İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2024

Osmanlı İmparatorluğu'nda Tıbb-ı Cedid'i Kim 'Yasakladı'?

Who “Banned” New Medicine in the Ottoman Empire?

Okur sorusu

Osmanlı İmparatorluğu'nda 1703 tarihli ferman tıbb-ı cedidi yasaklamış mıdır ve arşiv belgeleri bu durumu nasıl göstermektedir?

Bu çalışmada, 1703 tarihli fermanın II. Mustafa dönemine ait olduğu ve tıbb-ı cedidi yasaklamadığı, aksine ehliyetsiz yabancı hekimleri denetlemeyi amaçlayan bir piyasa düzenlemesi olduğu gösterilmiştir. Arşiv kayıtları, mesleğin esnaf karakterini ve gedik sistemini ortaya koymaktadır.

Kaynak izi: (Yerlioğlu, 2024)

Öne çıkanlar

  • 1703 tarihli fermanın III. Ahmed dönemine ait olduğu yönündeki yaygın tarihleme hatası, belgenin transkripsiyonundaki yanlışlıktan kaynaklanmaktadır.
  • Osmanlı devlet idaresi tıbb-ı cedidi veya kimyasal tıp uygulamalarını hiçbir zaman topyekûn yasaklamamıştır.
  • Hekimler ve cerrahlar çarşı pazar ekonomisi içinde esnaf olarak değerlendirilmiş, dükkânları gedik ve ihtisap kurallarıyla denetlenmiştir.
  • Söz konusu ferman, ideolojik bir bilim karşıtlığından ziyade hatalı uygulamalar yapan ehliyetsiz yabancı hekimlere yönelik güvenlik tedbiridir.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Akif Ercihan Yerlioğlu
Dergi / alan
Osmanlı Araştırmaları · Beşerî Bilimler
Yıl
2024
Örneklem
Sultan II. Mustafa dönemine ait 1703 tarihli mühimme defteri kaydı (BOA, A.DVNS.MHM.d 114/730) ile 1700 ve 1729 yıllarına ait tabip ve cerrah teftiş kayıtları.
Veri kaynakları
Osmanlı Arşivi (BOA) belgeleri, Berlin Devlet Kütüphanesi'ndeki yazma kronikler ve Ahmet Refik Altınay'ın İstanbul Hayatı sergisindeki transkripsiyonlar.
Analiz yöntemi
Arşiv belgelerinin diplomatik tahlili, transkripsiyon hatalarının mukayeseli incelemesi ve tıp tarihi literatüründeki ikincil kaynakların eleştirel karşılaştırması.

İnceleme özeti

Erken modern Osmanlı tıp tarihi araştırmalarında, devletin bilimsel yeniliklere ve yeni tıbbi yaklaşımlara karşı takındığı tavır sıklıkla resmi fermanlar üzerinden değerlendirilmiştir. Ancak ikincil literatürde yerleşmiş olan bazı temel kronolojik ve metinsel kabuller, Osmanlı devletinin tıbbi yenilikleri (Tıbb-ı Cedid) topyekûn yasakladığı yönünde hatalı çıkarımlara zemin hazırlamıştır. Özellikle 18. yüzyılın başlarına ait denetim belgelerinin bağlamından koparılarak okunması, Osmanlı yönetiminin bilimsel gelişmelere direnç gösterdiği yönündeki Doğubilimci veya teleolojik tarih tezlerini beslemiştir. Bu alan bağlamında temel sorun, tıbbi düzenleme fermanlarının ideolojik bir doktrin yasağı mı yoksa kamu sağlığını ve çarşı-pazar dengesini gözeten sosyo-ekonomik denetimler mi olduğunun açıkça ayırt edilememiş olmasıdır.

