Türkiye ekonomisinin üretim ve istihdam omurgasını oluşturan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ), toplam işletme sayısının %99,76'sını oluşturarak ekonomik canlılığın en temel göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak bu stratejik öneme sahip birimlerin profesyonel yönetim eksikliği, teknolojik yetersizlikler ve en önemlisi finansman kaynaklarına erişimde yaşadıkları zorluklar, makroekonomik büyüme hedefleri önünde bir risk teşkil etmektedir. Literatürde KOBİ kredilerinin büyümeyi tetikleyici rolü sıklıkla vurgulanırken, finansal piyasaların derinleşme biçiminin reel ekonomi üzerindeki yansımaları tartışmalı kalmaya devam etmektedir. Bu çalışma, söz konusu teorik tartışmaları Türkiye'nin son on beş yıllık verileri ışığında ampirik bir süzgeçten geçirmeyi hedeflemektedir.
Araştırmanın temel odağı, 2007 ile 2021 yılları arasındaki çeyreklik verileri kullanarak bankacılık sektörü tarafından sağlanan KOBİ kredilerinin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) üzerindeki etkisini saptamaktır. Analiz modelinde GSYH bağımlı değişken olarak tanımlanırken; KOBİ kredileri, ticari kredi faiz oranları, finansal gelişme ölçütü ve diğer krediler bağımsız değişkenler olarak konumlandırılmıştır. Veri seti 2008 küresel finans krizi ve COVID-19 pandemisi gibi yapısal kırılma anlarını kapsadığı için, standart regresyon yöntemlerinin sapan değerlerden etkilenme riskini bertaraf etmek amacıyla Robust En Küçük Kareler Yöntemi (S-Tahmincisi) uygulanmıştır. Bu yöntem seçimi, ekstrem koşulların bulunduğu dönemlerde elde edilen katsayıların güvenilirliğini ve modelin açıklama gücünü maksimize etmiştir.
Ampirik analizden elde edilen bulgular, KOBİ kredileri ile ekonomik büyüme arasında beklentilere paralel olarak pozitif ve istatistiksel anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Model sonuçlarına göre, KOBİ'lere sağlanan kredi hacmindeki artışlar GSYH büyümesini doğrudan desteklemektedir. Öte yandan, finansal gelişme göstergesi olarak kullanılan M2/GSYH oranının büyüme ile negatif yönlü bir ilişki sergilemesi, finansal genişlemenin her zaman reel büyümeyi beslemeyebileceği yönündeki literatür bulgularıyla örtüşmektedir. Kredi faiz oranlarının artışı ise ekonomik aktiviteyi daraltıcı bir etki yaratmaktadır. Ayrıca modele dahil edilen kukla değişken, küresel kriz ve pandemi süreçlerinin Türkiye ekonomisi üzerinde beklenen daraltıcı etkisini ampirik olarak kanıtlamış ve bu dönemlerde KOBİ desteklerinin kritik önemini teyit etmiştir.
Sonuç olarak çalışma, KOBİ'lerin sadece istihdam deposu değil, aynı zamanda finansal teşvikler yoluyla ekonominin genel büyüme performansını sırtlayan stratejik bir motor olduğunu doğrulamaktadır. Yazara göre, elde edilen bulgular Türkiye'de KOBİ'lerin finansal açıdan desteklenmesinin ekonomik verimlilik için bir tercih değil zorunluluk olduğunu göstermektedir. Önceki literatürle kurulan bağlamda, KOBİ odaklı kredi politikalarının sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu olduğu ve ekonomik kriz anlarında bu işletmelerin can suyu niteliğindeki kredilere erişiminin korunması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu analiz, dirençli tahmin yöntemlerini kullanarak elde ettiği bulgularla, Türkiye'nin reel sektör-finans kesimi ilişkisini inceleyen araştırmacılar için güncel ve sağlam bir kanıt seti sunmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- 2007-2021 yılları arasında Türkiye ekonomisinde faaliyet gösteren bankacılık sektörü ve makroekonomik göstergeler.
- Örneklem veya araştırma materyali
- 2007Ç1 ile 2021Ç3 dönemleri arasındaki 58 adet üçer aylık zaman serisi gözlem verisi.
- Veri toplama süreci
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) veri tabanlarından derlenen çeyreklik veriler.
- Veri analiz yöntemi
- Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) birim kök testi ve uç değerlerin etkisini arındıran Robust En Küçük Kareler Yöntemi S-Tahmincisi (Robust Least Square S-Estimation).
KOBİ Kredileri (DSME)Ekonomik Büyüme (DLNGDP)Diğer Krediler (DOTHER)Finansal Gelişme Oranı (DFINDEV)Ticari Kredi Faiz Oranı (DINT)Kukla Değişken (DUMMY1)
01Robust S-tahmincisi analiz sonuçlarına göre KOBİ kredileri ile ekonomik büyüme (GSYH) arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p < 0,05). Bu bulgu, KOBİ'lere sağlanan banka kredilerindeki artışın Türkiye'nin ekonomik büyümesini doğrudan ve olumlu yönde desteklediğini kanıtlamaktadır(Sarı, 2023).
02KOBİ dışındaki diğer nakdi krediler ile GSYH arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p < 0,05). Toplam kredilerden KOBİ kredileri çıkarılarak elde edilen diğer kredilerdeki genişleme, ülke ekonomisindeki genel üretim ve büyüme performansına pozitif katkı sağlamaktadır(Sarı, 2023).
03Finansal gelişme göstergesi olarak kullanılan M2 para arzının GSYH'ya oranı ile ekonomik büyüme arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Bu negatif ilişki, alternatif finansal gelişme göstergesi kullanılan modelde de korunmuş olup literatürdeki tartışmalı yapıyı doğrulamaktadır(Sarı, 2023).
04Bankalarca TL üzerinden açılan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranı ile GSYH arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Yüksek kredi faiz oranlarının finansman maliyetlerini artırarak ekonomik büyüme üzerinde baskılayıcı bir unsur olduğu anlaşılmaktadır(Sarı, 2023).
05Küresel finans krizi ve COVID-19 pandemisini temsil eden kukla değişken (DUMMY1) ile GSYH arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Olağanüstü küresel kriz durumlarının Türkiye ekonomisinde ciddi sapmalara ve büyüme kayıplarına yol açtığı ekonometrik olarak doğrulanmıştır(Sarı, 2023).