO konsey kararları ve savunma raporları içerik analizine tabi tutulacaktır. Veri doygunluğuna ulaşılana kadar uzman diplomatlar ve güvenlik analistleriyle yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin ABD'nin 2014 sonrası YPG ortaklığının ikili ilişkilere ve NATO içi dayanışmaya verdiği zararlara ilişkin ampirik gözlemlerinden ve uzman görüşlerinden türetilmiştir(Outzen, 2024).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Büyük güçlerin terörle mücadelede ilkesel tutumlar yerine anlık ve pragmatik kademecilik politikalarını tercih etmesi, müttefiklik antlaşmalarının işlevselliğini zayıflatmaktadır.
Kavramsal çerçeve bölümünde, ilkesel müttefiklik ile esnek çıkar hizalanmaları arasındaki teorik farkları somutlaştırmak için değerlendirilebilir(Outzen, 2024).
Savunma Sanayisinde Stratejik Özerklik Arayışı: Dış Tedarik Kısıtlamalarının Yerli Teknoloji Üretimine Etkisi
- Araştırma sorusu
- Müttefik ülkelerin uyguladığı örtülü veya açık savunma ambargoları, Türkiye'nin insansız hava araçları ve hassas mühimmat teknolojilerindeki yerlileşme hızını nasıl etkilemiştir?
- Yöntem taslağı
- Karma yöntem deseni çerçevesinde, 2010-2023 yılları arasındaki savunma ihracatı ve Ar-Ge harcama verileri zaman serisi analiziyle incelenecektir. Nitel boyutta ise savunma sanayii yöneticileriyle derinlemesine mülakatlar yapılarak veri doygunluğu sağlanacak ve istatistiksel sonuçlar nitel bulgularla desteklenecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede yer alan Türkiye'nin savunma sanayi kapasitesini artırarak sınır ötesi operasyonel bağımsızlık kazandığı ve Batı kısıtlamalarını etkisiz kıldığı yönündeki tespitten türetilmiştir(Outzen, 2024).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Müttefiklerin güvenlik tehditlerine karşı sergilediği kayıtsızlık, gelişmekte olan bölgesel aktörlerin ulusal savunma sanayilerini geliştirerek stratejik özerklik arayışına girmelerine yol açmaktadır.
Tartışma bölümünde, Batı ambargoları ve güvenlik anlaşmazlıklarının Türkiye'nin yerli askeri teknoloji hamlesine sağladığı itici gücü açıklamak için kullanılabilir(Outzen, 2024).
Dış Politikada Kademecilik ve Politika Hayat Döngüsü: ABD'nin Orta Doğu Terörle Mücadele Stratejilerinin Karşılaştırmalı Analizi
- Araştırma sorusu
- ABD'nin terörle mücadele politikalarındaki pragmatik kademecilik (incrementalism) yaklaşımı, politika hayat döngüsünün son aşamalarında radikal yön değişimlerine nasıl gebedir?
- Yöntem taslağı
- Karşılaştırmalı vaka analizi tasarımıyla ABD'nin Irak (Sahva hareketi), Afganistan ve Suriye (SDF/YPG) politikaları nitel belge incelemesi yöntemiyle karşılaştırılacaktır. Resmi politika belgeleri, Kongre raporları ve lider söylemleri söylem analizi tekniğiyle incelenerek politika hayat döngüsünün kırılma noktaları saptanacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Makalenin sonuç bölümünde yer alan, politika kademeciliğinin hayat döngüsünün ilerleyen aşamalarında köklü değişimlere uğrayabileceği ve Suriye/DEAŞ politikasının bu eşikte olduğu yönündeki teorik çıkarımdan türetilmiştir(Outzen, 2024).