Bu araştırma, Osmanlı Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimme Defterleri kayıtları ve dönemin kronikleri ışığında, 1703 tarihli fermanın metinsel ve tarihsel bağlamını yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Metodolojik olarak nitel arşiv araştırması ve eleştirel historiografik çözümleme yöntemleri benimsenmiştir. Çalışmada ilk olarak Ahmet Refik Altınay'ın Hicrî On İkinci Asırda İstanbul Hayatı adlı eserindeki transkripsiyon hatası takip edilerek, 1704 (Hicri 1116) olarak bilinen belgenin aslında Sultan II. Mustafa saltanatının son günlerine, Haziran 1703 (Hicri Muharrem 1115) tarihine ait olduğu saptanmıştır. Ayrıca hekim ve cerrah dükkânlarının erken modern İstanbul pazarlarındaki esnaf statüsü ve gedik sistemi içerisindeki kurumsal işleyişi sosyo-ekonomik açıdan analiz edilmiştir.

Araştırmanın bulguları, 1703 fermanının Tıbb-ı Cedid doktrinini ya da Paracelsusçu kimyasal tıbbı külliyen yasaklamadığını, Edirne'de yetkisiz bir hekimin hatalı tedavisi sonuçu bir saray katibinin ölmesi üzerine başlatılan münferit bir liyakat denetimi olduğunu göstermektedir. Fermanın asıl hedefi, yetkinliği hekimbaşı imtihanıyla kanıtlanmamış, izinsiz dükkân açan ve ehliyetsiz ilaç kullanan Avrupa menşeili 'sahte hekimler' olmuştur. Osmanlı yönetimi hekim dükkânlarını çarşı pazarın bir parçası, hekimleri ise esnaf zümresi olarak değerlendirmiştir. 1729 tarihli sonraki fermanlar da kimyasal tıbba yönelik bir yasağın kaldırılması değil, hekim dükkânlarının sayısını sınırlayan bekleme listesi (beş nefer mülazim) ve gedik sisteminin tıbbi mesleklere uyarlanması niteliğindedir.

Sonuç olarak çalışma, Osmanlı devletinin tıbbi alana müdahalesinin ideolojik veya doktrinel bir yasaklama olmadığını, aksine mesleki ehliyet denetimi ve piyasa düzenlemesine dayandığını kanıtlamaktadır. Bu tespit, erken modern Osmanlı bilim tarihinin şematik karşıtlıklar (gelenekçi-yenilikçi) yerine esnaf lonca dinamikleri ve kamu sağlığı politikaları çerçevesinde incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Osmanlı tıp tarihi üzerine çalışan araştırmacılar için bu inceleme, ikincil derlemelerdeki tarih ve transkripsiyon verilerinin birincil arşiv belgeleriyle doğrulanmasının hayati önemini göstermekte ve tez/makale çalışmalarında Osmanlı tıp kurumsallaşmasının iktisadi boyutunu dikkate alan yeni bir perspektif sunmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, Osmanlı tıbbi ve iktisadi kurumlarının incelenmesinde eleştirel arşivsel analiz, hisbe/ihtisab hukuku kuramsal yaklaşımı ve gedik düzeni sosyo-ekonomik pazar analizi çerçevesini kullanmaktadır. Sağlık uygulayıcılarının yalnız tıbbi uzmanlar değil, aynı zamanda pazarda hizmet sunan esnaf zümresi olduğu kabulüne dayanmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, Ahmet Refik Altınay'ın İstanbul Hayatı derlemesindeki hatalı transkripsiyonu esas alan Abdülhak Adnan Adıvar, Bernard Lewis, Nil Akdeniz Sarı, Osman Şevki Uludağ ve Harun Küçük gibi araştırmacıların eserlerindeki historiografik kabulleri eleştirel biçimde incelemekte, Markus Köhbach'ın 1703 fermanının arka planına dair tespitlerini Osmanlı arşiv belgeleriyle derinleştirmektedir.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı, Osmanlı tıp tarihi literatüründe sıklıkla atıf yapılan 1703 tarihli fermanın yanlış tarihlendirilmesini düzeltmek ve tıbbi dükkânların 18. yüzyıl sosyo-ekonomik pazar bağlamındaki esnaf karakterini ortaya koyarak Tıbb-ı Cedid'in topyekûn yasaklanmadığını göstermektir (Yerlioğlu, 2024).

