Nicel araştırma makalesi incelemesi

DOI: 10.3389/feduc.2024.1414606

Filistin Üniversitelerindeki Öğretim Üyelerinin Yükseköğretimde Yapay Zeka Uygulamalarının Kullanımına Yönelik Tutumları: Fırsatlar ve Zorluklar

Yükseköğretim kurumları, dijitalleşme ve gelişen teknolojilerle birlikte köklü bir dönüşüm süreci yaşamaktadır. Yapay zeka teknolojilerinin eğitim süreçlerine entegrasyonu, kişiselleştirilmiş öğrenme, idari verimlilik ve geri bildirim mekanizmalarının hızlandırılması gibi birçok önemli fırsat sunmaktadır.

Yazar
Amal Omar et al.
Yayın
Frontiers in Education
Tarih
2024-09-18
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Yükseköğretimde yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, bilgi aktarımı ve eğitim sunum yöntemlerinde köklü değişimlere yol açmaktadır. Bu bağlamda, yapay zeka teknolojileri öğrenme çıktılarını iyileştirmek, kişiselleştirilmiş ve uyarlanabilir öğrenme ortamları sunmak ve idari süreçleri optimize etmek adına önemli vaatler taşımaktadır. Ancak bu teknolojilerin entegrasyon süreci, akademik dürüstlük ihlalleri, intihal endişeleri, teknik altyapı yetersizlikleri ve öğretim üyelerinin iş güvencesi kaygıları gibi ciddi zorlukları da beraberinde getirmektedir. Filistin gibi sosyo-politik açıdan sürekli kriz ve kısıtlamalarla karşı karşıya olan bölgelerde, uzaktan eğitim zorunluluğu bu teknolojilerin önemini daha da artırmakta ve öğretim üyelerinin inanç ile tutumlarının derinlemesine çözümlenmesini zorunlu bir araştırma problemi haline getirmektedir.

Bu araştırmanın temel amacı, Filistin'deki An-Najah Ulusal Üniversitesi bünyesinde görev yapan öğretim üyelerinin yükseköğretimde yapay zeka uygulamalarının sunduğu fırsatlara ve karşılaşılan zorluklara yönelik inanç düzeylerini belirlemektir. Nicel-betimsel araştırma desenine dayanan bu çalışmanın örneklemini, rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 130 öğretim üyesi oluşturmaktadır. Veriler, biri fırsatları (15 madde) diğeri ise zorlukları (11 madde) ölçen, Likert tipinde tasarlanmış ve geçerlik-güvenirlik süreçlerinden geçirilmiş iki ayrı anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma), bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve parametrik olmayan Mann-Whitney ile Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır.

Araştırma bulguları, öğretim üyelerinin yükseköğretimde yapay zeka uygulamalarının kullanımına yönelik inanç ve tutumlarının genel olarak oldukça yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Yapay zeka uygulamalarının öğretimdeki faydaları en yüksek ortalamaya (4.15) sahipken, bilgiye erişimi artırma boyutu en düşük ortalama (3.86) ile yine yüksek düzeyde kalmıştır. Zorluklar boyutunda ise eğitim ve üniversite yönetimi süreçlerindeki engeller (4.04) en yüksek kaygı kaynağı olarak belirlenmiştir. Cinsiyet, akademik unvan, deneyim yılı ve fakülte türü (fen veya sosyal bilimler) değişkenlerine göre yapılan analizlerde, öğretim ve öğrenim süreçlerinin desteklenmesi boyutunda erkekler lehine, yapay zekanın öğretimdeki faydaları boyutunda ise doçent unvanlı öğretim üyeleri lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır.

Elde edilen sonuçlar, yükseköğretimdeki yapay zeka entegrasyonu literatüründe yer alan küresel eğilimlerle büyük ölçüde paralellik göstermektedir. Öğretim üyelerinin yapay zekaya yönelik olumlu yaklaşımları, bu teknolojilerin benimsenmesi için güçlü bir hazırbulunuşluğa işaret etmektedir; ancak altyapı yetersizliği ve etik kaygılar gibi engellerin giderilmesi için kurumsal düzeyde politika geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle Filistin bağlamında, devam eden askeri engellemeler ve yol kapatmalar nedeniyle uzaktan eğitime devam etme zorunluluğunun öğretim üyelerinin teknoloji kullanım becerilerini ve olumlu inançlarını pekiştirdiği sonuçuna varılmıştır. Bu çalışma, kriz bölgelerindeki yükseköğretim kurumlarında teknolojik dönüşümün idari ve pedagojik boyutlarını bütüncül bir yaklaşımla ortaya koyarak literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.

