Vaka çalışması incelemesi

DOI: 10.30785/mbud.1348966

Ayasofya ve İstanbul Kara Surlarının Kültürel Peyzaj Kavramı Merceğinden Yeniden Değerlendirilmesi

Modern koruma teorisi, tekil anıtlardan tarihi çevre ve kentsel ölçeğe doğru genişleyen bir perspektif sunmaktadır. Ancak geleneksel koruma yaklaşımları genellikle somut mimari elemanlara odaklanmakta ve alanın kültürel, peyzaj ve somut olmayan katmanlarını göz ardı etmektedir.

Yazar
Elif Acar & Saadet Gündoğdu
Yayın
Mimarlık Bilimleri ve Uygulamaları Dergisi (MBUD)
Tarih
2024-03-04
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Modern koruma disiplini, miras nesnesini tekil ve statik birer mimari anıt olarak ele alan geleneksel yaklaşımlardan, kentsel bütünlüğü, çevresel dinamikleri ve sosyo-kültürel katmanları kapsayan dinamik peyzaj odaklı modellere doğru evrilmiştir. İstanbul Tarihi Yarımadası, antik dönemden günümüze kesintisiz ulaşan çok katmanlı kültürel mirasıyla bu dönüşümün en önemli sahnelerinden biridir. Ancak, bölgedeki kontrolsüz kentleşme, nüfus baskısı, endüstriyel dönüşümler ve turizm odaklı soylulaştırma projeleri, dünya miras alanlarının özgünlüğünü, bütünlüğünü ve üstün evrensel değerlerini ciddi bir biçimde tehdit etmektedir. Bu çalışmada, geleneksel anıt odaklı koruma pratiklerinin yarattığı kavramsal boşluklar ve somut olmayan değerlerin göz ardı edilmesi neticesinde ortaya çıkan koruma açmazları, çağdaş koruma kuramları çerçevesinde bir araştırma problemi olarak tanımlanmaktadır.

Bu çalışmanın temel amacı, kentsel mirasın sürdürülebilir ve bütüncül biçimde korunmasını sağlamak amacıyla, İstanbul Tarihi Yarımadası'ndaki dünya miras alanlarına kültürel peyzaj ve tarihi kentsel peyzaj yaklaşımlarının entegre edilmesini önermektir. Araştırmada nitel durum çalışması yöntemi benimsenmiş olup, analiz birimi olarak kentsel imgenin iki farklı ölçeğini temsil eden Ayasofya ile İstanbul Kara Surları seçilmiştir. İlgili alanların tarihsel gelişimi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi koruma politikaları, yasal mevzuatlar ve güncel işlevsel dönüşümler çok katmanlı bir analiz modeliyle incelenmiştir. Araştırma tasarımı kapsamında literatür taraması, arşiv belgeleri, uluslararası tüzükler ve alan gözlemlerinden elde edilen veriler, önerilen doğal-fiziki-sosyal bileşenler matrisi üzerinden sistematik olarak çözümlenmiştir.

Çalışmadan elde edilen bulgular, her iki miras alanının da sadece somut fiziksel varlıklarıyla değil, taşıdıkları somut olmayan kültürel değerlerle birlikte yaşayan birer kültürel peyzaj alanı olduğunu ortaya koymaktadır. Ayasofya örneğinde, yapının kilise, cami ve müze olarak üstlendiği dönemsel işlevlerin kentsel bellek üzerinde derin izler bıraktığı ve mekansal düzenlemelerin bu kolektif kimliği doğrudan etkilediği saptanmıştır. Kara Surları örneğinde ise surların tarihi boyunca askeri savunma işlevinin ötesinde, çevresindeki tarımsal bostan kültürü ve yerel toplulukların gündelik pratikleriyle bütünleşen yaşayan bir peyzaj karakteri taşıdığı belgelenmiştir. Ancak yürütülen rekreasyon ve dönüşüm projelerinin, tarihi bostanların sürekliliğini ve yerel toplulukların alanla kurduğu aidiyet bağını kopararak kentsel bellekte ciddi kesintilere yol açtığı belirlenmiştir.

