İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2026

Erken Cumhuriyet Döneminde Kültürel Mirasın Korunması: Türkiye'de Hukuki, Toplumsal ve Kültürel Yaklaşımlar (1923-1938)

THE PRESERVATION OF CULTURAL HERITAGE IN THE EARLY REPUBLICAN PERIOD: LEGAL, SOCIAL, AND CULTURAL APPROACHES IN TURKEY (1923–1938)

Okur sorusu

Erken Cumhuriyet Dönemi'nde kültürel miras koruma yaklaşımları nelerdir?

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren 1923-1938 yılları arasında kültürel mirasın korunması, yeni ulus-devletin ideolojik ve sosyo-kültürel inşasında merkezi bir araç olarak işlev görmüştür.

Öne çıkanlar

  • Erken Cumhuriyet dönemi, Osmanlı'dan devralınan miras koruma yaklaşımında köklü bir dönüşümle karakterize edilmiştir; bu dönüşüm, ulusal kimlik inşası ve modernleşme hedefleri doğrultusunda devlet merkezli bir koruma anlayışına odaklanmıştır.
  • Cumhuriyet döneminin ilk yıllarındaki yasal düzenlemeler ve kurumsal yapılanmalar, kültürel mirasın korunmasını devlet politikası haline getirmiş ve Atatürk'ün doğrudan müdahaleleriyle bu süreç bilimsel bir temele oturtulmuştur.
  • Arkeolojik kazılar ve müze faaliyetleri, Cumhuriyet döneminde Türk tarihini eski Anadolu medeniyetleriyle ilişkilendirerek milli kimliğin inşası ve Batı merkezli tarih anlatılarına karşı bir stratejik araç olarak kullanılmıştır.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Mehmet Koca
Dergi / alan
Beşerî Bilimler
Yıl
2026
Örneklem
431, 677, 1580, 430, 825, 1057, 2527 ve 2530 sayılı Kanunlar, 1922 tarihli 'Müzeler ve Asar-ı Atika Hakkında Talimat' gibi yasal düzenlemeler; Türk Tarih Kurumu, Dil ve…
Veri kaynakları
Çalışma, döneme ait resmi gazete kayıtları, kanunlar, tüzükler, kurumsal raporlar, arşiv belgeleri ve akademik yayınlar gibi birincil ve ikincil tarihi kaynakların sistematik…
Analiz yöntemi
Toplanan veriler, Erken Cumhuriyet dönemindeki kültürel miras koruma yaklaşımlarının tarihsel bağlam içinde hukuki, kurumsal ve sosyo-kültürel boyutlarıyla değerlendirilmesini…

İnceleme özeti

Kültürel mirasın korunması, toplumların geçmişleriyle kurdukları süreklilik bağını somutlaştıran ve ulusal kimliğin inşasında stratejik rol oynayan dinamik bir süreçtir. Türkiye bağlamında, Osmanlı Devleti'nin son döneminde Asar-ı Atika nizamnameleriyle başlayan yasal ve kurumsal düzenlemeler, Erken Cumhuriyet Döneminde (1923-1938) yeni ulus-devletin meşruiyet zeminini güçlendiren ve modernleşme hedefleriyle doğrudan bütünleşen bir nitelik kazanmıştır. Bu dönemde Anadolu coğrafyasındaki çok katmanlı medeniyet mirasının nasıl tanımlanacağı, hangi yasal mekanizmalarla güvenceye alınacağı ve toplumda nasıl bir tarih bilinci oluşturulacağı temel araştırma sorunu olarak öne çıkmaktadır.

Çalışmanın temel amacı, 1923-1938 yılları arasında Türkiye'de kültürel mirasın korunmasına yönelik hukuki düzenlemeleri, kurumsal yapılanmaları ve toplumsal pratikleri tarihsel bağlamı içerisinde bütüncül bir yaklaşımla incelemektir. Nitel nitelikteki bu tarihsel araştırmada, dönemin Resmi Gazete metinleri, kanun ve nizamnameler, arşiv belgeleri, Atatürk'ün söylev ve telgrafları ile ikincil kaynaklar nitel içerik ve doküman analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Osmanlı'dan devredilen mevzuat birikiminin Cumhuriyet'in seküler, ulusal ve modern kurumsal yapısıyla nasıl dönüştürüldüğü aşamalı olarak ele alınmıştır.