Araştırmanın amacı

Filistin üniversitelerinde görev yapan öğretim üyelerinin yükseköğretimde yapay zeka uygulamalarının kullanımına yönelik fırsat ve zorluklara dair tutum düzeylerini belirlemek(Omar et al., 2024).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Araştırmada, Filistin yükseköğretim bağlamındaki mevcut durumu betimlemek amacıyla nicel-gözlemsel desene dayanan tarama yöntemi benimsenmiştir(Omar et al., 2024).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışmanın kuramsal çerçevesi, yapay zekanın yükseköğretimdeki çok boyutlu rolünü ele almaktadır. Teknoloji entegrasyonu, kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri ve idari verimlilik teorik boyutları oluştururken, öğretmenlerin teknoloji inançları ve tutumları bu entegrasyonun belirleyicisi olarak kuramsallaştırılmıştır. Yapay zekanın sunduğu fırsatlar (öğretim desteği, kaynak zenginleştirme) ile karşılaşılan zorluklar (akademik dürüstlük kaygıları, altyapı eksiklikleri) dengeli bir yaklaşımla teorik zemine oturtulmuştur.

Makalenin ele aldığı literatür

İlgili literatürde yapay zekanın yükseköğretimdeki potansiyelini ve risklerini ele alan çalışmalar taranmıştır. Zawacki-Richter vd. (2019) tarafından yapılan sistematik inceleme, Huang vd. (2021) ve Chatterjee & Bhattacharjee (2020) gibi araştırmacıların teknoloji kabulü ve politika oluşturma üzerine çalışmaları ile Iqbal vd. (2022) tarafından Pakistan'daki ChatGPT algılarına yönelik yürütülen araştırmalar ele alınan temel literatürü oluşturmaktadır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Filistin üniversitelerinde görev yapmakta olan öğretim üyeleri çalışmanın hedef evrenini oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
Araştırmanın örneklemi, tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen ve Filistin'deki An-Najah Ulusal Üniversitesi'nde görev yapan 130 öğretim üyesinden oluşmaktadır.
Veri toplama süreci
Veriler, literatür taraması doğrultusunda geliştirilen ve Likert tipi 5'li derecelendirmeye sahip olan 'Fırsatlar Anketi' ile 'Zorluklar Anketi' aracılığıyla elektronik ve basılı formlar kullanılarak toplanmıştır.
Veri analiz yöntemi
Verilerin analizinde SPSS 26 yazılımı kullanılarak aritmetik ortalamalar, standart sapmalar, Bağımsız Örneklemler t-Testi, Mann-Whitney U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Kruskal-Wallis H testi uygulanmıştır.
yapay zeka uygulamalarıakademisyen tutumlarıyükseköğretim fırsatlarıyükseköğretim engelleriakademik unvanmesleki deneyimfakülte türü

Araştırmanın Bulguları

01

Öğretim üyelerinin yükseköğretimde yapay zeka uygulamalarının sunduğu fırsatlara ve karşılaşılan zorluklara yönelik inanç düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu belirlenmiştir(Omar et al., 2024).

02

Katılımcıların cinsiyet değişkenine göre yapay zeka fırsat ve zorluklarına ilişkin algılarında genel bir farklılık bulunmazken, sadece 'öğrenme ve öğretme süreçlerinin desteklenmesi' boyutunda erkek akademisyenlerin lehine anlamlı bir fark saptanmıştır(Omar et al., 2024).

03

Öğretim üyelerinin akademik unvanlarına göre tutumları incelendiğinde, 'öğretim ve eğitimde yapay zeka uygulamalarının faydaları' alt boyutunda doçent unvanına sahip akademisyenler lehine istatistiksel açıdan anlamlı fark gözlenmiştir(Omar et al., 2024).

04

Akademisyenlerin yapay zekanın yükseköğretimde kullanımına yönelik inançlarında, sahip oldukları mesleki deneyim yılı ve görev yaptıkları fakülte türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı tespit edilmiştir(Omar et al., 2024).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Yapılan araştırma, Filistin bağlamındaki yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim üyelerinin, yapay zeka teknolojilerinin eğitsel süreçlere dahil edilmesine yönelik oldukça olumlu ve yüksek düzeyde bir algıya sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yazarlar bu yüksek düzeydeki olumlu tutumu, özellikle pandemi döneminde ve sonrasındaki bölgesel krizlerde zorunlu olarak sürdürülen uzaktan eğitim deneyimlerinin akademisyenlerin teknoloji kullanım becerilerini ve aşinalıklarını artırmış olmasıyla açıklamaktadır.

