Anlatı derlemesi incelemesi
DOI: 10.3389/fbioe.2022.1047279Sürdürülebilir Tarımsal Uygulamalar İçin Biyosürfaktanların Çok Yönlü Fonksiyonel Potansiyeli
Geleneksel tarımsal üretimde zararlılar ve bitki patojenleriyle mücadele etmek amacıyla sentetik kimyasal pestisitlerin, fungisitlerin ve gübrelerin aşırı kullanımı; toprak kalitesi, su kaynakları, hava ve genel ekosistem üzerinde ciddi tahribatlara yol açmaktadır.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Bhoomika M. Karamchandani et al.
- Yayın
- Frontiers in Bioengineering and Biotechnology
- Tarih
- 2022-12-12
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Küresel nüfus artışına bağlı olarak yükselen gıda talebi, tarımsal üretimde sentetik pestisit, fungisit ve kimyasal gübrelerin kontrolsüz biçimde kullanılmasına yol açmıştır. Organofosfat, organoklorlu ve karbamat türevi bu kimyasalların düşük suda çözünürlükleri ve yüksek hidrofobisiteleri, toprak parçacıklarına tutunarak ekosistemde uzun süre kalıcı olmalarına ve gıda zincirine dahil olmalarına neden olmaktadır. Çevresel ortamda biriken pestisit kalıntıları, toprak mikrobiyel çeşitliliğini bozmanın yanı sıra insanlarda kanser, akciğer bozuklukları ve bağışıklık sistemi yetmezlikleri gibi ciddi sağlık sorunlarını tetiklemektedir. Tarımsal sürdürülebilirliği tehdit eden bu ekolojik kriz, sentetik agrokimyasallara alternatif oluşturabilecek çevre dostu, biyo-bozunur ve toksisitesi düşük biyolojik çözümlerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu derleme çalışması, mikroorganizmalar veya bitkiler tarafından sentezlenen ramnolipit, surfaktin, mannosilertritol lipitleri ve soforolipit gibi biyosürfaktan moleküllerinin tarımsal patojenlerle mücadeledeki ve toprak iyileştirmedeki rolünü sistematik biçimde incelemektedir. Yazarlar, literatürdeki mevcut verileri derleyerek bitki büyümesini teşvik eden rizobakterilerin ürettiği sekonder metabolitlerin antifungallik, antibakteriyellik ve böcek öldürücü etkilerini sınıflandırmıştır. Çözümlemede amfifilik biyosürfaktanların hidrofobik pestisitler ve ağır metaller üzerindeki desorpsiyon, emülsifikasyon ve çözündürme mekanizmaları detaylandırılmıştır. Ayrıca nanoteknoloji entegrasyonu ile nano-kapsüllenmiş pestisit taşıma sistemleri ve süreçlerin çevresel etkilerini ölçen yaşam döngüsü değerlendirmesi metotları bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır.
İncelenen literatür bulguları, ramnolipit ve lipopeptit yapısındaki biyosürfaktanların Alternaria solani, Fusarium oxysporum, Zymoseptoria tritici ve Botrytis cinerea gibi yıkıcı fitopatojen mantarların zoospor lizisine, hif deformasyonuna ve çimlenme engellemesine yol açtığını göstermektedir. Biyosürfaktanlar, kritik misel konsantrasyonunun üzerindeki seviyelerde hidrofobik pestisitlerin suda çözünürlüğünü sentetik surfaktanlara kıyasla belirgin şekilde artırarak biyobozunmayı hızlandırmaktadır. Ayrıca Pseudomonas aeruginosa ve Lysinibacillus sphaericus gibi suşlardan elde edilen glikolipitler, toprakta biriken kadmiyum, çinko ve arsenik gibi ağır metalleri yüksek verimle şelatlayarak topraktan uzaklaştırabilmektedir. Fungal kitosan nanoparçacıkları ile ramnolipitlerin kombine kullanımı ise sinerjik etki yaratarak patojenlere karşı gereken minimum inhibitör konsantrasyonunu düşürmektedir.
Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümleri, biyosürfaktan tabanlı biyo-pestisit ve biyo-gübre formülasyonlarının geleneksel agrokimyasallara kıyasla yüksek çevresel kararlılık, düşük toksisite ve geniş spektrumlu biyo-kontrol avantajı sunduğunu ortaya koymaktadır. Yazarlar, endüstriyel ölçekte üretim maliyetlerinin yüksekliği ve düşük ürün verimi gibi kısıtların, mısır ıslatma suyu ve yağ atıkları gibi ucuz yenilenebilir substratların kullanımıyla aşılabileceğini vurgulamaktadır. Yaşam döngüsü analizleri, biyosürfaktan üretim süreçlerinin sentetik deterjanlara göre daha düşük çevresel ayak izine sahip olduğunu doğrulamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, sürdürülebilir tarım araştırmacıları için nano-biyoteknolojik formülasyonların tasarlanması ve yeşil pestisit yönetim stratejilerinin geliştirilmesi yönünde güçlü bir literatür temeli sağlamaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu derlemenin temel amacı, farklı biyosürfaktan türlerinin ve bunları üreten mikroorganizmaların ticari değeri yüksek ürünlerde bitki patojenleriyle mücadeledeki rolünü incelemek, pestisitlerin çözünürlüğünü ve topraktan uzaklaştırılmasını artırma yeteneklerini değerlendirmek ve nanoteknoloji ile yaşam döngüsü sürdürülebilirlik analizlerinin tarımsal uygulamalardaki potansiyelini ortaya koymaktır(Karamchandani et al., 2022).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Çalışma, nitel bir derleme deseni çerçevesinde yürütülmüş olup biyosürfaktanların tarımsal fitopatojenlerle mücadele, pestisit çözünürlüğünü artırma ve toprak ıslahı süreçlerindeki işlevsel rollerini literatür verileri üzerinden tematik olarak çözümlemektedir(Karamchandani et al., 2022).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, yüzey aktif mikrobiyel metabolitlerin amfifilik yapısı, yüzey ve arayüzey gerilimini düşürme mekanizmaları, hücre zarı geçirgenliğini bozma yeteneği ve bitki büyümesini teşvik eden rizobakterilerin (PGPR) antagonistik işlevselliği kuramsal temeline dayanmaktadır. Biyosürfaktanların misel oluşturma özellikleri, hidrofobik kirleticilerin desorpsiyonu ve solubilizasyonu ile bitki bağışıklık sistemini tetikleme süreçleri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Derleme, sentetik kimyasal pestisitlerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki kronik zararlarını belirten saha araştırmalarından, Pseudomonas, Bacillus ve Rhodotorula türlerinin ürettiği ramnolipit, surfaktin, fengisin, iturin, soforolipit ve MEL gibi amfifilik moleküllerin fitopatojenlere karşı antimikrobiyel etkinliklerini gösteren deneysel literatüre kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Ayrıca pestisit solubilizasyonu, yüzey aktif maddelerle desteklenmiş ıslah teknikleri, nano-kapsülasyon yaklaşımları ve yaşam döngüsü analizi (LCA) çalışmalarına atıfta bulunulmaktadır.
Araştırmanın Bulguları
Pseudomonas aeruginosa JS29 suşundan elde edilen ramlipit yapısındaki biyosürfaktanların, domateste erken yaprak yanıklığına yol açan Alternaria solani mantarının gelişimini laboratuvar ortamında 3.00 g/L konsantrasyonda %73 oranında engellediği saptanmıştır(Karamchandani et al., 2022).
Lysinibacillus sphaericus IITR51 suşu tarafından üretilen ramlipitlerin, suda güç çözünen hidrofobik pestisitlerden alfa-endosülfan, beta-endosülfan ve gama-heksaklorosikloheksanın çözünürlüğünü belirgin düzeyde artırarak biyoremediasyon kapasitesini yükselttiği gösterilmiştir(Karamchandani et al., 2022).
Lycopersicon esculentum rizosferinden izole edilen Pseudomonas guariconensis LE3 suşu ile hazırlanan biyosürfaktan katkılı biyoformülasyonun, ayçiçeğinde Macrophomina phaseolina kökenli Kömür çürüklüğü hastalığına karşı %75 oranında biyokontrol etkinliği sağladığı belirlenmiştir(Karamchandani et al., 2022).
Bacillus mojavensis P1709 kültür ortamından elde edilen asit-çöktürme fraksiyonunun, çeri domateslerde Fusarium oxysporum f. sp. lycopersici kaynaklı çürümeyi ve mikotoksin (T-2, HT-2) üretimini %98 oranında baskılayarak hasat sonrası koruma sağladığı tespit edilmiştir(Karamchandani et al., 2022).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
İncelenen literatür verileri, biyosürfaktanların fitopatojenik mikroorganizmaların gelişimini belirgin şekilde baskıladığını ve hidrofobik pestisitlerin toprak ortamındaki çözünürlüğünü önemli düzeyde artırdığını göstermektedir.