Yöntem ve yaklaşım

Bu nitel ve arşivsel tarih çalışmasında, Osmanlı arşiv belgeleri ile ikincil literatür arasındaki tarihlendirme hatalarının izi sürülmüş ve hekim dükkânlarının sosyo-ekonomik bağlamı çözümlenmiştir (Yerlioğlu, 2024).

Evren veya inceleme alanı
17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın başındaki Osmanlı merkezi ve taşra idaresine ait mühimme defterleri, siciller, narh ve kanunnameler ile dönem kronikleri.
Örneklem veya araştırma materyali
Sultan II. Mustafa dönemine ait 1703 tarihli mühimme defteri kaydı (BOA, A.DVNS.MHM.d 114/730) ile 1700 ve 1729 yıllarına ait tabip ve cerrah teftiş kayıtları.
Veri toplama süreci
Osmanlı Arşivi (BOA) belgeleri, Berlin Devlet Kütüphanesi'ndeki yazma kronikler ve Ahmet Refik Altınay'ın İstanbul Hayatı sergisindeki transkripsiyonlar.
Veri analiz yöntemi
Arşiv belgelerinin diplomatik tahlili, transkripsiyon hatalarının mukayeseli incelemesi ve tıp tarihi literatüründeki ikincil kaynakların eleştirel karşılaştırması.
Tıbb-ı cedidGedikİhtisapHekimbaşılıkEsnaf

Bulgular

  1. Ahmed Refik Altınay tarafindan yayimlanan 1703 tarihli ferman metnindeki transkripsiyon hatasi, belgenin tarihini II Mustafa doneminden III. Ahmed donemine tasimistir. (Yerlioğlu, 2024).

  2. Fermanda yer alan yeni ilaclara ilişkin supheli ton, ikincil literatürsucler tarafindan Osmanli'da yeni tibbin topyekun yasaklandigi seklinde yanlis yorumlanmistir (Yerlioğlu, 2024).

  3. On sekizinci yuzyil basinda hekim dukanlari carsidaki diğer esnaf gibi ele alinmis ve tibbi uygulamalar piyasa düzenlemeleri kapsaminda denetlenmistir (Yerlioğlu, 2024).

  4. Herhangi bir tibbi anlaysin takipcilerine yonelik sistematik bir baski veya toptan yasaklama oldugunu destekleyen hicbir arsivsel kanıt bulunmamaktadir (Yerlioğlu, 2024).

Tartışma ve sonuç

Osmanlı tıp tarihi çalışmalarında uzun süredir tekrarlanan 1703 tarihli fermanın III. Ahmed dönemine ait olduğu yönündeki yaygın kabul, ikincil kaynaklardaki transkripsiyon hatalarından kaynaklanmaktadır. Yazar, bu belgenin aslında II. Mustafa döneminin son aylarında, Haziran 1703'te çıkarıldığını arşiv kayıtlarıyla kanıtlamaktadır. Bu tarihlendirme hatası, belgenin bağlamının yanlış yorumlanmasına ve Osmanlı yönetiminin bilimsel yeniliklere karşı geride kalmış bir direnç sergilediği tezinin güç kazanmasına yol açmıştır.

Fermandaki ifadelerin sert tonu, bazı araştırmacılar tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nda Paracelsusçi kimyasal tıp ve tıbb-ı cedid anlayışının topyekûn yasaklandığı şeklinde yorumlanmıştır. Ancak yazar, belgenin hedefinde tüm yeni tıp akımının değil, Edirne'de bir saray katibinin ölümüyle sonuçlanan hatalı uygulamalar yapan ehliyetsiz yabancı hekimlerin bulunduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla buradaki müdahale, kuramsal bir öğretiye karşı ideolojik bir yasaktan ziyade kamusal güvenliği sağlama amacını taşımaktadır.