Bu durum, literatürde yapay zekanın öğrenme ortamlarını kişiselleştirme, idari iş yükünü azaltma ve geri bildirim mekanizmalarını hızlandırma potansiyeline vurgu yapan önceki çalışmalarla paralellik gösterirken, aşırı bağımlılık ve etik kaygılar gibi engelleri de doğrulamaktadır.

Sonuç olarak, yükseköğretimde yapay zeka entegrasyonunun başarısı yalnızca teknik araçların varlığına değil, akademisyenlerin bu araçları pedagojik olarak nasıl konumlandıracaklarına ve kurumların sunacağı teknik ile etik desteğin niteliğine doğrudan bağlıdır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Yazarlar, akademisyenlerin yapay zeka kullanımına yönelik yüksek düzeydeki farkındalık ve hazırbulunuşluk bulgularının, yükseköğretimde eğitsel çıktıları ve idari verimliliği artırmak için yapay zekaya olan küresel eğilimlerle örtüştüğünü savunarak Crompton ve Burke'ün (2023) çalışmasıyla paralellik kurmaktadır(Omar et al., 2024).

Araştırmada saptanan aşırı teknoloji bağımlılığı, veri gizliliği ihlalleri ve etik kaygılar gibi engeller, Chatterjee ve Bhattacharjee (2020) tarafından ortaya konulan yapay zeka entegrasyonundaki kurumsal ve altyapısal riskler ile uyumluluk göstermektedir(Omar et al., 2024).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Yükseköğretim kurumlarında yapay zeka teknolojilerinin entegrasyonu, akademisyenlerin yüksek düzeydeki olumlu tutumları sayesinde önemli bir potansiyele sahiptir; ancak bu sürecin başarılı ve sürdürülebilir olması için üniversitelerin altyapı yetersizliklerini, siber güvenlik risklerini ve etik endişeleri giderecek kapsamlı politika ve eğitim programları uygulaması gerekmektedir(Omar et al., 2024).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu makale, gelişmekte olan ülkelerdeki yükseköğretim kurumlarında yapay zeka teknolojilerinin benimsenmesi konusundaki ampirik literatüre katkıda bulunmakta ve özellikle Filistin gibi kriz ve çatışma ortamlarında uzaktan eğitime devam etmek zorunda kalan üniversitelerin akademisyen perspektiflerini yansıtmaktadır. Mevcut literatürde yapay zekanın sunduğu teknik avantajlar sıklıkla teorik boyutta tartışılırken, bu çalışma ampirik verilerle öğretim üyelerinin inançlarını ve karşılaştıkları kurumsal ve pedagojik zorlukları doğrudan ortaya koyarak kuramsal tartışmaları saha gerçekleriyle zenginleştirmektedir.

Araştırma, Crompton ve Burke (2023) gibi araştırmacıların yükseköğretimdeki yapay zeka haritalandırmaları ve Zawacki-Richter ve arkadaşlarının (2019) gerçekleştirdiği sistematik incelemeler üzerine inşa edilmiştir. Önceki çalışmaların yapay zekayı öğrenme dostu bir arkadaş veya idari kolaylaştırıcı olarak sunan kuramsal yaklaşımlarını doğrulamakla birlikte, Iqbal ve arkadaşlarının (2022) ChatGPT'ye yönelik akademik dürüstlük ve intihal kaygılarını da ampirik olarak desteklemektedir. Çalışma, önceki literatürde sıklıkla göz ardı edilen bölgesel krizlerin akademisyenlerin teknolojik hazırbulunuşlukları üzerindeki dolaylı etkisini tartışarak literatürü genişletmektedir.

Makale, yükseköğretimde teknoloji kabulü ve yapay zeka entegrasyonu üzerine yapılacak sistematik literatür taramalarına çok boyutlu bir veri seti sunmaktadır. Çalışma, sadece yapay zekanın sunduğu faydaları değil, aynı zamanda üniversitelerdeki idari yetersizlikler, teknik altyapı eksiklikleri ve siber güvenlik endişeleri gibi yapısal engelleri de sınıflandırılmış faktör yapıları altında sunarak kapsamlı bir çerçeve çizer. Ayrıca, cinsiyet ve akademik unvan bazlı alt grupların yapay zekaya bakışındaki nüansları ortaya koyarak gelecekteki meta-analiz ve karşılaştırmalı çalışmalar için değerli bir ampirik referans noktası teşkil eder.

Kaynakça

  1. Crompton, H., & Burke, D. (2023). Artificial intelligence in higher education: the state of the field. International Journal of Educational Technology in Higher Education, 20, 1-22.
  2. Chatterjee, S., & Bhattacharjee, K. K. (2020). Adoption of artificial intelligence in higher education: a quantitative analysis using structural equation modelling. Educational Information Technologies, 25, 3443-3463.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · Giriş ve Arka Plan

Kriz dönemlerinde sürdürülen uzaktan eğitim deneyimleri, öğretim üyelerinin dijital araçlara ve yapay zeka uygulamalarına yönelik hazırbulunuşluk düzeylerini olumlu yönde etkilemektedir.