Yazarlar bu durumu, biyosürfaktanların amfifilik yapıları sayesinde mantar hücre zarlarının düzenini bozarak lizise yol açması ve kritik misel konsantrasyonu üzerinde apolar kirleticileri misel yapıları içine alarak desorpsiyonu kolaylaştırması mekanizmasıyla açıklamaktadır.
Tartışma bölümünde elde edilen sonuçlar, Lahkar ve arkadaşları ile Gaur ve arkadaşlarının çalışmalarıyla karşılaştırılarak mikrobiyel moleküllerin sentetik kimyasallara kıyasla hem yüksek antipatojenik etki hem de düşük çevresel toksisite sunduğu vurgulanmaktadır.
Sonuç olarak, biyosürfaktan tabanlı biyoformülasyonların ve nanotaşıyıcı sistemlerin tarımsal üretim süreçlerine entegrasyonu, kimyasal girdi bağımlılığını azaltarak ekolojik sürdürülebilirliği destekleyen güçlü bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Lahkar ve arkadaşları tarafından yapılan deneysel incelemeler, biyosürfaktanların sentezlendiği suşa bağlı olarak antifungal etkinlik düzeylerinin değiştiğini, P. aeruginosa JS29 kökenli ramlipitlerin doğrudan mantar hücresi zar geçirgenliğini bozarak sentetik fungisitlere eşdeğer biyokontrol potansiyeli sergilediğini doğrulamaktadır(Karamchandani et al., 2022).
Gaur ve ekibinin bulguları, mikrobiyel üretimli yüzey aktif maddelerin kritik misel konsantrasyonu üzerinde hidrofobik organoklorlu pestisitlerin desorpsiyonunu hızlandırdığını ve sentetik sürfaktanlara kıyasla ekotoksikolojik risk oluşturmadan toprak temizleme süreçlerinde yüksek performans sunduğunu ortaya koymaktadır(Karamchandani et al., 2022).
Rebello ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği yaşam döngüsü değerlendirmesi çalışmaları, biyosürfaktanların petrokimyasal kökenli sentetik yüzey aktif maddelere kıyasla üretim ve kullanım aşamalarında önemli ölçüde daha düşük çevresel ayak izi bıraktığını ve ekosistem sürdürülebilirliğine katkı sunduğunu göstermektedir(Karamchandani et al., 2022).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Yazarlar, biyosürfaktanların ve bunları üreten mikrobiyel toplulukların sentetik tarım kimyasallarına çevre dostu ve etkin bir alternatif sunduğu sonuçuna varmıştır. Bu amfifilik moleküller, fitopatojenik bakteri ve mantarlara karşı doğrudan biyokontrol sağlamanın yanı sıra hidrofobik pestisitlerin ve ağır metallerin toprakta çözünürlüğünü artırarak ıslah süreçlerini hızlandırmaktadır. Nanoteknolojik formülasyonlar ve yaşam döngüsü analizleriyle desteklendiğinde biyosürfaktanlar, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasında stratejik bir rol üstlenme potansiyeline sahiptir(Karamchandani et al., 2022).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu derleme, tarımsal üretimde sentetik kimyasal pestisitlerin ve gübrelerin yarattığı çevresel tahribata karşı mikrobiyel kökenli amfifilik moleküller olan biyosürfaktanların sunduğu sürdürülebilir alternatifleri bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Çalışma, biyosürfaktanların geniş spektrumlu antimikrobiyel etkinliklerini, fitopatojenik bakteri ve mantarlara karşı biyokontrol ajanları olarak mekanizmalarını ve hidrofobik karakterli apolar pestisitlerin toprak ortamında desorpsiyonunu kolaylaştırıcı rollerini sentezlemektedir. Literatürde parçalı halde bulunan biyolojik mücadele, kirletici ıslahı, nano-taşıyıcı formülasyonlar ve yaşam döngüsü değerlendirmesi verilerini bir araya getirerek konunun teorik ve pratik boyutlarını birleştiren kapsayıcı bir çerçeve sunmaktadır.
