Havacılık sektörü, finansal dalgalanmalar ve operasyonel zorluklara rağmen dünya çapında en güvenli ulaşım modlarından biri olma unvanını korumaktadır. Ancak, havayolu şirketlerinin yölçular nezdindeki güvenlik algısına karşı aşırı duyarlılığı ve son yıllarda yaşanan trajik kazalar, uçak üreticilerinin emniyet performanslarının sürekli olarak mercek altına alınmasını gerektirmektedir. Sektörün en büyük iki rakibi olan Airbus ve Boeing'in dar gövdeli tek koridorlu uçak aileleri olan A32x ve B737, küresel hava taşımacılığının omurgasını oluşturmaktadır. Tarihsel olarak Boeing'in daha güvenli olduğuna dair yaygın bir inanış bulunsa da, son dönemde yaşanan teknik arızalar ve sistemik hatalar bu algıyı tartışmaya açmıştır. Bu doğrultuda, iki uçak ailesinin gerçek operasyonel veriler üzerinden karşılaştırılması, havacılık güvenliğindeki yapısal sorunların ve eğilimlerin anlaşılması açısından kritik bir araştırma problemi olarak öne çıkmaktadır.
Bu çalışmada, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) 2008 ile 2019 yılları arasındaki resmi güvenlik olayı veri tabanı kullanılarak Airbus A32x ve Boeing 737 uçak ailelerinin emniyet kayıtları sistematik bir şekilde karşılaştırılmıştır. Araştırmada nicel ampirik bir yaklaşım benimsenerek kaza türleri, olay kategorileri, uçuş aşamaları, yaralanma seviyeleri ve can kayıpları gibi nominal değişkenler analiz edilmiştir. İki üretici arasındaki verilerin bağımsızlığını ve dağılım uygunluğunu test etmek amacıyla Ki-Kare (Chi-Squared) ve örneklem boyutunun küçük olduğu alt gruplar için Fisher'ın Kesin Testi (Fisher's Exact Test) uygulanmıştır. Ayrıca, operasyonel yoğunluk farkından kaynaklanan sapmaları gidermek amacıyla, uçuş sayısı baz alınarak milyon kalkış başına düşen gövde kaybı ve ölümlü kaza oranları hesaplanmış, zaman içindeki değişimler Bileşik Yıllık Büyüme Oranı (CAGR) ve t-testi ile analiz edilmiştir.
Yapılan istatistiksel analizler sonuçunda, tüm güvenlik olayları göz önüne alındığında Boeing'in beklenenden daha fazla, Airbus'ın ise beklenenden daha az kaza yaptığı saptanmıştır (p=0.015). Özellikle kaza oranlarında Boeing lehine %10'luk bir artış gözlenirken, Airbus'ta %9'luk bir azalış kaydedilmiştir. Olay kategorileri incelendiğinde, pistten çıkma (runway excursion) olaylarının Boeing'de anlamlı derecede yüksek olduğu, havada çarpışma yakınlaşmalarının (midair collision) ise Airbus'ta daha fazla rapor edildiği görülmüştür. Ölüm oranları açısından bakıldığında, Boeing uçaklarındaki can kayıplarının beklenen değerlerin oldukça üzerinde gerçekleştiği istatistiksel olarak kanıtlanmıştır (p<0.001). Sadece kazalar düzeyinde yapılan değerlendirmede ise ölüm sayılarındaki bu belirgin farkın temel olarak yakın zamanda meydana gelen iki Boeing 737 Max kazasından kaynaklandığı ve bu kazaların veri setinden çıkarılmasının bilimsel açıdan kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.
Araştırma bulguları, Airbus'ın son 15 yılda kaza ve gövde kaybı oranlarını azaltma konusunda Boeing'e kıyasla istatistiksel açıdan daha başarılı bir eğilim sergilediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, Boeing uçaklarının her zaman daha güvenli olduğuna dair geleneksel sektörel kabulleri sarsmakta ve literatürdeki önceki karşılaştırmalı çalışmalarla uyumluluk göstermektedir. Çalışmanın literatüre sağladığı en önemli katkı, emniyet analizlerinde sadece ham kaza sayılarını değil, kalkış sayılarına göre normalleştirilmiş oranları kullanarak tarafsız bir metodoloji sunmasıdır. Havacılık emniyeti araştırmacıları ve lisansüstü öğrenciler için bu çalışma, büyük ölçekli küresel veri tabanlarının nasıl analiz edileceğine dair somut bir örnek sunmakta ve gelecekte yapılacak insan faktörleri ile pist güvenliği odaklı karma yöntem araştırmaları için sağlam bir ampirik zemin hazırlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırma, havacılık emniyet yönetimi sistemleri ve risk analizi kuramsal çerçevesine dayanmaktadır. Güvenlik olaylarının sıklığı, ciddiyet derecesi (kaza, ciddi olay, olay) ve ölüm oranları üzerinden sistemik risk değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca çalışmada, beklenmeyen uç olayların siyah kuğu kuramı bağlamında nasıl konumlandırılması gerektiği tartışılmakta ve üretici kaynaklı teknik hatalar ile kullanıcı kaynaklı insan faktörlerinin uçak güvenliği üzerindeki etkileşimi kuramsal bir zemin olarak ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, uçak üreticilerinin emniyet performanslarını karşılaştıran tarihsel literatüre değinmektedir. Özellikle 1990-1998 yılları arasında Boeing ve Airbus'ı karşılaştıran çalışmalar, uçuş kontrol ve aviyonik sistem hatalarını inceleyen araştırmalar ile insan faktörlerinin kazalardaki rolüne odaklanan yayınlar ele alınmıştır. Ayrıca 2018 ve 2019 yıllarında gerçekleşen Boeing 737 Max kazalarının havacılık emniyeti literatüründeki yankıları, yazılım hataları ve düzenleyici kurumların denetim süreçleri üzerinden detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir.