Kentsel koruma, tarihi şehir merkezlerini tanımlayan mekansal dokunun muhafaza edilmesinin yanı sıra, sosyal etkinliklerin sürekliliğini ve ekonomik dinamikleri de içeren çok boyutlu bir planlama sürecidir. Türkiye'de koruma politikaları, Osmanlı dönemindeki ilk yasal düzenlemelerden Cumhuriyet döneminin modern koruma yaklaşımlarına uzanan köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşümün en somut gözlemlenebildiği alanlardan biri, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk başkenti ve günümüzün gelişmiş sanayi kenti olan Bursa'dır. Kent, bünyesinde barındırdığı Erken Osmanlı dönemi mimari eserleri ile 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş olsa da, hızlı sanayileşme ve göç dalgaları nedeniyle tarihi dokusunda ciddi bozulmalarla karşı karşıya kalmıştır. Alandaki temel tartışma konusu, koruma mevzuatındaki değişimlerin yerel uygulamaları nasıl yönlendirdiği ve kentin çok katmanlı kimliğinin bütüncül bir şekilde korunup korunamadığı sorunudur.
Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye'deki koruma mevzuatı ve yasalarının tarihsel değişkenliği çerçevesinde Bursa'nın Osmanlı kent kimliğini sürdürmeye yönelik çabaları ve karşılaşılan zorlukları analiz etmektir. Nitel bir durum çalışması olarak tasarlanan araştırmanın yöntemi, Türkiye'de 1951, 1973, 1983 ve 2004 yıllarında yürürlüğe giren dört temel koruma yasası ışığında Bursa'daki uygulamaların arşiv belgeleri, belediye ve sivil toplum kuruluşları kayıtları ile görsel dokümanlar üzerinden kronolojik olarak incelenmesine dayanmaktadır. Ayrıca, kentsel koruma çabalarının bina ölçeğinden sit ölçeğine, yerel katılım süreçlerinden uluslararası normlara kadar uzanan geniş bir yelpazedeki etkileşimi, yazar tarafından hazırlanan bir matris tablosu aracılığıyla sistematik olarak çözümlenmiştir.
Araştırma bulguları, Bursa'da 1950'lerden itibaren yoğunlaşan restorasyon çalışmalarının çoğunlukla tekil anıtsal Osmanlı yapılarının ayağa kaldırılmasına odaklandığını, ancak çevrelerindeki sivil mimarlık örneklerinin bütüncül olarak korunamadığını göstermektedir. 1958 Çarşı yangını sonrası uygulanan imar ve kentsel yenileme projelerinde, geleneksel ahşap dokunun yerine betonarme üzeri taş kaplama gibi taklit malzemelerin kullanılmasıyla özgünlüğün zarar gördüğü tespit edilmiştir. 1980'lerden sonra sit koruma anlayışının gelişmesiyle 13 farklı koruma amaçlı imar planı yürürlüğe konmuş ve Kale Sokak gibi öncü sokak sağlıklaştırma projeleri gerçekleştirilmiştir. Buna karşın, 2005 yılında yürürlüğe giren 5366 sayılı kanun sonrasında hız kazanan Doğanbey TOKİ ve Emirsultan kentsel dönüşüm projelerinde tarihi dokunun yerini çok katlı tekdüze bloklara bırakması, kentin siluetini ve sosyo-kültürel özgünlüğünü geri dönülemez biçimde bozmuştur.