Çalışma, önceki literatürde ağırlıklı olarak çevre mühendisliği ve biyoremediasyon odaklı incelenen biyosürfaktan araştırmalarını doğrudan tarımsal fitopatoloji ve ürün koruma alanına taşımaktadır. Önceki yayınlar genellikle tek bir bakteriyel suşun veya tek bir biyosürfaktan tipinin izolasyon ve yüzey gerilimi düşürme parametrelerine odaklanırken, bu derleme ramnolipit, surfaktin, mannosilertritol lipitleri ve soforolipitlerin bitki-patojen etkileşimlerindeki hücresel mekanizmalarını kıyaslamaktadır. Ayrıca sentetik sürfaktanların çevre üzerindeki olumsuz etkilerini gösteren temel çalışmalarla biyosürfaktanların biyobozunurluk ve düşük toksisite avantajlarını entegre ederek önceki literatürü genişletmektedir.
Makale, biyosürfaktanların yalnız doğrudan patojen baskılama işlevini değil, aynı zamanda kök rizosferindeki bitki büyümesini teşvik eden bakterilerle (PGPR) gösterdiği sinerjiyi ve nanoteknolojik taşıyıcı sistemlerle ambalajlanma potansiyelini bir arada sunarak literatür taramasına özgün bir katma değer sağlamaktadır. Biyosürfaktan üretimi ve tarımsal uygulamalarının Çevresel Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve Sosyal Yaşam Döngüsü Sürdürülebilirlik Analizi (LCSA) çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, konunun sosyo-ekonomik ve ticari uygulanabilirlik boyutuna ilişkin akademik boşluğu doldurmaktadır.
Kaynakça
- Lahkar, J., Borah, S. N., Deka, S., & Ahmed, G. (2015). Biosurfactant of Pseudomonas aeruginosa JS29 against Alternaria solani: The causal organism of early blight of tomato. Biocontrol, 60(3), 401-411. https://doi.org/10.1007/s10526-015-9650-y
- Gaur, V. K., Bajaj, A., Regar, R. K., Kamthan, M., Jha, R. R., Srivastava, J. K., et al. (2019). Rhamnolipid from a Lysinibacillus sphaericus strain IITR51 and its potential application for dissolution of hydrophobic pesticides. Bioresource Technology, 272, 19-25. https://doi.org/10.1016/j.biortech.2018.09.144
- Rebello, S., Anoopkumar, A. N., Sindhu, R., Binod, P., Pandey, A., & Aneesh, E. M. (2020). Comparative life-cycle analysis of synthetic detergents and biosurfactants—An overview. Refining Biomass Residues for Sustainable Energy and Bioproducts, 511-521. https://doi.org/10.1016/B978-0-12-818996-2.00023-5
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Biyosürfaktanlar amfifilik yapıları sayesinde hidrofobik pestisitlerin toprak parçacıklarından desorpsiyonunu ve suda çözünürlüğünü belirgin şekilde artırmaktadır.
Bu metin, lisansüstü tezlerin literatür taraması bölümünde sürfaktan kontrollü iyileştirme (SER) mekanizmalarını açıklamak ve amfifilik moleküllerin apolar tarım kimyasallarının biyo-yararlanımını nasıl yükselttiğini gösteren somut deneysel kanıtlar sunmak amacıyla kullanılabilir(Karamchandani et al., 2022).
Biyosürfaktan Destekli Kitosan Nanopartikül Formülasyonlarının Domates Solgunluk Patojeni Üzerindeki Biyokontrol Etkinliği
- Araştırma sorusu
- Pseudomonas kökenli ramnolipit ile fungal kitosan nanopartiküllerinin kombinasyonu, Fusarium oxysporum f. sp. lycopersici spor çimlenmesini in vitro koşullarda nasıl etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Laboratuvar ortamında F. oxysporum izolatına karşı yalnız ramnolipit, yalnız kitosan nanopartikülü ve bunların farklı kombinasyon oranları mikrotitre kuyucuklarında sıvı mikrodilüsyon yöntemiyle uygulanacaktır. Minimum inhibisyon konsantrasyonu (MİK) ve spor çimlenme yüzdesi spektrofotometrik ve mikroskobik sayımlarla belirlenecektir. Örneklem büyüklüğü güç analizi ile ve en az 3 bağımsız biyolojik tekrar üzerinden tasarlanacaktır. Veriler tek yönlü ANOVA ve Tukey post-hoc testi ile analiz edilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Derlemede ramnolipitlerin ve kitosan nanopartiküllerinin Xanthomonas campestris ve fungal patojenler üzerinde sinerjik antimikrobiyel etki gösterdiği ve MİK değerlerini belirgin şekilde düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu bulguya dayanarak benzer sinerjik etkinin ekonomik değeri yüksek olan domates solgunluk patojeni üzerinde sınanması önerilmektedir(Karamchandani et al., 2022).