Araştırma bulguları, 1923-1938 döneminde koruma politikalarının üç ana eksende biçimlendiğini göstermektedir. Hukuki alanda Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 677 sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunu, 825 sayılı Ceza Kanunu ve Belediye Kanunu gibi düzenlemelerle vakıf ve hanedan mülkiyetindeki kültür varlıkları kamu mülkiyetine geçirilmiş ve koruma altına alınmıştır. Kurumsal düzeyde Maarif Vekaleti bünyesindeki Hars Müdürlüğü, Abideleri Muhafaza Heyeti, Türk Tarih Kurumu, İstanbul Üniversitesi Türk Arkeoloji Enstitüsü ve DTCF gibi yapılar bilimsel ve akademik altyapıyı kurmuştur. Toplumsal alanda ise Halkevleri ve Türkiye Turing Kulübü gibi örgütlenmeler yerel bilinci ve uluslararası tanıtımı desteklemiştir.

Elde edilen sonuçlar, Erken Cumhuriyet Dönemi koruma politikalarının yalnızca teknik bir muhafaza eylemi olmadığını, aksine ulus-devletin kültürel ve ideolojik kuruluşunun temel taşlarından biri olduğunu ortaya koymaktadır. Avrupa'daki kademeli ve bilim odaklı gelişimin aksine, Türkiye'de koruma süreci devlet eliyle ve ulusal meşruiyet ihtiyacıyla hızlandırılmıştır. Bu çalışma, mevzuat, müzecilik, arkeoloji ve sivil toplum boyutlarını tek bir analitik çerçevede birleştirerek Erken Cumhuriyet koruma tarihçiliğine bütüncül bir katkı sunmakta ve sonraki araştırmalar için zengin bir referans kaynağı oluşturmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, kültürel mirasın korunmasını ulus-devlet inşası, toplumsal hafızanın biçimlendirilmesi ve modernleşme ideolojisiyle ilişkilendiren tarihsel ve kurumsal analiz yaklaşımına dayanmaktadır. Kültürel varlıklar yalnızca korunan ögeler olarak değil, ulusal kimliğin meşruiyet kaynakları olarak ele alınmıştır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma; Osmanlı Asar-ı Atika nizamnamelerinden Cumhuriyet dönemi kanunlarına geçen hukuki süreci (Madran, Çal, Mumcu), Atatürk dönemi müzecilik ve arkeoloji politikalarını (Önder, Arsebük, Özgünel), Türk Tarih Tezinin kurumsal yansımalarını (İnan, Başgelen) ve Halkevleri ile Turing Kulübü gibi sivil/yarı-resmi örgütlenmelerin katkılarını içeren geniş bir literatürü sentezlemektedir.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışma, Türkiye'de Erken Cumhuriyet Döneminde (1923-1938) kültürel mirasın korunmasına yönelik geliştirilen hukuki, kurumsal ve toplumsal yaklaşımları bütüncül bir tarihsel çerçevede incelemeyi amaçlamaktadır (Koca, 2026).

Yöntem ve yaklaşım

Bu çalışma, Erken Cumhuriyet Döneminde kültürel mirasın korunmasına yönelik hukuki, kurumsal ve toplumsal yaklaşımları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirerek, müze faaliyetlerini, arkeolojik kazıları, envanter çalışmalarını ve sivil kültürel örgütlerin rolünü tarihsel bağlamında analiz etmiştir (Koca, 2026).

