Viktorya dönemi, Sanayi Devrimi, kentleşme ve sömürgeci genişlemenin getirdiği toplumsal dönüşümlerle şekillenirken, burjuvazi ekonomik ve sosyal avantajlardan yararlanmış, kadınlar ise eğitim, mülkiyet, oy hakkı ve boşanma gibi temel haklardan yoksun bırakılarak ikincil konuma itilmiştir. Ataerkil ideoloji, biyolojik farklılıkları manipüle ederek kadınlara edilgenlik, bağımlılık ve evdaşlık gibi rolleri doğal nitelikler olarak yüklemiştir. Edebiyat alanında Viktorya romanı bir yandan bu baskı mekanizmalarını yansıtırken, diğer yandan kadın özerkliği arayışına alan açmıştır. Charlotte Brontë'nin Jane Eyre eseri, Viktorya toplumundaki ataerkil sınırlandırmaları görünür kılan ve bu yapılara başkaldıran feminist edebiyat kanonunun temel taşlarından biridir. Eserin farklı dönemlerde yapılan sinema ve televizyon uyarlamaları ise edebî metindeki eleştirel söylemin görsel mecraya nasıl aktarıldığı ve dönüştürüldüğü sorusunu gündeme getirmektedir.
Çalışmanın temel amacı, Charlotte Brontë'nin Jane Eyre romanında ve Susanna White'ın 2006 tarihli film uyarlamasında ataerkil baskıyı üreten etkenleri çözümlemek ve başkahraman Jane Eyre'in bu baskılara nasıl meydan okuduğunu ortaya koymaktır. Araştırma, nitel metin analizi ve karşılaştırmalı film incelemesi desenini benimsemektedir. İnceleme sürecinde Judith Butler'ın toplumsal cinsiyetin edimselliği, Laura Mulvey'in eril bakış kuramı, Simone de Beauvoir, Kate Millett, Audre Lorde ve Helene E. Roberts'ın feminist eleştirileri ile Linda Hutcheon ve Robert Stam'in film uyarlaması kuramlarından yararlanılmıştır. Roman metnindeki anlatı teknikleri, karakter ilişkileri ve simgesel mekânlar ile filmdeki kamera açıları, renk kullanımı, eklenen sahneler, müzik ve kadraj düzenlemeleri nitel olarak çözümlenmiş ve her iki yapıtın ataerkiyi sarsma biçimleri karşılaştırılmıştır.
İnceleme sonuçunda, hem romanın hem de film uyarlamasının başkahramanı edilgen bir Viktorya kadınından özerk bir bireye dönüştürerek erkek egemen düzeni altüst ettiği saptanmıştır. Romanda Jane, yetimlik durumunu bağımsızlık fırsatına çevirmekte, Lowood Okulu'nda cinselliğin bastırılmasına ve dini ikiyüzlülüğe direnmekte, sade giyimiyle nesneleştirilmeyi reddetmekte ve Rochester ile ilişkisinde finansal ve ruhsal eşitlik sağlamaktadır. Ayrıca Rochester ve St. John Rivers'ın eril bakışını tersine çevirerek nesne değil özne konumuna yükselmektedir. Susanna White'ın film uyarlamasında ise kısıtlı ekran süresine karşın, kırmızı kadife jenerik fonu, Gateshead'deki dışlayıcı aile portresi ile Thornfield'daki kapsayıcı ve eşitlikçi aile portresi arasındaki karşıtlık, eklenen diyaloglar ve odağı merkezde tutan çekimler aracılığıyla metnin eleştirel özü başarıyla yeniden üretilmiştir.
Çalışma, edebiyat ve uyarlama çalışmaları literatürüne metin ile film arasındaki özerk ve yaratıcı ilişkiyi feminist eleştiri odağında göstererek katkı sağlamaktadır. Yazar, uyarlamayı metnin sadık bir kopyası olarak görme anlayışını aşarak, sinematik tekniklerin edebî söylemi zenginleştirebileceğini doğrulamaktadır. Eser, Viktorya dönemi kadın araştırmaları, roman çözümlemeleri ve medya uyarlamaları üzerine çalışan araştırmacılar için metodolojik bir model sunmaktadır. Elde edilen bulgular, Jane Eyre metninin ve White uyarlamasının toplumsal cinsiyet rollerinin yapaylığını görünür kıldığını ve kadının toplumsal entegrasyon ile özerkliği birlikte başarabileceğini kanıtlamaktadır. Bu doğrultuda, çalışma hem klasik edebiyat çözümlemelerinde hem de görsel kültür araştırmalarında disiplinlerarası bir referans kaynağı niteliğindedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Judith Butler'ın toplumsal cinsiyetin edimselliği ve kurgusallığı yaklaşımı, Laura Mulvey'in sinemada eril bakış (male gaze) kuramı, Simone de Beauvoir ve Kate Millett'ın ataerkil cinsiyet rolleri eleştirisi, Audre Lorde'un kadın cinselliği üzerindeki denetim çözümlemesi, Helene E. Roberts'ın giyim kodları analizi ile Linda Hutcheon ve Robert Stam'in film uyarlaması ve metinlerarasılık kuramlarına dayanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Sandra Gilbert ve Susan Gubar'ın Tımarhanedeki Kadın (Madwoman in the Attic) analizleri, Terry Eagleton'ın Brontë romanlarındaki güç mitleri çözümlemesi, Elaine Showalter'ın kadın romancılar tarihi, Stephen Greenblatt'ın Viktorya dönemi özgürlük sınırlamaları incelemesi ile Dudley Andrew, Michael Klein ve Linda Hutcheon'ın edebiyat-sinema uyarlama kuramlarını doğrudan ele almakta ve bu literatürle ilişki kurmaktadır.