Tartışma ve sonuç bölümünde yazar, Bursa'daki koruma uygulamalarının son yirmi yılda kentin çok katmanlı kimliğini dışlayan ve neredeyse sadece Osmanlı kimliğini öne çıkaran ideolojik ve seçici bir yaklaşıma büründüğünü savunmaktadır. Merinos Fabrikası, Santral Garaj gibi Erken Cumhuriyet dönemi modern mimari miras örneklerinin yıkılması ya da işlevsizleştirilmesi, kentsel bellek ve mirasın korunmasındaki samimiyetsizliği ortaya koymaktadır. Literatür açısından bu çalışma, yasal mevzuattaki değişimlerin pratik kentsel koruma uygulamalarındaki kırılmaları ve rant odaklı kentsel dönüşüm projelerinin tarihi kimlik üzerindeki yıkıcı etkilerini somut verilerle ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Gelecekteki koruma çalışmalarında sadece anıtsal yapıların değil, kentin kuzeyindeki Bursa Ovası'ndan güneyindeki Uludağ eteklerine kadar olan doğal ve kültürel peyzajın bir bütün olarak ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, bütüncül kentsel koruma, tarihi kent kimliğinin sürdürülebilirliği ve kentsel koruma mevzuatının tarihsel gelişimi teorik çerçevesine dayanmaktadır. Mimari mirasın bir toplumun sosyal tarihini belgeleyen bir unsur olduğu kabulüyle, yasal gelişmelerin yerel uygulamalara ve toplumsal farkındalığa yansımaları incelenmektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Türkiye'deki kentsel koruma tarihi, koruma yasalarının evrimi ve Bursa'nın kentsel dönüşümü üzerine geniş bir literatürü ele almaktadır. Özellikle Batur (1975), Madran (1997, 2002), Ahunbay (1996), Kuban (2001) ve Şahin Güçhan ve Kurul (2009) gibi yazarların koruma politikaları, mevzuat değişimleri ve bunların kentsel kimlik üzerindeki etkilerine dair çalışmaları tartışmanın zeminini oluşturmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Bursa tarihi kent merkezi sınırları içindeki Osmanlı dönemi sivil ve anıtsal mimari mirası ile Erken Cumhuriyet dönemi modern endüstriyel mirasını kapsayan fiziki ve yasal koruma dokümanları bütünüdür.
- Örneklem veya araştırma materyali
- 1951, 1973, 1983 ve 2004 yıllarında onaylanan dört temel Koruma Kanunu kapsamında Bursa yerelinde yürütülen tescil, restorasyon, rekonstrüksiyon ve imar planlaması uygulamalarıdır.
- Veri toplama süreci
- Kapsamlı literatür taramasının yanı sıra belediyeler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve bölge koruma kurullarının kurumsal arşivlerinden elde edilen haritalar, plan kararları, tescil raporları ve görsel belgelerdir.
- Veri analiz yöntemi
- Bursa'daki koruma faaliyetlerinin yasal mevzuattaki değişimlerle olan ilişkisini kuran kronolojik analiz yaklaşımı ve yasal-pratik uygulamaların kesişimini gösteren tematik matris değerlendirmesidir.
SürdürülebilirlikOsmanlı Kent KimliğiKoruma KanunlarıKentsel Sit AlanıEndüstriyel MirasKentsel DönüşümÇok Katmanlı Kent Kimliği
01Bursa'da Cumhuriyet'in ilk on yılında ulusal kimliği tarihsel geçmişe dayandırma çabasıyla birlikte Osmanlı anıtsal yapıları koruma ve müzecilik faaliyetlerinin odağı haline gelmiş, Yeşil Medrese restorasyon projesinin ardından 1930 yılında arkeoloji müzesi olarak yeniden işlevlendirilmiştir(Çakıcı, 2023).
021951 yılında kurulan GEEAYK ile birlikte Türkiye'deki taşınmaz kültür varlıklarının tescil ve restorasyon yetkisi merkezi bir yüksek kurula verilmiş, Venice Charter (1964) gibi uluslararası tüzüklerin etkisiyle çağdaş malzeme kullanımı restorasyon ilkelerine dahil edilmiştir(Çakıcı, 2023).
031983 yılında yürürlüğe giren 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, tarihi sit alanları için imar planlarının tasarlanması ve onaylanması süreçlerini kökten revize ederek planlama hiyerarşisini dönüştürmüştür(Çakıcı, 2023).
041958 yılındaki büyük 'Çarşı Yangını' sonrasında Luigi Piccinato tarafından hazırlanan imar planı önerisi, kentsel ölçekte bütüncül bir yaklaşımdan yoksun olsa da Bursa'nın tarihi ticaret merkezi için koruma amaçlı imar planlarına temel oluşturan altlık haritayı sağlamıştır(Çakıcı, 2023).