Evren veya inceleme alanı
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yılları olan 1923-1938 arasındaki kültürel mirasın korunmasına yönelik hukuki düzenlemeler, kurumsal yapılar ve toplumsal uygulamalardır.
Örneklem veya araştırma materyali
431, 677, 1580, 430, 825, 1057, 2527 ve 2530 sayılı Kanunlar, 1922 tarihli 'Müzeler ve Asar-ı Atika Hakkında Talimat' gibi yasal düzenlemeler; Türk Tarih Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Halkevleri ve Türkiye Turing Kulübü gibi kurumsal yapıların faaliyetleri.
Veri toplama süreci
Çalışma, döneme ait resmi gazete kayıtları, kanunlar, tüzükler, kurumsal raporlar, arşiv belgeleri ve akademik yayınlar gibi birincil ve ikincil tarihi kaynakların sistematik incelenmesi yoluyla veri toplamıştır.
Veri analiz yöntemi
Toplanan veriler, Erken Cumhuriyet dönemindeki kültürel miras koruma yaklaşımlarının tarihsel bağlam içinde hukuki, kurumsal ve sosyo-kültürel boyutlarıyla değerlendirilmesini sağlayan bir tarihsel ve tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Bu analiz, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişteki süreklilik ve değişimleri yorumlamıştır.
Kültürel MirasKorumaKurumsallaşmaMevzuatMüzecilikArkeolojiMilli KimlikModernleşme

Bulgular

  1. Erken Cumhuriyet dönemi, Osmanlı'dan devralınan miras koruma yaklaşımında köklü bir dönüşümle karakterize edilmiştir; bu dönüşüm, ulusal kimlik inşası ve modernleşme hedefleri doğrultusunda devlet merkezli bir koruma anlayışına odaklanmıştır (Koca, 2026).

  2. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarındaki yasal düzenlemeler ve kurumsal yapılanmalar, kültürel mirasın korunmasını devlet politikası haline getirmiş ve Atatürk'ün doğrudan müdahaleleriyle bu süreç bilimsel bir temele oturtulmuştur (Koca, 2026).

  3. Arkeolojik kazılar ve müze faaliyetleri, Cumhuriyet döneminde Türk tarihini eski Anadolu medeniyetleriyle ilişkilendirerek milli kimliğin inşası ve Batı merkezli tarih anlatılarına karşı bir stratejik araç olarak kullanılmıştır (Koca, 2026).

  4. Türk Tarih Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Halkevleri ve Türkiye Turing Kulübü gibi akademik ve sivil kuruluşlar, kültürel mirasın bilimsel yöntemlerle incelenmesine, korunmasına ve geniş halk kitlelerine yayılmasına önemli katkılar sağlamıştır (Koca, 2026).

Tartışma ve sonuç

Çalışma, Erken Cumhuriyet döneminde kültürel mirasın korunmasına yönelik yaklaşımların sadece teknik bir mesele olmaktan öte, ulus-devletin inşasında ideolojik ve sosyo-kültürel bir araç olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Bu dönemde benimsenen devlet merkezli koruma politikaları, Osmanlı'dan devralınan mirası yeni rejimin modernleşme ve ulusal kimlik oluşturma hedefleri doğrultusunda yeniden yorumlamış, böylece kültürel varlıklar geçmiş ile bugünü bağlayan ve milli belleği şekillendiren temel unsurlar olarak konumlandırılmıştır. Avrupa'daki koruma anlayışının aksine, Türkiye'deki uygulamalar dış müdahalelere karşı bir savunma ve milli egemenliği pekiştirme aracı olarak öne çıkmıştır.

Hukuki düzenlemeler ve kurumsal yapılanmalar bu dönüşümün temelini oluşturmuştur. 1924'teki Hilafetin İlgası Kanunu ile Osmanlı hanedanına ait varlıkların devlete devri, ardından gelen Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu gibi yasalar, mirasın kamu mülkiyetine geçişini sağlamıştır. Atatürk'ün doğrudan müdahaleleriyle, özellikle Konya ziyareti sonrası yapılan yönlendirmeler, kültürel mirasın korunmasını bilimsel ilkelere dayalı, sistematik bir devlet politikası haline getirmiştir. Ancak, farklı kurumlar arasındaki yetki dağılımı, entegre bir koruma sisteminin tam anlamıyla tesis edilmesinde başlangıçta zorluklar yaşandığını da göstermektedir.