Tez veya makalede kullanım · introduction
Mikrobiyel biyosürfaktanlar geniş spektrumlu antipatojenik etkinlikleri ile tarımsal biyokontrol süreçlerinde sentetik pestisitlere çevre dostu bir alternatif oluşturmaktadır.
Tezin giriş bölümünde, geleneksel tarım kimyasallarının neden olduğu çevre ve sağlık sorunlarını gerekçelendirirken, doğa dostu amfifilik moleküllerin geniş spektrumlu biyokontrol potansiyelini vurgulamak için bu kaynaktan yararlanılabilir(Karamchandani et al., 2022).
Lysinibacillus sphaericus Biyosürfaktanının Organoklorlu Pestisit Kirletimli Topraklarda Çözündürme ve Yıkama Performansı
- Araştırma sorusu
- L. sphaericus üretimi ramnolipit çözeltilerinin farklı kritik misel konsantrasyonu katlarında tarımsal topraktan endosülfan desorpsiyonuna ve biyoremediasyon oranına etkisi nedir?
- Yöntem taslağı
- Endosülfan ile yapay olarak kirletilmiş toprak sütunlarında (column leaching assay) farklı konsantrasyonlarda (0.5x, 1x, 2x, 5x CMC) biyosürfaktan çözeltileri geçirilecektir. Süzüntüdeki pestisit miktarı Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometresi (GC-MS) ile tayin edilecektir. Deney tasarımı 3 faktörlü tam faktöriyel düzenleme ile kurulacak, istatistiksel değerlendirmelerde varyans analizi uygulanacaktır. Örneklem tekrarları istatistiksel güç analizine göre hesaplanacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Gaur ve arkadaşları (2019) tarafından Lysinibacillus sphaericus IITR51 suşunun ürettiği ramnolipitlerin hidrofobik pestisit çözünürlüğünü 7.2 kat artırdığı kaynağın derleme metninde aktarılmıştır. Bu yöntemin toprak sütunlarında dinamik yıkama sistemlerine uyarlanması pratik saha ıslahı için doğrudan bu bulgudan türetilmiştir(Karamchandani et al., 2022).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Biyosürfaktanlar patojenlerle mücadele ve kirletici temizliğinin yanı sıra toprak kalitesini ve ekolojik sürdürülebilirliği geliştiren çok yönlü tarımsal potansiyele sahiptir.
Tartışma bölümünde elde edilen biyolojik mücadele ve remediasyon bulgularını geniş bir ekolojik bağlama oturtmak ve mikrobiyel ürünlerin sürdürülebilir tarımdaki bütüncül katkılarını değerlendirmek için tercih edilebilir(Karamchandani et al., 2022).
Erken Yaprak Yanıklığına Karşı Biyosürfaktan Uygulamalarının Tarla Koşullarında Domates Verimine ve Patojen Baskılanmasına Etkisi
- Araştırma sorusu
- Pseudomonas aeruginosa kökenli ramnolipit biyosürfaktanının tarla ölçeğinde yapraktan uygulanması Alternaria solani enfeksiyon şiddetini ve domates meyve verimini nasıl değiştirmektedir?
- Yöntem taslağı
- Rastgele bloklar deneme desenine göre kurulan tarla denemesinde domates bitkilerine belirlenen konsantrasyonlarda (1.5 g/L ve 3.0 g/L) biyosürfaktan ve ticari sentetik fungisit püskürtülecektir. Yaprak enfeksiyon indeksi, yaprak dökülme oranı ve meyve verimi kaydedilecektir. Örneklem boyutu istatistiksel güç analizi ile belirlenecek ve veriler tekrarlanan ölçümlü varyans analizi (Repeated Measures ANOVA) ile sınanacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Lahkar ve arkadaşlarının (2015) P. aeruginosa JS29 biyosürfaktanının domateste Alternaria solani'yi 1.5 g/L tarla dozunda tam olarak engellediğine dair derlemede aktarılan bulgusu, bu yöntemin farklı ekolojik tarla koşullarında tekrarlanabilirliğini sınama ihtiyacını doğurmaktadır(Karamchandani et al., 2022).