Elde edilen sonuçlar, Türkiye'deki koruma mevzuatının kültürel peyzaj kavramını yasal düzeyde tanımlamakta yetersiz kaldığını ve bu durumun miras alanlarında tek taraflı müdahalelere zemin hazırladığını göstermektedir. Yazarlar, miras alanlarının korunmasında yerel halkın katılımını ve somut olmayan değerlerin korunmasını zorunlu kılan bütüncül bir yönetim planının uygulanması gerektiğini savunmaktadır. Literatür taraması bakımından bu çalışma, kentsel ölçekteki Kara Surları ile mimari ölçekteki Ayasofya'yı tek bir hücrenin çekirdeği ve koruyucu duvarı gibi birbirine bağlı kentsel şebekeler olarak ele alarak bütüncül bir peyzaj okuması sunması açısından öncüdür. Sonuç olarak çalışma, kentsel mirasın sadece fiziksel restorasyonlarla değil, sosyal ekoloji, yerel üretim pratikleri ve kolektif hafıza unsurlarıyla birlikte korunması gerektiğine dair kuramsal ve pratik bir zemin inşa etmektedir.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmada, özgünlük, bütünlük ve üstün evrensel değer kaybı riski ile karşı karşıya olan Ayasofya ve İstanbul Kara Surları dünya miras alanlarına, bu alanların değerlerini ve bileşenlerini bütüncül ve sürdürülebilir şekilde korumayı sağlayan kültürel peyzaj kavramının atfedilmesi amaçlanmıştır(Acar & Gündoğdu, 2024).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Çalışmada, İstanbul Tarihi Yarımadası'ndaki çok katmanlı kültürel mirasın korunması amacıyla, kültürel peyzaj ve tarihi kentsel peyzaj yaklaşımlarını temel alan bütüncül ve niteliksel bir örnek olay metodolojisi benimsenmiştir(Acar & Gündoğdu, 2024).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışmanın teorik çerçevesi, 20. yüzyılın ortalarından itibaren gelişen çağdaş koruma kuramlarına, özellikle UNESCO'nun 2011 yılında kabul ettiği Tarihi Kentsel Peyzaj (HUL) Yaklaşımı ve Avrupa Peyzaj Sözleşmesi'nin getirdiği kültürel peyzaj ilkelerine dayanmaktadır. Carl Sauer'in insan-doğa etkileşimini merkeze alan coğrafi peyzaj kavramlaştırması ile başlayan süreç, mirası statik bir anıttan dinamik bir sürece dönüştüren çağdaş yaklaşımlarla harmanlanmaktadır. Bu bağlamda, kentsel alanlar üst üste binen tarihi, fiziki, sosyal ve somut olmayan katmanların harmonik bir birlikteliği olarak ele alınmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışmada, İstanbul'un kentsel dönüşüm alanlarını tarihi kentsel peyzaj çerçevesinde inceleyen ulusal literatür ile Kara Surlarını sadece anıtsal bir yapı olarak değil, çevresindeki tarımsal peyzaj ve somut olmayan değerleriyle ele alan çalışmalar temel alınmıştır. Ayrıca uluslararası alanda kültürel peyzaj yönetimi ve HUL yaklaşımının tarihi şehirlerde uygulanması üzerine kurgulanan kuramsal tartışmalar eleştirel biçimde değerlendirilerek literatürdeki boşluklar doldurulmaya çalışılmıştır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
İstanbul Tarihi Yarımadası'ndaki UNESCO Dünya Mirası Alanları ve bu alanların yakın çevresini oluşturan kentsel ve mimari peyzaj katmanları çalışmanın evrenini oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
Çalışmanın odağında yer alan iki temel örneklem alanı, mimari ölçeği temsilen Sultanahmet Kentsel Arkeolojik Koruma Alanı içindeki Ayasofya ve kentsel ölçeği temsilen İstanbul Kara Surlarıdır.
Veri toplama süreci
Çalışmanın verileri, ulusal ve uluslararası yazın taraması, arşiv belgeleri, tarihi haritalar, gravürler, imar planları, yerel topluluklarla yapılan sözlü tarih mülakatlarına ait ikincil kaynaklar ve sahada yapılan doğrudan gözlemler yoluyla toplanmıştır.
Veri analiz yöntemi
Elde edilen veriler, Tarihi Kentsel Peyzaj yaklaşımının fiziksel, sosyo-kültürel, hidrolojik, ekonomik ve algısal katmanlandırma matrisi kullanılarak içerik analizi ve nitel karşılaştırma yöntemleriyle çözümlenmiştir.
Kültürel peyzajTarihi kentsel peyzajSomut olmayan kültürel mirasÖzgünlük ve bütünlükKent belleğiKentsel dönüşüm ve riskler