Arkeoloji ve müzecilik, milli kimlik inşasında stratejik bir rol oynamıştır. Cumhuriyet dönemi, arkeolojik araştırmaları Türk tarihini eski Anadolu medeniyetleriyle ilişkilendirme ve Batı merkezli tarih anlatılarına karşı koyma aracı olarak görmüştür. Yeni müzelerin kurulması (Ankara Etnografya Müzesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi) ve Ayasofya gibi tarihi yapıların müzeye dönüştürülmesi, kültürel mirasın toplumsal alana açılarak milli bilincin güçlendirilmesini hedeflemiştir. Bu dönemde Avrupa'ya öğrenci gönderilmesi ve Nazi rejiminden kaçan bilim insanlarının Türkiye'ye davet edilmesi, arkeoloji ve müzecilik alanında bilimsel kapasitenin artırılmasına önemli katkılar sunmuştur.

Çalışma, Türk Tarih Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi gibi akademik kuruluşların yanı sıra Halkevleri ve Türkiye Turing Kulübü gibi sivil toplum örgütlerinin kültürel mirasın korunması ve tanıtılmasındaki rolünü vurgulamaktadır. Bu kuruluşlar, hem bilimsel araştırmaları destekleyerek uzman personel yetiştirilmesine katkıda bulunmuş hem de kültürel mirasın geniş halk kitlelerine ulaşmasını sağlamıştır. Makale, bu çok boyutlu yaklaşımın Erken Cumhuriyet döneminde kültürel mirasın sadece korunması değil, aynı zamanda ulusal kimliğin görünür kılınması ve toplumsal bütünlüğün sağlanmasında hayati bir rol oynadığını bütüncül bir şekilde analiz etmektedir.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Avrupa'da kültürel mirasın korunması Rönesans ve Aydınlanma ile estetik değerler ve toplumsal katılım çerçevesinde gelişirken, Türkiye'de bu süreç Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişte dış müdahalelere karşı savunma ve ulus-devlet inşası aracı olarak ortaya çıkmıştır (Koca, 2026).

1925 tarihli Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılması Kanunu, bir yandan kültürel mirası devlet denetimine alırken, diğer yandan erken Cumhuriyet dönemi koruma politikalarının tam entegre bir yaklaşım sergileme konusundaki yapısal kısıtlamalarını ortaya koymuştur; bu durum, Madran'ın (1996) belirttiği gibi, kültürel mirasın korunmasında bütüncül bir yaklaşıma ulaşmanın zorluklarını göstermiştir (Koca, 2026).

Mevcut literatürde genellikle ayrı ayrı ele alınan hukuki düzenlemeler, kurumsal yapılar ve sosyal uygulamaların aksine, bu çalışma onları ortak bir analitik çerçevede değerlendirerek erken Cumhuriyet dönemi koruma politikalarının bütüncül bir perspektifle yeniden ele alınmasını sağlamıştır (Koca, 2026).

Yazarların ulaştığı sonuç

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren 1923-1938 yılları arasında kültürel mirasın korunması, yeni ulus-devletin ideolojik ve sosyo-kültürel inşasında merkezi bir araç olarak işlev görmüştür. Bu süreçte geliştirilen yasal, kurumsal ve sosyal önlemler ülkenin modern kültürel çerçevesini şekillendirirken, kültürel mirasın geçmişle bugünü birleştiren ve milli kimliği besleyen temel unsurlar olarak konumlandırılmasını sağlamıştır. Makale, bu dönemi bütüncül bir perspektifle ele alarak, literatürde genellikle ayrı incelenen farklı yaklaşımları bir araya getirmiş ve erken Cumhuriyet dönemi koruma politikalarının devlet inşasındaki rolünü geniş bir bağlamda değerlendirmiştir (Koca, 2026).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, Erken Cumhuriyet Döneminde (1923–1938) kültürel mirasın korunmasına dönük yasal, kurumsal ve sosyo-kültürel yaklaşımları bütüncül bir çerçevede çözümleyerek tarihsel sosyoloji ve kültürel miras mevzuatı literatüründe birleştirici bir işlev üstlenmektedir. Konuyu tek başına yasal düzenlemeler ya da yalnızca müzecilik tarihi sınırlarına hapsetmek yerine, ulus-devlet inşası, sekülerleşme ve modernleşme ideolojisi ile olan doğrudan etkileşimini görünür kılmaktadır. Yazar, Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan idari ve hukuki birikimin rejim değişikliği sonrasında nasıl dönüştürüldüğünü ve koruma politikalarının ulusal kimlik inşasındaki temsil rolünü nitel analiz yöntemleriyle literatüre sunmaktadır.