Bu makale, Filistin'deki kriz koşullarında uzaktan eğitimin devam etmesinin akademisyenlerin teknoloji becerilerini artırdığı ve yapay zeka inançlarını olumlu etkilediği bulgusuyla tezin giriş bölümündeki bağlamı desteklemektedir(Omar et al., 2024).

Savaş ve Kriz Bölgelerindeki Üniversitelerde Görev Yapan Öğretim Üyelerinin Yapay Zekaya Yönelik Hazırbulunuşluklarının Karşılaştırmalı Analizi

Araştırma sorusu
Kriz bölgelerindeki zorunlu uzaktan eğitim deneyimleri ile stabil bölgelerdeki standart eğitim süreçleri, öğretim üyelerinin yapay zeka araçlarını benimseme düzeylerini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
İki farklı ülkeden belirlenecek üniversitelerdeki öğretim üyelerinden amaçlı örnekleme ile seçilecek gruplarla nicel anket uygulaması ve t-testi analizleri gerçekleştirilecektir. Örneklem büyüklüğü güç analiziyle belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarların, Filistin'deki yol kapatmalar ve çatışmalar sebebiyle uzaktan eğitime devam edilmesinin akademisyenlerin teknoloji kullanma becerilerini artırdığı ve inançlarını olumlu etkilediği yönündeki tartışmasından mülhemdir(Omar et al., 2024).

02

Tez veya makalede kullanım · Tartışma ve Bulgular

Yükseköğretimde yapay zeka uygulamalarına yönelik inanç düzeylerinde cinsiyet ve deneyim yılı gibi demografik değişkenler genel olarak anlamlı bir farklılığa yol açmamaktadır.

Öğretim üyelerinin demografik özelliklerinin yapay zeka tutumları üzerindeki etkisizliğini tartışırken, makaledeki ANOVA ve t-testi sonuçları güçlü bir karşılaştırma matrisi sunar(Omar et al., 2024).

Yükseköğretimde Yapay Zeka Tabanlı Yazım Araçlarının Akademik Dürüstlük ve İntihal Algısı Üzerindeki Etkisi

Araştırma sorusu
Üniversitelerdeki yapay zeka tabanlı yazım yardımcılarının (örneğin ChatGPT) kullanım sıklığı ile akademisyenlerin intihal ve akademik dürüstlük kaygıları arasında nasıl bir ilişki vardır?
Yöntem taslağı
Akademisyenlerle yapılacak derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla nitel araştırma deseni benimsenecektir. Veri doygunluğuna ulaşılana kadar görüşmelere devam edilecek ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarların, akademisyenlerin öğrencilerin yapay zekayı hile ve intihal amaçlı kullanabileceğine dair taşıdığı etik kaygılara ve bu durumun öğretmen-öğrenci ilişkisini zedeleme potansiyeline yönelik tartışmalarından türetilmiştir(Omar et al., 2024).

03

Tez veya makalede kullanım · Yöntem ve Örneklem Gerekçesi

Yükseköğretim kurumlarında yapay zeka uygulamalarının benimsenmesinde teknik altyapı eksikliği ve idari yetersizlikler en kritik engeller arasında yer almaktadır.

Tez çalışmasında üniversitelerin yapay zeka entegrasyonu süreçlerindeki kurumsal engelleri gerekçelendirirken, makalenin faktör analiziyle belirlediği 'Zorluklar' boyutundaki verilerden yararlanılır(Omar et al., 2024).

Üniversitelerde Yapay Zeka Entegrasyonunu Engelleyen Altyapısal ve Siber Güvenlik Sorunlarının Değerlendirilmesi

Araştırma sorusu
Öğretim üyelerinin yapay zeka entegrasyonu sürecinde karşılaştıkları teknik ve siber güvenlik engelleri kurumsal destek sistemleri aracılığıyla nasıl aşılabilir?
Yöntem taslağı
Karma yöntem deseni (açıklayıcı sıralı desen) kullanılarak önce anket verileri toplanacak, ardından belirlenen odak gruplarla nitel görüşmeler yapılacaktır. Örneklem doygunluğu nitel aşamada, güç analizi ise nicel aşamada gözetilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin 'Teknik ve Güvenlik Zorlukları' alt boyutunda saptanan zayıf siber güvenlik sistemleri ve yetersiz teknik altyapı bulgularına ve bu engellerin giderilmesi yönündeki pratik önerilerine dayanmaktadır(Omar et al., 2024).