Araştırmanın Bulguları

01

Ayasofya'nın tarih boyunca katedral, cami ve müze olarak kullanılması, yapının yalnızca fiziksel bir anıt olmadığını, aynı zamanda farklı inanç gruplarının kolektif belleklerinde yer eden çok katmanlı ve yaşayan bir bellek mekanı olduğunu göstermektedir(Acar & Gündoğdu, 2024).

02

İstanbul Kara Surları'nın hendeklerinde ve çevresinde yüzyıllardır devam eden bostancılık faaliyetleri, alanın sadece askeri bir savunma yapısı değil, aynı zamanda yaşayan bir tarım peyzajı ve somut olmayan bir kültürel miras alanı olduğunu ortaya koymaktadır(Acar & Gündoğdu, 2024).

03

Türkiye'deki mevcut koruma mevzuatında kültürel peyzaj kavramının yasal bir statü olarak yer almaması, tarihi bostanlar gibi dinamik ve yaşayan peyzaj alanlarının imar baskısı ve rekreasyon projeleri karşısında yasal korumadan mahrum kalmasına yol açmaktadır(Acar & Gündoğdu, 2024).

04

Tarihi kentsel peyzaj yaklaşımı çerçevesinde yapılan inceleme, Ayasofya ve Kara Surları gibi anıtların yakın çevrelerindeki sosyo-ekonomik yapı, yerel halk ve peyzaj unsurları ile birlikte bütüncül bir şekilde korunması gerektiğini doğrulamaktadır(Acar & Gündoğdu, 2024).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Bulgular, Ayasofya ve Kara Surları'nın salt mimari ve arkeolojik değerlerden ibaret olmadığını, aksine somut olmayan kültürel katmanlar ve sosyal pratiklerle şekillenen canlı birer kültürel peyzaj alanı olduğunu göstermektedir. Yazarlar, bu bütüncül yapının korunması için tekil anıt ölçeğinden kentsel alan yönetimi ölçeğine geçişin kaçınılmaz olduğunu savunmaktadır.

Yapılan çözümlemeler, özellikle kentsel yenileme ve rekreasyon projelerinin tarihi bostanlar gibi yaşayan tarım alanlarını dönüştürerek kentsel belleğe zarar verdiğini ortaya koymaktadır. Yazarlara göre, yerel halkın alandan uzaklaştırılması ve peyzaj alanlarının betonlaştırılması, mirasın ruhunu ve mekansal özgünlüğünü zedeleyen en büyük tehditlerdir.

Yazarlar, uluslararası literatürde geniş kabul gören Tarihi Kentsel Peyzaj yaklaşımını Türkiye bağlamına uyarlayarak, mevcut 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun esnek olmayan koruma tanımlarının ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, yerel değerlerin evrensel koruma ilkeleriyle uyumlandırılmasını gerektirir.

Sonuç olarak, kültürel peyzaj yönetimi anlayışının sadece uzmanların tekelinde yürütülen teknik bir süreç olmadığı, yerel toplulukların katılımını, eğitim programlarını ve sivil duyarlılığı içeren çok aktörlü bir yönetişim modeliyle başarıya ulaşabileceği anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım, tarihi yarımadayı geçmiş ile geleceğin uyum içinde yaşadığı bir sahneye dönüştürür.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazarlar, Rodwell'in (2018) kentsel katmanların üst üste çakışmasından ziyade uyumlu bir arada varoluş sürecine odaklanan kuramsal perspektifini kullanarak, İstanbul'un çok etnikli ve çok dinli yapısının kentsel peyzajdaki uyumlu birlikteliğini açıklamışlardır(Acar & Gündoğdu, 2024).