Çalışma, Emre Madran ve Halit Çal gibi araştırmacıların Cumhuriyet dönemi koruma örgütlenmesi ile eski eser politikalarına dair yaptığı öncül hukuksal ve kurumsal tespitleri temel almaktadır. Bununla birlikte, mevcut literatürdeki parçalı yapıyı aşarak yasal mevzuatı, Türk Tarih Kurumu ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi gibi akademik organları, Halkevleri ile Türkiye Turing Kulübü gibi sivil yapılanmaları aynı analitik düzlemde buluşturmaktadır. Önceki çalışmalardan farklı olarak, kültürel varlıkların sadece teknik anlamda muhafazasıyla sınırlı kalmayıp, Batı merkezli tarih anlatılarına karşı bir ulusal kimlik ve tarihsel meşruiyet aracı olarak nasıl kurgulandığını kuramsal bir derinlikle temellendirmektedir.

Literatür taraması yapacak araştırmacılar için bu eser, 1923–1938 yılları arasındaki kültürel miras politikalarının tek bir kaynak üzerinden çok boyutlu olarak haritalandırılmasını sağlamaktadır. Mevzuat değişikliklerinin, mülkiyet rejimindeki dönüşümlerin ve kurumlar arası yetki dağılımından kaynaklanan bürokratik aksamaların bütüncül dökümünü sunarak araştırmacılara tarihsel bir sentez imkânı vermektedir. Ayrıca arkeoloji ve müzeciliğin Erken Cumhuriyet döneminde ideolojik ve pedagojik bir araç olarak üstlendiği rolleri kanıtlarıyla sunarak, tarih, kamu yönetimi, mimarlık tarihi ve müzecilik alanında çalışanlar için nitelikli bir referans kaynağı oluşturmaktadır.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewErken Cumhuriyet döneminde kültürel mirasın korunması, yalnızca teknik bir koruma faaliyeti olmayıp ulus-devlet inşası ve modernleşme politikalarının stratejik bir unsuru olarak yürütülmüştür.

Tezin literatür taraması bölümünde, Türkiye'deki koruma politikalarının Batı'daki gelişimden farklı olarak devlet merkezli ve milli kimliği pekiştirici bir işlev gördüğünü vurgulamak için kullanılır (Koca, 2026).

Erken Cumhuriyet Dönemi Halkevleri Dergilerinde Kültürel Miras Söyleminin Nitel İçerik Analizi

Araştırma sorusu
1932–1940 yılları arasında yayımlanan Halkevi dergilerinde yerel tarih ve arkeolojik miras söylemi nasıl kurgulanmıştır?
Yöntem taslağı
Arşivde erişilebilen 90 aktif Halkevi şubesinin yayımladığı 15 farklı yerel dergi taranarak metinler eleştirel söylem analizi ve nitel içerik analizi yöntemleriyle incelenir. Örneklem doygunluğu sağlayan dergi sayıları çalışmaya dahil edilir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede Halkevleri History and Museum branches birimlerinin halkta koruma bilinci oluşturma ve yerel dergiler aracılığıyla yayın yapma görevi kaynak gösterilerek tasarlanmıştır (Koca, 2026).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve1925 tarihli ve 677 sayılı Kanun gibi yasal düzenlemeler, dini kurumların kapatılmasının yanı sıra kültürel varlıkların kamu mülkiyetine geçerek müzelere devredilmesini sağlamıştır.

Kültürel miras hukukunun gelişimi ve mülkiyet rejimindeki dönüşümler ele alınırken yasal metinlerin koruma alanındaki dolaylı ve doğrudan etkilerini açıklamak amacıyla referans verilir (Koca, 2026).

