Yirminci yüzyılın başı, Doğu'nun iki büyük ve köklü imparatorluğu olan Osmanlı Devleti ile Qing Hanedanlığı'nın Batı emperyalizmi, sanayileşme ve anayasallık arayışları karşısında varlık mücadelesi verdiği kritik bir tarihsel eşiğe karşılık gelmektedir. Tarihsel ve sosyolojik açıdan benzer kaderleri paylaşan bu iki toplum, aynı dönemde Batılı devletlerin askeri, iktisadi ve siyasi nüfuz baskısına maruz kalmış; geleneksel yapılarından modern kurumlara geçiş sancılarını eşzamanlı olarak yaşamıştır. Bu bağlamda, Osmanlı seyyahı Karçınzade Süleyman Şükrü'nün Çin coğrafyasına ilişkin izlenimleri ile Çinli devlet adamı ve reformcu Kang Youwei'in Osmanlı topraklarındaki gözlemleri, her iki imparatorluğun dönüşüm sancılarını içeriden ve dışarıdan bir gözle belgelemesi bakımından akademik literatürde özgün bir karşılaştırma olanağı sunmaktadır.
İncelemenin temel amacını, Süleyman Şükrü'nün Seyahatü'l Kübra ve Kang Youwei'in Türk Seyahatnamesi adlı eserleri üzerinden iki imparatorluğun siyasi, askeri, mimari, toplumsal ve kültürel yapılarındaki benzerlik ile farklılıkların nitel bir yaklaşımla ortaya konulması oluşturmaktadır. Araştırmada karşılaştırmalı analiz yöntemi ana omurga olarak benimsenmiş; bunun yanı sıra birincil kaynak niteliğindeki seyahatname metinlerinin taranması, içerik incelemesi ve nitel metin analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışmada Süleyman Şükrü'nün 1906 yılındaki Çin seyahatinde tuttuğu ayrıntılı notlar ile Kang Youwei'in 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği günlerde İstanbul'da gerçekleştirdiği gözlemler sistematik temalar altında karşılaştırılmıştır.
Elde edilen bulgular, her iki seyyahın da kendi ülkeleri ile ziyaret ettikleri coğrafya arasındaki paralellikleri ve aksaklıkları açıkça saptadığını göstermektedir. Süleyman Şükrü, Şanghay, Pekin ve Tianjin gibi kentlerde Avrupalıların imtiyazlı ve gelişmiş mahalleleri ile Çinlilerin yaşadığı bakımsız mahalleler arasındaki uçurumu vurgulamış; afyon kullanımı ve toplumsal atalet nedeniyle Qing Hanedanlığı'nın çöküşe sürüklendiğini ifade etmiştir. Kang Youwei ise İstanbul'daki yabancı elçiliklerin aşırı nüfuzunu, Osmanlı kamu borçlarını, sokakların kirliliğini ve caddelerdeki sahipsiz köpekleri eleştirmiş; bununla birlikte Osmanlı askeri yapısını, modern okul binalarını ve Ayasofya gibi mimari şaheserleri hayranlıkla kaydetmiştir. Kang, kendisini Midhat Paşa ile özdeşleştirerek kanun ve reform vurgusu yaparken, Şükrü Çin'deki Müslüman nüfus ve cami varlığına odaklanmıştır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında vurgulandığı üzere, her iki seyyahın gözlem perspektifindeki temel farklılık onların mesleki ve ideolojik arka planlarından kaynaklanmaktadır. Kang Youwei, yüksek düzeyli bir Qing devlet adamı ve reformcu sıfatıyla Osmanlı deneyiminden Çin'in kurtuluşu için siyasi dersler çıkarmaya çalışmış ve iki devleti sürekli mukayese etmiştir. Sürgün edilmiş bir Osmanlı memuru olan Süleyman Şükrü ise kişisel ve dini duyarlılıklarla hareket ederek doğrudan sistemik karşılaştırmalara girmekten kaçınmış, ancak örtük eleştiriler sunmuştur. Eserlerin literatür taramasındaki temel değeri, Doğu-Doğu karşılaşması bağlamında Batı emperyalizmine paralel yanıtlar veren iki imparatorluğun yirminci yüzyıl başındaki toplumsal ve kurumsal durumunu birincil gözlemlerle doğrulamaya imkân sağlamasıdır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, nitel tarihsel metin analizi ve karşılaştırmalı edebiyat/tarih yaklaşımına dayanmaktadır. Karşılıklı algı ve seyahatname türünün tarihsel bir belge olarak kullanımı çerçevesinde, Osmanlı ve Çin modernleşmesinin paralel krizleri nitel metin tarama ve içerik çözümlemesi teknikleriyle ele alınmıştır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Osmanlı ve Çin seyahatname geleneğine dair M. Coşkun, M. N. Özerdim, Y. Mei ve S. He gibi araştırmacıların kuramsal sınıflandırmalarını temel almakta; Kang Youwei'in reformcu kimliği ve Türkiye seyahatine ilişkin G. Kirilen ve G. Fidan'ın çalışmalarını literatür bağlamına dahil etmektedir.