Çalışma, hekim dükkânlarını on sekizinci yüzyıl sosyo-ekonomik pazar yapısı içinde ele alarak önemli bir perspektif sunmaktadır. Hekimler ve cerrahlar, tıpkı diğer esnaf grupları gibi gedik ve ihtisap sistemine tabi tutulmuş, dükkân açma ve çalışma izinleri merkezi otorite tarafından denetlenmiştir. Hekimlik mesleğinin bu ikili karakteri, yani hem bir sağlık hizmeti sunucusu hem de çarşı esnafı olması, devletin bu tür fermanlarla piyasa nizamını korumaya çalıştığını açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak, Osmanlı merkezi idaresinin tıbb-ı cedide veya herhangi bir yabancı tıp okuluna karşı sistematik bir baskı politikası izlediğine dair somut bir arşiv verisi bulunmamaktadır. 1703 fermanı ve 1729 tarihli sonraki düzenlemeler, devletin temel kaygısının ehliyetsiz pratisyenleri elemek ve dükkân sayılarını kontrol altında tutmak olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, Osmanlı bilim ve tıp tarihinde yanlış bilinen bazı kabullerin gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Abdülhak Adnan Adıvar, eserinde Nuh Efendi'nin başhekimlik görevine III. Ahmed döneminde geldiğini belirtmiş ve 1703 tarihli fermanı yanlış tarihlendirilmiş metin üzerinden aktararak yeni tıp uygulamalarının cahil hekimler elinde kötü sonuçlar verdiğini savunmuştur (Yerlioğlu, 2024).

Harun Küçük, 1703 fermanını Ahmed III dönemine ve bu tarihteki siyasi olaylara bağlayarak sarayın tıbb-ı cedidi yasakladığını öne sürmüş, ancak yazar bu çalışmada belgenin II. Mustafa dönemine ait olduğunu ve metnin bir yasaktan ziyade ehliyetsiz denetimi amaçladığını göstermiştir (Yerlioğlu, 2024).

Yazarların ulaştığı sonuç

Osmanlı'da tıbb-ı cedidin yasaklandığına dair yaygın iddialar asılsızdır; 1703 tarihli ferman II. Mustafa döneminde çıkarılmış olup, yeni bir tıp doktrinini yasaklamak yerine ehliyetsiz ve izinsiz hekimleri denetlemeyi amaçlayan piyasa düzenlemesidir (Yerlioğlu, 2024).

Literatürdeki yeri

Yerlioğlu tarafından kaleme alınan bu çalışma, Osmanlı tıp tarihi literatüründe uzun süredir bir aksiyom olarak kabul edilen Tıbb-ı Cedid yasağına dair yerleşik anlatıyı kökten sarsmaktadır. Araştırma, öncelikle Ahmet Refik Altınay'ın transkripsiyon hatasından kaynaklanan 1704 tarihli belgenin aslında 1703 tarihli olduğunu ve II. Mustafa döneminin son aylarındaki Edirne Vakası bağlamında okunması gerektiğini kanıtlamaktadır. Bu kronolojik düzeltme, belgenin ideolojik bir yenilik karşıtlığından ziyade, saray katibi Şinasi'nin ölümüyle sonuçlanan somut bir tıbbi hata vakası üzerine çıkarılmış bir kamu sağlığı düzenlemesi olduğunu ortaya koyarak literatürde paradigmatik bir kayma yaratmaktadır.

Çalışma, Abdülhak Adnan Adıvar, Bernard Lewis ve yakın dönemde Harun Küçük tarafından savunulan 'Tıbb-ı Cedid'in devlet eliyle yasaklandığı' tezini doğrudan hedef almaktadır. Özellikle Lewis'in Hekimbaşı Nuh Efendi'yi hem bir yenilikçi hem de kendi yeniliğini yasaklayan kişi olarak sunan çelişkili anlatısını ve Küçük'ün İatrokimyacıların Bursa'ya sürgün edildiği yönündeki çıkarımlarını arşivsel verilerle sorunsallaştırmaktadır. Yazar, bu noktada hekim dükkanlarını tıbbi doktrinlerin çatışma alanı olarak değil, piyasa nizamını korumaya çalışan ihtisap kurallarına tabi esnaf kuruluşları olarak değerlendirerek Nükhet Varlık'ın düzenleyici devlet vurgusunu ekonomik bir boyuta taşımaktadır.