Erken Cumhuriyet Dönemi Mülkiyet Devirlerinin Taşınmaz Kültür Varlıklarına Etkisi: İstanbul Örneği

Araştırma sorusu
431 ve 677 sayılı yasalar ile kamuya devredilen Osmanlı vakıf mülklerinin 1923–1938 arası koruma ve kullanım durumları nasıl şekillenmiştir?
Yöntem taslağı
İstanbul bazında devredilen 50 anıtsal yapının tapu, envanter ve restorasyon arşiv kayıtları incelenerek nitel durum çalışması (case study) deseni uygulanır. Yapıların işlevsel dönüşümleri doküman analiziyle haritalandırılır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede 431 ve 677 sayılı yasalarla saray, köşk, tekke ve türbelerin devlete geçişinin koruma üzerindeki çift yönlü etkilerine dair yapılan tespitlerden türetilmiştir (Koca, 2026).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaAtatürk'ün 1931 yılındaki telgrafı ve doğrudan müdahaleleri, Abideleri Muhafaza Heyeti'nin kurulmasını sağlayarak koruma çalışmalarını bilimsel ve sistemli bir devlet politikasına dönüştürmüştür.

Tartışma bölümünde, koruma politikalarında liderlik ve devlet iradesinin kurumsallaşma süreçleri üzerindeki belirleyici rolünü örneklendirmek için kullanılır (Koca, 2026).

Yabancı Uzman Raporlarının Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Müzecilik Politikalarına Katkısı

Araştırma sorusu
1930'lu yıllarda Türkiye'ye davet edilen veya sığınan yabancı bilim insanlarının hazırladığı raporlar müze envanter ve restorasyon standartlarını nasıl etkilemiştir?
Yöntem taslağı
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi ve ilgili müze arşivlerindeki Almanca ve Fransızca uzman raporları tarihsel hermeneutik yöntemle çözümlenerek içerik analizine tabi tutulur.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin tartışma kısmında vurgulanan, yurt dışından gelen bilim insanlarının ve yurt dışına gönderilen öğrencilerin Türk arkeoloji ve müzeciliğine yaptığı katkı bulgusuna dayanmaktadır (Koca, 2026).

Kaynakça

  1. Arsebük, G. (1983). Dünden bugüne arkeoloji. In Cumhuriyet dönemi Türkiye ansiklopedisi (Cilt 1, ss. 66–75). İletişim Yayınları.
  2. Madran, E. (1996). Cumhuriyetin İlk Otuz Yılında (1920-1950) Koruma Alanının Örgütlenmesi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi, 16(1-2), 59-97.
  3. Koca, M. (2026). THE PRESERVATION OF CULTURAL HERITAGE IN THE EARLY REPUBLICAN PERIOD: LEGAL, SOCIAL, AND CULTURAL APPROACHES IN TÜRKİYE (1923–1938). . https://doi.org/10.54688/ayd.1736467

Bu konudaki diğer çalışmalar

Dil, Kültür ve TarihVaka çalışması · 2023

Osmanlı kent kimliği üzerine ne biliyoruz?

Bursa'da Cumhuriyet'in ilk on yılında ulusal kimliği tarihsel geçmişe dayandırma çabasıyla birlikte Osmanlı anıtsal yapıları koruma ve müzecilik faaliyetlerinin odağı haline gelmiş, Yeşil Medrese restorasyon projesinin ardından 1930 yılında arkeoloji müzesi olarak yeniden işlevlendirilmiştir.

Sermin Çakıcı · Kent Akademisi · Beşerî Bilimler

Dil, Kültür ve TarihVaka çalışması · 2023

Endüstriyel miras üzerine ne biliyoruz?

Bomonti Bira Fabrikası'nın yeniden işlevlendirilmesi sürecinde üst gelir grubuna hitap eden bir sosyalleşme alanına dönüşmesi, toplumsal katılımın ve sosyal sürdürülebilirliğin zayıf kaldığını, yapının geçmişteki üretim kimliği ve toplumsal belleği ile olan işlevsel bağının koptuğunu göstermektedir.

Aydanur YENEL · Kocaeli Üniversitesi Mimarlık ve Yaşam Dergisi · Beşerî Bilimler