Modernleşme ve sekülerleşme olguları, sanayileşme ve küreselleşme süreçleriyle birlikte çağdaş toplumların yapısını, bireylerin değer sistemlerini ve yaşam tarzlarını derinden etkileyen iki temel sosyolojik dinamiktir. Batı toplumlarında ortaya çıkan klasik sekülerleşme yaklaşımları, modernleşmenin kaçınılmaz bir neticesi olarak dinin toplumsal ve kamusal alandaki görünürlüğünün azalacağını ve zamanla ortadan kalkacağını öngörmüştür. Ancak Türkiye gibi geleneksel değerlerin muhafaza edildiği ve modernleşme tecrübesinin kendine özgü sosyokültürel dinamikler eşliğinde yaşandığı toplumlarda bu süreçlerin doğrusal bir ilerleme izlemediği görülmektedir. Bu bağlamda çalışma, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi örnekleminde, üniversite gençliğinin modernleşme ile sekülerleşme süreçlerini nasıl deneyimlediğini sörgülamakta ve literatürde sıklıkla tartışılan din-modernite ilişkisine ampirik bir katkı sunmaktadır.
Araştırmanın metodolojik altyapısını nicel araştırma desenlerinden anket tekniği oluşturmakta olup veriler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde öğrenim gören 343 öğrenciden çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Çalışmada katılımcıların sosyodemografik özelliklerinin yanı sıra Harrison G. Gough tarafından geliştirilen modernite ölçeği ile Volkan Ertit tarafından Müslüman toplumlar için uyarlanan ve geliştirilen sekülerlik ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS yazılımı aracılığıyla betimsel istatistikler, korelasyon analizleri, güvenilirlik testleri, doğrulayıcı faktör analizi ve hiyerarşik regresyon modelleri yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma örnekleminin çoğunluğunu meslek yüksekokulları ile sağlık bilimleri öğrencileri oluştururken katılımcıların ailevi ve sosyoekonomik arka planları da analiz sürecinde dikkate alınmıştır.
Elde edilen bulgular, modernleşme ile sekülerleşme arasında pozitif ancak zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunduğunu (r = 0.273, p < 0.01), benzer şekilde modernleşmenin günlük yaşam pratikleri (r = 0.261) ve inanç-ibadet düzeyleri (r = 0.238) ile de istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler sergilediğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte, en dikkat çekici bulgulardan biri sekülerleşme ile günlük yaşam (r = 0.922) ve inanç-ibadet (r = 0.911) boyutları arasında tespit edilen çok güçlü pozitif korelasyonlardır. Bu durum, katılımcıların genel itibarıyla hem modern değerlere açık olduklarını hem de dini inanç ve ibadetlerini sürdürmeye devam ettiklerini kanıtlamakta ve sekülerleşmenin klasik anlamda bir din karşıtlığı olarak değil, dini yaşamın bireyselleşmesi ve pratiklerin dönüşmesi şeklinde yaşandığını göstermektedir.
Sonuç bölümünde yazar, Türkiye'deki üniversite gençliğinin modernleşme ile dini değerleri çatışmadan, melez bir biçimde bir arada sürdürebildiğini vurgulamaktadır. Bu durum, klasik sekülerleşme teorilerinin evrensellik iddialarının yerel kültürel dinamikler göz önüne alınarak yeniden ele alınması gerektiğini işaret etmektedir. Araştırmanın sınırlılıkları arasında örneklemin tek bir üniversite ile sınırlı olması ve katılımcıların sosyoekonomik profili yer alırken çalışma, ilerleyen araştırmalar için hem kuramsal hem de metodolojik açıdan önemli açılımlar sunmakta ve din sosyolojisi literatürüne yerel bağlamda değerli bir katkı sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırmanın kuramsal çerçevesi; Max Weber'in rasyonelleşme ve dünyanın büyüsinin bozulması tezleri, Emile Durkheim'ın dini kurumların işlevsel dönüşümü yaklaşımı, Karel Dobbelaere'in çok düzeyli sekülerleşme analizi, Steve Bruce'un klasik sekülerleşme teorisi ile José Casanova, Charles Taylor ve Nilüfer Göle gibi düşünürlerin kamusal din, imkân çerçevesi ve çoklu modernlik kavramsallaştırmaları üzerine kurulmuştur.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, Batı merkezli klasik sekülerleşme teorilerini, post-sekülerizm tartışmalarını, Türkiye'deki merkez-çevre çatışmasını, Osmanlı'dan Cumhuriyete modernleşme ve din politikalarını ele alan geniş bir literatürü muhatap almakta; ayrıca üniversite gençliğinde dini bireyselleşme eğilimlerini inceleyen güncel akademik çalışmaları ve ölçek temelli ampirik araştırmaları değerlendirmektedir.