Araştırma, Osmanlı tıp tarihçilerine arşiv belgelerinin tekil transkripsiyonlar üzerinden okunmasının yarattığı riskleri gösteren metodolojik bir uyarı niteliğindedir. Tıbbi uygulamaların düzenlenmesini, hekimlerin birer 'çarşı esnafı' (esnaf-ı dükkan) olarak konumlandırıldığı gedik sistemi üzerinden açıklayarak tıp tarihini iktisat tarihiyle sentezlemektedir. Bu yaklaşım, Osmanlı modernleşmesi ve bilime yönelik tutum tartışmalarında sıklıkla kullanılan 'gericilik' veya 'direnç' gibi teleolojik ve dikotomik kavramların yerini, daha rasyonel ve sosyo-ekonomik tabanlı açıklamaların almasına katkı sunarak literatürü zenginleştirmektedir.

Sözlük

Tıbb-ı cedid · Yeni tıp
On yedinci yüzyılda Osmanlı dünyasında yayılmaya başlayan, Paracelsus ve iatrokimya geleneklerine dayanan, kimyasal ilaç ve tedavi yöntemlerini içeren tıp anlayışı.
Gedik
Osmanlı esnaf ve zanaatkarlarının belirli bir iş yerinde ticaret veya sanat icra etme hakkını ve bu hakkın tahsis edildiği yeri belirten hukuki kavram.
İhtisap
Osmanlı şehirlerinde çarşı ve pazarların, esnaf faaliyetlerinin, mal kalitesinin ve fiyatların dinî ve hukuki kurallara göre denetlenmesi sistemi.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewOsmanlı Devleti'nin 18. yüzyılda tıbbi yeniliklere karşı sistematik bir yasaklama politikası izlemediği savunulabilir.

Yazarın 1703 fermanının ideolojik değil, somut bir tıbbi hata vakası ve piyasa düzenlemesi üzerine çıkarıldığına dair bulgusu bu iddiayı desteklemek için kullanılır (Yerlioğlu, 2024).

Bursa ve İstanbul Arasındaki Tıbbi Literatür Akışı ve Sürgün İddialarının Analizi

Araştırma sorusu
1703-1729 yılları arasında kaleme alınan Tıbb-ı Cedid yazmalarının telif mekanları, hekimlerin İstanbul'dan Bursa'ya sistemli bir göçe zorlandığı tezini doğrulamakta mıdır?
Yöntem taslağı
Nitel ve nicel içerik analizi yaklaşımıyla, yazma eser kütüphanelerindeki 18. yüzyıl tıp risalelerinin ketebe kayıtları ve vakıf mühürleri incelenmelidir. Örneklem, veri doygunluğuna ulaşana kadar Tıbb-ı Cedid başlığı taşıyan tüm erişilebilir yazmaları kapsamalıdır.

Makaleyle bağlantısı: Yazar, Harun Küçük'ün iatrokimyacıların Bursa'da toplandığı yönündeki iddiasını kanıtsız bulmaktadır; bu çalışma söz konusu iddiayı ampirik olarak sınayacaktır (Yerlioğlu, 2024).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveErken modern dönem hekimliği, bilimsel uzmanlık kadar pazar ekonomisi ve lonca kurallarına tabi bir esnaf karakteri taşımaktadır.

Makalede hekim dükkanlarının gedik ve ihtisap sistemine dahil edilerek denetlenmesine yönelik analizler, mesleki kimliğin hibrit doğasını açıklamakta referans alınır (Yerlioğlu, 2024).

18. Yüzyıl İstanbul Hekim Gediklerinin İktisadi Değeri ve Devir Mekanizmaları

Araştırma sorusu
Hekim gediklerinin miras yoluyla devredilememesi ve mülazım listesine tabi olması, hekimliğin diğer esnaf gruplarına göre daha sıkı bir merkezi kontrole tabi olduğunu mu göstermektedir?
Yöntem taslağı
İstanbul Ahkam Defterleri üzerinden yapılacak karşılaştırmalı bir vaka analizi tasarlanmalıdır. Hekim gedikleri ile fırıncı veya kuyumcu gediklerinin devir kayıtları, arşiv belgeleri üzerinden nicel olarak karşılaştırılmalıdır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede belirtilen hekim gediklerinin miras bırakılamaması ve 'beş nefer mülazım' kuralı, bu meslek grubunun pazar içindeki istisnai konumuna işaret etmektedir (Yerlioğlu, 2024).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaOsmanlı bilim tarihindeki duraklama veya gerileme anlatıları, sıklıkla birincil kaynakların yanlış tarihlendirilmesi veya bağlam dışı okunmasıyla inşa edilmiştir.

Ahmet Refik Altınay'ın yaptığı kronolojik hatanın yarım asırdan fazla süre boyunca koca bir 'yasaklama' literatürü beslemesi, historiografik bir eleştiri olarak sunulur (Yerlioğlu, 2024).

Saray Katibi Şinasi'nin Ölümü ve 1703 Tıbbi Malpraktis Sürecinin Mikro-Tarihsel Analizi

Araştırma sorusu
1703 tarihli davanın seyri, dönemin Hekimbaşılık makamının tıbbi ehliyet ve malpraktis değerlendirmelerinde hangi teknik kriterleri kullandığını ortaya koymaktadır?
Yöntem taslağı
Berlin Devlet Kütüphanesi'ndeki Diez A. quart. 75 numaralı kronik ve BOA'daki ilgili mühimme kayıtları üzerinden mikro-tarihsel bir yeniden inşa yapılmalıdır. Belge analizi yöntemiyle yargılama süreci ve hekimlerin imtihan aşamaları dökümlenmelidir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın Markus Köhbach'ın çalışmasına atıfla sunduğu Şinasi vakası, Tıbb-ı Cedid anlatısının merkezindeki olayın hukuki ve teknik detaylarının derinleştirilmesi gerektiğini göstermektedir (Yerlioğlu, 2024).

Kaynakça

  1. Adıvar, A. A. (1982). Osmanlı Türklerinde İlim. Remzi Kitabevi.
  2. Küçük, B. H. (2020). Science without Leisure: Practical Naturalism in Istanbul, 1660-1732. University of Pittsburgh Press.

Bu konudaki diğer çalışmalar

Dil, Kültür ve TarihNitel araştırma · 2023

Osmanlı devleti neden önemli bir konu?

Prusya'da askeri modernleşme ve siyasi birliğin tesisi süreçleri birbirini besleyen ve eş zamanlı yürütülen bütünleşik süreçler olarak şekillenmiştir.

Özge KURŞUN TÜKENMEZ · Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi · Beşerî Bilimler

Dil, Kültür ve TarihNitel araştırma · 2025

Kırım Hanlığı'nda toprak nizamı zamanla nasıl değişti?

Kırım Hanlığı'nın idari kademelenmesi, Cengizli geleneklerinden tevarüs eden bir hiyerarşiyi korumuş; han, han sülalesinden gelen oğlanlar ve kabile aristokrasisini temsil eden karaçı beyleri arasındaki güç dengesi devletin temelini oluşturmuştur.

Mehmet ARPACI ve Halil İSKENDER · Bilig Journal of Social Sciences in Turkish World · Beşerî Bilimler

Dil, Kültür ve TarihVaka çalışması · 2023

Osmanlı kent kimliği üzerine ne biliyoruz?

Bursa'da Cumhuriyet'in ilk on yılında ulusal kimliği tarihsel geçmişe dayandırma çabasıyla birlikte Osmanlı anıtsal yapıları koruma ve müzecilik faaliyetlerinin odağı haline gelmiş, Yeşil Medrese restorasyon projesinin ardından 1930 yılında arkeoloji müzesi olarak yeniden işlevlendirilmiştir.

Sermin Çakıcı · Kent Akademisi · Beşerî Bilimler