Sinema, izleyiciye hayal ettiği geçmiş deneyimini sunarak tarihle güçlü duygusal bağlar kurma potansiyeline sahip güçlü bir anlatı sanatıdır. Sinema ve tarih ilişkisi bağlamında üretilen tarihsel filmler, salt geçmişteki olayları nesnel biçimde aktarmaktan ziyade, üretildikleri dönemin toplumsal kaygılarını, siyasi yönelimlerini ve kültürel atmosferini yansıtmaktadır. Bu durum, tarihsel filmlerin aslında dönemin sosyo-politik gerçekliklerinin birer yansıması olduğunu ve her sinematografik temsilin kaçınılmaz olarak kendi çağının izlerini taşıdığını göstermektedir. Dolayısıyla, aynı tarihsel olayın farklı dönemlerdeki sinematografik temsilleri, o toplumun geçirdiği zihniyet dönüşümlerini okumak adına kritik bir araştırma problemi teşkil etmektedir.
Bu makale, İstanbul'un fethi gibi Türkiye'nin ulusal bellek ve kimliğinde merkezi bir konuma sahip olan tarihsel bir dönüm noktasının sinemadaki dönüşümünü çözümlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Aydın Arakon'un yönettiği İstanbul'un Fethi (1951), Faruk Aksoy'un yönettiği Fetih 1453 (2012) ve Ersin Pertan'ın yönettiği Kuşatma Altında Aşk (1997) filmleri karşılaştırmalı bir analiz yöntemiyle ele alınmıştır. Çalışmada, filmlerin üretildiği tarihsel dönemler, hedef kitle analizleri, gişe beklentileri ve prodüksiyon süreçleri nitel bir yaklaşımla incelenmiştir. Araştırma tasarımı, resmi tarih anlatısına sadık kalan popüler gişe yapımları ile Batı kaynaklarından yararlanan ve bağımsız fonlarla desteklenen modernist yapımların karşılaştırılmasına dayanmaktadır.
Yapılan incelemeler, her üç filmin de çekildikleri dönemin siyasal iklimini ve egemen kimlik tanımlarını belirgin şekilde yansıttığını ortaya koymaktadır. 1951 yapımı İstanbul'un Fethi, dinsel motiflerin son derece zayıf olduğu, buna karşın seküler bir ulus-devlet anlayışını ve Türk Tarih Tezi'ni destekleyen bir Türk milliyetçiliğini ön plana çıkarmaktadır. Buna mukabil 2012 yapımı Fetih 1453, politik İslam'ın ve muhafazakarlaşmanın yükselişine paralel olarak dinsel söylemleri merkeze almakta, fethi Müslüman-Hristiyan savaşı olarak konumlandırarak Osmanlı popülizmini yüceltmektedir. Eurimages destekli bağımsız bir yapım olan Kuşatma Altında Aşk (1997) ise resmi tarih anlatısının dışına çıkarak kuşatmayı Bizans'ın içindeki insani ve siyasi çatışmalar üzerinden, fetihten ziyade bir düşüş perspektifiyle sunmaktadır.
Karşılaştırmalı analiz, popüler tarih filmlerinin yüksek prodüksiyon maliyetleri nedeniyle geniş kitleleri salonlara çekmek amacıyla toplumdaki egemen sosyo-politik değerleri yeniden üretmeye mecbur olduğunu doğrulamaktadır. Buna karşın, gişe baskısından ve devlet desteğinden bağımsız olarak uluslararası fonlarla üretilen filmlerin, egemen resmi tarih tezlerini eleştirebilme ve alternatif anlatılar sunabilme özgürlüğüne sahip olduğu görülmektedir. Bu bulgularla çalışma, sinema literatürüne sinemadaki tarih yazımının dönemsel ve ekonomik parametrelerle nasıl şekillendiğini gösteren somut bir katkı sunmaktadır. Araştırma, ulusal sinema tarihinin sosyo-politik dönüşümlerle olan organik bağını fethin temsilleri üzerinden göstererek alandaki teorik tartışmaları zenginleştirmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Bu çalışma, tarihsel filmleri birer görsel-işitsel tarih yazımı biçimi olarak kabul eden Marc Ferro'nun sinema-tarih teorisine dayanmaktadır. Ayrıca E. H. Carr'ın şimdiki zaman ile geçmiş arasındaki kesintisiz diyalog yaklaşımı, Hayden White'ın tarihsel anlatının kurgusal ve edebi doğasına yönelik kavramsallaştırmaları ve Leger Grindon'ın popüler tarihsel filmlerin geçmişi güncel toplumsal bakış açılarıyla yeniden ürettiğine dair kuramsal yaklaşımları analizin temelini oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, erken Cumhuriyet döneminin seküler ulus-devlet kimliğini destekleyen ve İslamiyet öncesi dönemi yücelten 'Türk Tarih Tezi' çerçevesindeki anlatılardan, 1950'lerden itibaren yükselen muhafazakarlık ve 2000'li yıllarda AK Parti iktidarıyla somutlaşan neo-liberal politik İslam sentezine kadar uzanan sosyo-politik dönüşüm literatürünü ele almaktadır. Sinema çalışmalarında ise Yeşilçam'daki gayrimüslim öteki temsilleri, popüler tarihi epiklerin gişe odaklı doğası ve Eurimages gibi uluslararası ortak yapım fonlarının sansürden ve gişe kaygısından bağımsız alternatif anlatılar üretilmesine sağladığı imkânlar tartışılmaktadır.