Yazarlar, Türkiye'deki diğer Ayasofya camilerinin müzeye dönüştürülmesi ve tekrar ibadete açılması süreçlerini tartışan Aykaç'ın (2019a) çalışmalarıyla paralellik kurarak, işlevsel değişimlerin kültürel turizm gelirleri ve yapısal koruma üzerindeki olası olumsuz etkilerini değerlendirmektedir(Acar & Gündoğdu, 2024).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Ayasofya ve İstanbul Kara Surları, salt bağımsız anıtsal yapılar olmanın ötesinde, çevresindeki sosyal yaşam, tarımsal pratikler ve kentsel doku ile etkileşim halinde olan dinamik kültürel peyzaj alanlarıdır. Bu miras alanlarının bütünlük ve özgünlük değerlerini kaybetmeden gelecek nesillere aktarılabilmesi, mevcut koruma mevzuatının kültürel peyzaj kavramını içerecek şekilde genişletilmesini ve koruma süreçlerinde yerel toplulukların katılımını gözeten bütüncül bir peyzaj yönetim modelinin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır(Acar & Gündoğdu, 2024).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu makale, kentsel koruma literatüründe uzun süredir tartışılan tekil anıt odaklı koruma yaklaşımları ile kentsel ölçekteki bütüncül koruma modelleri arasındaki boşluğu doldurmaktadır. Özellikle İstanbul Tarihi Yarımadası gibi çok katmanlı alanlardaki koruma sorunlarına teorik bir çerçeve kazandırarak, kültürel peyzaj ve tarihi kentsel peyzaj (TKP) kavramlarının operasyonel hale getirilmesini sağlamaktadır. Çalışma, anıtsal korumadan alan yönetimine uzanan evrimsel süreci teorik düzlemde açıklayarak, bu yaklaşımların pratik koruma projelerine nasıl entegre edilebileceğini iki farklı ölçekte (mimari ölçekte Ayasofya ve kentsel ölçekte Kara Surları) göstermektedir.

Makale, Sauer'in kültürel peyzaj teorisine, UNESCO'nun Tarihi Kentsel Peyzaj (HUL) bildirisindeki prensiplere ve Türkiye'deki kentsel sit alanı koruma çalışmalarına dayanmaktadır. Yazarlar, Dinçer (2013), Durusoy ve Cihanger (2016), Kıvılcım Çorakbaş (2021) gibi araştırmacıların kentsel yenileme, tarihi bostanlar ve kültürel mirasın yönetimi konularındaki öncü çalışmalarını referans almaktadır. Ancak, bu çalışmalardan farklı olarak, iki zıt morfolojik karakteri (şehrin çekirdeğindeki devasa bir anıt ile kentin sınırını çizen çizgisel bir savunma yapısını) aynı teorik potada birleştirerek aralarındaki ağsal ilişkiyi kurmakta ve literatürdeki karşılaştırmalı analiz eksikliğini gidermektedir.

Çalışma, kentsel miras üzerine yapılacak bir literatür taramasına üç temel katkı sunmaktadır. İlk olarak, koruma literatüründeki 'somut ve somut olmayan miras' ikiliğini aşan bütüncül bir kuramsal sentez geliştirmektedir. İkinci olarak, Türkiye'deki koruma mevzuatının (2863 sayılı kanun) yasal boşluklarını ortaya koyarak, mevzuatın güncellenmesi gerektiğine yönelik kuramsal bir zemin hazırlamaktadır. Üçüncü olarak, yerel halkın katılımını ve somut olmayan pratikleri (bostancılık gibi) kentsel sit yönetiminin temel birer unsuru olarak tanımlayarak, miras yönetim planlarında topluluk katılımının önemini güçlü şekilde savunmaktadır.

Kaynakça

  1. Rodwell, D. (2018). The historic urban landscape and the geography of urban heritage. The Historic Environment: Policy & Practice, 9(3-4), 180-206. https://doi.org/10.1080/17567505.2018.1517140
  2. Aykaç, P. (2019a). Contesting the Byzantine Past: Four Hagia Sophias as Ideological Battlegrounds of Architectural Conservation in Turkey. Heritage & Society, 11(2), 151-178. https://doi.org/10.1080/2159032X.2019.1670502
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Kentsel miras alanlarının korunmasında, tekil anıt odaklı yaklaşımlardan çok katmanlı tarihi kentsel peyzaj yaklaşımına geçiş kaçınılmazdır.

Tez çalışmasında miras koruma kuramlarının evrimini tartışırken, anıtsal korumadan peyzaj odaklı ve kapsayıcı korumaya geçişin teorik argümanlarını desteklemek için bu makaleden yararlanılabilir(Acar & Gündoğdu, 2024).

İstanbul Yedikule Bostanlarında Geleneksel Tarım Pratiklerinin Sürdürülebilirliği ve Koruma Sorunları

Araştırma sorusu
Kara Surları çevresindeki tarihi bostanlarda uygulanan geleneksel tarım teknikleri somut olmayan kültürel miras olarak nasıl belgelenebilir ve korunabilir?
Yöntem taslağı
Nitel araştırma tasarımı benimsenecektir. Yedikule bölgesindeki aktif bostancılar ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecek (veri doygunluğuna ulaşana kadar, yaklaşık 15-20 katılımcı), bostanların mekansal haritalandırması yapılacak ve mevcut imar planları analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin 19. sayfasında, Kara Surları'nın hendeklerinde ve çevresinde yüzyıllardır devam eden bostancılık pratiklerinin ve tarım araç-gereçlerinin korunmasının, alanın özgünlük ve bütünlük değerlerinin sürdürülmesindeki kritik önemi vurgulanmaktadır(Acar & Gündoğdu, 2024).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Miras alanlarının refonksiyonelleştirilmesi ve müzeleştirilmesi süreçleri, yapının toplumsal ve dini belleğini nötralize etme veya dönüştürme stratejisi olarak işlev görür.

Ayasofya'nın müze ve cami süreçlerindeki işlevsel değişimlerinin mekansal ve sembolik etkilerini kuramsallaştırırken bu makalenin argümanları referans gösterilebilir(Acar & Gündoğdu, 2024).

Ayasofya'da İşlev Değişikliğinin Ziyaretçi Deneyimi ve Mekansal Korunma Durumu Üzerindeki Etkileri

Araştırma sorusu
Hagia Sophia'nın 2020 yılında yeniden camiye dönüştürülmesinin, yapının fiziksel korunması ve çok katmanlı ziyaretçi algısı üzerindeki somut etkileri nelerdir?
Yöntem taslağı
Karma yöntem (mixed-methods) tasarımı kullanılacaktır. Mekansal yerleşim analizi (carpet, partition walls, curtains gibi yeni eklerin incelenmesi), alan gözlemleri ve farklı uluslardan gelen ziyaretçilerle anket çalışması (güç analizi ile belirlenecek örneklem büyüklüğü, min. 384 kişi) yürütülecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede, Ayasofya'nın 2020'de camiye dönüştürülmesinin ardından mekanda yapılan halı kaplama, perdeleme, ayakkabılıklar ve metal seperatörler gibi yeni düzenlemelerin yapının özgünlüğü ve sergilenme biçimi üzerindeki etkileri tartışılmaktadır(Acar & Gündoğdu, 2024).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Tarihi kentsel miras alanlarındaki tarımsal faaliyetler (bostancılık) ve geleneksel üretim biçimleri, somut olmayan miras bileşeni olarak korunmalıdır.

Kara Surları ve Yedikule Bostanları gibi yaşayan tarım peyzajlarının korunması ve rekreasyon alanlarına dönüştürülmesinin yarattığı kimlik kaybı tartışılırken makalenin bostancılık bulguları kullanılabilir(Acar & Gündoğdu, 2024).

Tarihi Kentsel Peyzaj Yaklaşımı Bağlamında Yerel Toplulukların Kentsel Sit Alanlarına Katılımı

Araştırma sorusu
İstanbul Tarihi Yarımadası'ndaki yerel sakinlerin koruma kararlarına katılım düzeyleri ile mekansal aidiyetleri arasındaki ilişki nedir?
Yöntem taslağı
Fenomenolojik nitel araştırma yöntemi kullanılacaktır. Kara Surları çevresindeki tarihi mahallelerde (Fatih, Zeyrek vb.) ikamet eden yerel halkla odak grup görüşmeleri (en az 4 grup, her grupta 6-8 kişi) ve yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede, koruma kararlarında ve miras alanlarının yönetiminde yerel toplulukların katılımının ve sözlü tarih çalışmalarının, alanın kültürel değerlerinin sürdürülebilirliğindeki önemi belirtilmektedir(Acar & Gündoğdu, 2024).