Kentsel ulaşım sistemlerinin elektrikleştirilmesi, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve sürdürülebilir akıllı şehirlerin inşa edilmesi hususunda kritik bir rol oynamaktadır. Bataryalı elektrikli otobüslerin yaygınlaşması bir yandan kentsel hava kalitesini artırırken diğer yandan elektrik şebekeleri üzerinde belirgin bir talep baskısı oluşturmaktadır. Özellikle rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının yüksek nüfuz oranlarına ulaştığı elektrik şebekelerinde, şarj süreçlerinin doğru yönetilememesi çevresel faydaları zayıflatabilmekte ve şebeke tıkanıklıklarına yol açabilmektedir. Bu noktada bağımsız sistem operatörü ile toplu taşıma otoritesinin birbirinden bağımsız hareket etmesi yerine, sistem genelini kapsayan bütünleşik bir koordinasyon mekanizmasının kurulması akademik ve uygulamalı alanda temel bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.
Araştırmada, akıllı şebeke ile elektrikli toplu taşıma otobüs sistemini eş zamanlı optimize etmek amacıyla tek bir sosyal planlayıcı yaklaşımına dayanan karma tamsayılı kuadratik programlama (MIQP) modeli ile iki farklı iki aşamalı stokastik programlama modeli geliştirilmiştir. Çalışmanın yöntemsel omurgasını oluşturan doğrusal doğru akım optimum güç akışı (DC-OPF) yaklaşımı; otobüslerin tarifeli sefer dışı kaldığı zaman dilimlerindeki şarj, deşarj ve duraklar arası yer değiştirme kısıtlarıyla zenginleştirilmiştir. İki aşamalı stokastik modellerde ise rüzgar enerjisi üretimindeki belirsizliklere karşı iki ayrı telafi mekanizması tanımlanmıştır: Birinci stokastik modelde konvansiyonel üreteçlerin güç artırma veya azaltma esnekliği kullanılırken, ikinci stokastik modelde otobüs bataryalarının ikincil aşamada ek şarj ve deşarj yapması sağlanmıştır.
San Jose bölgesindeki gerçek ulaşım ağı ve MATPOWER veri setleri üzerinden yürütülen sayısal deneyler, koordine edilen sistemin toplam işletim maliyetlerini belirgin biçimde düşürdüğünü göstermektedir. İki kurumun koordinasyonsuz hareket ettiği durumlarda sistem maliyetlerinin yükseldiği ve şebekede tıkanıklık riskinin arttığı tespit edilmiştir. Rüzgar enerjisi belirsizliği altında yürütülen analizlerde, konvansiyonel üreteç esnekliğinin rüzgar kullanım oranını %100 düzeyine çıkardığı; otobüs bataryaları üzerinden sağlanan telafi eyleminin ise ulaştırma operasyonel kısıtlarına rağmen rüzgar enerjisini %96,45 oranında değerlendirebildiği görülmüştür. Ayrıca elektrik fiyatlandırma stratejileri incelendiğinde, anlık marjinal fiyatların taşıma otoritesine arbitraj imkânı sunarak şebekedeki yük dalgalanmalarını yumuşattığı saptanmıştır.
Elde edilen bulgular, elektrikli otobüs filolarının yalnızca bir ulaşım yükü değil, aynı zamanda şebekeye esneklik sağlayan hareketli enerji depolama birimleri olarak işlev görebileceğini kanıtlamaktadır. Bu çalışma, akıllı şehirlerde altyapı planlaması yapan politika yapıcılar ve enerji yöneticileri için ampirik ve matematiksel bir zemin sunmaktadır. Birlikte optimizasyon modeli, gelecekte otobüs batarya kapasitelerinin artması ve filo ölçeklerinin büyümesi durumunda şebeke kararlılığının korunmasına imkân tanımaktadır. Literatür taraması açısından inceleme, ulaştırma yönetimi ile elektrik piyasası işletimini tek bir analitik çerçevede birleştirerek akıllı şebeke ve elektrikli ulaşım entegrasyonu araştırmalarında öncü bir referans niteliği taşımaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- San Jose, Kaliforniya bölgesindeki toplu taşıma güzergahları ve bu bölgeyi besleyen elektrik iletim şebekesi altyapısı.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Santa Clara Valley Transportation Authority (VTA) otobüs sefer saatleri ve Proterra Catalyst E2Max otobüs özellikleri ile MATPOWER test şebekeleri (case9, case14, case30, case39, case57, case118).
- Veri toplama süreci
- VTA'dan elde edilen gerçek zamanlı sefer planları ve konum verileri, Google Maps üzerinden hesaplanan şarj istasyonları arası seyahat süreleri, CAISO verilerine dayalı elektrik tüketim profili ve simüle edilmiş rüzgar enerjisi üretim verileri.
- Veri analiz yöntemi
- Gurobi Optimizer 8.1.0 çözücüsü kullanılarak deterministik MIQP modelinin ve iki aşamalı stokastik modellerin doğrusal/karesel kısıtlar altında çözülmesi; elde edilen sistem maliyetleri, şebeke tıkanıklığı ve rüzgar enerjisi kullanım oranlarının analiz edilmesi.
Eş-optimizasyon (Co-optimization)Akıllı Şebeke (Smart Grid)Elektrikli Otobüs Filosu (Battery-Electric Bus Fleet)İki Aşamalı Stokastik Programlama (Two-stage Stochastic Programming)Telafi Eylemleri (Recourse Actions)Şebeke Tıkanıklığı (Network Congestion)Arbitraj (Arbitrage)
01Koordineli yönetim şeması, bağımsız sistem operatörünün (ISO) işletim maliyetlerini önemli ölçüde azaltırken toplu taşıma otoritesinin araç bataryalarını daha verimli kullanmasını sağlar(Yetkin et al., 2024).
02Yenilenebilir enerji belirsizliklerine karşı otobüs bataryalarının şarj/deşarj esnekliğini kullanan ikinci stokastik model, jeneratör rampalama maliyetlerine bağlı olarak geleneksel rampalama modeline güçlü bir alternatif sunar(Yetkin et al., 2024).
03Elektrikli otobüs batarya kapasitelerinin artması koordinasyonsuz işletim altında şebeke tıkanıklığını ve sistemsel kısıt ihlallerini tetiklerken, koordineli yaklaşım bu tıkanıklığı başarılı bir şekilde hafifletmektedir(Yetkin et al., 2024).
04Piyasa fiyatlandırma stratejileri incelendiğinde, tepe fiyatlandırmanın şebeke tıkanıklık bilgilerini yansıtarak arbitraj imkânı tanıdığı, sabit fiyatlandırmada ise bu esnekliğin kaybolarak sistem maliyetlerini artırdığı görülmüştür(Yetkin et al., 2024).
05Geliştirilen şarj/deşarj tabanlı iki aşamalı stokastik modelde, toplu taşıma filosunun katı operasyonel gereksinimleri rüzgar enerjisinin toplam kullanım oranını nihai olarak sınırlayan temel unsurdur(Yetkin et al., 2024).